7. bölüm / 10
SENİ HATIRLADIĞIM GÜN5.BÖLÜM-YANLIŞ KİŞİ
Bölümler 10Şu an: 5.BÖLÜM-YANLIŞ KİŞİ
- 1 1.BÖLÜM- İSİMSİZ NOT471 kelime
- 2 17 Ekim — Üç yıl önce...229 kelime
- 3 devamı...259 kelime
- 4 2.BÖLÜM-DEMİR'İN BİLDİKLERİ609 kelime
- 5 3.BÖLÜM-ARKA KAPI649 kelime
- 6 4.BÖLÜM-YARIM KALAN KAYIT945 kelime
- 7 5.BÖLÜM-YANLIŞ KİŞİ680 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 6. BÖLÜM- ÜÇ YIL ÖNCE543 kelime
- 9 7. BÖLÜM- ESKİ GAZETE699 kelime
- 10 8.BÖLÜM-SİLİNEN İSİM830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“En azından onlara öyle söylenmişti.”
Nermin Hanım'ın bu sözleri telefonun diğer ucunda yankılanırken Deniz, Demir'e baktı.
Demir'in yüzü bir anda değişmişti.
Sanki Nermin Hanım'ın söylediği şeyi önceden biliyordu.
“Demir…” dedi Deniz. “Sen bu odanın varlığını biliyor muydun?”
Demir cevap vermedi.
“Bana bak ve cevap ver!”
“Deniz, şimdi bunun sırası değil.”
“Ne zaman sırası gelecek? Üç yıldır herkes benden bir şey saklıyor!”
Ege araya girdi.
“İkiniz de susun. Burada yalnız değiliz.”
Koridorun sonundan hafif bir ses geldi.
Tık.
Üçü de aynı anda kapıya döndü.
Tık… Tık…
Deniz'in kalbi hızlandı.
Üç kez.
Yine üç kez vurulmuştu.
Aynı geceki gibi.
Demir, Deniz'in kolunu tuttu.
“Arkamda dur.”
Deniz elini çekti.
“Bana emir verme.”
Demir cevap vermedi. Yavaşça koridorun sonuna doğru ilerledi. Ege de peşinden gitti. Deniz ise birkaç saniye yerinde kaldıktan sonra onları takip etti.
Arşiv odasının kapısı aralıktı.
Demir kapıyı yavaşça itti.
Gıcırdayan kapının ardından karanlık bir oda göründü. Yerde dağılmış kâğıtlar, devrilmiş bir sandalye ve açık bırakılmış eski bir dolap vardı.
Ama odada kimse yoktu.
“Birisi buradaydı,” dedi Ege.
Deniz yerdeki kâğıtlardan birini aldı.
Üzerinde eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta üç kişi bulunuyordu: Deniz, Demir ve Ege.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
“Üçünüz de gerçeği biliyorsunuz. Sadece biriniz hatırlıyor.”
Deniz'in elleri titredi.
“Bu fotoğraf ne zaman çekildi?”
Ege fotoğrafa baktı ve gözlerini kaçırdı.
“Yangından önce.”
Deniz ona döndü.
“Sen de mi biliyordun?”
Ege cevap veremedi.
Tam o sırada Demir, açık dolabın içinden küçük bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerinde yalnızca bir isim yazıyordu:
DEMİR YALIN
Deniz'in bakışları sertleşti.
“Demek aradığımız kişi sensin.”
Demir zarfı açmadı.
“Hayır, Deniz.”
“Peki neden senin adın yazıyor?”
“Çünkü birisi benim suçlu olduğumu düşünmeni istiyor.”
“Belki de suçlusun!”
Demir ilk kez sesini yükseltti.
“Ben seni o gece kurtarmaya çalıştım!”
Odanın içi sessizliğe gömüldü.
Deniz'in zihninde bir görüntü belirdi.
Karanlık bir koridor…
Yanan bir kapı…
Birinin elini tutuyordu.
