SENARYODA YOKTUM kitap kapağı

4. bölüm / 6

SENARYODA YOKTUM

BÖLÜM 4

Vaveyla Yazarı: Selinsu 💙🌊🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 4

💙YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA💙
Karşımdaki kız bugün okula giderken sabah gördüğüm Refah'ın yanındaki kıza benziyordu. Kızıl saçları, pürüzsüz hafif çilli yüzü, beyaz gömlek ve açık mavi kot pantolon giymişti. Açıkçası çok güzel bir kızdı. Birkaç adım atarak önümde durdu ve kendini tanıtmaya başladı;
"Ben Seda, Yağız'ın kız kardeşiyim. sizin okulunuz ve evlerimiz yakın, bazen seni izliyorum da ne yalan söyleyeyim. Refah senin gibi bir saf kızı nasıl sevmiş acaba?"
Duyduklarım karşısında sasirmistim. Yağız bana kız kardeşinin olduğunu hiç söylememişti. Asıl soru neden benim arkadaşlık ilişkilerime karışıyordu ki, sanane mesela, sanane
"Eğer benden Refah'ı almaya çalışacaksan söyleyeyim, bende oda buna izin vermeyiz. Çünkü biz yıllardır yakın arkadaşız, birbirimizi koruruz anladın mı?"
"Refah'ı elbette senden almayacağım, tabii hayatta kalabilirsen."
Ardından gülüp arkasını döndü. O esnada aklıma takılan bir soruyu soruverdim;
"Yağız'ın gerçekten kardeşi misin?"
"Noldu, tek çocuk olduğun için zoruna mı gitti, neyse evet benim kardeşim ve şunu bil ki onu asla benden ayıramazsın."
Hay senin egona... Gerizekalı, dışarıdan bakınca masum görünen bu kız aslında çok egolu, kaba ve soğuk bir kızdı.
Seda yan taraftaki masaya doğru ilerlerken Refah yanıma bir sandalye çekip ona oturdu.
Seda'nın büyük konuştuğunu düşünüyordum. Eğer bir insan elindekilerle çok övünürse onları kaybedebilirdi.
Kendimi garip hissediyordum. Daha doğrusu ne hissettiğimi bilmiyordum. Acı, kızgınlık, endise, kırgınlık. Ne hissettimi, ne düşündüğümü anlayamıyordum. Kendimi kaybetmiştim resmen. Tek istediğim bağırıp çağırmak, bir şeylere vurmak kırmak ve rahatlamaktı.
"Bana kızgın mısın?"
"Sence? Gerçekten soruyor musun bunu?"
"Tamam haklısın, hakkındır. Bu konuyu ben sana sonra anlatıcam. Bir de şey soracaktım sana, şimdi biz bilgisayar bölümü okuyoruz evet ama sen benden daha başarılısın bu konuda. Şey soracak-"
"Refah. Açık konuş, ne söyleyeceksen söyle hadi."
'Bana geçen bir numara yazdı, bilinmeyen bir numara, baksana neymiş."
Cebinden telefonunu çıkarıp bana verdi. Kilidi açıp Whatsappa girdim ve numaraya baktım. '494 568 79 34'. Bu numara benim annemin numarasına çok benziyordu.
"Telefonumu ver, cabuk."
"Al."
Hemen rehberime girip annemin numarasına tıkladım, numaralar aynıydı '494 568 79 34'...
"B-bu benim annemin numarası ama sana neden yazmış olabilir?"
"Ciddi misin! Bana b-ben bilmiyorum."
...

🚫YAĞIZ'IN ANLATIMIYLA🚫
Yağmur'dan aldığım kan örneğini doktor Yusuf'a verdim. Dna, kan grubu, hastalığı var mı yok mu bunlara bakacağını söylemişti. Ona verdiğim şırıngadaki kanı bir tüpe boşalttı, tüpüde bir makineye koydu.
"Sonuçların çıkması birkaç saat veya birkaç gün sürebilir. Size haber veririm zaten sonuçlar çıkınca."
"Tamam teşekkürler, kolay gelsin."
Revirden çıkıp Yağmur'un yanına gittim. Refah ile yan yana oturuyorlardı, Seda ise ortalıkta görünmüyordu. Kolumdaki saatten saate baktım. 23:37 idi.
"Refah saat geç oldu, hadi sen arabaya geç, ben sonra gelicem yanına."
"Olur. Yağmur iyi geceler, görüşürüz yarın."
"Görüşürüz..."
"Eee Yağmur damlası naber, hı?"
"Seninle konuşmak isteyeceğim son şey biliyorsun degil mi?"
"Üff tamam. Yarın sabah benden haber bekle, ha bu arada sakın kaçmaya çalışma çünkü, etraf kameralarla dolu."
"Bunu bildiğim için kaçmadım, kolumda yara var zaten, sayende."
Başımı aşağı yukarı salladım. Bir şey söylemek istemedim. Yağmur'un ellerini tekrar bağlayıp bir anda onu kucakladım.
"Lan bıraksana!"
"Yatağına götürüyorum seni, abartma ve sus."
Yağmur'u yatağına bıraktım, üstünü örttüm sonra odadan çıkıp kapısını kilitledim. Tesisten çıkıp eve dönmek üzere arabaya bindim. Birkaç saat sonra buraya tekrar gelicek hem sonuclara bakacaktım çıktı mı diye hemde Yağmur'u kontrol edecektim. Ne yapayım, bende emir koluydum.

