8. bölüm / 11
SANCAK KOLEJİMotor yarışı
Bölümler 11Şu an: Motor yarışı
- 1 Taşınma kararı853 kelime
- 2 Yeni başlangıçlar1.689 kelime
- 3 İlk gün1.749 kelime
- 4 Ödev mi?2.245 kelime
- 5 Okul çıkışı2.259 kelime
- 6 Kavga2.084 kelime
- 7 Etkilendim1.387 kelime
- 8 Motor yarışı2.304 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Empress2.442 kelime
- 10 Kötü sürpriz2.614 kelime
- 11 Sevgiliyiz1.960 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Her şeyi yanlış anlamakta insanların üzerine yoktur. Heleki bu bahsettiğimiz kişi melis'de.
Melis kaşları çatık bir şekilde yaman'a ve bana bakıyordu. Yaman'a döndüğümde üzerinin çıplaklığı gözüme çarptı.
"Sen! Yaman için erkekler soyunma odasına girdim değil mi? Kaşar"
Melis'e bakarak güldüm. Yamanda bana bakıyordu, ona hiç dönmeden Melis'e doğru dalına salına salına yürüdüm.
"Seni o dilinle boğarım duydun mu?... Ayrıca belkide o beni görmek için gelmiştir tatlım"
Melis'e göz kırptım. Sinirle üzerime yürüdü ama bu seferde Yaman araya girdi.
"Melis dur"
Melis yaman'a baktı ve beni deliler gibi güldürecek o cümleyi kurdu.
"Yaman tamam ben biliyorum seni, o girdi buraya değil mi peşine takıldı"
Bende kayış koptu. Yüksek sesle güldüm. Yaman ve Melis deli görmüş gibi bana bakarken ben hala gülüyordum.
"Kızım senin kafan almıyormu bu antipatik şey seni sevmiyor anla şunu, ayrıca o benim peşime takıldı... Hatta sen gelmeden öncede benden ne kadar etkilendiğinden falan bahsediyordu"
Yamana döndüm ve güldüm.
"Tabi ben ona yüz vermedim... Sonuçta bende kendimden etkileniyorum."
Melis hiçbir şey demeden bana bakarken yamanda durmuş yalnızca beni izliyordu.
Melis'in yanına gittim ve kulağına doğru iyice eğildim. Yaman'ın bizi duymadığını düşünüyordum.
"Bu kadar gurursuz olma hemcinsin olarak sana bir tavsiye... Seni sevmiyorsa sende sevme denklem bu"
Melis'e bakmadan omzuna çarparak soyunma odasından çıktım.
Yaman Sancak
Soyunma odasında durmuş az önce çıkan kızın arkasından dalgınca bakındım.
Onu ilk bahçede görmüştüm. Açık bıraktığı gece siyahı saçları ve ela gözleri ile güzeldi. Belkide böyle güzel olması sinirimi bozmuştu.
Ondan ilk başta nefret etmiştim. Bana karşı gelmesi herkesin ağzının lafını vermesi beni hem sinir ediyor hemde içimdeki garip duygular uyandırıyordu. Hâlâ da uyandırıyor.
O komik, havalı, çocuksu bir enerjisi ve herkesi etkileyecek kadar güzel bir fiziği var. Şımarık bir velete benziyor.
Ondan etkilenmeye başlıyordum ve bunun farkındaydım. Ben kendimden hiç bir şey saklamam yani seviyorsam seviyorum, etkileniyrsam etkileniyorumdur.
Ben hâlâ olduğum yerde durmuş derin düşünceler içerisindeyken Melis karşıma gelmişti.
"Yalan söylüyor değil mi? Beni sinirlendirmek için öyle söyledi... Konuşsana Yaman!"
Bana bağıran melise sakince baktım.
"Ne duymak istiyorsun Melis... Evet etkileniyorum ondan ve bu seni hiç ilgilendirmiyor, seninle aramızda arkadaşlıktan başka bir şey yok"
Melisin gözleri dolmuştu. Ama anlaması gerekiyordu, onunla çocukluktan beri arkadaştık ve ben onu hep böyle görmüşken o kendisini sürekli benim sevgilim gibi görüyordu.
