3. bölüm / 5
Sazın GölgesindeBÖLÜM 3 Yeni Bir Yol
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 3 Yeni Bir Yol
Yusuf, ertesi sabah gözlerini açtığında aklına gelen ilk şey okul değildi.
Ne dersler vardı aklında, ne Mert'in söyledikleri, ne de yaklaşan sınavlar...
Aklında sadece bir hafta sonra çıkacağı sahne vardı.
Yatağından doğruldu.
Bir süre karşı duvarda asılı duran sazına baktı.
Sonra kendi kendine mırıldandı:
— Bir hafta...
Sanki bir hafta çok uzun bir zamanmış gibi düşündü.
Oysa Yusuf için yedi gün, göz açıp kapayıncaya kadar geçebilirdi.
Yatağından kalktı, yüzünü yıkadı ve kahvaltıya indi.
Babası masada oturmuş çay içiyordu.
— Günaydın.
— Günaydın oğlum.
Yusuf sandalyeye oturdu.
Annesi mutfaktan seslendi.
— Yumurtanı da ye, bugün yine okuldan sonra çalışacaksın.
Yusuf şaşırdı.
— Nereden biliyorsun?
Annesi gülümsedi.
— Seni tanıyorum.
Babası çayından bir yudum aldı.
— Kaç gün kaldı?
— Altı.
Babası başını salladı.
— Hazırlanın bakalım.
Yusuf babasının yüzüne baktı.
— Baba...
— Efendim?
— Sen gerçekten gelmek ister misin?
Babası birkaç saniye düşündü.
— Nereye?
— Konsere.
Babası kaşlarını kaldırdı.
— Tabii ki geleceğim.
Yusuf'un yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
— Gerçekten mi?
— Oğlum, ilk defa sahneye çıkıyorsun diye gelmeyecek miyim?
Yusuf başını önüne eğdi.
— Sağ ol baba.
Babası onun omzuna hafifçe dokundu.
— Ama unutma.
— Neyi?
— Sahneye çıktığında sadece başkalarının seni beğenmesini bekleme.
Yusuf sustu.
Babası devam etti:
— Önce sen yaptığın işi sev.
Yusuf başını kaldırdı.
Babası gülümsedi.
— Gerisi alkış.
Bu cümle Yusuf'un aklında bütün gün kaldı.
---
Okulda Elif onu bahçede bekliyordu.
Elinde bir dosya vardı.
Yusuf yanına geldi.
— O ne?
Elif dosyayı kaldırdı.
— Program.
— Ne programı?
— Bizim programımız.
Yusuf şaşırarak dosyayı aldı.
İçinden birkaç sayfa çıkardı.
Parçaların isimleri yazıyordu.
Yanlarına da yaklaşık süreleri eklenmişti.
Yusuf güldü.
— Sen ciddi ciddi hazırlanmışsın.
— Tabii.
— Daha altı gün var.
— Altı gün çok az.
Yusuf başını salladı.
— Sen gerçekten heyecanlısın.
Elif ona baktı.
— Sen değilsin sanki.
Yusuf bir an sustu.
— Ben korkuyorum.
Elif'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Neden?
— Ya sahnede hata yaparsam?
— Yaparsın.
Yusuf şaşırdı.
— Ne?
Elif gülmeye başladı.
— Tabii ki yapabilirsin. Ben de yapabilirim.
— Hiç yardımcı olmadın.
— Yardımcı oluyorum.
— Nasıl?
Elif dosyayı kapattı.
— Hata yapmaktan korkarsan müzik yapamazsın.
Yusuf sessiz kaldı.
Elif devam etti:
— İnsanlar bizi dinleyecek. Belki beğenecekler, belki beğenmeyecekler. Belki bir yerde yanlış nota basacağız.
— Çok güzel moral veriyorsun.
Elif güldü.
— Ama sahneden indiğimizde birbirimize bakıp "Denediğimizi" söyleyeceğiz.
Yusuf ona baktı.
— Ya çok kötü çalarsak?
— O zaman bir sonraki sefer daha iyi çalarız.
Yusuf gülümsedi.
— Seninle tartışmak imkânsız.
— Çünkü haklıyım.
İkisi de güldü.
---
Dersler bittikten sonra müzik odasına geçtiler.
Bu kez iş daha ciddiydi.
Önlerinde notalar, kâğıtlar ve telefon vardı.
Yusuf sazını akort etti.
Elif de kendi sazını hazırladı.
— Başlayalım mı?
— Başlayalım.
İlk parçayı çaldılar.
İkinci parçayı...
Üçüncüde Yusuf bir yerde yanlış bastı.
Elif durdu.
— Orası.
— Biliyorum.
— Nerede hata yaptın?
— Biliyorum dedim.
— Tamam, kızma.
Yusuf güldü.
— Kızmıyorum.
Tekrar başladılar.
Bu kez daha iyi oldu.
Fakat dördüncü parçaya geldiklerinde başka bir sorun çıktı.