Sonra bir ses:
“Demir'e güvenme!”
Deniz başını tuttu.
“Yeter… Yeter artık!”
Demir hemen yanına geldi.
“Deniz, bana bak. Buradayım.”
Deniz gözlerini kapattı.
“Sen… O gece benim yanımda mıydın?”
Demir'in gözleri doldu.
“Evet.”
“Peki neden beni kurtaramadığını söyledin?”
Demir cevap vermek üzereyken Ege araya girdi.
“Çünkü içeride başka biri daha vardı.”
Deniz yavaşça Ege'ye döndü.
“Kim?”
Ege derin bir nefes aldı.
“Ben yüzünü görmedim. Ama elinde bir dosya vardı. Yangından hemen önce arşive girdi.”
“Bunu neden daha önce söylemedin?”
“Çünkü o kişinin kim olduğunu öğrendiğimde her şeyin daha kötü olacağını anladım.”
“Kimdi Ege?”
Ege cevap vermedi.
Deniz'in telefonu titredi.
Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj gelmişti.
“Yanlış kişiden şüpheleniyorsun, Deniz. Demir seni kurtarmadı. Seni susturdu.”
Deniz mesajı Demir'e gösterdi.
Demir'in yüzü bembeyaz oldu.
“Bu mesajı kim gönderiyor?” diye sordu Ege.
Deniz cevap vermedi. Çünkü mesajın altında bir fotoğraf daha vardı.
Fotoğrafta yangından sonraki okul koridoru görünüyordu.
Koridorun sonunda Deniz vardı.
Yanında ise yüzü görünmeyen biri…
Fotoğrafın arkasına yazılmış tarih: 18 EKİM — 3 YIL ÖNCE
Deniz fotoğrafı büyüttü.
Yüzü görünmeyen kişinin elinde küçük, metal bir anahtar vardı.
Anahtarın üzerinde 17 yazıyordu.
Deniz yavaşça Demir'e baktı.
“Bu anahtar…”
Demir başını eğdi.
“Evet. Benim sana verdiğim anahtar.”
“Peki fotoğraftaki kişi kim?”
Demir uzun süre sustu.
Sonra Deniz'in gözlerinin içine baktı.
“Bunu öğrenirsen, artık hiçbirimize eskisi gibi bakamayacaksın.”
Deniz'in telefonu yeniden titredi.
Bu kez mesaj çok daha kısaydı.
“Demir'e değil, aynaya bak.”
Deniz kaşlarını çattı.
“Aynaya mı?”
Arkasındaki eski dolabın kapağında küçük bir ayna vardı. Deniz aynaya yaklaştı.
Camın köşesine kazınmış bir yazı gördü:
“İlk kapıyı sen kilitledin.”
Deniz'in nefesi kesildi.
Bir anda her şey gözlerinin önünden geçti.
Karanlık.
Duman.
Kapının kolu.
Ve kendi sesi:
“Kimse içeri girmesin!”
Deniz geriye doğru sendeledi.
Demir onu tutmaya çalıştı ama Deniz bu kez izin vermedi.
“Bana ne yaptığımı söyle!”
Demir'in gözleri doldu.
“Deniz…”
“BEN O GECE NE YAPTIM?”
Tam o sırada odanın dışından bir ayak sesi duyuldu.
Üçü de kapıya döndü.
Koridorda bir gölge vardı.
Gölge yavaşça geri çekildi.
Ege peşinden koşmak için kapıya yöneldi ama yerde küçük bir kâğıt gördü.
Kâğıdı alıp Deniz'e uzattı.
Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“Beni aramayın. Bir sonraki yangın bu kez tesadüf olmayacak.”
Deniz kâğıdı elinde sıktı.
Artık emindi.
Yangınla ilgili gerçek, sandıklarından çok daha yakındaydı.
Ve belki de en korkutucu gerçek şuydu:
Deniz, o gece yalnızca bir tanık değildi.
Olayın tam ortasındaydı.
Bölüm etkileşimi
