6. bölüm / 30
Sahte Sevgilim6.Bölüm
Bölümler 30Şu an: 6.Bölüm
- 1 1.Bölüm516 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3.Bölüm1.251 kelime
- 4 4.Bölüm747 kelime
- 5 5.Bölüm1.009 kelime
- 6 6.Bölüm1.652 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.Bölüm937 kelime
- 8 8.Bölüm1.052 kelime
- 9 9.Bölüm334 kelime
- 10 10.Bölüm595 kelime
- 11 11.Bölüm219 kelime
- 12 12.Bölüm722 kelime
- 13 13.Bölüm246 kelime
- 14 14.Bölüm505 kelime
- 15 15.Bölüm212 kelime
- 16 16.Bölüm593 kelime
- 17 17.Bölüm234 kelime
- 18 18.Bölüm514 kelime
- 19 19.Bölüm262 kelime
- 20 20.Bölüm422 kelime
- 21 21.Bölüm277 kelime
- 22 22.Bölüm296 kelime
- 23 23.Bölüm939 kelime
- 24 24.Bölüm332 kelime
- 25 25.Bölüm1.083 kelime
- 26 26.Bölüm305 kelime
- 27 27.Bölüm585 kelime
- 28 28.Bölüm206 kelime
- 29 29.Bölüm951 kelime
- 30 30.Bölüm663 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün Ece ve Mert sinemaya gideceklerdi Görkem'i kıskandırmak bu yola girmişti Ece kıskandırdıktan sonra ne olacaktı hiç bilmiyordu veya ne zamana kadar kıskandırmaya devam edeceğini dahi bilmiyordu şuan ise hazırlanıyordu. Ece üzerine 160 boyunda 42 kilo yüzü yuvarlak vücuduna yapışmayan, yumuşak pamuklu dökümlü bir V yak gri tişört var. Altına ise belini sıkmayan, yüksek bel ve geniş paçalı beyaz keten bir pantolon kumaşının hafifliğini hissettiren. Saç rengi ise siyah ve at kuyruğu yapılmış şekilde. Takıları ise kiraz şeklinde küpeler, anahtarlığa benzer kolye takmıştı. Mert ise onu kapıda bekliyordu.
''Nerde kaldın kızım''
''Geldim yaa Mert hadi gidelim''
''Gidelim bakalım bu arada Görkem yazdı mı sana?''
''Yazdı''
''Yazdı ise niye söylemedin''
''Zaten sana yazacak demiştim bu arada sinemada bozuntuya verme sevgilim''
Mert dişlerinin arasından ''Ece'' der.
''Tamam tamam bişey demedim sevgilim''
''Ece delirtme beni''
''Delirsene''
''Off''
Ece ve Mert böyle atışarak sinemaya varmışlardı yanlarında 1-2 arkadaşları vardı. Görkem ise yanında bir kızla gelmişti Ece Görkem'i görünce kolunu Mert'in kolunun arasına almıştı.
Mert, Ece'nin hareketiyle bir anda ona baktı.
“Ne yapıyorsun?”
“Sus.”
“Niye susuyorum?”
“Görkem bakıyor.”
Mert'in bakışları istemsizce Görkem'e kaydı. Gerçekten de Görkem onlara bakıyordu. Daha doğrusu Ece'ye bakıyordu.
“Bana bakıyor sanmıştım.”
Ece gözlerini devirdi.
“Sen kendini ne sanıyorsun?”
“Bilmiyorum, belki yakışıklı olduğum için?”
“Hayal dünyandan çık da biraz gerçeklerle yüzleş.”
“Çok kırıcı bir sevgilisin.”
“Sen de çok konuşan bir sevgilisin.”
Mert, Ece'nin kolunu hâlâ bırakmadığını fark edince kaşlarını kaldırdı.
“Kolumu bırakmayacak mısın?”
“Hayır.”
“Ece.”
“Ne var?”
“Kolumu sıkıyorsun.”
“Görkem'in görmesi gerekiyor.”
“Benim kolumun ne suçu var?”
“Biraz fedakârlık yap.”
