Sazın Gölgesinde kitap kapağı

4. bölüm / 5

Sazın Gölgesinde

BÖLÜM 4 Bir Kararın Eşiğinde

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 4 Bir Kararın Eşiğinde

Yusuf eve döndüğünde hava kararmaya başlamıştı.

Elindeki kartviziti cebine koymuştu ama sanki bütün ağırlığı o küçük kartın üzerindeydi. Gün boyunca duyduğu sözler zihninde dönüp duruyordu.

Üç yüz kişi.

Kırk dakika.

Ve ilk kez kazanacağı bir ücret.

Bunların hepsi birkaç gün önce yalnızca hayal edebileceği şeylerdi. Şimdi ise önünde gerçek bir karar olarak duruyordu.

Kapıyı açıp içeri girdi.

Annesi mutfakta yemek hazırlıyordu. Babası salonda oturmuş, telefonundan haberleri okuyordu.

— Geldin mi oğlum? diye seslendi annesi.

— Geldim anne.

— Elif'le görüştünüz mü?

Yusuf ayakkabılarını çıkarırken başını salladı.

— Evet. Bir organizasyon işi için teklif aldık.

Babası telefonunu bıraktı.

— Nasıl bir teklif?

Yusuf salona geçti ve karşısına oturdu.

— Üç yüz kişilik bir etkinlikmiş. Kırk dakika çalmamızı istiyorlar. Ücret de verecekler.

Babası hemen cevap vermedi.

Yusuf onun yüzünü izledi. İçinden, bu kez güzel bir şey söylemesini umuyordu.

— Ne kadar ücret? diye sordu babası.

Yusuf rakamı söyledi.

Babası birkaç saniye düşündü.

— İkiniz için mi?

— Evet baba. İkimiz için.

— Yol masrafı var mı?

— Onu daha konuşmadık.

— Yemek, ulaşım, ses sistemi... Bunları kim karşılayacak?

Yusuf sustu.

Bunları düşünmemişti.

Teklifin kendisine odaklanmış, ayrıntıları gözden kaçırmıştı.

Babası bunu fark etti.

— Bak oğlum, sana gitme demiyorum. Ama bir işe evet diyeceksen neye evet dediğini bilmen lazım.

Yusuf başını salladı.

— Haklısın.

Babası masadaki çayından bir yudum aldı.

— Tarihi belli mi?

— Önümüzdeki hafta sonu.

— Peki okulun?

— Derslerimi aksatmam.

Babası başını salladı.

— Güzel. Önce Kemal Bey'le konuş. Bu adamı tanıyor musunuz?

— Kemal Bey, dikkatli olmamızı söyledi. Ona da haber verdik.

Babası ilk defa biraz rahatlamış görünüyordu.

— O zaman onunla konuşun. Şartları öğrenin. Sonra karar verirsiniz.

Yusuf ayağa kalktı.

— Tamam baba.

Odadan çıkmak üzereyken babası yeniden seslendi.

— Yusuf.

— Efendim?

— Bir de şunu unutma.

Yusuf döndü.

— Bir insanın sana para vermesi, sana değer verdiği anlamına gelmez. Bazen yalnızca senden bir şey almak istiyordur.

Yusuf babasının sözleri üzerinde düşündü.

— Anladım.

— Umarım.

Yusuf odasına geçti.

Sazını kılıfından çıkardı ve yatağının yanına oturdu. Tellerin üzerinden parmaklarını hafifçe geçirdi.

Eskiden sahneye çıkmayı hayal ederken tek düşündüğü şey müzikti.

Şimdi ise müziğin yanında sözleşmeler, ücretler, ulaşım ve insanların beklentileri de vardı.

Büyümek biraz da buydu galiba.

Bir hayalin yalnızca güzel taraflarını değil, zor taraflarını da öğrenmek.

---

Ertesi gün Yusuf, okul çıkışında Elif'le buluştu.

Elif onu görünce hemen sordu:

— Baban ne dedi?

— Önce Kemal Bey'le konuşmamızı söyledi.

— Mantıklı.

Yusuf başını salladı.

— Bir sürü şeyi düşünmemişim.

— Neleri?

— Yol masrafı, ses sistemi, kaçta çıkacağımız... Böyle şeyler.

Elif gülümsedi.

— Ben de düşünmedim.

Yusuf ona baktı.

— Sen de mi?

— Tabii. Ben de ilk kez böyle bir teklif alıyorum.

Birlikte okul bahçesinden çıktılar. Hava serindi. Sokak boyunca yürürken Elif çantasının askısını düzeltti.

