1. bölüm / 8
SENİ HATIRLADIĞIM GÜN1.BÖLÜM- İSİMSİZ NOT
Bölümler 8Şu an: 1.BÖLÜM- İSİMSİZ NOT
- 1 1.BÖLÜM- İSİMSİZ NOT471 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 17 Ekim — Üç yıl önce...229 kelime
- 3 devamı...259 kelime
- 4 2.BÖLÜM-DEMİR'İN BİLDİKLERİ609 kelime
- 5 3.BÖLÜM-ARKA KAPI649 kelime
- 6 4.BÖLÜM-YARIM KALAN KAYIT945 kelime
- 7 5.BÖLÜM-YANLIŞ KİŞİ680 kelime
- 8 6. BÖLÜM- ÜÇ YIL ÖNCE543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karadere'de yağmur, insanın içindeki sırları bile ortaya çıkaracakmış gibi yağardı.O sabah da gökyüzü kapkaranlıktı. Okulun bahçesindeki ağaçlar rüzgârla sallanıyor, öğrenciler yağmurdan kaçmak için kapıya doğru koşuyordu. Ben ise her zamanki gibi ağır adımlarla yürüyordum.
Çünkü benim için okul, yalnızca derslerden ve sınavlardan ibaret değildi.
Bu okulda herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bir olay vardı.
Üç yıl önce çıkan yangın.
Eski okul binasında meydana gelen yangının kaza olduğu söylenmişti. Bazıları elektriklerden kaynaklandığını, bazılarıysa o gece binada birilerinin bulunduğunu iddia ediyordu. Ama ne zaman konu açılsa öğretmenler konuşmayı değiştiriyor, öğrenciler de fısıldaşarak susuyordu.
Ben de diğerleri gibi bu konuyu unutmaya çalışmıştım.
Ta ki o sabaha kadar.
“Deniz!”
Arkamdan gelen sesle döndüm. Ege, elinde yarısı yenmiş bir poğaçayla bana doğru koşuyordu. Yine mi geç kaldın?” diye sordum.
Ege omuz silkti. “Geç kalmadım. Sadece zilin çalmasına birkaç dakika kaldı.”
“Buna geç kalmak deniyor.”
“Seninle tartışmak istemiyorum. Sabah sabah yeterince yoruldum zaten.”
Gülümsedim. Ege, çocukluğumdan beri en yakın arkadaşımdı. Bazen sinir bozucu olabiliyordu ama onun yanında kendimi rahat hissediyordum. En azından bazı konular dışında.
Mesela eski yangın.
Geçen yıl ona bu olay hakkında soru sorduğumda yüzündeki ifade bir anda değişmişti. Önce şaşırmış, sonra da konuyu kapatmak için elinden geleni yapmıştı.
O günden beri bu olayın düşündüğümden daha önemli olduğunu hissediyordum.
“Deniz, beni dinliyor musun?”
Ege'nin sesiyle kendime geldim.
“Ne?”
“Bugün neden bu kadar dalgınsın?”
“Bir şey yok.”
Bunu söylerken gözlerim istemsizce okulun girişine kaydı.
Demir Yalın, merdivenlerin başında duruyordu.
Her zamanki gibi siyah montunu giymiş, ellerini ceplerine sokmuştu. Etrafındaki insanlarla ilgilenmiyor, sanki herkes onun için görünmezmiş gibi davranıyordu.
Demir'i tanıyordum ama onu tanıdığımı söylemek bile tuhaftı. Çünkü onun hakkında bildiğim her şey, başkalarından duyduklarımdan ibaretti.
Sessizdi. Gururluydu. Kimseye kolay kolay güvenmezdi.
Ve üç yıl önceki yangınla bir bağlantısı olduğu söyleniyordu.
Göz göze geldiğimizde bakışlarını kaçırmadı. Birkaç saniye boyunca bana baktıktan sonra başını hafifçe yana eğdi.
Sonra arkasını dönüp içeri girdi.
Yine ona mı bakıyorsun?” dedi Ege.
“Hayır.”
“Tabii. Ben de okulun duvarlarına bakıyorum zaten.”
“Ege!”
Gülerek ellerini kaldırdı. “Tamam, tamam. Bir şey demedim.”
Dersler boyunca aklım Demir'deydi. Neden bana öyle bakmıştı? Beni tanıyor muydu? Daha önce onunla konuşmuş muydum da hatırlamıyordum?
Son düşüncemi hemen kafamdan attım.
Elbette hatırlardım.
Değil mi?
Öğle arasında kütüphaneye gittim. Kalabalıktan uzaklaşmak istiyordum. Kütüphane, okulun en sessiz yeriydi. Eski kitapların kokusu ve rafların arasındaki loş ışık bana huzur verirdi.
Nermin Hanım, masasının arkasında oturmuş kitapları düzenliyordu.
“Hoş geldin Deniz,” dedi gözlüğünü düzeltirken.
“Hoş buldum. Biraz kitaplara bakacaktım.”
“Tabii kızım. Ama çok oyalanma, öğleden sonraki dersini kaçırma.”
Başımı sallayıp rafların arasına girdim.
Eski gazetelerin ve okul yıllıklarının bulunduğu bölüme yöneldim. Nedenini bilmiyordum ama son zamanlarda üç yıl önceye ait şeyleri araştırmak istiyordum. Belki de yangın hakkında daha fazla bilgi bulabilirdim.
Rafın en altındaki kutuyu çekerken içinden birkaç dosya yere düştü.
Eğilip dosyaları topladım.
Tam kutuyu yerine koyacaktım ki sararmış bir kâğıt dikkatimi çekti.
Diğerlerinden farklıydı. Kenarları yıpranmış, bir kısmı katlanmıştı. Üzerinde tarih vardı...
Bölüm etkileşimi