Yusuf'un kendi yaptığı melodi hâlâ tamamlanmamıştı.
Elif sazını dizine bıraktı.
— Burada bir şey eksik.
Yusuf başını salladı.
— Ben de onu düşünüyorum.
— Başlangıç güzel.
— Sonu da fena değil.
— Ortası?
Yusuf iç çekti.
— Ortası yok.
Elif kahkaha attı.
— Yani şarkının ortası yok mu?
— Var ama ne yapacağımı bilmiyorum.
Elif birkaç saniye düşündü.
Sonra sazını eline aldı.
— Sen başla.
Yusuf çalmaya başladı.
Elif onu dinledi.
Yusuf melodinin yarısına geldiğinde Elif küçük bir eşlik ekledi.
Yusuf durmadı.
Melodi devam etti.
Elif bir nota daha ekledi.
Bu kez Yusuf onun çaldığı yere karşılık verdi.
İki saz birbirini takip etmeye başladı.
Bir süre sonra Yusuf gözlerini kapattı.
Parmakları tellerin üzerinde daha rahat hareket ediyordu.
Melodi kendiliğinden büyüyordu.
Son nota çalındığında ikisi de sustu.
Müzik odasında derin bir sessizlik oluştu.
Elif yavaşça,
— İşte bu, dedi.
Yusuf gözlerini açtı.
— Ne?
— Aradığımız şey.
Yusuf başını salladı.
— Güzel oldu.
— Güzelden daha fazlası.
Elif gülümsedi.
— Bence bunun bir adı olmalı.
Yusuf düşündü.
— Ne koyalım?
Elif pencereye baktı.
Dışarıda akşam güneşi okulun bahçesine vuruyordu.
— "Başlangıç."
Yusuf hafifçe gülümsedi.
— Fazla basit.
— Bazen basit olan şeyler en anlamlı olanlardır.
Yusuf sazının üzerine baktı.
— Tamam.
— Başlangıç olsun.
---
Tam o sırada müzik odasının kapısı açıldı.
İkisi de başlarını çevirdi.
Kapıda müzik öğretmenleri duruyordu.
— Burada olduğunuzu tahmin etmiştim.
Yusuf ayağa kalktı.
— Hocam.
Öğretmen içeri girdi.
— Kemal Bey'le konuştum.
Yusuf'un kalbi hızlandı.
— Ne dedi?
— Sizin için iyi şeyler söyledi.
Elif Yusuf'a baktı.
Öğretmen devam etti:
— Ama size bir tavsiyem var.
— Nedir hocam?
— Bu işi sadece yetenekle götüremezsiniz.
Yusuf dikkatle dinliyordu.
— Düzenli çalışmanız gerekiyor. Sahne başka bir şeydir. İnsanların önünde çalmakla odada çalmak aynı değildir.
Yusuf başını salladı.
— Biliyorum hocam.
— Hayır, daha bilmiyorsun.
Öğretmen gülümsedi.
— Ama öğreneceksin.
Elif de dikkatle dinliyordu.
— Kemal Bey sizi önümüzdeki aylarda birkaç farklı etkinlikte daha değerlendirmek istiyor olabilir. Ama bunun için önce bu sahneyi iyi geçirmeniz gerekiyor.
Yusuf'un gözleri büyüdü.
— Birkaç etkinlik mi?
— Belki.
Öğretmen özellikle "belki" kelimesinin üzerinde durdu.
— Sakın bunu olmuş bitmiş gibi düşünmeyin.
Yusuf başını salladı.
— Anladım.
— Önce şu konser.
Öğretmen kapıya yöneldi.
Sonra dönüp ikisine baktı.
— Ve birbirinizi dinlemeyi unutmayın.
Elif gülümsedi.
— Unutmayız hocam.
Öğretmen çıktı.
Yusuf birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Elif'e baktı.
— Duydun mu?
— Duydum.
— Başka etkinlikler olabilir.
Elif başını salladı.
— Olabilir.
— Sen hiç heyecanlanmadın mı?
Elif ona baktı.
— Heyecanlandım.
— Belli etmiyorsun.
— Çünkü sen ikimizin yerine de heyecanlanıyorsun.
Yusuf güldü.
---
Günler hızla geçti.
Altı gün...
Beş gün...
Dört...
Her gün okuldan sonra müzik odasına gidiyorlardı.
Bazen iki saat çalışıyorlardı.
Bazen üç.
Bazen de tek bir parçanın birkaç saniyesinde takılıp yarım saat boyunca aynı yeri tekrar ediyorlardı.
Yusuf zamanla fark etti ki müzik, sadece sahnede güzel ses çıkarmaktan ibaret değildi.
Sabır istiyordu.
Disiplin istiyordu.
Ve en önemlisi, tekrar tekrar başarısız olmayı göze almak gerekiyordu.
Bir akşam Elif yanlış bir nota bastığında Yusuf güldü.
— İşte sen de hata yaptın.
Elif kaşlarını kaldırdı.