“Senin eski sevgilini kıskandırmak için neden benim kolum fedakârlık yapıyor?”
“Çünkü sevgilim sensin.”
“Yine başladı.”
Ece gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Gülümse biraz.”
“Niye?”
“Çünkü sevgilimle sinemaya geldim ve mutluyum.”
“Senin oyunculuğun da hiç inandırıcı değil.”
“Sen sus. Benim oyunculuğum gayet iyi.”
“Daha az önce Görkem'i görünce yüzün düştü.”
Ece'nin gülümsemesi bir anda kayboldu.
“Yüzüm düşmedi.”
“Düştü.”
“Düşmedi.”
“Ece, ben gördüm.”
“Belki yanındaki kızı gördüğüm için şaşırdım.”
Mert birkaç saniye sustu.
“Yani kıskandın?”
Ece hemen ona döndü.
“Ne? Tabii ki hayır.”
“Ben de Görkem'i kıskandırmaya çalıştığını sanıyordum.”
“Çalışıyorum zaten.”
“O zaman niye yanındaki kızı görünce suratın değişti?”
“Değişmedi dedim ya.”
“Tamam.”
“Öyle ‘tamam’ deme.”
Mert sırıttı.
“Sen demin bana aynısını yaptın.”
Ece cevap vermedi. Gözlerini tekrar Görkem'e çevirdi.
Görkem hâlâ onlara bakıyordu.
Yanındaki kız bir şeyler anlatıyor, Görkem ise arada bir başını ona çevirip tekrar Ece'ye bakıyordu.
Ece'nin dudaklarının kenarı kıvrıldı.
“Gördün mü?”
“Gördüm.”
“Bakıyor.”
“Evet.”
“Demek ki işe yarıyor.”
Mert ona baktı.
“Ne işe yarıyor?”
“Bu.”
“Bu dediğin ne?”
“Biz.”
Mert birkaç saniye Ece'ye baktı.
“Ece, biz zaten sevgili değiliz.”
“Biliyorum.”
“Bazen gerçekten unutuyorsun.”
“Unutmuyorum.”
“Az önce ‘biz’ dedin.”
“Çünkü şu an sevgili rolü yapıyoruz.”
“Rol.”
“Evet, rol.”
“Tamam.”
Ece tekrar Görkem'e baktı.
“Şimdi biraz daha yakın dur.”
Mert'in yüzündeki ifade anında değişti.
“Hayır.”
“Niye?”
“Çünkü biraz önce rol olduğunu söyledin.”
“Evet.”
“Ben de rolün gereğini yapıyorum.”
“Ne güzel.”
“Güzel değil. Beş dakika önce kolumu bırakmıyordun, şimdi de biraz daha yaklaş diyorsun.”
“Çünkü Görkem bakıyor.”
“Baksın.”
“Mert.”
“Ne?”
“Lütfen.”
Mert iç çekti.
“Senin şu ‘lütfen’ kelimenden nefret ediyorum.”
Ece, Mert'in kolunu biraz daha kendine çekti.
“Tamam, sevgilim.”
Mert gözlerini kapattı.
“Yine sevgilim dedin.”
“Alış artık.”
“Alışmayacağım.”
“İki hafta boyunca duyacaksın.”
“İki hafta çok uzun.”
“Daha kaç gün oldu?”
“Üç.”
“Üç gün bile sana uzun geliyorsa iki hafta boyunca ne yapacaksın?”
“Cenazemi planlayacağım.”
Ece gülmeye başladı.
“Abim seni gerçekten bu kadar korkutuyor mu?”
Mert ciddi bir ifadeyle ona baktı.
“Ece, abin geçen gün bana sadece ‘Kız kardeşimle ne zamandır bu kadar yakınsınız?’ diye sordu.”
“Eee?”
“Eee'si şu, adam sorarken gülümsüyordu.”
“Belki normal bir şekilde sormuştur.”
“Hayır. O gülümsemenin normal olmadığını sana anlatamam.”
Ece tekrar Görkem'e baktı.
“Konuyu dağıtma.”
“Konuyu sen dağıttın.”
“Görkem hâlâ bakıyor.”