— Yusuf, bir şey soracağım.

— Sor.

— Diyelim ki işler büyüdü. Daha fazla sahneye çıkmaya başladık. Sen ne yapmak istiyorsun?

Yusuf bir süre düşündü.

— Nasıl yani?

— Yani... Sadece düğünlerde, etkinliklerde çalmak mı istiyorsun? Yoksa kendi müziğini yapmak, albüm çıkarmak, daha büyük yerlere çıkmak mı?

Yusuf sorunun cevabını biliyordu ama bunu yüksek sesle söylemeye çekiniyordu.

— Kendi müziğimi yapmak istiyorum.

Elif gülümsedi.

— Biliyordum.

— Ama hemen olacak bir şey değil.

— Zaten hemen olsun demiyorum.

Yusuf kaldırımdaki çatlaklara bakarak yürüdü.

— Bazen düşünüyorum da... Belki de kendimi fazla kaptırıyorum. Ya hiçbir şey olmazsa?

Elif durdu.

Yusuf da birkaç adım sonra durup ona döndü.

— Ne oldu? diye sordu.

Elif'in yüzünde ciddi bir ifade vardı.

— Bir şey olmaması ihtimali var diye hiç denememek mi daha iyi?

Yusuf cevap veremedi.

Elif devam etti:

— Bak, ben sana kesin ünlü olacağız demiyorum. Bunu kimse bilemez. Ama birlikte çalışabiliriz. Öğrenebiliriz. Kendimizi geliştirebiliriz.

Biraz yumuşayarak gülümsedi.

— Sonra da hayat bizi nereye götürürse.

Yusuf onun yüzüne baktı.

— Peki ya bir gün farklı şeyler istersek?

Elif bu soruyu beklemiyordu.

— O zaman konuşuruz.

— Ya anlaşamazsak?

Elif birkaç saniye sustu.

— O zaman da birbirimizi dinlemeye çalışırız.

Yusuf başını salladı.

Bu cevap ona bir söz vermekten daha gerçek gelmişti.

Çünkü Elif, gelecekte her şeyin kusursuz olacağını söylemiyordu.

Yalnızca karşılarına çıkacak sorunları birlikte konuşabileceklerini söylüyordu.

Yusuf'un ihtiyacı olan güven de belki buydu.

---

O akşam Kemal, Yusuf ve Elif'i telefonla aradı.

Yusuf telefonu açarken Elif de yanındaydı. Okuldan sonra birlikte çalışmak için Yusufların evine gelmişti.

— Merhaba Kemal Bey, dedi Yusuf.

— Merhaba Yusuf. Elif de yanında mı?

Elif telefona yaklaştı.

— Evet, buradayım.

— Güzel. Barış'ın teklifini duydum.

Yusuf hemen sordu:

— Sizce kabul edelim mi?

Kemal bir süre sustu.

— Önce birkaç şeyi öğrenmeniz gerekiyor.

— Neyi?

— Etkinliğin tam olarak nerede yapılacağını, organizasyonu kimin üstlendiğini, kaç saat orada kalacağınızı ve ücretin ne zaman ödeneceğini.

Elif araya girdi.

— Bunları Barış Bey'e sorabiliriz.

— Elbette. Bir de sizin yaşınız ve durumunuz ne olursa olsun, anlaşmanın şartlarını açıkça konuşun. Yazılı bir anlaşma yapabiliyorsanız daha iyi.

Yusuf dikkatle dinliyordu.

Kemal devam etti:

— Ben bu teklifi kötü bulduğum için söylemiyorum. Tam tersine, böyle fırsatları değerlendirmeniz güzel. Ama heyecanlı olduğunuz için ayrıntıları atlamayın.

Yusuf rahatladı.

— Anladım.

— Bir de Yusuf...

— Efendim?

— Orada sizden kendi parçanızı çalmanızı isterlerse çalın. Ama sırf insanları etkilemek için kendinizden uzaklaşmayın.

Yusuf'un aklına yine kendi melodisi geldi.

"Başlangıç."

— Tamam Kemal Bey.

— Güzel. Şartları öğrenin, sonra birlikte değerlendiririz.

Telefon kapandığında Elif derin bir nefes aldı.

— En azından ne yapacağımızı biliyoruz.

Yusuf masaya oturdu ve bir kâğıt çıkardı.

— O zaman soracaklarımızı yazalım.

Elif kalemi aldı.

— Mekânın adresi.

Yusuf yazdı.

— Sahne saati.