Kalbini kırmamak için bunca zaman boyunca susmuştum. Ama yeterince doldum.
"O kızla sevgili misin?"
"Hayır değilim...henüz"
Melis alayla güldü.
"Henüz mü? Cidden onun gibi manyak birini yanındamı gezdireceksin"
Kaşlarımı çattım.
"Yanında gezdireceksin derken... Bak Melis o kız dediğin dah az önce onunla kavgalı dahi olsanız senin iyiliğin için sana tavsiye verdi, ama sen kızın ölmüş ailesiyle bile dalga geçtin"
Melis üzerime yürüdü ve sinirle bağırdı.
"Şimdide iyilik meleğimi olsun, ne çabuk unuttun yaptığın kötülükleri... O kız geldiğinden beri değiştin!"
Evet bunu bende fark ediyordum. Ben ki istediğim zaman istediğim kişiyle dalga geçip eziklerken, şu an öyle değildim.
"Belkide değişiyorumdur"
Melis yüzüme son kez bakıp gitti. Bende üzerime formamı giydim ve sınıfa doğru çıktım.
Okul çıkışına daha iki dersimiz vardı. Sınıftan içeri girdiğimde ilk gözümün aradığı Defne oldu.
Sırasında arkasını dönmüş ve ikiziyle gülerek konuşuyordu.
O gerçekten... güzeldi.
Siktir!
Bu işin sonu hiç iyi bir yere gitmiyordu.
"Yaman?"
Kafamı çevirdiğimde bana bakan Poyraz ile karşılaştım.
"Ne oldu lan"
"Bir şey Yok"
İkimizde sıramıza gittik ve oturduk.
"Kuzen Allah aşkına sen hiç konuşma daha dört tekerlekli bisiklet süremiyorsun"
Defneyi izlemeye başladım. Ellerini saçlarına koydu ve şımarıkça saçlarını savurdu.
"Ama ilk bisiklet sürmeyi ben öğrendim"
"Aynen ikiz...'sarp bırakma vallahi küserim seninle, Allah'ım sana geliyorum,sarp bıraktınmı!" Diye ağlayarak öğrendin"
Tam defnelik hareketlerdi. İstemsizce güldüm.
"Hah ben mi, hiçte bile... Sen kendine bak ikiz bisikletle yokuştan yuvarlanan bendim sanki"
Defne tripli şekilde ikizine dert yanarken yüzümde farkında olmadan bir tebessüm oluşmuştu.
"Neye gülüyon birader"
Yüzümdeki tebessümü hemen sildim ve poyraz'a bakmadan boğazımı temizledim.
"Hiç aklıma komik bir şey gelmişti"
Yalanını sikim!
Benim acil kendime gelmem gerekiyordu. Ben bu değildim, kendimi tanıyamıyordum.
Eski kişiliğime geri dönmek istiyordum. Kimseyi kafasına takmayan o kişiye dönmeliydim.
Sınıfa giren Melis önce sinirli bir şekilde defneye baktı. Defne ise hâlâ sarp'la gülerek konuşuyordu.
Melis ağır adımlarla yerine geçti.
Bende yavaşça sıramdan kalktım. Aslımıza geri dönme vaktiydi.
Öğretmenler masasının önüne geçtim.
"Gençler! Değerli vaktinizi şu yakışıklı beyefendiye verin"
Sınıftakilerden gülme sesi geldi. Defne ve kuzenleride bana döndüler.
Onlara alayla güldüm ve ellerimle önce gömleğimin yakasını düzelttim.
"Biliyorsunuz ki her seneki gibi motor yarışları yaklaşıyor, gerçi kimin kazanacağı zaten belli de neyse. Sizleride orada destekçim olarak bekliyorum. REDLİNE şampiyon!"
