SARSILMAZ REKABET kitap kapağı

6. bölüm / 6

SARSILMAZ REKABET

6.Bölüm

Vaveyla Yazarı: ZEYNA T.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6.Bölüm

“Gençler son 5 dakika son kodlamalarınızı yapın!” diyen Özgür Hocayla irkildim.

Yine bir denemenin son 5 dakikasına gelmiştik fakat fizikten iki boşum vardı. Ne yapsam da bir türlü çözememiştim. En sonunda derin bir nefes alıp bir dakika mola verme kararı aldım.

Arkama yaslandığımda arkadan bacağıma çarpan bir şey hissettiğimde azıcık yana doğru eğildim.

Son zamanlarda dediğine göre sıkı çalışmaya başlamış olan Ozan yavru köpek bakışlarını atıyordu alttan.

En arka sıralarda olmanın verdiği rahatlıkla başımı “Ne istiyorsun?” dercesine salladım.

“Matematikten birkaç soru versene.”

Önüme dönüp matematiği açtım ve kitapçığın ucundan biraz yırtıp ilk onbeş sorunun cevabını yazdım. Ardından hocanın görmediğine emin olduğum bir anda ona verdim.Ellerini birleştirip teşekkür ettikten sonra bende fiziğe geri döndüm.

Vektörlerden bir soruydu ve büyük ihtimalle çok basitti ama bir türlü izleyeceğim yolu bulamıyordum.Son bir dakikaya girince diğer soruyu arada kaldığım seçeneklerden birini atıp öbürünü boş bırakma kararı aldım.

Zil çalınca yanımda uyuyan Ceren aniden uyanmıştı. Bana optiğini uzatıp geri yattı. Hocanın masasına optikleri bıraktığımda Özgür Hoca,

“Berfin kızım deneme nasıldı?” diye sordu.

“İyi gibiydi hocam matematik iyi gelir, ama genelden emin değilim.”

“Senin denemelerde fizik biraz kötü müydü kızım, öyle hatırladım. Düzelttin mi?”

“Üstünde çalışıyorum hocam.” deyip gülümsedim.O da iyi çalışmalar dileyip sınıftan çıktı. Yerime geri gittiğimde Ceren artık kalkmış rujunu tazeliyordu.

“Ay ne güzel uyudum gerçekten 8 saat uyumuş gibi hissediyorum. Gelin bahçede voleybol falan oynayalım.”

“Ben acıktım ber vişne suyu ve poğaça alır bahçeye geçeriz.” dedim ve kitapçığımı sıranın altına koydum. Selin’i de sınıfından alıp kantine gittik.

11. Sınıf olduğumuz için çoğu zaman bize saygı duyup yer veriyorlardı kantin sırasında. Bize kaynak yapabilecek 9 lara göz gezdirirken Bengü çoktan bir 9. Sınıfla konuşmaya başlamış ve bizi de almasını rica etmişti. Kız da “Tabii ki abla.” deyince hızlıca yemekleri almış ve bahçeye geçmiştik.

Uzun süre boyunca voleybol oynadık. Sonrasında denemenin cevap anahtarı gelince Bengüyü de yanıma alıp sınıfa çıktım. Çoğu kişi oturup sohbet ederken bazı erkekler tahtadan minibus oyunu açmışlardı.

Kitapçığımı sıranın altına attığım için onu almak için elimi attığımda orada olmadığını fark ettim.

“Bengü benim kitapçığım burada değil.”

“Alla alla yere mi düştü ki.”

İkimizde yere çömelip baktık ama hiçbir şey yoktu.

“Ya 40 dakikada nereye kaybolmuş olabilirsin ki!”

“Üstünde ismin yazıyor muydu bari?”

“BK yazıyordu.”

“Ne zamandır ismini yazma sürenden bile kesiyorsun Berfin?”

“Denemelere girmeye başladığımdan beri Bengü of. Ama tanırlar dimi başka ismi B ile soyadı da K ile başlayan aklıma gelmiyor .”

“En kötü gördünüz mü diye sorarız ya sıkıntı olmaz canım.”

Öğrenci zili çalmış ve bizimkiler de gelmişti. Çoğu kişinin sınıfa gelmesine rağmen hala benim kitapçıktan ses yoktu.

“Kafayı yicem ama ya!Nerede bu!”

“Kızım en kötü sonuçlar açıklandıktan sonra benim kitapçığı veririm ya dert etme bir”dedi Ceren.

