12. bölüm · Sekreter
TATİL
"Hazırlanın üçümüz Meksika'ya bir haftalığına tatile gidiyoruz." Mia James'in dedikleri ile çığlık atıp ona ve bana sarıldı. "Yarın akşam uçak kalkıyor o zamana kadar hazır oluruz." dedi Mia'nın başını öptü. Başımı onaylarcasına sallayıp Mia'ya baktım ağzı kulaklarındaydı.
Yemeğimizi yiyip film izledik sonra Mia eve gitti aslında kalacaktı ama bavulunu hazırlaması lazımdı. O gittikten sonra evde James ile tek kaldık, izlediğimiz film bitince Taylor Swift'in Miss Americana ve Reputation Tour izledik. Saat bire gelirken kalkıp yattık.
Sabah birlikte kahvaltı yaptık ben bavulumu hazırlarken James'de birkaç telefon görüşmesi yaptı sonra yanıma geldi. "Jen bikinin var değil mi?" dediğinde elimdekini bırakıp ona döndüm.
"Bikiniye ne yapacağım?" dedim anlamayarak. "Otelin önü deniz." dedi kaşlarını kaldırıp. Başımı olumsuzca salladım. "Oraya gittiğimizde bakarsın Mia da alır belki." dediğinde bir şey demeden eşyalarımı hazırlamaya devam ettim.
Ben bavulumu hazırlayınca diğer eşyalarımı da alıp evden çıktık, şimdi James'in evine gidiyorduk.
Eve gelince odasına çıkıp bavulunu hazırlamaya başladı ben de terasa çıkıp bir sandalyeye oturup etrafı izlemeye başladım sonra onun yanına çıktım. İçeri girdiğimde yatağının üzerinde bavulu vardı kendisi de lavabodaydı. Kapıya yaslandığımda aynadan beni görüp gülümsedi, içeri geçip diş fırçasını da çantasına yerleştirip kapattı.
"Uçak yedide kalkacak daha beş saat var." dedi yatağa uzanıp eliyle yanına vurdu, ben de onun yanına geçip uzandım. İkimizde dışarıdaki manzarayı izliyorduk.
"Gece ya da gün batımında daha güzel oluyor bence." dedi gözlerini dışarıdan ayırmadan. "Gece daha güzel."
Birkaç saat böyle dışarıyı izledik arada konuşuyor sonra yine susuyorduk. Saat beş olduğunda kalkıp Mia'nın yanına gittik. Onu da alınca havalimanına gidip işlemlerimizi bitirince bekleme salonuna geçtik. On beş dakika kaldığında uçağın bulunduğu yere gittik, merdivenler açılınca içeri geçtik. Koltuklarımız yan yanaydı ben ortada James ve Mia iki yanımda oturuyorlardı.
"Abi biz niye kendi uçağımızla gitmiyoruz?" dediğinde James "Bakımdalar." dedi.
Saat dokuza kadar müzik dinleyip sohbet ettik, Mia bana nerelere gitmek istediğinden bahsetti ve o yerlerle ilgili kısa kısa bilgiler verdi. Biz konuşurken James bizi dinliyor arada o da konuşmaya katılıyordu.
İlerleyen saatlerde Mia başını omzuma yaslayıp uyuya kalmıştı James ise gözlerini kapatmış müzik dinliyordu. Ben de çantamdan Zalim Ve Güzel'i çıkardım, bavuluma birkaç kitap koymuştum denize girdiğimizde oturup okuması güzel oluyordu.
Bir saat sonra kitabı bitirdiğimde James'e baktım hâlâ gözleri kapalıydı, elimi elinin üstüne koyduğumda gözlerini açıp kulaklığı çıkardı. Kitabı bitti anlamında gösterdim.
"Sonu nasıldı?" dedi müziği kapatıp bana döndü. "Kötü ben sevmedim yani o şekilde olmasını hiç istemezdim." dedim kitabın sonuna bakarak. "Katılıyorum öyle olmasa gerçekten güzel kitap." dediğinde başımı salladım. Biraz da komikti özellikle başları o yerler çok hoşuma gitmişti.