“Baksın.”
“Biraz daha yakın.”
“Ece!”
“Ne var?”
“Başka bir şey isteme.”
“İstemiyorum.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Çünkü seni tanıyorum.”
Ece birkaç saniye düşündü.
“Belki bir şey daha isteyebilirim.”
“Ne?”
“Film başlamadan önce beraber fotoğraf çekilelim.”
Mert'in yüzü düştü.
“Hayır.”
“Niye?”
“Fotoğraf başka.”
“Ne farkı var?”
“Fotoğraf kalıcı.”
Ece kaşlarını kaldırdı.
“Zaten sevgiliyiz diye göstermek için fotoğraf lazım.”
“Yine sevgiliyiz diyor.”
“Çünkü sevgiliyiz.”
“SAHTE sevgiliyiz.”
“Tamam, sahte sevgilim.”
Mert başını iki yana salladı.
“Seninle anlaşma yaptığım güne lanet olsun.”
Ece gülerek telefonunu çıkardı.
“Gel.”
“Ece, bekle.”
“Ne?”
“Fotoğrafı nereye koyacaksın?”
Ece'nin yüzünde küçük, sinsi bir gülümseme belirdi.
“Bilmiyorum.”
“Ece.”
“Belki hikâyeye atarım.”
“Kesinlikle hayır.”
“Niye?”
“Abin görür.”
Ece'nin eli bir anda durdu.
“...Doğru.”
Mert rahatlamış bir nefes verdi.
“Sonunda mantıklı bir şey düşündün.”
Ece birkaç saniye düşündü.
Sonra tekrar gülümsedi.
“Arkadaşlarıma atarım.”
Mert'in yüzü düştü.
“Ece.”
“Ne var?”
“Sen gerçekten başıma bela olacaksın.”
Ece telefonunu kaldırdı.
“Gülümse sevgilim.”
“Yeter artık şu sevgilim kelimesi!”
Tam o sırada Ece'nin telefonu elinden kayacak gibi oldu.
Çünkü Görkem onlara doğru yürümeye başlamıştı.
Ece'nin yüzündeki gülümseme bir anda dondu.
Mert de bunu fark etti.
“Ece.”
“Ne?”
“Görkem geliyor.”
“Biliyorum.”
“Ne yapacağız?”
Ece, Mert'in kolunu bırakmak yerine daha sıkı tuttu.
“Hiçbir şey.”
“Hiçbir şey mi?”
“Evet.”
“Ece, çocuk direkt buraya geliyor.”
“Bırak gelsin.”
“Sen az önce bana hiçbir şey yapmayacağımızı söylemiştin.”
“Evet.”
“Şimdi neden böyle konuşuyorsun?”
Ece gözlerini Görkem'den ayırmadan cevap verdi.
“Çünkü bu sefer ne yapacağını ben de merak ediyorum.”
Görkem'in yanındaki kızla birlikte onlara doğru geldiğini görünce Ece, hiç düşünmeden Mert'in koluna girdi.
Mert, koluna dolanan eli fark edince başını Ece'ye çevirdi.
“Yine ne yapıyorsun?”
“Hiç.”
“Senin ‘hiç’ dediğin şeylerden korkuyorum artık.”
Ece, Görkem'e bakmamaya çalışarak gülümsedi.
“Normal davran.”
“Normal davranıyorum zaten.”
“Hayır, çok gerginsin.”
“Çünkü sen bir anda koluma girdin.”
“Sevgilinim, koluna girmem normal.”
Mert dişlerinin arasından konuştu.
“Şu sevgilim kelimesini bir gün gerçekten yasaklayacağım.”
“İki hafta boyunca duyacaksın.”
“İki hafta sonra da duymayacağım.”
“Belli olmaz.”
“Ece.”
Ece cevap vermek yerine Görkem'e baktı.
Görkem onları fark etmişti.
Daha doğrusu Ece'nin Mert'in koluna girmiş olduğunu fark etmişti.
Bakışları birkaç saniyeliğine Ece'nin elinde kaldı.
Ece'nin istediği tam olarak buydu.