— Ne olmuş?
— Hani hata yapmam sorun değildi?
— Değil zaten.
— O zaman neden yüzün düştü?
Elif birkaç saniye sustu.
— Çünkü kendime kızıyorum.
Yusuf sazını bıraktı.
— Neden?
— Daha iyi çalmak istiyorum.
Yusuf onu dikkatle izledi.
— Bence zaten çok iyi çalıyorsun.
Elif başını kaldırdı.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten.
Elif hafifçe gülümsedi.
— Sen de fena değilsin.
Yusuf güldü.
— Fena değil mi?
— Şımarma.
İkisi tekrar çalmaya başladı.
Ama Yusuf'un zihninde Elif'in o anki yüzü kaldı.
İlk defa onu sadece kendisine destek olan biri olarak görmedi.
Elif'in de kendi hayalleri vardı.
Kendi korkuları.
Kendi başarısızlıkları.
Kendi umutları.
Ve Yusuf, onun hikâyesini de merak etmeye başlamıştı.
---
Konserden bir gün önce Yusuf eve geldiğinde babası onu kapıda karşıladı.
— Yarın mı?
— Yarın.
Babası başını salladı.
— Hazır mısın?
Yusuf biraz düşündü.
— Bilmiyorum.
Babası güldü.
— Güzel.
— Nesi güzel?
— Hazır olduğunu söyleyen insanlardan daha iyisin.
Yusuf şaşırdı.
— Neden?
— Çünkü heyecanını kabul ediyorsun.
Babası içeri girdi.
— Sazını kontrol ettin mi?
Yusuf bir anda durdu.
— Hayır.
— Et.
Yusuf odasına koştu.
Sazını eline aldı.
Telleri kontrol etti.
Akorduna baktı.
Babası kapının önünde duruyordu.
— Sahneye çıkmadan önce en önemli şey nedir biliyor musun?
Yusuf başını salladı.
— Nedir?
Babası sazı gösterdi.
— Bunun sana güvenmesi değil.
Yusuf şaşkın şaşkın baktı.
Babası devam etti:
— Senin buna güvenmen.
Yusuf gülümsedi.
Sazını göğsüne çekti.
— Hazırım.
Babası başını salladı.
— Yarın görürüz.
---
O gece Yusuf telefonuna gelen mesaja baktı.
Elif'ti.
"Yarın için korkuyor musun?"
Yusuf birkaç saniye düşündü.
Sonra cevap yazdı.
"Korkuyorum."
Mesaj hemen geldi.
"Ben de."
Yusuf gülümsedi.
"Beraber korkarız."
Elif'in cevabı kısa oldu.
"Beraber."
Yusuf telefonu yatağının üzerine bıraktı.
Sonra sazını eline aldı.
Bir kez daha "Başlangıç" adını verdikleri melodiyi çaldı.
Bu kez farklıydı.
Çünkü yarın onu ilk defa gerçekten tanımadığı insanların karşısında çalacaktı.
Ve belki de o küçük sahne...
Hayatının geri kalanını değiştirecek yolun ilk gerçek adımı olacaktı.
Yusuf gözlerini kapattı.
Parmakları tellere dokundu.
İlk nota odada yankılandı.
Sonra ikinci...
Üçüncü...
Ve Yusuf bilmiyordu.
Ertesi gün sadece bir konser olmayacaktı.
Birileri onu dinleyecek...
Birileri onu hatırlayacak...
Ve o geceden sonra Yusuf'un hayatında bazı şeyler artık eskisi gibi kalmayacaktı. Ertesi gün Yusuf okulda derslere kendini veremedi.
Öğretmen tahtada bir şeyler anlatıyor, sınıftaki öğrenciler kendi aralarında konuşuyor, kalem sesleri duyuluyordu.
Ama Yusuf'un aklında tek bir şey vardı.
Akşam.
Sahne.
İnsanlar.
Ve sazı.
Defterinin kenarına farkında olmadan aynı kelimeyi yazdı.
"Başlangıç."
Sonra altına bir soru ekledi.
"Ya beceremezsem?"
Kalemi bıraktı.
Bir süre o yazıya baktı.
Tam o sırada yanındaki sıradan bir kâğıt Yusuf'un önüne doğru itildi.
Kâğıtta tek bir cümle vardı.
"Başaracaksın."
Yusuf başını kaldırdı.
Elif ona bakmadan önüne dönmüş, öğretmeni dinliyormuş gibi yapıyordu.
Yusuf gülümsedi.
Kâğıdın altına cevap yazdı.
"Ya sen hata yaparsan?"
Elif kâğıdı geri aldı.
Birkaç saniye sonra tekrar Yusuf'a uzattı.
"Sen toparlarsın."
Yusuf sessizce güldü.
O an biraz olsun rahatladı.
---
Dersler bittiğinde ikisi doğrudan eve gitmedi.
Müzik odasına girdiler.
Bu son provaydı.
İlk parçayı baştan sona çaldılar.
Sonra ikinciyi.