“Okulda ‘Kitapçığım kayboldu bulun onuuuu!’ diyebilecek nadir insanlardansın canım benim.” diye kendi kendine güldü Ozan.

“Sus be sende, dalga geçme.” diye susturdu onu Ceren.

O sırada yanımızda biten Altay ve ekibiyle onlara doğru döndüm. Ceren benden daha önce davrandı.

“Hayırdır bir şey mi diyeceksiniz?”

“Ayy yok tatlım bir emanet mi varmış ne onu teslim etmeye geldik.” diyerek sırıttı Lüftü.

Sonra Altay da elindeki kitapçığı masaya bıraktı.

“Bizim eski sınıftakiler benim olduğumu düşünmüş da, benim sıraya bırakmışlar fark edince vereyim dedim.”

Ben daha cevaplayamadan arkadan Ozan “Sen ne alaka ya.” deyince Altay bana doğru bakıp sırıttı ve elini öne doğru uzattı bir şey teklif edermişçesine.

“Sen cevaplamak ister misin Berfin.”

Onun bu tavrına göz devirmeden edemeyip,

“Çünkü onun ismi Altay Batın Karabay benim BK yazılı kitapçığımı onun zannetmiş olabilirler.”

Bu sefer ortamdan aydınlanma mırıltıları çıktı. Ona bakıp

“Teşekkür ederim.”

“Vay bak bu beklenmedikti.”

Kaşlarımı çattım.

“Derken? Ben bana yapılan bir iyiliğe teşekkür etmekten bile aciz miyim senin gözünde?”

Tartışmamız onu tatmin edercesine gülümseyip

“Yok da. Bilemedim yani benimle iletişime bile girmekten şiddetle nefret edersin ya sen.” diye bilmiş bilmiş konuştu.

“Fikrim değişmedi zaten mümkün olduğu kadar uzak durmanı tercih ederim.”

Yüzünde anlık silik bir gülümseme gördüm. Bu diğerleri gibi değil gibiydi.Bir anlık görmüş gibi hissetmiştim. Bir an sanki gerçekten onu incitmiş gibi hissetmiştim.

Dikkat etmeyen biri bu gizli ifadeyi görmezdi bile.Ama fark etmiştim. Bunun farkına varınca da kendime kızmış ve altında istemsiz bir huzursuzluk hissetmiştim.

“İsteğini yerine getirmeye çalışırım o zaman kar tanesi”.

Bu hitap şeklini duymayalı uzun zaman olmuştu. Bir an duraksadıktan sonra onlar harekete geçmiş ve kendi yerlerine gitmişlerdi.

“Bu da neydi?” diye sordu meraklı gözlerle bakan Bengü.

“Berfinin eski lakaplarından birisi.” dedi yanımda oturan Ceren.

“Çok önemli değil eski gereksiz bir lakap işte.”

…….

Ertesi gün okul bir krizle başlamıştı.

Okuldaki en büyük iki kulübün de teslim törenleri fazlasıyla rastgele bir çarşambaya denk gelmişti.

Tarih kulübünün yeni başkanı seçilen Yavuz sabahtan beri bu günün onlar için ne kadar önemli olduğundan bahsediyordu.

“Bak Berfin seni severim bilirsin. Ama gel insafa ertele şu teslim törenini bak konferans salonu bu öğle teneffüsü bizim.”

“Yavuz ben geçen hafta ikimizin bu konu hakkında uzun uzun konuştuğunu hatırlıyorum nedense. Ve tahmin et biz ne konuşmuştuk? Tabii ki de tarihlerin ne zaman olacağını dimi.”

“Yani sen benim çok sevdiğim bir arkadaşım olan Berfin, asla bir geri adım atmayı aklından geçirmez miydin?Benim gibi mükemmel, lider ruhlu , öngörülü, anlayışlı, kara gün dostu bir arkadaşın hatrına.”

“Cümleleri hiç uzatıp karmaşıklaştırma Yavuzcum. Bugün yani çarşamba münazara kulübünün.” deyip eminlikle iyice koltuğa yerleştim.

Nerede miydim?

Müdür yardımızın odasında Münazara kulübünün yeni eş başkanı olarak hakkımı savunmaya gelmiştim.

“Yaa n’olursun Berfiiiin!Bak herkesi çağırdım diyorum.2019 mezunu eski başkanlar bile geldi. Şenay Hocanın annesi geldi annesi!”

“Şenay Hocanın annesini niye çağırdın çocuğum?!” diyen Murat Hoca konuşmaya daha yeni girebilmişti.

