6. bölüm / 6
SENARYODA YOKTUMBÖLÜM 5
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 5
- 1 BÖLÜM 1671 kelime
- 2 BÖLÜM 2450 kelime
- 3 BÖLÜM 31.027 kelime
- 4 BÖLÜM 41.334 kelime
- 5 ◦KARAKTER TANITIMI◦
- 6 BÖLÜM 51.029 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Guyss, bundan sonra bölümlere böyle duyurular ile başlamayı düşünüyorumm, bölümler 1-2 haftada gelicek olmadı 3 hafta da. Elimden geldiğince hızlı atmaya çalışacağım, umarım bölümü beğenirsinizz. Keyifli okumalar diliyorumm. 👋🏻💐
💙YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA💙
Bana dönen kadın tanımadığım biriydi. Sanki benim gelmemi bekliyormuş gibi yanıma geldi.
"Demek geldin, biz de seni bekliyorduk. Gel içeri gir."
Kadın koluma girdi ve benimle yürümeye başladı. Tanımadığım yere girmek istemiyordum. Beni nerden tanıyordu, burası neresiydi? O kimdi ve neden maskeyle gelip sonra ilk gördüğüm kişiye yine aynı maskeyi vermişti? Yine bir labirentin içine düşmüş, çıkışı arıyor gibi hissediyordum. Evet bazı şeyleri abarttığım doğrudur.
"Bir dakika bekleyin. Siz kimsiniz, beni nerden tanıyorsunuz? Yani burası neresi, tanımadığım bir yere girmeyi istemem.
Kadın son sordugum soru ile önce duraksadı. Kapının yanında duran bir kişiye -görevli olduğunu düşündüğüm- el işareti ile bir şeyler anlattı. Adam başını sallayıp içeri girdi.
Görevli gelene kadar bende etrafı incelemeye başladım. Gece vakti olduğu için doğal olarak çok şey göremiyordum. Daha dikkatli etrafa bakınca bir tabela gördüm. Tabela da 'Ormanlar Destek Vakfı' yazıyordu. Bir ormanda neden vakıf vardı ki? Kadına dönüp koluna hafifçe vurdum. Kadın bana bakınca elimle tabelayı gösterdim. "Bu nedir, neden buraya bir vakıf kurdunuz?"
Kadın tam cevap verecekken görevli geldi. Elinde 2 tane dosya vardı. Kadın dosyaları alıp inceledi, sonra bana uzattı. Fazla kalın değillerdi. Dosyaları sonra incelemek için birkaç adım arkamda duran banka koydum.
"Gördüğün gibi biz bir vakıfız. Bu ormanda kaybolan kişilere yardım ediyoruz. Ve aynı zamanda ormanları koruyoruz. Yeterli mi?"
"Bilmem, yeterli mi? Bu arada isminiz neydi?"
"Adım Göksu. Göksu Altan. Seni zaten biliyoruz; Yağmur Aktaş. Neyse al dosyaları gel içeri girelim."
Dosyaları alıp Göksu ile birlikte içeri girdik.
-Arkadaşlar ıçerisi nasıl gözüküyor kuş bakışı halini sonraki bölümde atacağım zaten yazi vb. çok fazla olmayacak, tesisin içerisi kuş bakışı hali, doktor Yusuf ve Göksu Altan'da olacak 🤗-
Girişte yani içeride sağ tarafta insanlar oturuyordu. Önlerinde duran kağitlara ve dosyalara bakılırsa toplantı yapılıyordu.Başımı sallayıp 'merhaba' demek istedim.
"Yağmur gel canım, senin kalacağın yer burası. Yarın gidersin."
Göksu ile birlikte kalacağım odaya geldik. Bence güzeldi, en azından rahattı.
Hala neden maske taktığıni ve o kadının kim olduğunu merak ediyordum.
"Göksu, ben buraya az önce geldiğimde bir kadın vardı. Telefonda konuşuyordu sonra sen maskeyle geldin. Yani neden, noldu, görmemem gereken yada benzeri bir şey mi gördüm?"
"Hayır tabii ki. O ablanın işi zaten bitmişti. Bende giderken götürsün diye maskeyi verdim."
Hiç inandırıcı değildi ama neyse. Göksu çıkarken bende koluma baktım. Kanama durmuştu ama bence yine de bakılmalıydı.
"Göksu! Orda mısın? Bakman lazım!"
"Yağmur noldu, ne var?"
"Benim kolumda yara va rda, ben gelirken zaten kanıyordu. Bir baksan ne var mış ne olmuş?"
Göksu bana biraz daha yaklaşıp kolumu eline aldı. Uzun bir süre incelemişti. Ben fazla bakılmalık bir şey olduğunu sanmıyordum. Neyse
"Kan kurumuş zaten bir şey olmaz sen merak etme."
"Peki, iyi geceler."
...
🚫YAĞIZ'IN ANLATIMIYLA🚫
"Oğlum bir kere de hızlı ol lan! Senin yüzünden çok yavaş hareket ediyoruz."
"Abi tamam. Fenerler nerde ben ne bileyim? Aylar oldu çıkarmayalı."
Bahçede gördüğüm kan damlalarını telefonun flaşıyla takip etmiştim. Ama damlalar bir süre sonra görünmüyordu. Zaten telefonun fazla şarjı da yoktu. Eve gelince takmamıştım.