Yüksek sesime karşı sınıftan alkışlar 'Ooooo' gibi sesler yükseldi. Defneye baktığımda kaşları çatık bana bakıyordu. Muhtemelen ne yarışı olduğunu anlamamıştı.
"REDLİNE!"
"REDLİNE!"
"Arkadaşlar kimin kazanacağını biliyoruz heralde"
"YAMAN SANCAK"
Poyraz'ın sesine karşılık sınıftakiler tezahürat yapmaya başladı. Melis'e baktığımda o da bana gülerek baktı. Galiba kendime geldiğimi falan düşünüyordu.
Ama bilmiyordu ki o benekliyi düşünmemek için böyle davrandığımı.
"Ayyy yeter bağırmayın!"
Sınıfta yine herkese bağıran benekliye baktım.
"Ayrıca Redline mı? Yeni enerji içeceği markası sandım.”
Sınıftakiler ters ters defneye baktı.
"Senin o dalga geçtiğin grup yıllarca Yaman Sancak liderliğinde motor yarışları birincisi, herkesin karşı karşıya gelmekten korktuğu grup"
"Karşılarına doğru düzgün rakip çıkmamışsa birinci olmaları çok da şaşırtıcı değil.”
Kimisinin ağzından 'oooo" sesi çıksada bazıları bana bakmakla yetindi.
"İkiz sus"
Defne sarpa baktı, sonrada alayla bana baktı.
Bende aynı şekilde ona karşılık vermedim.
"Bu konulara çok hakim gibisin"
Eliyle kendini gösterdi.
"Ben mi alakamız bile yok, hiç benlik bir şey değil."
Saçlarını savuran kıza hâlâ sırıtarak bakıyordum.
"Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyler hakkında yorum yapmayı çok seviyorsun benekli"
Defne bana baktı ve alayla göz kırptı.
"Huyum kurusun"
Ona bakmaya devam ettim. Bu kızda beni ona çeken bir şey vardı ve bu durum çok rahatsız ediciydi.
"Geçin yerlerinize"
Hocanın sınıfa girmesiyle yerime geçtim. Bakışlarımı defneden çekemiyordum.
O ise gülerek yanındaki nehir'le konuşuyordu.
DEFNE KARACA
Tenefüs zili çalınca sonunda bugün de bitmiş buluyordu.
Ve benim daha kütüphane cezma vardı. Allah kahretsin
Sıradan ayağa kalktım, sarp'a döndüm.
"Siz gidin ben daha kütüphaneye gideceğim"
Sarp ve Arda kaşlarını çattı.
"Biz seni bekleriz sen git"
"İkiz uzun sürebilir siz gidin ben gelirim"
Sarp kaşlarını çattı.
"Abine karşı gelme"
Göz devirdim.
"Yine başladık sabır... Aramızda sadece beş dakika var anla şunu benim abim değilsin"
Sarp güldü. Ve Arda'ya döndü.
"Kuzen abisiyim ben değil mi"
Arda da bana gıcıklığına başını sallayınca nehirde gülmeye başladı.
"Ya abim değil diyorum!"
Sarp daha çok güldü.
"Sus kız! Bak haberlere çıktı abisine laf söyleyen kız maymuna dönüştü"
Sınıfta ki birkaç gülme sesi daha geldi
Bende elimdeki kitapla sarpa vurmaya başladım.
"Sensin maymun, köpek"
Sarp gülerek koşarak sınıftan çıktı. Arda da hemen arkasından. Bende önüme gelen saçıma üfledim. Sinirle ayağımı yere vurdum.
"Sanırım ikizin haklı benekli"
Çaprazımda duran yaman'a baktım. Alayla gülüyordu.
"Sana buradan bir çarparım görürsün maymunu tek toka seni"
Nehir ve Poyraz kahkaha atarken bende güldüm. Yaman da önce güldü sonrada kaşlarını çatarak bana baktı.
"Tel tokamı o nasıl laf amın... Yani bok gibi"
Sanırım kız olduğum için küfretmemişti.