Üçüncüde küçük bir hata oldu.
İkisi de durmadı.
Devam ettiler.
Yusuf artık bunu yapmayı öğrenmişti.
Eskiden yanlış nota bastığında hemen dururdu.
Şimdi ise müziğin akışını bozmadan toparlamaya çalışıyordu.
Parça bittiğinde Elif ona baktı.
— Gördün mü?
— Neyi?
— Hata yaptın ama kimse fark etmedi.
Yusuf güldü.
— Sen fark ettin.
— Ben sayılmam.
— Neden?
— Çünkü seni dinliyorum.
Yusuf birkaç saniye sustu.
Bu cümle nedense diğerlerinden farklı gelmişti.
Elif de söylediklerinin farkına varmış gibi bakışlarını kaçırdı.
— Neyse... son parçaya geçelim.
Yusuf başını salladı.
Ama yüzündeki gülümseme uzun süre kaybolmadı.
---
Akşam olduğunda Yusuf eve döndü.
Siyah gömleğini giydi.
Sazını özenle kılıfına yerleştirdi.
Annesi kapının önünde onu izliyordu.
— Çok yakışmış.
Yusuf hafifçe utandı.
— Abartma anne.
— Abartmıyorum.
Babası salondan seslendi.
— Hadi oğlum, geç kalacağız.
Yusuf sazını aldı.
Kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken annesi arkasından seslendi.
— Yusuf.
Yusuf döndü.
Annesi ona sarıldı.
— Kendin ol.
Yusuf başını salladı.
— Olacağım.
Babası da kapıyı açtı.
— Hadi sanatçı.
Yusuf güldü.
— Baba...
— Ne?
— Daha sanatçı değilim.
Babası omuz silkti.
— Bana göre oldun bile.
Yusuf bu cümleyi duyunca birkaç saniye konuşamadı.
Sonra başını eğdi.
— Sağ ol.
---
Mekâna vardıklarında Yusuf'un ilk dikkatini çeken şey sahne oldu.
Büyük değildi.
Ama okulun sahnesinden çok farklıydı.
Gerçek mikrofonlar vardı.
Kablolar, hoparlörler, ışıklar...
Sahnenin önünde masalar ve sandalyeler dizilmişti.
Henüz çok az insan vardı.
Ama birazdan dolacaktı.
Elif birkaç dakika sonra geldi.
Üzerinde sade bir kıyafet vardı.
Sazı da yanındaydı.
Yusuf onu görünce gülümsedi.
— Hazır mısın?
Elif derin bir nefes aldı.
— Hayır.
Yusuf güldü.
— Ben de.
Kemal yanlarına geldi.
— İkiniz de sakin olun.
Yusuf ayağa kalktı.
— Merhaba.
Kemal elini uzattı.
— Hoş geldiniz.
Sonra sahneye baktı.
— Ses kontrolü yapacağız.
Mikrofonların başına geçtiler.
Yusuf sazını bağladı.
Tek bir nota çaldı.
Ses salonda yankılandı.
Yusuf'un kalbi hızlandı.
Kemal ses sistemini kontrol etti.
— Güzel.
Sonra Yusuf'a baktı.
— Unutma, burada okul gösterisi yapmıyorsunuz.
Yusuf'un yüzü ciddileşti.
— Biliyorum.
— Ama bir konser de vermiyorsunuz.
Yusuf şaşırdı.
— Ne demek?
Kemal gülümsedi.
— İnsanlara kendinizi tanıtıyorsunuz.
Bu cümle Yusuf'un kafasına takıldı.
Kendilerini tanıtmak...
Sadece müzikleriyle.
---
Saat ilerledikçe salon dolmaya başladı.
Yusuf sahnenin arkasından insanlara bakıyordu.
Yaşlı çiftler.
Gençler.
Arkadaş grupları.
Müzik dinlemek için gelen insanlar.
Yusuf'un elleri terlemeye başladı.
Elif bunu fark etti.
— İyi misin?
— Ellerim titriyor.
Elif kendi ellerini gösterdi.
— Benimkiler de.
Yusuf güldü.
— Sen sakin görünüyorsun.
— Numara yapıyorum.
İkisi de güldü.
Sonra anons yapıldı.
— Birazdan genç müzisyenlerimiz Yusuf ve Elif sahnede olacak.
Yusuf'un kalbi bir anda hızlandı.
Elif ona baktı.
— Hazır mısın?
Yusuf derin bir nefes aldı.
— Hayır.
— Güzel.
— Yine mi?
— Evet.
Elif elini uzattı.
— Beraber.
Yusuf onun eline baktı.
Bir saniye tereddüt etti.
Sonra elini tuttu.
— Beraber.
Ve sahneye çıktılar.
---
Işıklar üzerlerine geldiğinde Yusuf birkaç saniye hiçbir şey göremedi.
Salon karanlıktı.
Önünde yüzlerce göz varmış gibi hissediyordu.
Oysa salon o kadar büyük değildi.