"Abi bak buldum. Ama bir tane var, ne yapcaz?"
"Ya sen bu akılla nasıl tıp okudun acaba, daha 10 dakika önce hiç bir şey olmamış gibi kraker yiyordun. Neyse telefonunun şarjı var mı?"
"Var abi" "Tamam sen telefonunla bakarsın bende fenerle bakarım hadi yürü."
Yusuf'a en son kan damlalarını nerde gördüğümü anlatırken çoktan dışarı çıkmıştık. Akşam kör gözüyle aramak yerine sabah da bakabilirdik ama buna pek niyetim yoktu.
Yerdeki cam kırıklarına dikkat ederek yürümeye devam ettik. Yine aynı yere damlaların bittiği yere geldik. Birkac adım daha atarak bir iz varmı diye baktım. Hala birşey görünmüyordu.
"Abi galiba bir iz buldum! Gelsene yanıma." Yusuf'un seslendiği yere doğru geldim. Tesisin arkasında anayola çıkan bir yerdi. Kanlar karşı ormana doğru gidiyordu. "Şşş, her ihtimale karşı sessiz ol, beni takip et." Karşı ormana geçip etrafa bakmaya başladık. Damlalar bir sağa, bir sola gidiyordu, işimiz zordu...
•35 Dakika Sonra• -Maşallah anca bulmuşlar mekanı-
"Abi! Bak bir vakıf var!" "Lan ayı, ne bağırıyon? Biz sana sessiz ol diyoruz, sen de yani var ya. Neyse."
'Ormanlar Destek Vakfı' Burayı önceden duymuştum. Refah söylemişti. Kapıyı tıklatmak için elimi kaldırdığım da Yusuf kolumu tuttu. "Noldu?" "Abi, çalmasak mı acaba, uyuyan vardır rahatsız ederiz belki." "Birşey olmaz gelsen yanıma." 'tık tık tık'
"Gece gece kimsin yaa?" Dedi kapının ardındaki ses.
"Benim. Yağız, Yağız Karahan yani."
Kapı açıldı. Göksu abla yüzünde bir gülümseme ile bize baktı.
"Yağız! canım hoşgeldiniz."
"Sağol Göksu abla. Hosbulduk."
"Yanındaki kim?"
"Ben Yusuf Kara. Doktorum, Yağız Bey'e yardıma gelmiştim."
"Hoşgeldin sende. Buyrun içeri geçin."
Göksu abla bize yer açtı, içeri girdik. Ferah bir yerdi. Ve sıcacıktı. İçeride tarafta koltuklar vardı. Koltuğa oturup ceketimi çıkardım ve yanıma koydum. Göksu abla bize mutfakta kahve hazırlıyordu. Arkamı döndüm;
"Abla, Yağmur Aktaş'ı tanıyor musun?"
"Evet. Bir arkadaşımın kızı. Hatta şuan burda. Yatak odasında uyuyor."
Son duyduğum iki cümle beni heyecanlandırmıştı.
"Görebilme imkanım var mı?"
"Oğlum sen sapık mısın? Kız uyuyor. Sabah konuşursunuz."
"Peki tamam abla." Telefonumu çıkarıp saate baktım. '01:40'.
"Bu saatte sizin ne işiniz var burada?"
"Abla şu fazladan yapılmış küçük bir eski tesis varya Yusuf ordaydı. Ben de dedim hani yakınken bir uğrayalım."
"Bu saatte niye, onu anlamadım? Belki ben veya bir başkası uyanık olmayacaktık. Gece gece başınıza bir şey gelse biz suçlu oluruz."
"Haklısın abla."
Yusuf ve Göksu abla sohbete dalmışlardı. Konu yine niye burada olduğumuza geldiğinde tam cevap verecekken telefonum çaldı.
"Çok pardon. Ben kapıdayım." Dışarı çıkıp bir banka oturdum ve masa lambasını açtım. Görüntülü aramaydı. Babam ve Refah'ın Babası arıyordu. Aramayı açtım.
"Ooo oğlum. Hiç açmasaydın ya."
"Özür dilerim baba, müsait bir yer bulmaya çalışıyordum."
"Nerdesin ki sen bu saatte?"
"Ormanlar Destek Vakfı'ındayım. Ya tesisisin ordaydım. Sonra Yusuf'la buraya gelelim dedik."
"Tamam oğlum. Biz Mehmet Bey ile biraz konuştuk. Sana söylemek istedikleri var."
"Yağız. Gözümü uyku tutmadı, ben her şeyi hazırladım, hazırdı zaten. Diyorum ki yarın başlayalım."
"Yani. Tamam olur. Saat kaçta, nerde olacak?"
"Saat yarın akşam 19:00 da başlayacak. Sana önceden anlattığım yerde olacak. Ha bide Yağmur'a bir şekilde çanta hazırlamalıyız."
"Olur, çanta işi kolay zaten."
"Sandığın kadar kolay değil. Gerçi Refah onu halleder. Şimdi planı anlatıyorum."
...
"Saat yarın akşam 19:00 da başlayacak. Sana kpnumunkonumunu "Saat yarın akşam 19:00 da başlayacak. Sana kpnumunkonumunu
Bölüm etkileşimi