Omzumda uyuyan Mia'ya baktığımda uyumaya devam ediyordu benim de uykum geldiği için başımı ona yaslayıp gözlerimi kapattım. James'in sesiyle gözlerimi açtım ona baktığımda bize gülümseyerek bakıyordu.
"Birazdan inişe geçecek." dedi sessizce. Mia'ya baktığımda hâlâ uyuyordu, saçlarını okşayıp onu uyandırdım kalkınca boynunu iki yana çevirip biraz ovdu.
Pilot inişe geçtiğini duyurunca yanımızdaki eşyaları toplayıp inmeyi bekledik. İniş tamamlandığında herkes yavaş yavaş kapıya yürüyüp çıkıyordu, sıra bize geldiğinde merdivenlerden inip içeri geçtik bavullarımızı alınca bir taksi ile kalacağımız otele geçtik.
Otele kısa bir sürede geldik ve bavullarımızı alıp resepsiyona ilerledik. İçeri girdiğimizde genç biri elimizdeki çantaları alıp uzaklaştı, James odamızın anahtarını aldığında yanımıza gelip asansörlere yöneldik.
James ve ben aynı odada bir yanımızdaki odada da Mia kalacaktı. Bavullarımızı alan genç kapıda duruyordu yanına gittiğimizde bavullarımızı bıraktığını söyleyip uzaklaştı. Mia odasına girip dinleneceğini söyledi biz de kendi odamıza geçtik. İçeri geçip yatak odasına geçtik James kendini yatağa atıp koluyla gözlerini kapattı. Ben de onun yanına geçip oturdum.
"Duşa girecek misin?" dediğimde kolunu kaldırıp bana baktı. "Bilmiyorum sen?" dedi. "Ben girerim sonra uyumak istiyorum." Başını salladı.
"Tamam ben de girerim birlikte uyuruz." dedi. Kalkıp bavulumdan eşyalarımı alıp duşa girdim, çıkarken James için suyu açık bırakıp çıktım sonra da James girdi. O girdiğinde geceliğimi giyip havlu ile saçlarımı kuruttum ve yatağa uzanıp onu beklemeye başladım. Çıktıktan sonra yanıma gelip yatağa geçti ben de yanına yattığımda sarılıp uyuduk.
Uçakta uyusak da yatakta uyumak başkaydı, duş aldığımız için uykumuz daha da gelmişti. Kalktığımda hava kararmaya başlamıştı James'e baktığımda hâlâ uyuyordu. Onu uyandırmamaya çalışarak yataktan kalkıp lavaboya geçtim sonra içerideki bavullarımızı yatak odasına getirdim. Kendi bavulumdan siyah ince sıfır kol bir badi, siyah gömlek ve siyah eteğimi aldım. Bavulu kapatıp kalktığımda James bana bakıyordu.
"İyi geceler." dediğimde gülüp yerinden kalktı. "Bura da mı giyineceksin?" dedi gülerek. Ona göz devirip lavaboya geçtim. Badimi ve eteğimi giydiğimde gömleğimi giyip uçlarını birbirine bağladım. Giyinip içeri geçtiğimde James kendi giyeceklerini hazırlamış yatakta oturuyordu.
"Sen giyin ben Mia'nın yanına gidiyorum." dedim onu öpüp çıktım.
Mia'nın odasının önüne geldiğimde kapıyı tıklatıp bekledim. Biraz sonra kapıyı açtı ve odaya geri döndü ben de onun arkasından gittim. Yatakta iki kıyafetini çıkarmış bakıyordu birisi mavi kloş bir elbiseydi diğeri ise beyaz bir bluz ve beyaz bir etekti.