Ama Yusuf için önemli değildi.
Kalabalık ona olduğundan çok daha büyük görünüyordu.
Mikrofonun önüne geçti.
Bir an konuşamadı.
Elif yanındaydı.
Yusuf ona baktı.
Elif hafifçe başını salladı.
Yusuf mikrofona yaklaştı.
— Merhaba.
Sesi biraz titriyordu.
Salondan alkış geldi.
Yusuf biraz rahatladı.
— Biz Yusuf ve Elif.
Bir kez daha alkış.
— Bu akşam sizin için birkaç parça çalacağız.
Sonra oturdu.
Sazını eline aldı.
İlk nota...
Sonra ikinci...
Ve üçüncü.
İlk parçanın birkaç saniyesinden sonra Yusuf'un korkusu azalmaya başladı.
Çünkü bildiği yere gelmişti.
Sazın başına.
Kendi dünyasına.
Elif ona eşlik ediyordu.
Birbirlerini dinliyorlardı.
Bir yerde Yusuf küçük bir hata yaptı.
Elif hemen uyum sağladı.
Kimse fark etmedi.
İlk parça bitti.
Alkış yükseldi.
Yusuf başını kaldırdı.
Bu kez insanların yüzlerini görebiliyordu.
Gülümsüyorlardı.
İkinci parçaya geçtiler.
Sonra üçüncüye.
Ve sıra son parçaya geldi.
Yusuf birkaç saniye sustu.
Mikrofonu eline aldı.
— Son parça biraz farklı.
Salonda sessizlik oluştu.
— Bunu daha önce hiçbir yerde çalmadık.
Elif ona baktı.
Yusuf devam etti.
— Kendimiz yaptık.
Bir masadan biri,
— Hadi bakalım, dedi.
Gülüşmeler oldu.
Yusuf gülümsedi.
Sonra sazına baktı.
"Başlangıç."
İlk notayı çaldı.
Melodi salona yayıldı.
Bu kez Yusuf sadece çalmıyordu.
Yaşadığı her şeyi anlatıyordu.
Okulda sustuğu günleri...
Mert'in sözlerini...
Babasının ilk baştaki endişesini...
Annesinin desteğini...
Elif'le tanışmasını...
İlk kez sahneye çıktığı günü...
Ve bugün geldiği yeri.
Elif de ona eşlik etti.
İki saz birbirine karıştı.
Parça sona yaklaşırken Yusuf gözlerini kapattı.
Son nota çalındı.
Sessizlik.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra alkış.
Bu kez daha güçlüydü.
Yusuf gözlerini açtı.
Elif ona bakıyordu.
İkisi de gülümsedi.
Ayağa kalktılar.
Alkışlar devam etti.
---
Sahne arkasına geçtiklerinde Yusuf derin bir nefes aldı.
— Bitti.
Elif güldü.
— Bitti.
Yusuf duvara yaslandı.
— Yaşadık.
— Yaşadık.
Kemal yanlarına geldi.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra başını salladı.
— İşte şimdi oldu.
Yusuf ona baktı.
— Nasıl?
— Sahnede korktuğunu gördüm.
Yusuf'un yüzü düştü.
Kemal devam etti:
— Ama korkuna rağmen çaldın.
Yusuf sustu.
— Bu önemli.
Elif gülümsedi.
Kemal iki genç müzisyene baktı.
— Özellikle son parça.
Yusuf heyecanlandı.
— Beğendiniz mi?
— Evet.
Kemal'in yüzündeki ifade ciddileşti.
— O parçayı biraz daha geliştirin.
Yusuf başını salladı.
— Tamam.
— Çünkü o parçada siz varsınız.
Bu cümle Yusuf'un hoşuna gitti.
Kemal cebinden telefonunu çıkardı.
— Birkaç kişi sizinle konuşmak isteyebilir.
Yusuf şaşırdı.
— Kim?
— Şimdilik isim vermeyeyim.
Yusuf'un yüzünde merak belirdi.
— Neden?
Kemal gülümsedi.
— Çünkü önce insanların ne istediğini kendiniz görün.
Sonra ekledi:
— Ve her teklife "evet" demeyin.
Yusuf bu cümleyi duyunca şaşırdı.
— Neden?
Kemal omuzlarını kaldırdı.
— Müzik dünyasında yetenek kadar dikkatli olmak da gerekir.
Yusuf bu sözün neden söylendiğini tam anlamadı.
Ama aklının bir köşesine yazdı.
---
Gece sonunda Yusuf ailesinin yanına gitti.
Babası onu görünce ayağa kalktı.
— Aferin oğlum.
Yusuf babasına sarıldı.
Annesi de gözleri dolu dolu ona baktı.
— Çok güzeldi.
Yusuf gülümsedi.
— Beğendiniz mi?
Babası güldü.
— Ben beğenmesem de annene sor.
Annesi araya girdi.
— Ben beğendim.
Yusuf güldü.
Bir süre sonra Elif de ailesinin yanına gitti.
