SARSILMAZ REKABET kitap kapağı

3. bölüm / 6

SARSILMAZ REKABET

3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: ZEYNA T.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm

3. Bölüm

Teneffüs zili çalınca Ceren’e optiğimi uzattım vermesi için. Herkes ayaklanmaya başlamış yarısı soruları tartışıyor, yarısı hocanın “Çıkabilirsiniz.” iznini bekliyordu. Genelde denemelerde pek iyi yapamayan arkadaşım Ozan seslenince ona döndüm.

“Pişt Berfin denemeye zorluk derecesinden puanlasaydın kaç verirdin canım?”

“Bilmem 4 falan herhalde.”

“4 mü! Kanka emin misin bak benim canım çıktı ama ya!”

“Kanka yani geçen senenin derslerinin yarısında uyumuş biri olarak bile zorlanmadım yani. 9 lara götür onlar bile yapar.” Diyerek yanıma oturdu Ceren.

“Geçin dalganızı,geçin. Zaten ancak bu dönemler geçebilirsiniz çünkü arkadaşlar “study era” ma giriyorum bu sene.”

“Vaov ben bile beklemezdim böyle bir şey.”

O sırada kafasını sıraya gömmüş uyuyan arkadaşımız Bengü mırıldandı.

“Yeni birinden hoşlanıyor. Kız bunu reddetmiş senin hiç akademik kariyerin yok diye.”

Cerenle güldük.Ozanın omzuna destekleyici bir vuruş geçirip,

“Bak sen benim arkadaşıma sevdiği kız için ekran süresini azaltıp ders çalışacak ha. Gitgide olgunlaşacaksın böyle Ozan, gururlu bir anneyim.”

Gülerken bir hocalardan biri “11.sınıflar’26” grubuna denemenin cevap anahtarını göndermişti. Hemen önüme dönüp denememi açtım.

“Ceren bana cevapları okur musun?”

Ceren cevapları okurken 4 ümüz de denemesini kontrol etmişti.Denemede toplam 120 soru vardı ve tam 108 net yapmıştım. Geçen senenin konularını içeren basit bir sınavdı ve bu koşullarda fizikten 4 yanlışım olması dikkat çekiyordu.Kollarımı bağlayıp bir of çektim. Arkadan Ozan haykırdı.

“Ne of ya! Kızım sen sonucunun farkında mısın ben 77 net yaptım!”

O sonucunun ne kadar kötü olduğu hakkında Bengüye dert yanarken, Ceren’e yaslandım ve sarıldım o da geri sarılıp mırıldandı.

“Kafaya takma kızım daha okul başladığından beri girdiğimiz ikinci sınav ve senin notun için ağlayanlar vardır.”

“Ben genele üzülmüyorum. Sadece…Tüm yaz fiziğe çalışmışken ezberin ötesine geçemiyormuş gibi hissediyorum. Bir türlü olmuyor.”

“Kantine gidelim mi sonra hocaya soruları sormaya gideriz.”

Ona katılıp ayağa kalktım ve hep beraber sınıfın çıkışına geldiğimizde içimdeki huzursuzluktan bi türlü kutlulamadığımı hissettim.

“Ya da siz gidin ya ben bunları Canan Hocaya gösterip size katılırım.”

Hepsi iki senedir beni fazlasıyla tanımış kişiler oldukları için sorgulamadılar ve gittiler. Sıramdan denemeyi alıp çıkarken Altay önümde belirmişti.

“Selam deneme nasıldı?”

“İyi.”

“Sadece iyi mi yani.”

“İyi yani ne dememi bekliyorsun.”

“Bana karşı sürekli bunu dediğinin farkında mısın bir kere terslemeden konuşamıyorsun herhalde.”

“Sende boş boş şeyler sorma o zaman.”

“Boş mu!Ben insanlık adına sordum sorumu yani yoksa ona bakarsan çoğu soruyu öylesine sormuyor muyuz?”

“Bu konuyu bir sonraki dersimiz olan felsefede tartışmaya ne dersin.”

Ona cevap fırsatı vermeden sınıftan çıktım ve Canan Hocaya soruları gösterdim. Hepsi ne kadar ayrıntılı açıklarsa açıklasın hepsi ezber cümlelerden ibaret gibi geliyordu ve ne kadar soru sorarsam sorayım bir türlü tam olmuyordu. En sonunda hoca da bıkmış olacak ki

“Bak Berfincim ben sana yine tekrar tekrar anlatırım ama istersen bir akranından dinlemek daha verimli olabilir öğrenirken.”

“Olabilir hocam fiziği iyi olan biri söylerseniz ben ondan da yardım isterim.”