"Seçsene." dedi bana bakarak. "Beyaz." dedim elimle göstererek. O giyinirken ben de içerideki koltuğa geçip oturdum, seçtiklerimi giyip odasından çıktı. "Nasıl oldu?" dedi ellerini beline koyup. "Çok güzel olmuş."
"Saçımı arkadan toplayabilir misin abla?" dediğinde içeri geçip saçını tarayıp topladım verdiği incili tokayla bağladığımda hazırdı.
Mia'nın saçını bağladığımda kapı çaldı Mia benim bakmamı istediğinde gidip kapıyı açtım. Gelen James idi üzerine siyah bir gömlek giymiş kollarını kıvırmış altına da kumaş bir pantolon giymişti.
"Beğendin sanırım." dedi içeri geçerken. Mia odasından çıktığında ikimize de bakıp gülümsedi. Hepimiz hazır olunca dışarı çıkıp bir restorana geçtik. James ve ben fajita Mia ise burrito istedi yemeklerimizi beklerken yarın ne yapacağımızı konuştuk.
"Bence denize girelim." dedi James. "Benim bikinim yok ki." dedi Mia ikimize bakıp. "Jen'in de yok yemekten sonra çıkıp bakarız." dedi gülümseyerek.
Yemeklerimizi yedikten sonra dışarı çıkıp biraz dolaştık bazı mağazalara girdik, son olarak bir yere daha girdik Mia etrafa bakıp üstünde güzel durabilecek bikinilere bakıyordu biz de aralarda dolaşıp bakınıyorduk. James sağ tarafta bir bikini gördüğünde bana başıyla işaret ederek bana gösterdi kolundan çıkıp o tarafa doğru yürüdüm.
Beyazdı ve üzerine giyebileceğim arkası uzun önü ise kısa tül elbisesi vardı. Onu alıp James'in yanına gittim o ise başka bir takıma bakıyordu.
"İki tane al." dedi ve baktığını bana verdi, beyazın sarı haliydi. Onları alıp Mia'nın yanına gittik o da kendisi için iki tane birisi sarı birisi mavi bikini almıştı. Aldıklarımızı ödedikten sonra otele geri döndük James saat sekizde çıkacağımızı söylediğinde odalarımıza girdik.
Üzerimizdekileri çıkartıp televizyonun karşısına geçtik James koltuğun başına oturmuştu ben de ona yaslanarak uzanmıştım. Kanalları gezip dikkatimizi çeken bir şey var mı diye bakıyorduk bir kanalda Labirent filminin ilkini görünce onu seyretmeye karar verdik.
Ben filmi izlerken sonlara doğru fazla heyecan yaptığımda James gülmekten duramıyordu, yani bu kadar komik olan ne anlamadım? Heyecan yapmam normaldi adamlar ölecekti bunu ona söylediğimde daha da gülmeye başladı. Film bitip yatağa geçtiğimizde ara ara gülmeye devam ediyordu.
"James Black kes şu sesini." dedim yastığımı alıp ona vururken o ise daha çok gülmeye başlamıştı. Resmen yatakta yastık savaşı yapıyorduk ama o kaybediyordu çünkü gülmekten bir şey yapamıyordu. Yastığı kenara fırlatıp beni kendine çekti. "Gel fazla güldük." dedi. "Güldün." dediğimde beni kendine çekip boynumu öpmeye başladı.
Sabah kalktığımda boynum biraz ağrımıştı çünkü James'in kolunu yastık olarak kullanmıştım benim yastığım ise aşağı düşmüştü. Yataktan kalkıp başımı döndürüp ona baktım hâlâ uyuyordu bu sefer sessiz olmayacaktım dün beni kandırınca intikam planım suya düştü. Yerdeki yastığı alıp ona fırlattığımda elleriyle gözlerini ovup ne olduğunu anlamaya alışıyordu. Beni gördüğünde yastığı yüzünden çekip bana baktı.
"Ne oldu?" dedi uykulu sesiyle gözlerini bile zor açıyordu. Şu anki hali çok güzel olsa da yine dünkü gibi düşmemem lazımdı. Yastığı yanından alıp bir kez daha ona fırlattım.