Yusuf onu uzaktan izledi.
Elif'in babası kızına sarıldı.
Sonra Yusuf'a dönüp başıyla selam verdi.
Yusuf da selam verdi.
Her şey sakin görünüyordu.
Ama Yusuf'un içinde bir şey değişmişti.
Artık sadece hayal kurmuyordu.
Gerçekten sahneye çıkmıştı.
Gerçekten insanlar onu dinlemişti.
Ve ilk kez, müziğin onun için bir ihtimalden daha fazlası olabileceğini düşünüyordu.
---
Eve döndüğünde saat gece yarısını geçmişti.
Yusuf odasına girdi.
Sazını yerine koydu.
Telefonunu çıkardı.
Bir bildirim vardı.
Sonra bir tane daha.
Sonra bir tane daha...
Yusuf şaşırdı.
Telefonun ekranına baktı.
Elif'in gönderdiği bir mesaj vardı.
"Videoyu paylaşmışlar."
Yusuf'un kalbi hızlandı.
Mesajın altında bir video bağlantısı vardı.
Yusuf videoyu açtı.
Ekranda kendisi vardı.
Sahnede.
Elif yanında.
"Başlangıç" melodisini çalıyorlardı.
Videonun altında birkaç yorum görünüyordu.
"Kim bunlar?"
"Çok güzel çalmışlar."
"Son parça kendi besteleriymiş."
"Devamı gelsin."
Yusuf ekrana bakakaldı.
Daha sonra telefonuna yeni bir bildirim düştü.
Bu kez tanımadığı bir hesaptandı.
Mesaj kısaydı:
"Merhaba Yusuf. Müziğinizi dinledim. Sizinle görüşmek isterim."
Yusuf'un yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Telefonu elinde tuttu.
Bir süre hiçbir şey yapmadı.
Çünkü ilk defa...
Kapının gerçekten açılmaya başladığını hissediyordu.
Ve o kapının ardında ne olduğunu henüz bilmiyordu. Yusuf telefonu elinde tutmaya devam etti.
Ekrandaki mesaj hâlâ açıktı.
"Merhaba Yusuf. Müziğinizi dinledim. Sizinle görüşmek isterim."
Mesajı birkaç kez okudu.
Sonra telefonu kapattı.
Tekrar açtı.
Mesaj hâlâ oradaydı.
Yusuf yatağın kenarına oturdu.
Kalbi hızlı atıyordu.
Bir yandan heyecanlanıyor, bir yandan da Kemal'in sözlerini hatırlıyordu.
"Her teklife evet demeyin."
Telefonu tekrar eline aldı.
Mesaja cevap yazmak için klavyeyi açtı.
"Merhaba..."
Durdu.
Sildi.
Tekrar yazdı.
"Merhaba, tabii. Ne hakkında görüşmek istiyorsunuz?"
Göndermek üzereyken yine durdu.
Bu kez Elif'e yazdı.
"Uyudun mu?"
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
"Hayır."
Yusuf:
"Bir mesaj geldi."
Elif:
"Kimden?"
Yusuf ekran görüntüsünü gönderdi.
Bir süre cevap gelmedi.
Sonra:
"Ben olsam hemen cevap vermezdim."
Yusuf gülümsedi.
"Ben de vermedim."
Elif:
"İyi yapmışsın."
Yusuf:
"Ne yapacağım?"
Elif:
"Yarın bakarız."
Yusuf telefonun ekranına baktı.
"Yarın bakarız."
Bu cümle ona iyi geldi.
Her şeyi tek gecede çözmek zorunda değildi.
Telefonunu yatağının üzerine bıraktı.
Sazına baktı.
— Daha yolun başındayız, dedi kendi kendine.
---
Ertesi sabah okulda hava farklıydı.
Yusuf bahçeye girdiğinde birkaç kişinin ona baktığını fark etti.
İki öğrenci yanından geçerken konuşuyordu.
— Dün akşamki videoyu gördün mü?
— Evet.
— Son çaldıkları parça güzeldi.
Yusuf duyduklarını belli etmemeye çalıştı.
Ama içten içe hoşuna gitmişti.
Sınıfa girdiğinde ise Mert onu gördü.
— Oo...
Yusuf durdu.
Mert gülümsedi.
— İnternetin yıldızı gelmiş.
Yusuf başını iki yana salladı.
— Abartma.
— Ben bir şey demiyorum.
Mert telefonunu çıkardı.
— Videonuzu gördüm.
Yusuf şaşırdı.
— Gerçekten mi?
— Evet.
Mert birkaç saniye sustu.
Sonra:
— Güzel olmuş.
Yusuf beklemediği bu cümle karşısında şaşırdı.
— Sağ ol.
Mert omuzlarını kaldırdı.
— Ben de eskiden boşuna dalga geçiyormuşum.
Yusuf hafifçe gülümsedi.
— Belki.
Mert güldü.
— Hadi derse geç.
Yusuf yerine oturdu.