Elif devam etti:

— Ses sistemi ve prova zamanı.

Yusuf yazdı.

— Ücret ve ödeme şekli.

— Yol masrafı.

— Yemek.

— Kaç parça çalacağımız.

Liste uzadıkça ikisi de gülmeye başladı.

Yusuf kalemi bıraktı.

— Biz müzisyen miyiz, muhasebeci mi?

Elif kahkaha attı.

— İkisi de olacağız galiba.

Yusuf da güldü.

Ama sonra kâğıda tekrar baktı.

Bu kez kendisini daha hazırlıklı hissediyordu.

Hayali aynıydı.

Sadece artık o hayale giden yolun nasıl yürüneceğini öğreniyordu.

---

Ertesi gün Barış'la yeniden iletişime geçtiler.

Elif konuşurken Yusuf not alıyordu.

Barış, etkinliğin şehir merkezindeki bir kültür salonunda yapılacağını anlattı. Organizasyonun yerel bir müzik topluluğu tarafından düzenlendiğini, farklı müzisyenlerin de sahne alacağını söyledi.

Yusuf'un içi biraz rahatladı.

Bu, yalnızca kendilerine ayrılmış belirsiz bir etkinlik değildi. Programı ve organizatörü belli bir geceydi.

Ücret ve ulaşım konuları da konuşuldu. Barış, ayrıntıları yazılı olarak göndereceğini söyledi.

Telefon kapandığında Elif Yusuf'a baktı.

— Ne düşünüyorsun?

Yusuf notlarını inceledi.

— Şimdi daha mantıklı geliyor.

— Bana da.

— Ama önce babama göstereceğim.

Elif başını salladı.

— Sonra karar veririz.

Yusuf gülümsedi.

— Sen olmasan bu işlerin yarısını unuturdum.

Elif hafifçe kaşlarını kaldırdı.

— Yani bana ihtiyacın var?

Yusuf bir an duraksadı.

— Müzik konusunda mı?

Elif gülümsedi.

— Tabii. Başka ne konuda olacak?

Yusuf da gülümsedi.

— Müzik konusunda da.

Elif bir şey söylemedi.

Ama yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.

---

Teklifin ayrıntıları ertesi gün geldi.

Yusuf kâğıtları babasına gösterdi. Babası hepsini baştan sona okudu. Bazı noktaları yeniden kontrol etti, ulaşım konusunda birkaç soru sordu ve etkinliğin düzenleyicileriyle ilgili bilgi istedi.

Sonunda kâğıtları masaya bıraktı.

— Şimdi daha iyi.

Yusuf heyecanla sordu:

— Yani kabul edebilir miyiz?

Babası ona baktı.

— Kararı sen vereceksin.

Yusuf'un yüzündeki heyecan biraz azaldı.

— Ben kabul etmek istiyorum.

— O zaman neden bana soruyorsun?

Yusuf sustu.

Babası gülümsedi.

— Çünkü korkuyorsun.

Yusuf hafifçe güldü.

— Biraz.

Babası ayağa kalkıp pencerenin önüne gitti.

— Ben senin yaşındayken bir sürü şeyi denemek istedim. Bazılarını denedim, bazılarını hiç denemedim. İnsan büyüyünce bazen yapamadıklarına değil, denemeye cesaret edemediklerine üzülüyor.

Yusuf şaşkınlıkla babasına baktı.

Babasının kendi gençliğinden böyle bahsettiğini daha önce pek duymamıştı.

Babası döndü.

— Ben senin her şeyin kolay olacağını düşünmeni istemiyorum. Ama sırf zor diye vazgeçmeni de istemiyorum.

Yusuf'un boğazı düğümlendi.

— Sağ ol baba.

Babası elini omzuna koydu.

— Git, çal. Ama derslerini de unutma.

Yusuf güldü.

— Unutmam.

— Bir de...

— Yine mi bir şey var?

Babası gülümsedi.

— Sahneye çıkınca güzel çal. Babanın yüzünü kara çıkarma.

Yusuf kahkaha attı.

— Baba!

Babası da güldü.

O an Yusuf, babasının desteğinin değiştiğini anladı. Babası artık yalnızca onu uyarmıyor, hayalinin içinde kendisine bir yer açıyordu.

Bu, Yusuf için kazanacağı paradan çok daha değerliydi.

---

O hafta sonu Yusuf ve Elif yeniden müzik odasında buluştu.

Önlerinde yeni bir hedef vardı.

Kırk dakikalık bir sahne.

Yusuf sazını akort etti.