"Dün beni kandırdın senden intikam almam lazım." dediğimde başını arkaya atıp güldü. Aklıma gelen şeyle sinsi sinsi gülüp yatakta dizlerimin üstünde ona doğru ilerledim.
"Bay Black aklıma şimdi geldi de siz... Huylanıyordunuz." dedim ve üzerine geçip ellerimi boşluğuna soktum. Ellerimi tutmak istemişti ama ben ondan önce davranmıştım. Gülmekten gözünden yaş geldiğinde durdum ve kendine gelmesini bekledim. Gözlerindeki yaşı silip bana baktığında ellerimi belime koyup ona baktım.
"Hadi ama dünü sen de sevdin niye şimdi böyle yapıyorsun?" dedi gözlerini silerek. "Kandırdın beni!" dedim yapay bir kızgınlıkla.
“Jen üzerimde böyle durursan bir kez daha kanacaksın." dedi gülerek. Ağzım bir karış açık kalmıştı yanındaki yastığı alıp ona fırlatıp lavaboya kaçtım. O arkamdan söylenirken ben üzerimi çıkartıp suyu açtım.
Lavabodan çıktığımda James dağılan yatağın ortasında bağdaş kurmuş ellerini de dizlerine koymuş gözleri kapalı oturuyordu. Onu görünce kahkaha atmaya başladım saçlarımı yüzümden çekip ona baktığımda bir gözünü açmış bana bakıyordu.
"Zavallım meditasyona başladı." dedim kendi tarafımdaki bavulun yanına giderken. Eğilip fermuarı açtığımda beni belimden tutup yatağa çektiğinde küçük bir çığlık attım.
"James üstümde bir şey yok sapık mısın?" dedim ona bakarak o ise bana gülüyordu. "Ne o hazırlıksız mı yakalandın? Benim gibi." dedi sinsi sinsi gülüp.
"Kabul et ben daha iyiydim." dedim kalkmaya çalışırken. Arkama hafifçe vurup beni kaldırdı, ona saçımı savurup bavuluma döndüm. Bunu bilerek yaptım çünkü saçımdaki sular ona gelecekti arkamı döndüğümde bana boş boş bakıyordu. Başını iki yana sallayıp yataktan kalıp lavaboya girdi. Saçlarımı kurutup üzerime beyaz bir elbise giyip onu beklemeye başladım. Yarım saat sonra belinde havlu ile çıktı ve yanıma gelip oturdu.
"Zahmet olmazsa giyin istersen?" dedim başımı öne doğru eğip ona baktım. Bavuluna uzanıp içinden kıyafetlerini çıkardı yatağın kenarına koydu ve elindeki diğer havlu ile üzerini kurulamaya başladı.
"James burada mı giyineceksin?" dedim ona boş bakarken o bana gülümseyerek bakıyordu. "Utandın mı sen?" dedi başını yana eğip. Gözlerimi devirip onu görmeyecek şekilde diğer tarafa döndüm o ise gülüyordu.
"Sen ne zamandan beri bu kadar yavaş oldun?" dedim bıkkınlıkla. Cevap vermeyince dönüp ona baktım üzerini giymiş bana bakıyordu.
"İnsan bir söyler!" dedim sitemli bir şekilde. Çantamı da alıp içeri geçtim o da arkamdan geldi. Odadan çıkıp Mia'nın kapısını vurup bekledim James de yanıma gelip elini belime yerleştirdi.
"Saat sekizde çıkacaktık lafta." dedi alayla bize bakarak. "Niye gelmedin yanımıza?" dedi James gülerek.
"Size mesaj attım görmediniz mi?" dediğinde ikimizde başımızı olumsuz anlamda salladık. Aşağı inip fazla geç kalmadan kahvaltıya katıldık sonra odalarımıza çıkıp üstümüzü değiştirip plaja geçtik. Mia ile çantalarımızı yerleştirirken James şezlonga oturmuş bizi seyrediyordu. James'in eşyaları da benim çantamda olduğu için ona pek bir iş düşmüyordu sadece şemsiyeleri ayarladı.