Ama sonra Görkem'in yanındaki kıza baktı.
Kız, Görkem'in yanında gayet rahat bir şekilde duruyordu.
Ece'nin yüzündeki gülümseme bir anlığına silindi.
Mert bunu hemen fark etti.
“Sen de kıskandın.”
Ece hızlıca ona döndü.
“Ne?”
“Yanındaki kızı görünce suratın düştü.”
“Düşmedi.”
“Düştü.”
“Kesinlikle düşmedi.”
“Ece, az önce gülüyordun. Şimdi yüzün—”
“Sus.”
Mert sırıttı.
“Görkem'i kıskandırmaya çalışırken Görkem'i sen kıskanıyorsun.”
“Öyle bir şey yok.”
“Tabii.”
“Gerçekten yok.”
“Tamam.”
“Öyle ‘tamam’ deme.”
“Sen demin bana aynısını söyledin.”
Ece cevap vermedi.
Görkem artık iyice yaklaşmıştı.
Ece, Mert'in kolunu bırakmak yerine daha da sıkı tuttu.
Mert'in gözleri büyüdü.
“Ece, kolumu koparacaksın.”
“Sus.”
“Yine mi?”
“Görkem geliyor.”
“Görüyorum.”
“Gülümse.”
“Niye?”
“Sevgilinle sinemaya gelmişsin gibi görün.”
“Ben zaten seninle sinemaya geldim.”
“Rol yapıyoruz.”
“Biliyorum.”
“O zaman gülümse.”
Mert istemeyerek de olsa gülümsedi.
Ece de aynı şekilde gülümsedi.
Görkem birkaç adım ötede durdu.
“Selam.”
Ece, sanki onu ilk kez görüyormuş gibi davranmadı. Sadece başını kaldırıp baktı.
“Selam.”
Görkem'in bakışları Mert'e kaydı.
Mert kısa bir baş selamıyla karşılık verdi.
“Selam.”
Görkem'in gözleri yeniden Ece'ye döndü.
“Buraya siz de mi geldiniz?”
Ece kaşlarını kaldırdı.
“Evet. Sinemaya geldik.”
“Belli oluyor.”
Ece, Görkem'in ses tonundaki tuhaflığı fark etti.
“Bir sorun mu var?”
“Yok.”
“Tamam.”
Mert, Ece'nin kolunun hâlâ kendi kolunda olduğunu fark edip hafifçe kıpırdandı.
Ece hemen daha sıkı tuttu.
Mert ona bakıp sessizce:
“Bırak.”
Ece aynı şekilde fısıldadı.
“Hayır.”
“Kolum uyuştu.”
“Biraz daha dayan.”
“Ben niye acı çekiyorum?”
“Çünkü iyi bir arkadaşsın.”
“Bunun arkadaşlıkla ne alakası var?”
Ece cevap vermedi.
Çünkü Görkem'in yanında duran kız o sırada Ece'ye baktı.
Kızın yüzünde hafif bir tebessüm vardı.
“Görkem, bunlar arkadaşların mı?”
Ece'nin kaşları hafifçe kalktı.
Görkem cevap vermeden önce Ece konuştu.
“Ben Ece.”
Kız başını salladı.
“Memnun oldum.”
“Ben de.”
Mert de araya girdi.
“Mert.”
Kız ona da başıyla selam verdi.
“Memnun oldum.”
Görkem'in yüzündeki ifade hâlâ değişmemişti.
Ece, kızın Görkem'e dönüp bir şey söylemesini beklerken kız tekrar konuştu.
“Biz de birazdan filme gireceğiz.”
Ece'nin gözleri bir anlığına Görkem'e kaydı.
“Ne güzel.”
Mert, Ece'nin ses tonunu duyunca ona yan gözle baktı.
Ece'nin elinin kolunda olduğunu hâlâ hissediyordu.
Görkem ise Ece'ye bakıyordu.
“Sen hangi filme gireceksin?”
Ece cevap vermeden önce Mert konuştu.
“Şu komedi filmine.”
Ece hemen ona baktı.
“Ben konuşabiliyorum.”
“Biliyorum.”