Elif repertuvar listesini açtı.

— Önce bildiğimiz parçaları sıraya koyalım.

Yusuf başını salladı.

— Sonra "Başlangıç".

— Evet. Ama onu biraz uzatmamız lazım.

Yusuf düşündü.

— Araya yeni bir bölüm ekleyebiliriz.

Elif sazını eline aldı.

— Deneyelim.

Çalmaya başladılar.

İlk denemede olmadı.

İkinci denemede de.

Üçüncüde Yusuf yanlış bir yerde hızlandı ve Elif durmak zorunda kaldı.

— Yusuf!

— Ne oldu?

— Biraz yavaşla!

Yusuf güldü.

— Heyecanlandım.

Elif de gülmeye başladı.

— Daha sahneye çıkmadık bile!

Yusuf sazını dizine bıraktı.

— Düşünsene, üç yüz kişi bizi dinliyor olacak.

Elif bir an sustu.

Sonra dürüstçe cevap verdi:

— Düşünmemeye çalışıyorum.

Yusuf güldü.

Elif devam etti:

— Ben de korkuyorum. Ama bu sefer daha önce yaptığımız bir şey var. Birlikte sahneye çıktık. Ne yaşayacağımızı az çok biliyoruz.

Yusuf başını salladı.

— Evet.

— O zaman yeniden başlayalım.

Sazlarını ellerine aldılar.

Bu kez daha yavaş çaldılar.

Notalar birbirine uydu.

Melodi tamamlandı.

İkisi de son notanın ardından birkaç saniye sessiz kaldı.

Yusuf, Elif'e döndü.

— Bir gün kendi konserimizi verirsek...

Elif gülümsedi.

— Evet?

— Programın ilk parçası bu olsun.

Elif'in yüzündeki ifade yumuşadı.

— O zaman ilk parçayı gerçekten güzel yapmak zorundayız.

Yusuf başını salladı.

— Yapacağız.

Elif elini uzattı.

— Söz mü?

Yusuf onun elini tuttu.

— Söz.

Ellerini hemen ayırmadılar.

İkisi de bunu fark etti.

Elif önce elini çekti, sonra sazını yeniden eline aldı.

— Hadi, çalışmaya devam.

Yusuf gülümsedi.

— Tamam.

Ama o gün müzik odasından ayrılırken Yusuf'un aklında yalnızca sahne yoktu.

Elif'in elinin sıcaklığı da vardı.

Ve ilk defa, hayalinin içinde Elif'in olmasını yalnızca iyi bir müzik arkadaşı olduğu için istemediğini düşünmeye başlamıştı.

Bu düşünce onu hem mutlu ediyor hem de korkutuyordu.

Çünkü müzikte yanlış bir nota bastığında yeniden deneyebilirdi.

Ama kalbinin içinde başlayan bir şeyi nasıl yöneteceğini henüz bilmiyordu.

---

Konser gününe birkaç gün kala Yusuf'un telefonu yeniden çaldı.

Arayan Barış değildi.

Tanımadığı başka bir numaraydı.

Yusuf telefonu açtı.

— Alo?

— Merhaba, Yusuf'la mı görüşüyorum?

— Evet, benim.

— Ben yerel bir müzik sayfasından arıyorum. Videonuzu gördük. Sizinle kısa bir röportaj yapmak istiyoruz.

Yusuf şaşırdı.

— Röportaj mı?

— Evet. Müzikle nasıl tanıştığınızı, kendi parçanızı nasıl yaptığınızı konuşabiliriz. İsterseniz Elif Hanım da katılabilir.

Yusuf'un aklı karıştı.

Bir hafta önce okulda saz çaldığı için kendisiyle dalga geçiliyordu.

Şimdi ise insanlar onunla müzik hakkında konuşmak istiyordu.

— Bir düşüneyim, dedi.

— Tabii. Size mesajla ayrıntıları gönderiyorum.

Telefon kapandı.

Yusuf bir süre elinde tuttuğu cihaza baktı.

Sonra Elif'e yazdı.

"Yeni bir teklif daha geldi."

Elif'in cevabı hemen geldi.

"Ne teklifi?"

"Röportaj yapmak istiyorlarmış."

Bir süre sonra Elif aradı.

— Yusuf, sence ne oluyor?

Yusuf güldü.

— Ben de sana onu soracaktım.

Elif'in sesi ciddileşti.

— Bak, güzel şeyler oluyor. Ama her şeye aynı anda yetişmeye çalışmayalım.