Çantamın içine havlularımızı, telefonları, kremleri ve biraz da yiyecek koymuştum ek olarak da bir kitap almıştım. Hepimiz şezlonglarımıza uzanmış etrafı seyrediyorduk. James ellerini başının altına almış gözlerini kapatmış uzanıyordu ona gülümsediğimde sanki ona baktığımı hissetmişçesine bana baktı. Mia'ya döndüğümde sol tarafına bakıyordu sonra birine el salladı ama kim olduğunu anlamadım. Biraz sonra yanımıza Mia'nın yaşlarında birisi geldi, Mia'ya selam verdikten sonra bize döndü gülümseyip James'e baktığımda Mia'nın yanındaki kişiye bakıyordu.
"James adamı yiyecek gibi bakıyorsun." dedim kısık sesle. "Kim bu?" dedi bana bakıp. Bilmiyorum anlamında elimi kaldırdım. "Mia!" dedi çocuğa bakıp sonra kardeşine döndü. "Zahmet olmazsa tanıştır!" dedi aynı ses tonunda. Mia'ya baktığımda biraz kızarmıştı.
"Şey Liam benim karşımdaki odada kalıyor dün karşılaştım." Dedi. "Dün?" dediğimde bana bakıp başını salladı. "Dün biraz acıktığımda dışarı çıktım." dedi ve Liam'a döndü.
"Liam abim James ve kız arkadaşı Jenny." dediğinde Liam bana başıyla selam verip James ile el sıkıştı. Sanırım biraz çekinmişti çünkü James'in yüzünde tebessüm bile yoktu. Liam yanımızdan ayrılınca Mia önüne döndü yanakları hâlâ kırmızıydı ona gülüp James'e döndüm.
"Senden biraz korktu." dedim kısık sesle. "Korksun." dedi eski halini alırken. "James bu kadar sert olma." diye azarladım. "Mia yanımda kalan tek kız kardeşim ve kendini bilmez, eğlencesine gelenlerin kardeşimin kalbini kırmasına izin vermem." dediğinde bir şey demedim o da başını kaldırıp Mia'ya baktı.
Biraz zaman geçtikten sonra James denize girmek için kalkınca biz de arkasından gittik. Mia gelirken fazla büyük olmayan bir top getirmişti denizde biraz yüzdükten sonra denizde voleybol oynadık. Çıktığımızda kurulanıp üzerime beyaz elbiseyi giydim ve şezlonga uzandım. James de benim gibi uzanıp Mia'yı izlemeye başladı. Mia denizin önünde oturup ıslak kumlardan şekiller yapmaya başlamıştı. Ben de çantamdaki suyumu çıkartıp biraz içtikten sonra kitabımı aldım.
"Ne okuyacaksın?" dediğinde James'e döndüm. "Kökler. Okudun mu?" dediğimde başını olumlu anlamda salladı. Aradan biraz zaman geçtiğinde Mia yanımıza gelmiş üzerini kurulayıp oturmuştu. "Dondurma ister misiniz?"
"Evet!" Mia ile evet diye bağırdığımızda James gülerek kalkıp bize dondurma almaya gitti. "O çocuktan hoşlandın mı?" dedim James gittiğinde. Mia sorduğum soru ile biraz utanıp ellerine baktı sonra başını kaldırıp abisinin nerede olduğuna baktı. "Dün çıktığımda biraz konuştuk yani birkaç saat." dediğinde güldüm.
"Hoşlanmışsın bu her halinden belli ama dikkat et." dedim aklıma James'in sözleri geldiğinde. James yanımıza gelince susup elindeki dondurmaları alıp yemeye başladık.