“O zaman niye cevap verdin?”
“Çünkü senin yerine cevap vermek istedim.”
“Ne kadar düşüncelisin sevgilim.”
Mert'in yüzü düştü.
Görkem'in bakışları bir anda Mert'e kaydı.
Ece bunu fark etti.
İçinden küçük bir zafer çığlığı atmak istedi.
Mert ise dişlerinin arasından fısıldadı.
“Bunu bilerek yaptın.”
“Ne yaptım?”
“Sevgilim dedin.”
“Çünkü sevgilimsin.”
“Sahten.”
“Şu an gerçekmiş gibi davranıyoruz.”
“Ben senden nefret ediyorum.”
Ece gülümseyerek ona baktı.
“Ben de seni çok seviyorum.”
“Ece.”
“Ne?”
“Yeter.”
Görkem'in bakışları ikisinin arasında gidip geliyordu.
Sonunda başını hafifçe yana çevirdi.
“İyi eğlenceler.”
Ece gülümseyerek cevap verdi.
“Size de.”
Görkem dönmek üzereyken Ece'nin gözü tekrar yanındaki kıza takıldı.
Kız, Görkem'in koluna girmişti.
Ece'nin yüzündeki gülümseme bir saniyeliğine kayboldu.
Mert bunu yine yakaladı.
“Ece.”
“Ne?”
“Bakma.”
“Bakmıyorum.”
“Bakıyorsun.”
“Sen niye her şeyi fark ediyorsun?”
“Çünkü sen her şeyi yüzünden belli ediyorsun.”
“Hiçbir şeyi belli etmiyorum.”
“Görkem'i kıskanmadığını da mı?”
Ece ona ters ters baktı.
“Ben Görkem'i kıskanmıyorum.”
“Tamam.”
“Gerçekten.”
“Tamam.”
“Mert.”
“Ne?”
“Bir daha tamam dersen—”
“Ne yapacaksın?”
Ece cevap vermedi.
Mert'in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
“Bak, cevap bile veremiyorsun.”
Ece gözlerini devirdi.
“Filme girelim.”
“Daha yirmi dakika var.”
“Biliyorum.”
“O zaman niye girelim?”
“Çünkü sen çok konuşuyorsun.”
“Beni susturmak için mi filme sokuyorsun?”
“Evet.”
Mert başını iki yana salladı.
“Bu ilişkinin temeli çok sağlam.”
Ece gülmeye başladı.
Tam o sırada telefonuna bir bildirim geldi.
Ece ekranına baktı.
Mesaj Görkem'dendi.
**Unut Gitsin:** Yanındaki kızla ilgili bir şey sormayacak mısın?
Ece'nin kaşları havaya kalktı.
Mert hemen merakla ona baktı.
“Ne oldu?”
Ece telefonu ona göstermedi.
“Hiç.”
“Ece.”
“Görkem yazmış.”
Mert'in yüzündeki ifade değişti.
“Ne diyor?”
Ece mesajı tekrar okudu.
Sonra istemsizce gülümsedi.
“Sanırım işler biraz karışacak.”
“Ne yazdı?”
Ece telefonu Mert'in yüzüne doğru uzattı.
Mert mesajı okuyunca birkaç saniye sustu.
Sonra Ece'ye baktı.
“Bu çocuk kıskanıyor.”
Ece'nin yüzünde kendinden emin bir gülümseme oluştu.
“Ben de aynısını düşünüyorum.”
“Peki sen neden hâlâ onun yanındaki kızı düşünüyorsun?”
Ece'nin gülümsemesi anında kayboldu.
“Mert.”
“Ne?”
“Çok konuşuyorsun.”
“Doğru yere bastım.”
“Sus.”
“Tamam.”
Ece ona sertçe baktı.
“Şimdi de sus.”
Mert kahkaha atarken Ece tekrar telefonuna döndü.
Görkem'e ne cevap vereceğini düşünüyordu.
Çünkü ilk kez, Görkem'i kıskandırma planının düşündüğünden biraz daha farklı bir yere gittiğini hissediyordu.
Bölüm etkileşimi