Yusuf başını salladı; Elif onu göremese de.

— Önce konser.

— Evet. Önce konser.

Telefon kapandıktan sonra Yusuf sazını eline aldı.

Bir süre sessizce oturdu.

İçinde heyecan vardı.

Ama heyecanın yanında başka bir duygu daha büyüyordu.

Sorumluluk.

Artık yalnızca kendi odasında çalıp hayal kurmuyordu. Verdiği kararlar Elif'i, ailesini ve birlikte kurmaya başladıkları müzik yolunu da etkiliyordu.

Yusuf derin bir nefes aldı.

Sonra tellerin üzerine parmaklarını yerleştirdi.

"Başlangıç" melodisini çalmaya başladı.

Her şey gerçekten bir başlangıçtı.

Fakat Yusuf henüz bilmiyordu ki önündeki ilk büyük sınav, sahnede doğru notalara basmak olmayacaktı.

Asıl sınav, işler yolunda gitmeye başladığında kendisi olarak kalabilmekti.
Konserden Önceki Son Günler

Yusuf'un odasında son birkaç gündür aynı manzara vardı.

Yatağın üzerinde açık duran bir defter, masanın kenarına bırakılmış telefon, duvara yaslanmış saz kılıfı ve sayfaları sürekli değiştirilen bir parça listesi...

Yusuf, kırk dakikalık bir sahne için hazırlık yapmanın bu kadar yorucu olacağını düşünmemişti.

Her şeyin kusursuz olmasını istiyordu.

Bir parçanın girişini beğenmiyor, yeniden çalıyordu. Bir başka parçanın sonunu kısa buluyor, uzatmaya çalışıyordu. Kendi yaptığı "Başlangıç" melodisine gelince de bir türlü karar veremiyordu.

Sonunda sazını yatağın üzerine bıraktı.

— Olmuyor.

Annesi kapının önünde belirdi.

— Ne olmuyor?

Yusuf başını kaldırdı.

— Her şeyi yetiştiremiyorum anne.

Annesi odaya girip masadaki defteri inceledi.

— Daha kaç gün var?

— Üç.

— Üç gün az değil.

Yusuf iç çekti.

— Ama ben daha hazır değilim.

Annesi yatağın kenarına oturdu.

— Hazır olmak dediğin şey bazen insanın sandığı gibi olmuyor.

Yusuf ona baktı.

— Nasıl yani?

— Sen hazır olmak için her şeyin kusursuz olmasını bekliyorsun. Ama hayatta her şey kusursuz olmuyor. Bazen elinden geleni yapıp yola çıkman gerekiyor.

Yusuf sessiz kaldı.

Annesi sazı eline alıp dikkatlice kılıfının yanına bıraktı.

— Biraz dinlen. Sonra tekrar çalışırsın.

— Dinlenirsem zaman kaybederim.

Annesi gülümsedi.

— Kendini yorarsan da zaman kaybedersin.

Yusuf istemeden güldü.

— Herkes bana akıl veriyor.

— Çünkü herkes senin başarılı olmanı istiyor.

Annesi ayağa kalktı.

Kapıya geldiğinde arkasını dönüp ekledi:

— Ama başarılı olmak için kendine düşman olman gerekmiyor oğlum.

Bu söz Yusuf'un aklında kaldı.

Annesi çıktıktan sonra defterini kapattı.

İlk kez o gün çalışmaya ara verdi.

Pencerenin önüne oturup dışarıyı izledi. Sokaktan geçen çocukların sesleri geliyordu. Bir apartman dairesinden televizyon sesi yükseliyor, karşı binanın balkonunda bir kadın çamaşır topluyordu.

Dünya, Yusuf'un konserini bekliyormuş gibi davranmıyordu.

Hayat herkes için normal bir şekilde devam ediyordu.

Bu düşünce onu rahatlattı.

Çünkü sahneye çıkması önemliydi ama dünyanın sonu değildi.

Yanlış çalarsa öğrenecekti.

Eksik kalırsa çalışacaktı.

Her şeyin bir gecede değişmesi gerekmiyordu.

---

Ertesi gün okul çıkışında Elif'le buluştular.

Elif, Yusuf'un yüzüne bakar bakmaz bir şeylerin ters gittiğini anladı.

— Ne oldu sana?

— Bir şey yok.

— Yusuf.

— Ne?

— Seni tanıyorum. Bir şey var.

Yusuf çantasını omzundan indirip bankın yanına bıraktı.

— Her şeyin yetişmeyeceğini düşünüyorum.

Elif yanına oturdu.