"Dilsiz gel biz sınıftan çıkalım bunlar yine kavga edecek"
Poyraz nehire bakarak konusurken nehir göz devirerek ona baktı.
"Çıksam kendim çıkarım sana neden ihtiyaç duyayımki"
Poyraz sırıtarak nehire baktı.
"Böyle büyük gibi mantıklı laflar söyleme ufaklık ciddiye alıyorum sonra seni"
Nehir dişlerini sıkarak başını yukarı kaldırdı l.
"Allah'ım sabır!"
Bir parmağını Poyraza doğru savurdu
"Bir daha ufaklık dersen elimde kalırsın"
Poyraz piç bir şekilde güldü. Ve bir elini kulağının arkasına koyarak iyice nehire doğru eğildi.
"Duyamadım ufaklık...boy farkından heralde"
Nehir çantasını bırakarak Poyrazı kovalamaya başladı.
SARP KARACA
Bahçede ardayla sohbet ederek bizimkileri bekliyorduk.
"Bugün gelmedi seninki"
Kaşlarımı çatarak Arda'ya döndüm.
"Benimki?"
Pis pis sırıttı.
"Kim olucak lan İpek"
İpek mi!
İpek
"Nereden benimki oluyor lan"
Arda omzuyla omzuma vurdu.
"He he anladık seninki değil"
Elimle ensesinden tutup ittim.
"Oğlum çık git lan!"
Arda gülerek bana döndü.
"Neyse ben gidip kahve alayım sende ipeği düşünmeye devam et"
Arda gülerek giderken bende önüme döndüm.
Evet bugün gelmemişti. O kızı elbette o anlamda sevmiyordum. Sadece şaşırıyordum o bu kadar iyiyken abisi olacak piç nasıl böyleydi.
Bahçedeki bankalara doğru yürümeye başladım çoğu kişi eve gitmişti birkaç kişi kalmıştı okulda.
Banka oturduğunda birkaç dakika sonra değişik bir ses gelmeye başladı.
Çevreme bakındım ama kimseyi göremedim. Ses gelmeye devam edince ayağa kalktım. Ses arka bahçeden geliyordu oraya doğru adımladım. Kaşlarımı çatıldı.
Bu ne sikim işti.
Biraz daha ilerleyince az ötede duvarın kenarina oturmuş dizlerine sarılarak ağlayan ipeği görünce şok içinde adımlarım durdu.
İyideo bugün okula gelmemişti ki
Üzerinde kısa bir tişört altında ise şort vardı.
Hıçkırarak ağlıyordu. Bakışlarını yere sabitlemişti.
Niye ağlıyordu.
Salak herif kıza sorsana
Küçük adımlarla ipeğin yanına giderken beni fark etti. Önce şaşırsada, hemen yüzünü sildi ağlamaktan yüzü kızarmıştı.
Yanına gittim ve çömeldim.
"İyi misin?"
İpek yüzünü silerek bana döndü ve tebessüm etmeye çalıştı.
"İyiyim"
İyi değildi anlıyordum.
"Neden ağlıyorsun o zaman"
Tekrar gözlerinin dolduğunu gördüm.
"Hopp tamam ağlama ben... İstemiyorsan gideyim"
Ayağa kalkıp girecekken elime sarılan küçük ve narin ele baktım.
Kısık sesle
"Gitme"dedi.
Yutkunarak ona baktım. Çok kırılgan, masum görünüyordu.
"Yerden kalk hasta olursun"
Yukarı doğru çekince o da ayağa kalktı. Karşımda sürdü armaizda boy farkı olduğu için başını biraz yukarıya kaldırmak zorunda kaldı.
"Ağlamayacaksan bir daha soracağım... Niye ağlıyorsun"
İpek yutkundu gözlerinden boncuk boncuk göz yaşı akıyordu.
"Ben... Şey yoruldum. Sürekli annemin istediklerini yapıyorum ve onu hiçbir zaman.... Memnun edemiyorum"
Hıçkırdı.
İpek bakışlarını kaçırdı. Göğüs hizama geliyordu.