💙YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA💙
Odadaki saatten dakikalardır aynı ses çıkıyordu. Tık, tık, tık...
Burdan kaçmak, gitmek şuanda en çok istediğim şeydi. Ama her yerin kameralı olması, kolumdaki yara işimi daha çok zorlaştırıyordu.
Kafamın içi sadece bir kaç saat içinde allalbullak olmuştu. Annemin Refah'a yazması, benim buraya getirilmiş olmam... Hiç birsey anlamıyordum. Neden burdaydım, neden başkasını değil de beni seçmişlerdi.
Bu gece kaçacaktım kararlıydım, bugün bana bunları yaptılarsa yarın kim bilir ne yaparlardı. Önce zorlukla yorganı üstümden çektim. Sonra yavaş yavaş yatakta oturur pozisyon aldım. İçeriden sesler geliyordu. Yüksek ihtimal birisi vardı. Yatak ise çok gıcırdıyordu yani her an birisi gelebilirdi. Hızla yataktan kalktım çünkü yavaş olursam daha çok zaman kaybeder ve daha fazla ses çıkarırdım. Odayı incelemeye başladım. Yatağımın baş ucunda bir komodin, komodinin karşısında kapı vardı. Kapının yanında ise gardırop vardı.
İşe öncelikle komodini incelemekle başladım. etrafında herhangi bir şey yoktu, çekmecelerin bir tanesinde bıçak bulmuştum fazla keskin değildi ama işime yarardı. Sonra gardırobu açtım sadece katlanmış ve asılmış kıyafetler vardı. Kıyafetlerin aralarına bakma ihtiyacı duymamıştım, bıçak bence yeterliydi. Odanın bir penceresi vardı ama biraz yukarıda ve yatay dikdörtgen şeklindeydi. Önce komodinin üstündeki bıçağı alıp ellerimi çözdüm, birisi gelip de kontrol eder diye bıçağı eski yerine, çekmeceye koydum. Sonra yatağımın üstüne çıkıp pencereyi açmaya çalıştım ama olmadı. Yapacak tek birşey kalmıştı, bıçakla camı kırıp öyle kaçacaktım. Kapıyı açıp birisi var mı diye kontrol etmeye çalıştım, ama kapı açılmadı, tek tedirgin olduğum şey odamın içinde kamera olup olmadığını bilmememdi, saçma bir düşünceydi belki evet ama gerçekten odamda kamera olabilirdi.
Kötü düşüncelerden kurtulup derin nefesler aldım sakinleşmek için ilk deneyimim olduğu için heyecanlıydım. Tekrar kapıyı açmaya çalıştım. Kilitliydi sanırım, çünkü açılmıyordu. Sertçe kapıyı açmaya çalıştığımda bi anda kapı açıldı ve yere yapıştım.
"Saat gecenin 12 si. Ne yapmaya çalışıyorsun!"
Şansıma... Gerçi ben saatlerdir yemek yememiştim. Yalanımda hazır, akıl işte.
"Şey ben saatlerdir yemek yemedim, acıktım o yüzden çıkmaya çalıştım."
"1. yarın yersin yemeğini, 2. senin ellerini nasıl veya kim çözdü?"
"Ben uyurken açılmış sanırım, bilmiyorum yani."
"Off, tamam, vicdan işte gel sana yemek hazırlayayım."
Teşekkür anlamında başımı sallayıp gülümsedim. Birlikte mutfağa geçtik.
Mutfak biraz küçüktü. tabii burası bir ev değildi, normal. Ismini bilmediğim arkadaş bir tava çıkarıp yağ döktü sonra ocağa koydu. Ardından buzdolabından yumurta ve peynir çıkarıp onları karıştırdı, omlet yapıyordu. Bir bardak çıkarıp sürahiden su doldurdu ve içmem için önüme koydu. Acaba ismi neydi, gece vakti neden buradaydı, ne olarak çalışıyordu?
"Pardon, siz kimsiniz yani neden gece vakti burdasınız?"
Eleman cevaplayana kadar ben suyumu bitirmek üzereydim.
"Ben doktorum, adım Yusuf. Sizden alınan bir kan örneği vardı, sonuçlar çıkacağı için burdayım. Sonuçlar çıkınca Yağız Bey'e haber vereceğim."
Duyduklarım ile içtiğim su gemzime kaçtı. Ben boğazım yırtılırcasına öksürürken doktor Yusuf, bardağıma tekrar su doldurup bana içirdi. İyi gelmişti, kendime geldiğimde tek düşündüğüm 'Sizden alınan bir kan örneği vardı' sözüydü. Benim neden haberim yoktu, neden bana söylenmemişti? Sinirlendiğimden ellerim titremeye başlamıştı.
"Ulan ne demek benden habersiz kan örneği alındı? Ya siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?"
"Düzgün konuş önce tamam mı, senin iyiliğin içindi bütün bunlar."
"Ben göstericem size iyiliği."
Sinirle yerimden kalkıp odama doğru yürüdüm, kapının ön tarafındaki anahtarı aldım ve içeri girip kilitledim. Çekmeceden bıçağı alıp camı kırdım. Aşağısı bir ormana çıkıyordu. Beklemek, daha fazla bunlarla uğraşmak istemiyordum, aşağı atladım. Atladığım gibi yüz üstü yere düştüm. Kollarım bacaklarım çok ağrıyordu, kolumun yara olan tarafı ise kanamaya başlamış kanlar akıyordu. Umursamadan koşmaya başladım. Bir süre ilerledikten sonra 2-3 tane ışık gördüm. Işıkların olduğu yere ilerlerken bir kadın gördüm, telefonda konuşuyordu.
"Refah beni dinlemiyor musun, sen kızım? Neyse tamam yarın görüşürüz."
Sesi annemin sesine benziyordu. Hafif kabarık dalgalı ve kestane renk saçları bile annemi andırıyordu, 'yok değildir ya' diye iç geçirdim. O esnada kadının yanına maskeli biri geldi, kadının önüne geçip aynı onun gibi bana arkası dönük durdu sonra maskeyi çıkardı ve ilk gördüğüm kadına verdi. Maskeyi verdiği kişi hızla uzaklaşırken, ben diğer gelen kişiyi izliyordum. Saçları aynıydı, peruk takmış olabilirdi. Derken bana döndü...