— Neler yetişmeyecek?

— Parçalar, prova, röportaj meselesi... Bir de okul var.

Elif başını salladı.

— Röportajı şimdilik erteleyebiliriz.

Yusuf ona baktı.

— Gerçekten mi?

— Tabii. Bize bir gün içinde cevap vermemiz gerektiğini söylemediler ki.

Yusuf biraz rahatladı.

— Haklısın.

Elif çantasından küçük bir kâğıt çıkardı.

— Ben de bir liste yaptım.

Yusuf gülerek başını iki yana salladı.

— Sen listeler olmadan yaşayamaz mısın?

— Sen de panik yapmadan yaşayamaz mısın?

Yusuf kahkaha attı.

Elif kâğıdı ona uzattı.

Üzerinde parçaların sırası ve prova saatleri yazıyordu. En alta da büyük harflerle şu cümle eklenmişti:

"Her şeyi aynı anda yapmak zorunda değiliz."

Yusuf yazıyı okuyunca Elif'e baktı.

— Bunu özellikle mi yazdın?

— Evet.

— Bana mı?

— Hayır, duvara asacağım.

Yusuf güldü.

— Tamam, anladım.

Elif de gülümsedi.

Sonra ayağa kalktı.

— Hadi. Bugün sadece ilk üç parçayı çalışacağız. Sonra eve gideceğiz.

Yusuf şaşırdı.

— Hepsi bu mu?

— Evet.

— Peki "Başlangıç"?

— Onu en son çalacağız.

Yusuf saz kılıfını omzuna aldı.

— Senin dediğin olsun.

Elif yürümeye başladı.

— Zaten genelde benim dediğim oluyor.

Yusuf arkasından seslendi:

— O kadar da değil!

Elif dönüp gülerek baktı.

— Öyle mi?

Yusuf cevap vermedi.

Çünkü ikisi de gerçeği biliyordu.

---

O akşam Yusuf, babasının odasından gelen konuşma sesini duydu.

Babası telefonda biriyle konuşuyordu.

Yusuf mutfağa geçerken bazı cümleler kulağına çarptı.

— Evet, hafta sonu bir etkinlikleri var...

Kısa bir sessizlik.

— Hayır, çocuk kendi istiyor. Ben de destekliyorum.

Yusuf olduğu yerde durdu.

Babası devam etti:

— Eskiden başka düşünüyordum. Ama çalıştığını görüyorum. Bir şeyi gerçekten istiyorsa önünü kesmek istemem.

Yusuf'un boğazı düğümlendi.

Babası onu fark etmemişti.

Yusuf sessizce mutfağa geçti.

Bir süre sonra babası da geldi.

— Ne yapıyorsun?

— Su içiyorum.

Babası buzdolabından bir şişe çıkardı.

Yusuf ona baktı.

— Baba...

— Efendim?

— Az önce kiminle konuşuyordun?

Babası bir an durdu.

— İşten bir arkadaşım.

Yusuf başını salladı.

Sonra dayanamadı.

— Benim hakkımda mı konuşuyordun?

Babası gülümsedi.

— Duydun demek.

Yusuf utandı.

— Biraz.

Babası masaya oturdu.

— Arkadaşım, hafta sonu ne yapacağınızı sordu. Ben de anlattım.

Yusuf sessizce karşısına oturdu.

— Eskiden saz çalmama bu kadar sıcak bakmıyordun.

Babası bir süre düşündü.

— Çünkü senin zorlanmanı istemiyordum.

— Ama ben yine de zorlanacağım.

Babası başını salladı.

— Biliyorum.

— O zaman neden şimdi destekliyorsun?

Babası ellerini masanın üzerinde birleştirdi.

— Çünkü senin vazgeçmediğini gördüm.

Yusuf dikkatle dinliyordu.

— İnsan bir şeyi sevdiğini söyleyebilir. Ama gerçekten sevip sevmediği, zor zamanlarda belli olur. Sen bazen yoruluyorsun, bazen korkuyorsun. Ama ertesi gün yine sazını eline alıyorsun.

Babası hafifçe gülümsedi.

— Ben de bunu görünce sana daha fazla güvenmeye başladım.

Yusuf'un gözleri dolacak gibi oldu ama belli etmemeye çalıştı.

— Sağ ol baba.

Babası elini uzatıp oğlunun omzuna vurdu.

— Bana teşekkür etme. Sahneye çıkınca sazını güzel çal, yeter.

Yusuf güldü.

— Her şey yine sazına bağlandı.