Mia tekrar denize girdiğinde biz yerimizde kaldık, ben kitabımı okumaya devam ettim James ise Mia'ya ya da etrafa bakıyordu. Kitabımı çantama koyup James'e baktığımda sağ tarafa bakıyordu. Baktığı yere baktığımda ona döndüm.
"James nereye bakıyorsun?" dediğimde bana döndü. "Etrafıma." dedi sakince. "Etrafına mı? Etrafındaki kadınlara mı?" dedim kaşlarımı kaldırıp. O ise bana gülüyordu. "Komik bir şey söylemedim." dedim sinirle. "Jen gözüm dışarıda değil." dedi sakince. "Belli oluyor." dediğimde gülüp gözlerini kapattı.
Mia'ya baktığımda denizde yüzüyordu ve yanına Liam gelmişti onlara gülümseyip etrafımı seyretmeye başladım. Bir grup erkek bana baktığında ben de onlara baktım.
"Jen!" dediğinde ona döndüm. "Efendim." Sakince cevap verdim. "Ne yapıyorsun?" dedi bana doğru döndü ve oturdu. "Gördüğün gibi yatıyorum." dedim sakince. "Jen bana inat olsun diye başkalarına mı bakıyorsun?" dedi bana bakanlara bakıp. Onlara doğru baktığımda başka bir yöne doğru ilerliyorlardı.
"Hayır sadece etrafıma bakıyorum." dedim gülümseyerek. "Ben kimseye bakmadım!" dedi kelimelerin üstüne basa basa.
"Zahmet olacak." dedim ve önüme döndüm. Mia ile Liam bu tarafa doğru geliyordu. James kalıp başımdan öpüp tekrar yeni oturdu Mia'ya baktığında gülümsedi ve Liam'ı görünce gülümsemesi silindi.
Mia yanımıza geldiğinde Liam başka bir tarafa doğru yöneldi. Biraz daha oturduktan sonra odalarımıza çıktık. İlk önce James sonra da ben duş aldım, James yatağa oturmuş telefonuna bakıyordu ben de saçımı kurulayıp onun yanına geçtim ve koluna yaslandım. Kolunu kaldırıp beni kendine çekti telefona baktığımda bir maili cevaplıyordu. Başımı dizine koyup yattığımda elini başıma koyup saçlarımı okşamaya başladı.
"Acıktın mı?" Saçlarımı okşarken. "Çok." dediğimde gülüp başımı öptü. "Birazdan çıkarız." dediğinde sırt üstü döndüm. Biraz yattıktan sonra üstümüzü değiştirdik kapıyı açtığımızda Mia kapının önündeydi.
"Sen niye kızardın?" dedi James Mia'nın çenesinden tutup hafifçe kaldırdı. "Bir şey yok." dediğinde biraz daha kızardı. James gülümseyip Mia'nın başını öpüp geçmem için çekildi. Aşağı inip bir masaya oturduk.
"Ne alırsınız hanımlar?" dedi James arkasına yaslanıp. "Jen taco yedin mi?" dedi James, başımı iki yana salladım. "Yemek ister misin? Ben seviyorum." Dedi "Olur. Mia sen ne alacaksın?" James bu sefer ona dönüp sordu. "Enchilada." dedi gülümseyerek.
James'in telefonu çalınca açıp konuşmaya başladı sanırım işiyle ilgiliydi. Mia'ya baktığımda gülümsüyordu baktığı yere baktığımda Liam'ı gördüm. İkisi de çaktırmadan James'e bakıyordu, Liam benim baktığımı görünce önüne döndü. James masaya bakıyor karşıdaki kişiyi dinliyordu, elimi Mia'nın elinin üstüne koyup gülümsedim.
Yemeklerimiz geldiğinde hem yiyip hem de sohbet ediyorduk. Mia gitmeden anı olarak bir şey almak istediğini ama ne alacağını bilmediğini söyledi. "Mia gittiğimiz yerlerden hep hatıra için bir şeyler alır böyle bir koleksiyonu var." dedi James. Yemeğimizi yedikten sonra dışarı çıkıp biraz gezdik, saat on ikiye gelirken otele döndük.