🚫YAĞIZ'IN ANLATIMIYLA🚫
"Yusuf ne demek Yağmur kaçtı! Ben onu sana emanet etmiştim.
"Ben özür dil-"
"Ya sus konuşma, bir işi de becer yeter artık ya! Kapat telefonu!"
Rezillik, tam bir utanç kaynağı. Yağmur'u nasıl kaçmasına engel olamamıştı, onu nasıl odasından çıkarmış olabilirdi.
"Oğlum, noldu Yağız?"
"Bir şey yok anne, ben hallederim."
Annemin cevap vermesine zamam tanımadan hemen kapımı kapatıp üstümü değiştirdim. Babama yakalanmamaya çalışarak anahtarı aldım ve otoparka gelip arabayı çalıştırdım.
Tesise vardığımda Yusuf dışarıda bir taşın üstüne oturmuş kraker (ne alakaysa) yiyordu. Öfkeyle arabadan inip yanına gittim. Ve yakasından tutup onu duvara yapıştırdım.
"İt herif biz sana güvenemeyecek miyiz!"
"Yağız abi, ben özür diliyorum, bilmiyordum yani kaçacağını."
"Lan kaçabileceğini tahmin edemedin mi!"
Suratına bir yumruk geçirip etrafı aramaya başladım.
Her şey doğru düzgün ilerlemeliydi. Önceden söylediğim gibi ortaklarımızı ve ailemi beni görevlendirdiklerinden dolayı pişman edemezdim, bu bana yakışan bir hareket olmazdı.
Etrafta bir şey göremeyince içeri girdim ve hemen Yağmur'un kaldığı odaya baktım. Bir farklılık yoktu, yerdeki ipler, bıçak ve kırılmış cam hariç...
Tekrar dışarı çıkıp camın kırıldığı yere geldim. Yerde kan damlaları vardı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

55okunma 28beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.