— Tabii. Bu işin başrolü o.

İkisi de güldü.

Ama Yusuf odasına dönerken babasının sözlerini yanında götürdü.

Artık sadece kendisi için çalmıyordu.

Ona inanmaya başlayan insanlar için de elinden geleni yapmak istiyordu.

---

Konserden bir gün önce Elif'in mesajı geldi.

"Yarın için hazır mısın?"

Yusuf telefonu eline aldı.

"Galiba."

Elif hemen cevap verdi.

"Galiba ne?"

Yusuf gülümsedi.

"Biraz heyecanlıyım."

"Ben de."

Yusuf birkaç saniye düşündü.

"Yarın bir şey ters giderse..."

Mesajı tamamlamadan durdu.

Sonra sildi.

Elif yeniden yazdı.

"Ne oldu? Bir şey mi yazıyordun?"

Yusuf bu kez açıkça cevap verdi.

"Yarın bir şey ters giderse birbirimizi suçlamayalım, tamam mı?"

Elif'in cevabı gecikmedi.

"Tamam. Ama sen de bir şey olunca içine kapanma."

Yusuf mesajı okudu.

Bu, onun için kolay bir şey değildi.

Bir sorun yaşadığında genellikle susar, kendi içinde çözmeye çalışırdı. İnsanlara anlatırsa yük olacakmış gibi hissederdi.

Ama Elif onu tanıyordu.

"Tamam," diye yazdı.

Bir süre sonra Elif'ten yeni bir mesaj geldi.

"Bir de Yusuf..."

"Efendim?"

"Yarın ne olursa olsun, o sahneye kendi isteğinle çıkıyorsun. Bunu unutma."

Yusuf telefonun ekranına uzun süre baktı.

Sonra cevap verdi:

"Unutmam."

Telefonu bıraktı.

Sazını kılıfından çıkardı.

Akordunu kontrol etti.

Sonra "Başlangıç" melodisini bir kez daha çaldı.

Bu kez hata yapmaktan korkmadan...

Sadece müziği duymak için.

---

Konser günü geldiğinde Yusuf erkenden uyandı.

Güneş henüz tam yükselmemişti.

Ev sessizdi.

Yusuf yataktan kalkıp sazının yanına gitti. Kılıfını açtı ve sazını eline aldı.

Bir süre hiçbir şey çalmadan tuttu.

Ahşabın üzerindeki eski çiziklere baktı.

Bu sazla kaç gece geçirmişti?

Kaç kez canı sıkıldığında eline almıştı?

Kaç kez kimse duymasın diye odasının kapısını kapatıp sessizce çalmıştı?

Kaç kez babasının onu anlamadığını düşünmüştü?

Şimdi aynı sazla üç yüz kişinin karşısına çıkacaktı.

Yusuf parmaklarını tellerin üzerine koydu.

Yavaşça bir nota çaldı.

Sonra sazı yeniden kılıfına yerleştirdi.

Bugün kendisine bir şey kanıtlamak zorunda değildi.

Bugün sadece elinden geleni yapacaktı.

Kahvaltıda babası ona baktı.

— Hazır mısın?

Yusuf çayından bir yudum aldı.

— Hazırım.

Babası gülümsedi.

— Bu sefer daha kendinden emin konuşuyorsun.

Yusuf da gülümsedi.

— Çünkü biraz daha ne yapacağımı biliyorum.

Annesi tabağına bir şeyler koydu.

— Önce kahvaltını bitir, sonra sanatçılığa devam edersin.

Yusuf güldü.

— Peki anne.

O sabah kahvaltı masasında ilk kez konserden korktukları kadar çok söz etmediler.

Babası günlük işlerinden bahsetti.

Annesi komşularından duyduğu bir olayı anlattı.

Yusuf da okulda yaşanan komik bir şeyi paylaştı.

Her şey normaldi.

Ve bu normal hâl, Yusuf'a iyi geliyordu.

Çünkü sahneye çıkacak olması hayatın geri kalanını durdurmuyordu.

---

Akşam mekâna vardıklarında Elif çoktan gelmişti.

Yusuf onu görünce yanına gitti.

— Erken gelmişsin.

Elif saz kılıfını gösterdi.

— Sanki sen geç kaldın.

Yusuf saate baktı.

— Daha yarım saat var.

— İşte o yüzden erken geldim.

Yusuf gülümsedi.

Elif'in de heyecanlı olduğu belliydi. Konuşurken parmakları çantasının askısıyla oynuyor, ara sıra sahneye bakıyordu.