"Senden bir şey isteyebilir miyim"
Kaşlarımı çattım. Yüzüme bakınca kabul etmeyeceğimi düşünmüş olmalı ki.
"Tamam istemiyorum"
"Ne istiyorsun... Ağlaman duracaksa yaparım"
Küçük bir tebessüm etti.
"Bunu"
Ellerini göğsümün üzerine koydu başını da yasladı ve ağlamaya başladı.
Sarsıldım bir an.
Böyle bir şey beklemiyordum.
O hıçkırarak ağlarken yutkundum.
"Ben çok yoruldum... Bazen ölmek bile istiyorum"
Gözlerimi kapattım. İçimdeki sesi dinledim ve ellerimi kaldırdım.
Etrafına sardım. Bu hareketimle dah çok ağladı.
"Şşş tamam iyisin"
"Değilim" diyen kısık sesiyle saha sıkı sarıldım.
Bir süre öyle durduk. Sonra benden yavaşça ayrıldı.
Şimdi daha sakindi. Bana utanarak bakan kıza baktım.
"Ben şey teşekkür ederim"
Başımı sallayarak teşekkürünü aldım.
"Benim gitmem gerek bir de, aramızda kalsa olurmu"
Onu neşelendirmek için göz kırptım.
"Sonsuza dek"
Tebessüm ederek arkasını döndü.
DEFNE KARACA
Yaklaşık yarım saat boyunca Yamanla laf kavgası yapmıştık. Sınıftan çıktıktan sonra kütüphaneye inmiştim. Bi yarım saatte melisle kavga etmiştim.
Kütüphaneyi toparladıktan sonra bahçeye çıkmıştım. Sarp Arda ve nehirdende yeteri dozda laf dinledikten sonra sonuç olarak eve gelmiştik.
Ben ve nehir yatakta oturmuş birbirimizle sohbet ediyorduk.
Akşam yemeği henüz yememiştik.
"Öyle işte... Benden ne istediğini anlamıyorum"
Nehire kaşlarım çatık baktım. Derin bir nefes aldım.
"Kızım sen mal mısın çocuk düpedüz sana aşık!"
Nehir üstüme atladı ve eliyle ağzımı kapattı.
"Allah seni kahretmesin Defne"
Nehiri üzerimden ittim ve güldüm.
"Amin canım"
Nehir bakışlarını benden kaçırdı.
"Nereden biliyorsun... Yani aşık olduğunu"
Bu haline sinisice güldüm.
"Nasıl anlamıyorsun şahsen biri bana böyle davransa bana aşık olduğunu anlardım"
Nehir kaşlarını kaldırdı.
"Bak şimdi bu Poyraz derste falan sürekli sana bakıyor, kimseyle tartışmayan alay etmeyen çocuk her fırsatta seninle konuşuyor, anlasana kızım bildiğin aşık bu lavuk sana"
Nehir güldü.
"Lavuk mu?"
"He ya lavuk"
Nehir'le biraz daha sohbet ettik. Yengem akşam yemeği için çağırınca hemen bahçeye çıktık.
Yemekten sonra Arda Sarp nehir ve ben çay çekirdek yapmak için bahçedeki masada oturduk.
Arda bir anda elindeki telefonu bize çevirdi.
"Redline motor yarışı bu akşama alınmış"
Demekki Yaman bu akşam motor yarışı yapacaktı.
"Şu motor yarışından biraz bahsetsenize"
Arda ve nehir sözüm üzerine birbirlerine baktılar ve anlatmaya başladılar.
"Bu motor yarışı böyle düzenli aylarda yapılıyor şimdiye kadar kazanan hep Redline oldu... Lideri Yaman aslında Poyraz da katılıyor ama o nadiren genelde lider olduğu için Yaman katılır"
Başımla onayladım. Bu sefer sözü nehir devraldı.