"Mia hatıra için deniz kabuğu toplayabilirsin." dediğimde ağzı kulaklarında bana baktı. "Evet! Abi tekrar ne zaman gideceğiz denize?" dedi hevesle. "Yarın dışarı çıkıp biraz dolaşırız sonra yine geliriz." dedi odalara girerken. Üzerimizi değiştirip oyalanmadan yattık.
Ertesi gün kahvaltımızdan sonra dışarı çıkıp sokaklar arasında dolaşmaya başladık. İlgimizi çeken mağazalara girip bakıyor bazen bir şey alıyor sonra çıkıp dolaşmaya tekrara devam ediyorduk. Sonrasında Bakire Guadalupe Bazilika'sına gittik içeri girip gezerken Mia buradan kısaca bahsetti.
"Burası Roma Katolik Kilisesi olarak hizmet veren ulusal bir türbe. 1976'da hizmete açılmış, her yıl bir milyondan fazla ziyaretçi gelirmiş." dedi. Öğlen olduğunda atıştırmalık bir şeyler yiyip otele geri döndük. Yürümekten üçümüzde çok yorulmuştuk ve akşam yemeğine kadar dinlenmeyi düşünüyorduk.
Mia odasına girdiğinde biz de kendi odamıza girdik ve kendimizi yatağa attık. Birbirimize bakınca gülüp yatağa yerleşip sarılıp biraz uyuduk. Kalktığımda James uyuyordu saate baktığımda yemeğe daha vardı, onu uyandırmadan kalkıp odadan çıktım ve Mia'nın odasının önüne geldim. Kapıyı çaldım ama açmadı ses de yoktu ben de odaya tekrar döndüm.
Yatağa geçip kolumu yastığa dayadım ve James'e bakmaya başladım. Onu uyandırmadan saçlarını okşadım. Biraz kıpırdanınca uyanmaması için elimi çektim ama uyanmıştı bana baktığında gülümsedi.
"Uyandırdım mı?" dedim. Başını olumsuz anlamda sallayıp sırt üstü döndü. "Saat kaç oldu?" Telefondan saate bakıp tekrar ona döndüm. "Altı." dediğimde lavaboya gidip elini yüzünü yıkayıp geri döndü.
"Hadi artık yemek yiyelim." dediğinde elinden tutup çıktık. Mia'nın kapısını çaldığımda açmadı bir kez daha çaldım sonra açıldı. "Hadi hazırlan yemek yemeye gidiyoruz." dedi James. Mia içeriden çantasını alıp yanımıza geldi. Yemekten sonra Mia odasına çıktı biz de biraz dışarıda yürüyüp çıktık.
Perşembe günü kahvaltıdan sonra plaja geçtik. Mia güneşlenirken biz denize girdik biraz yüzdükten sonra çıkıp kurulandık sonrasında da Mia girdi. Kurulanıp uzandım ve çantamdan kitabımı çıkartıp okumaya devam ettim.
"Nasıl gidiyor?" dedi James. "Şu an güzel gidiyor sevdim." dedim ve okumaya devam ettim. Biraz okuduktan sonra kitabımı çantama koyup James'e baktım onun baktığı yere baktığımda Mia ve Liam'ı gördüm. Yanımıza geldiklerinde James kalkıp oturdu.
"Mia güzelim bize su alır mısın?" dedi. Mia abisine bakıp uzaklaştı yine kızarmış ve utanmıştı, Liam gidecek iken James çağırdı. "Gel otur." dedi yanını göstererek. Ona baktığımda ne yapmaya çalıştığını anlamadım.
"Birkaç gündür kardeşim ve seni görüyorum anlamışsındır sana ne kadar soğuk davrandığımı." dediğinde Liam başıyla onayladı.