Elif birkaç dakika sonra sınıfa girdi.
Yusuf ona baktı.
Elif gözleriyle "Ne oldu?" diye sordu.
Yusuf başını Mert'e doğru çevirdi.
Elif olanları anlayınca gülümsedi.
Ders başlamadan önce yanına gelip fısıldadı:
— Bak, dünya değişiyor.
Yusuf da aynı şekilde cevap verdi:
— Bir video yüzünden mi?
— Hayır.
Elif gülümsedi.
— Sen değişiyorsun.
---
Öğle arasında Yusuf ve Elif okulun arka bahçesine çıktılar.
Yusuf telefonunu çıkardı.
Video artık daha fazla izlenmişti.
Yorumlar da çoğalmıştı.
"Devamı gelsin."
"Bu çocukların sesi çok güzel."
"Son parçayı tekrar çalsanız keşke."
Bir yorum Yusuf'un dikkatini çekti.
"Bu parçanın adı ne?"
Yusuf Elif'e baktı.
— Başlangıç.
— Yazalım mı?
— Yaz.
Elif yorumun altına cevap yazdı:
"Başlangıç."
Yusuf birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra gülümsedi.
Bir insanın yaptığı müziğin altında kendi koyduğu ismi görmek...
Garip bir duyguydu.
---
Dersler bittikten sonra müzik öğretmeni Yusuf ve Elif'i odasına çağırdı.
İkisi yan yana oturdu.
Öğretmen telefonunu masaya koydu.
— Videonuzu gördüm.
Yusuf başını eğdi.
— Hocam...
— Korkmayın, kızmayacağım.
Öğretmen gülümsedi.
— Aksine.
Sonra telefonu Yusuf'a uzattı.
— Ama bundan sonra dikkatli olmanız gerekiyor.
Yusuf şaşırdı.
— Neden?
— Çünkü insanlar sizi artık sadece okul öğrencisi olarak görmeye başlamış olabilir.
Elif dikkatle dinliyordu.
— Bu kötü bir şey mi hocam?
— Kötü değil.
Öğretmen birkaç saniye düşündü.
— Ama iyi bir şey de her zaman kolay değildir.
Yusuf sustu.
— Bir video ilgi çekebilir. Sonra başka bir video istenir. Sonra daha büyük bir sahne. Sonra insanlar sizden daha fazlasını beklemeye başlar.
Elif:
— Peki ne yapmalıyız?
Öğretmen gülümsedi.
— Müzik yapmaya devam edin.
Yusuf başını salladı.
— Ama kendinizi kaybetmeyin.
Bu cümle Yusuf'un hoşuna gitmişti.
Çünkü son günlerde herkes ona farklı bir şey söylüyordu.
Kemal dikkatli olmasını söylüyordu.
Babası ciddi olmasını.
Öğretmeni kendisini kaybetmemesini.
Elif ise kendisi gibi kalmasını.
Belki de hepsinin söylediği şey aynıydı.
---
Akşam Yusuf eve döndüğünde babası masada oturuyordu.
— Bugün okul nasıldı?
Yusuf sandalyesine oturdu.
— Değişikti.
— Neden?
— Video biraz yayılmış.
Babası kaşlarını kaldırdı.
— Ne kadar?
Yusuf telefonunu gösterdi.
Babası ekrana baktı.
— İyiymiş.
— Baba...
— Efendim?
— Sence bu iş gerçekten olabilir mi?
Babası telefonu masaya bıraktı.
— Ne işi?
— Müzik.
Babası bir süre düşündü.
— Olabilir.
Yusuf dikkatle baktı.
— Gerçekten mi?
— Ama bir şartla.
— Ne?
— Sen çalışmayı bırakırsan olmaz.
Yusuf başını salladı.
Babası devam etti:
— Bir video izlenir. İnsanlar seni över. Ertesi gün başka birini konuşurlar.
Yusuf sessizce dinliyordu.
— Eğer sen sadece insanların seni konuşmasına güveniyorsan, o zaman uzun sürmez.
Yusuf'un yüzündeki heyecan biraz sakinleşti.
— Anladım.
Babası çayından bir yudum aldı.
— Ama müziğini geliştirirsen...
Kısa bir sessizlik oldu.
— O zaman kimse senden onu alamaz.
Yusuf bu cümleyi duyunca gülümsedi.
— Sağ ol baba.
---
O gece Yusuf, kendisine gelen mesaja yeniden baktı.
Bu kez cevap verdi.
"Merhaba. Mesajınız için teşekkür ederim. Görüşebiliriz. Ancak önce sizinle ne hakkında konuşacağımızı öğrenebilir miyim?"
Mesaj gönderildi.
Yusuf telefonu masaya bıraktı.
Dakikalar geçti.
Cevap gelmedi.
Sonra telefon titredi.
"Tabii. Ben Barış. Şehirde bazı etkinliklerin organizasyonunu yapıyorum. Sizi bir sonraki etkinliğimizde görmek istiyorum. Ücret ve detayları yüz yüze konuşabiliriz."