"Her grubun rengi vardır Redlineki isminden belli kırmızı, inferno mavi, blackout sarı, wildfire yeşil...Redline ve blackout arasında dah büyük bir rekabet var bu yarışlar bazen aydan aya bazen yıldan yıla yapılıyor liderlerin kararı"
Bir sene önce bende motor kullanıyordum ama anne ve babamın ölümünden sonra bırakmıştım.
"Peki hiç kaybettilermi"
Arda bana baktı.
"Hiç kaybetmediler bir kez tek balckouta kaybettiler."
"Blackout lideri kim?"
Nehir yüzünü buruşturdu.
"Dante"
Kaşlarımı yukarı kaldırdım.
"Yabancımı?"
"Rus"
Başımı salladım. Ve aklıma gelen fikirle sarp'a baktım. Sarp birkaç saniye yüzüme baktı.
"Hayır ikiz"
"Lütfen"
"Hayır dedim."
Arda ve nehirde ne demek istediğimi anlayınca hemen sarpa döndüler.
"Kuzen hadi gidelim lan hem izleriz nasıl bir şey"
Sarp bana baktı ve sonra Arda'ya döndü.
"Aman sanki hiç izlemedin"
Arda güldü ve bana döndü.
"İzledim tabi hemde en efsanesini"
Güldüm ve saçımı savurdum. Yarım saat boyunca sarp'ı ikna etmeye çalıştık izin vermişti ama karşılığında 2 şart sunmuştu
Kısa şort, kot veya etek yasak
Yanından ayrılmak yok
Şartlar bunlardı ilk şartı uyuyacağım kesin de ama ikincisine uyacağıma dair söz verememiştim.
Nehir odada hazırlandık saat 9.00'da yarış başlayacak diyor şu an saat sekizdi.
Üstüme siyah ince atlet giydim. Belimi incecik gösteriyordu ve bu beni daha güzel gösteriyordu. Altıma da siyah kargo giydim. Üzerime kırmızı siyah deri ceket attım saçlarımı açık bıraktım yanıma yinede bir toka aldım.
Nehir ise siyah sweet ve siyaha yakın bol pantolon giydi. Saçlarını açık bıraktı.
Sonunda evden çıkmıştık amcamın arabasıyla gidecektik Arda'nın ehliyeti vardı.
"Şimdi bu yarış pisti Yamanlara mı ait yani Redline ait"
Nehir beni onayladı.
"Evet her ay yani yarışın yapılacağı gün farklı bölgelerde yapılır bu sefer yer Redline bölgesinde"
"Peki ya polis baskın yaparsa"
"O zaman tutuklanırken sonuçta bunlar yasa dışı motor yarışları"
Başımı salladım aklıma eski günlerin geldi. Burukca güldüm. Boynumdaki fuları tuttum.
Yarışın olduğu bölgeye geldiğimizde çok fazla araba motoru vardı bir aşırı derecede kalabalıktı.
Arabadan indiğimizde etrafına baktım bir sürü kişi şarkılarla dans ediyordu. Yabancı şarkılar çalıyordu hep.
Kalabalığın toplandığı yere baktığımda 2 motor sürücüsünün ortada drift attığını gördüm.
Birkaç yerde böyle bidonun içerisinde yükselen ateşler vardı. Yüksek sesle bağıran gençlere karşı kulaklarımı kapattım çok yüksekti sesler.
Kalabalığın 'REDLİNE' diye bağırarak baktığı yere baktığımda en önde duran Yaman'ı fark ettim bileğinde kırmızı bandana vardı üzerinde ise siyah bir tişört, siyah deri ceket ve siyah pantolon vardı.
Sağında ve solunda Melis Gizem ve Poyraz duruyordu. Aaa tabi birde en köşede buraya asla ait olmadığını belli eden İpek.
Yaman gülerek ortada drift atan motorları izliyordu.
Gülerek kafasını iki yana salladı ve etrafa bakınırken gözleri benimle çarpıştı.
Ağzı açık bir şekilde bana ve yanımdakilere baktı. Alayla güldüm ve el salladım.
Bakalım yarış sonunda ne olacaktı
Bölüm etkileşimi