"Mia senden hoşlandı her halinden belli ama sen? Bak seninle açık açık konuşuyorum Mia benim için çok değerli! Gönlünü eğlendirmek istiyorsan kardeşimden uzaklaş, o çok kırılgan biri ve bu yüzden üzülmesine müsaade edemem." dedi düzgünce. Ben kızacak sandım ama sakin bir şekilde konuştu.
"Hayır benim böyle bir niyetim yok, aklımdan bile geçmedi. Evet sizin dediğiniz gibi Mia aşırı derecede kırılgan ve hassas birisi bunu ilk konuştuğumda fark ettim." dediğinde James'e baktım. Liam'in dediklerini onayladı ve bakışları biraz da olsa yumuşadı.
"Ben kardeşimin kırılmasına müsaade edemem. Eğer gerçekten hoşlandıysan tamam ama boş bir şey ise kardeşim sana alışmadan bırak onu. Birbirinizden hoşlandınız diye bağırıp çağıracak birisi değilim sadece kardeşime zarar gelsin istemiyorum." dedi sesindeki o soğukluk biraz olsa gitmişti.
"Sizi çok iyi anlıyorum çünkü benim de bir kız kardeşim var. Onu kendimden bile sakınırım ve sizi şu an çok haklı buluyorum. Dediğim gibi benim böyle bir niyetim yok amacım eğlenmek değil." dediğinde James gülümsemişti Liam'a baktığımda yüzündeki rahatlamayı gördüm. Bana baktığımda gülümsedim.
"Abi." dedi Mia elindeki suyu uzatıp bana da su verdi. Şezlongda bağdaş kurup Mia'yı yanıma çağırdım. Liam biraz daha durduktan sonra on beş yaşlarında bir kız çağırdığında gitti. James Mia'ya dönüp ellerini tutunca Mia gülümsedi.
"Onunlasın diye sana kızmıyorum ilk önce bunu anla. Tek istediğim senin üzülmemem seni tekrar üzgün görmek istemiyorum." dedi. Mia abisine sarılıp yanıma geldi biraz oturduktan sonra kumlara oturup Mia'nın bacaklarını kumlara gömdüm, James ise bize bakıp gülüyordu.
"Liam'ın kız kardeşi varmış gördün mü?" dedim kumları bacaklarına atıp elimle düzeltiyordum. "Evet on dört yaşında ve çok tatlı bir kız. O seslenen kızdı kardeşi." dedi gülümseyerek.
Londra'ya geri dönene kadar gezip denize girdik Mia artık daha rahat hareket edebiliyor abisinden bir şey saklamak zorunda kalmadığı için çok rahatlamıştı ve bunu James'e de söylemişti. Mia ve Liam bazen birlikte çıkıyorlardı o zaman da James ve ben dışarı çıkıp dolaşıyorduk.
Mia bizi Liam'in kardeşi Liz ile tanıştırdı gerçekten çok tatlı ve akıllı bir kızdı. James Liam'ı Mia ile olduğu zamanlar hep izlemişti ve ona nasıl davrandığına bakmıştı, Liam'ın kendisine dediklerinin doğru olup olmadığına bakıyordu ama sonunda alışmıştı. Biz kızlar denize girip dolaşırken onlar ise bize bakıyor sohbet ediyorlardı.
Mia burada hatıra olarak deniz kabuklarına karar vermişti, gitmeden önce ben, Mia ve Liz deniz kabuğu toplamıştık. Gitmeden önce hepimiz birlikte yemek yemiştik ve dışarı çıkmıştık.
Pazartesi gitmeden önce Liam ve Liz ile vedalaşıp çıkmıştık şu an uçakta oturuyor kalkmayı bekliyorduk. "Numaralarımızı aldık." dedi Mia başını omzuma koyup. Ona gülüp saçlarından öptüm.
Uçak kalktığında Mia ve James müzik dinliyordu ben de bulutları seyrediyordum. Mia'nın mutlu olması bizi de mutlu etmişti umarım bu mutluluğu bozulmaz.