“Canım sizin sınıfta Altay Karabay var onun da fiziğine iki sene girdim bayağı iyiydi,tanışıyorsunuz dimi.”

“Evet hocam tanışıyoruz Altayla teşekkürler tavsiye için.”

Hocayla selamlaşıp kantine doğru indim. En büyük rakiplerimin birinden fizik öğrenmeye birçok şeye tercih ederim. Özellikle o rakip iki senedir deli gibi yarıştığım Altay ise.

Kantinde diğerlerine katıldığımda Selin de oradaydı. Boş olan yere oturup benim için aldıkları tostu yedim.Biraz muhabbetten ve soru anlatımından sonra felsefe dersine girmiştik.

Hocamız Zeynep Hoca iki yıldır aktif olduğum münazara kulübünün danışman öğretmeni olduğu için çoğu şeyimi paylaştığım,hoşlandığım çocuğa açılmamı söyleyen, yanında hüngür hüngür ağlamışlığım olan bir hocaydı.

Öğretmen masasına oturan Zeynep Hoca,

“Evet gençler yılın ikinci dersine sizi de kaynaştırmak amacıyla bir münazara ile başlayalım olur mu?”

Herkes onaylarken hoca tahtaya konuyu yazdı: “Kaan ve Ela uzun zamandır aynı arkadaş grubunda olan iki kişidir. Fakat Kaan Elaya kör kütük aşık olmuştur. Aynı arkadaş grubunda oldukları için riskli olabilecek bir tekliftir. Kaan Elaya açılmalı mı yoksa sevgisini kalbine mi gömmelidir?”

“Evet şöyle yapalım sınıfın sol yarısı kalbine gömmesini, sağ yarısı açılması gerektiğini savunsun.5 dakika düşünün sonra isteyen konuşmaya başlasın.”

Sınıfın solunda olduğumuz için neden Kaan’ın bu aşkı unutması gerektiğini savunuyorduk. Önümdeki deftere birkaç argüman yazıp Ceren’e gösterdim oda birkaç şey yazdı ve 5 dakikanın sonunda sağ taraftan Alya konuşmaya başladı

“Hocam şimdi açılmaması çok saçma değil mi başta, çünkü hayatının aşkını yaşama fırsatı varsa bile bunu sadece korktuğu için yapamıyor olur.” ondan sonra lafı alan Lütfü konuşmaya başladı

“Kesinlikle katılıyorum hocam hem açılmamak korkaklıktır bu noktada ve Kaan aşkını yaşayamadığı için kötü bile hissedebilir dimi yani ben hiç hissetmedim tabii de , böyle bir özgüven eksikliği yaşayıp gidecek mi yani.”

Ceren ona karşı başlayıp

“Her şeyden önce burada reddedildiğinde, hoşlandığı kızın onun da ötesinde bir arkadaşının yüzüne bakamadan bile yaşayabilir. Bu Kaan’ı daha çok yaralar. Açılmazsa en azından iyi birer arkadaş olarak kalırlar.”

Karşıdan Esra “Birinden gizlice hoşlanıp ona açılmayıp ,gizlice böyle yanında onunla beraber olduğun için mutlu mutlu takılmak biraz haince bence çünkü karşıdaki senin onun arkadaşı olduğunu sanarken böyle hisler etik değil ki.”

Bu sefer söz hakkını ben aldım.

“Senin dediğine göre kimseyi sevmemeliyiz o zaman bakın bir arkadaş grubundan bahsediyoruz. Başka bir grubumuz olsa bile belki bu grup sonra o bizi reddettikten sonra bize sırtını çevirirse. Bunu düşümüyorsunuz bence. Demeyecekler mi biz arkadaş olarak takıldığımızı zannederken sen kızı sevmişsin diye.”

Karşıdan Altay konuştu,

“Hisleri kontrol etmek mümkün değil ki. Herhangi birine sırf gülüşü güzel diye sempati besleyebilirsin.”

“İşte hisleri kontrol edemeyebiliriz ama yönlendirebiliriz. Tekrar yeniden birinden hoşlanabiliriz ve gerçekten getirileri, götürülerinden daha fazla olan bir ilişkide oluruz.”

“Ama işte ne yaparsan yap o kişiyle olma ihtimali kafanı kurcalar, bir ilişkide bile olsan belki diğeriyle olma ihtimaline bağımlı kalırsın ve ilişkini de yaşayamazsın.Onunla olma ihtimal seni içten sürekli bir yarım kalmışlığa sürükler ve yarım kalan şeyler elbet tamamlanmak ister.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

45okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.