Yusuf mesajı okudu.
"Ücret."
Bu kelime gözünde kaldı.
İlk defa biri ona müzik yapması karşılığında para teklif ediyordu.
Çok büyük bir para değildi.
Henüz rakam bile konuşulmamıştı.
Ama kelimenin kendisi bile Yusuf için farklıydı.
Çünkü babasının yıllar önce söylediği cümle aklına geldi:
"Saz karın doyurmaz."
Yusuf yatağına uzandı.
Tavana baktı.
Belki babası yanılıyordu.
Belki de...
Belki Yusuf gerçekten sazıyla bir hayat kurabilirdi.
---
Ertesi gün Elif'e her şeyi anlattı.
İkisi okulun bahçesinde oturuyordu.
Elif telefonu inceledi.
— Bence görüşelim.
Yusuf:
— Sen de geleceksin.
— Tabii ki.
— Ama önce Kemal'e söyleyelim.
Elif başını salladı.
— Bence de.
Yusuf telefonu çıkardı.
Kemal'e kısa bir mesaj attı.
"Merhaba Kemal Bey. Bize bir etkinlik için ulaşan biri oldu. Görüşmek istiyor. Sizin de bilginiz olsun istedim."
Mesaj kısa sürede görüldü.
Cevap geldi.
"İyi yapmışsınız. Görüşmeden önce bana haber verin."
Yusuf rahatladı.
Elif mesajı okudu.
— Güzel.
— Nesi güzel?
— Sana güveniyor.
Yusuf gülümsedi.
Ama içindeki merak daha da büyümüştü.
Çünkü artık yolun başındaki küçük kapıdan geçiyorlardı.
Ve önlerinde başka kapılar açılmaya başlamıştı.
---
O hafta sonu Yusuf ve Elif, Barış'la buluştu.
Barış otuzlarının başında, düzgün giyimli bir adamdı.
Onları görünce ayağa kalktı.
— Hoş geldiniz.
— Hoş bulduk.
El sıkıştılar.
Barış ikisine de oturmalarını işaret etti.
— Öncelikle şunu söyleyeyim. Videonuzu beğendim.
Yusuf teşekkür etti.
— Sağ olun.
— Özellikle son parçayı.
Elif:
— "Başlangıç."
Barış gülümsedi.
— Evet. Onu.
Sonra önündeki dosyayı açtı.
— Önümüzde küçük bir etkinlik var. Yaklaşık üç yüz kişilik.
Yusuf'un gözleri büyüdü.
Üç yüz.
Daha önce yüz elli kişilik bir salonda bile elleri titremişti.
Barış devam etti:
— Sizden yaklaşık kırk dakika sahnede kalmanızı istiyoruz.
Yusuf ve Elif birbirlerine baktılar.
Kırk dakika.
Bu, şimdiye kadar yaptıklarının iki katından fazlaydı.
Barış bir kâğıdı masanın üzerine bıraktı.
— Ücret de bu.
Yusuf kâğıda baktı.
Bir an nefesi kesildi.
Rakam çok büyük değildi.
Ama onun için büyüktü.
Çünkü ilk kez sazıyla kazanacağı para gözlerinin önündeydi.
Yusuf kâğıttan gözlerini kaldırdı.
Barış gülümsedi.
— Ne düşünüyorsunuz?
Yusuf cevap vermeden önce Elif'e baktı.
Elif de ona baktı.
İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Bu artık sadece okulda yapılan bir gösteri değildi.
Bu...
Gerçek bir işti.
Yusuf derin bir nefes aldı.
— Biraz düşünmemiz gerekiyor.
Barış başını salladı.
— Tabii.
Sonra kartvizitini masaya bıraktı.
— Acele etmeyin.
Yusuf kartviziti aldı.
Tam kalkacakları sırada Barış ekledi:
— Ama bir şeyi unutmayın.
Yusuf döndü.
— Neyi?
Barış gülümsedi.
— İlk fırsatlar insanın önüne her zaman ikinci kez çıkmaz.
Yusuf cevap vermedi.
Dışarı çıktıklarında Elif sessizdi.
Yusuf da.
Bir süre yürüdüler.
Sonra Yusuf durdu.
— Sence ne yapmalıyız?
Elif ona baktı.
— Bilmiyorum.
Yusuf şaşırdı.
— İlk defa bilmiyorum dedin.
Elif gülümsedi.
— Çünkü bu sefer gerçekten önemli.
İkisi de önlerindeki yola baktı.
Yusuf'un elinde kart vardı.
Cebinde sazının tellerinden kalma küçük bir reçine parçası...
Ve zihninde babasının sesi:
"Çalışmayı bırakırsan olmaz."
Yusuf o an fark etti.
Hayali büyüdükçe...
Vereceği kararlar da büyüyecekti.
Ve bundan sonra her adımında sadece müziğini değil...
Kendisini de koruması gerekecekti.
Bölüm etkileşimi