Yusuf bunu fark etti.

— Korkuyor musun?

Elif dürüstçe cevap verdi.

— Evet.

Yusuf başını salladı.

— Ben de.

Elif ona baktı.

— Güzel.

Yusuf güldü.

— Bu kelimeyi korktuğumuz her seferinde söyleyecek misin?

— İşe yarıyor.

Kemal biraz sonra yanlarına geldi.

— Hazır mısınız?

İkisi birbirine baktı.

Sonra aynı anda cevap verdiler:

— Hazırız.

Kemal gülümsedi.

— Güzel. Ses kontrolünden sonra biraz dinlenin. Sahneye çıkmadan önce kendinizi tüketmeyin.

Yusuf başını salladı.

Ses kontrolü başladı.

Mikrofondan gelen ses ilk başta fazla yüksek çıktı. Yusuf sazının sesini duymakta zorlandı. Teknik görevli ayarlamalar yaptıktan sonra yeniden denediler.

Bu kez daha iyi oldu.

Yusuf derin bir nefes aldı.

Her şey yolunda görünüyordu.

Ama sahneye çıkmalarına on dakika kala organizasyondan biri yanlarına geldi.

— Çocuklar, küçük bir değişiklik var.

Yusuf ve Elif aynı anda ona döndüler.

— Ne değişikliği? diye sordu Elif.

Adam elindeki programa baktı.

— Sizden önceki grup biraz gecikecek. Programı kısaltmamız gerekebilir.

Yusuf'un yüzü gerildi.

— Ne kadar kısalacak?

— Henüz belli değil. Belki kırk dakika yerine yirmi beş dakika çalarsınız.

Elif bir an Yusuf'a baktı.

Kırk dakika için hazırlık yapmışlardı.

Parçaları sıraya koymuşlardı.

"Başlangıç" melodisini geliştirmişlerdi.

Şimdi ise her şeyi yeniden düşünmeleri gerekiyordu.

Adam uzaklaştığında Yusuf sessizce sahneye baktı.

İçinde bir huzursuzluk yükseliyordu.

— Şimdi ne yapacağız? diye sordu.

Elif repertuvar kâğıdını çıkardı.

— En önemli parçaları seçeriz.

Yusuf başını salladı.

— Ama hepsini çalışmıştık.

— Biliyorum.

— Boşa mı gitti yani?

Elif kâğıdı indirdi.

— Hayır, Yusuf. Çalıştıklarımız boşa gitmedi.

Yusuf cevap vermedi.

Elif biraz daha yaklaştı.

— Bazen her şey planladığımız gibi gitmez. Şimdi önemli olan, kalan zamanı iyi kullanmak.

Yusuf derin bir nefes aldı.

Sonra başını salladı.

— Tamam.

Birlikte listeyi yeniden düzenlemeye başladılar.

İlk parça kalacaktı.

İkinci parça da.

Sonra bildikleri bir türkü...

Ve en sona "Başlangıç".

Yusuf listeye baktı.

Daha kısaydı.

Ama hâlâ kendilerini anlatabilecekleri bir programdı.

Elif ona döndü.

— Hazır mısın?

Yusuf bu kez sahneye bakmadan cevap verdi.

— Hazırım.

Tam o sırada anons sesi duyuldu.

Sıra onlara gelmişti.

Yusuf sazını eline aldı.

Elif yanına geçti.

İkisi sahneye doğru yürürken Yusuf'un kalbi hızla atıyordu.

Fakat bu kez korkusu farklıydı.

İlk konserindeki gibi yalnızca insanların önünde hata yapmaktan korkmuyordu.

Birlikte hazırladıkları şeyi en iyi şekilde sunmak istiyordu.

Sahneye çıktılar.

Işıklar üzerlerine düştü.

Yusuf mikrofonun önüne geçti.

Kalabalığa baktı.

Sonra Elif'e döndü.

Elif başıyla küçük bir işaret verdi.

Yusuf sazını kaldırdı.

İlk notayı çaldı.

Ve müzik başladı.

O an Yusuf, gün boyunca yaşadığı bütün endişelerin geride kaldığını hissetti.

Çünkü önünde ne kadar insan olursa olsun, ne kadar plan değişirse değişsin, bir şey aynı kalıyordu.

Sazını eline aldığında...

Hâlâ kendisiydi.

Fakat gecenin sonunda onu bekleyen bir konuşma vardı.

Ve o konuşma, Yusuf'un müzikle kurduğu ilişkinin yanında, Elif'le olan bağını da sınayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18