“Ya sonuçta tarih kulübü ya kadın da Allah uzun ömrüne ömür katsın 90 yaşlarında var hocam yani. Bende bize kendi Kurtuluş Savaşı anılarıyla aydınlatır diye düşünmüştüm.”

“Oğlum ne Kurtuluş Savaşı!Yüzyılı geçirmişiz üstünden sen yanında oksijen tüpü olmadan nefes alamayan kadını okula mı çağırdın?”

Bu sefer gereksiz bir gururla doldu Yavuz.

“Hocam bizzat evine misafir gidip, davet ettim.” dedi acayip gururlu bir şekilde.

Murat Hocaya söylenecek söz kalmayınca söze ben girdim.

“Bak Yavuz bu kadın gelmişken Münazaranın devir teslimine kalır. Ama o devir teslim bugün o-la-cak. Nokta.”

En sonunda herkes sükunete kavuşmuş, derslerine dağılmıştı. Öğlene kadar derslerde soru çözmüştüm. En son zil çalınca eş başkanlığı paylaştığımız Berat’ın beni kapıda beklediğini görünce gülümseyip onun yanına gittim.

“Hazır mısın müstakbel başkanım?”

“Hazırım tabii başkanım.”

Biraz gülüştükten sonra konferans salonuna geçtik. Her sınıf kademesinden kişilerle dolmaya başlamıştı salon. Heyecanımı kontrol etmekte zorlanmaktan korkuyordum.Ama bu iki yıldır her maça beraber katıldığım Berat bana her türlü sakinlik ve güven vermeyi becerebiliyordu.

Cerenlerin yanına gidip yerimde zıplamaya başladığımda Selin gülüp alnıma bir öpücük kondurdu aniden.

“Yaa benim miniğim büyümüşte başkan olmuş. Ne ara büyüdün be annem!Daha deneyimsiz,toy,alık,saf, hafif biraz mal olduğun zamanlar gözüme geliyor. Ağlamamak için zor tutuyorum kendimi.” diyerek dramatik bir konuşma yaptı.

“Bu söylediğin kelimelerin hepsi neredeyse aynı anlama gelmiyor mu?” dedi Ceren.

“Ayy konuşana bak!Türkçeyi çok iyi biliyorsan bizim oraya gelseydin ya canım.” diye yandan baktı Selin.

Onların konuşmasına gülerken beni sakinleştirmek için şaklabanlık yapmalarını seyrettim biraz. Bu süre boyunca salon neredeyse kapıdan çıkacak kadar dolmuş, ortalığa atttığımız sandalyelere geçmişti bazıları.Kapının orda eski başkanlarımız Aslı ve İremle muhabbet eden Berat’ın koluna girdim.

“Ne zaman başlıyoruz gençler?”

Aslı hüzünlü ama bir o kadar da heyecanlı haliyle

“Başlatabiliriz aslında gelecekler geldi gibi.”

Ondan sonra biz Beratla kapıda beklerken onlar veda konuşmalarını yapmaya başlamıştı.Onları izlerken yeni gelen bir grubu gördüm.

Altay ve arkadaşları.

Diğerleri yer kalmadığı için duvar kenarına otururken Altay yanıma gelip

“Hayırlı olsun.” diye kısık sesle söyledi.

“Teşekkürler.”

“Gerçekleştirmişsin hayalini.”

“Hatırlıyor musun ki hayalimi?”

“Hiç unutmadım ki.”

Z’

berfin.kutlay Tüm kadro münoda

bberatakçay: Babalar münoda gelen gelsin🫰🏾

cerenhabat: 🫶🏼🫶🏼🫶🏼

yankısızselin: Gururlu bir anneyim

467 like +20 yorum

cerenhabat yaz gelsin lütfen hemen🙏🏼
berfin.kutlay Daha sonbaharda Gilmore Girls izlemeden olmaz
cerenhabat: @berfin.kutlay derslerde gizlice tabletten izlesek?

hale_soymazz: Canım kaptanım🫶🏼

altaykarabay 📸@berkaykutlalay

berkaykutlalay: canım abim💙

akkurt_lütfü: Bensiz mi? Üzdü

İlyaskaya: Bayramda para dilenen çocuklar gibi duruyorsun

yankısızselin 💗

yorumlar kapatılmıştır.

Ayyy bölümü nasıl buldunuzzz??? Sınavlar yaklaşıyor ya. Neyse öpüldünüz 🫶🏼🫰🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.