14. bölüm / 30
Sahte Sevgilim14.Bölüm
Bölümler 30Şu an: 14.Bölüm
- 1 1.Bölüm516 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3.Bölüm1.251 kelime
- 4 4.Bölüm747 kelime
- 5 5.Bölüm1.009 kelime
- 6 6.Bölüm1.652 kelime
- 7 7.Bölüm937 kelime
- 8 8.Bölüm1.052 kelime
- 9 9.Bölüm334 kelime
- 10 10.Bölüm595 kelime
- 11 11.Bölüm219 kelime
- 12 12.Bölüm722 kelime
- 13 13.Bölüm246 kelime
- 14 14.Bölüm505 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15.Bölüm212 kelime
- 16 16.Bölüm593 kelime
- 17 17.Bölüm234 kelime
- 18 18.Bölüm514 kelime
- 19 19.Bölüm262 kelime
- 20 20.Bölüm422 kelime
- 21 21.Bölüm277 kelime
- 22 22.Bölüm296 kelime
- 23 23.Bölüm939 kelime
- 24 24.Bölüm332 kelime
- 25 25.Bölüm1.083 kelime
- 26 26.Bölüm305 kelime
- 27 27.Bölüm585 kelime
- 28 28.Bölüm206 kelime
- 29 29.Bölüm951 kelime
- 30 30.Bölüm663 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kafenin köşe masasında oturan Mert, sabahtan beri kaçıncı olduğunu sayamadığı soğuk ter damlalarından birini daha şakğından sildi. Ahşap masanın üzerindeki buzları erimiş Amerikanosunu parmaklarıyla huzursuzca çeviriyordu. Dışarıda, sonbaharın hafif nemli ve rüzgârlı havası caddedeki sararmış yaprakları savururken, kafenin içini taze çekilmiş kahve kokusu ile uğultulu fısıltılar sarmıştı.
Mert’in tam karşısında oturan Ece ise öfkeden kıvılcım saçan elmas gri gözlerini bir an bile ondan ayırmıyordu. Üzerindeki açık taba rengi deri ceketi ve hafifçe dağılmış küt saçları, onun o kararlı ve taviz vermeyen tavrını daha da belirginleştiriyordu. Mert ise tam aksine, geniş omuzlarını çöktürmüş, üzerindeki koyu yeşil kapüşonlu hırkasının içine adeta saklanmaya çalışıyordu.
Ece ve Mert’in iki insanı birleştiren o büyülü "sevgili" unvanını almasının üzerinden tamı tamına iki hafta geçmişti. Ancak Mert için bu iki hafta, aşkın pembe bulutları üstünde gezmekten ziyade, her an patlamaya hazır bir bombanın kucağında oturmak gibiydi. Mert Efe’nin korkusundan ne yapacağını şaşırmıştı. Zihnini amansızca kurcalayan tek bir düşünce vardı: Efe’nin onu bir gün diri diri, hatta kefensiz mezara sokma ihtimali. Bir insan öz arkadaşından böyle dehşetle korkar mıydı? Normal şartlarda belki hayır, ama söz konusu Efe ve onun korumacı damarı olunca Mert’in korkmak için fazlasıyla haklı sebepleri vardı.
Ece, bacak bacak üstüne atıp kollarını göğsünde birleştirirken derin bir nefes verdi.
"Ayy Mert, vallahi gına geldi bak!"
Mert gözlerini masadaki bardaktan kaldırıp hafifçe büzüldü. "Ne gınasından bahsediyorsun?"
"Ebenin gınasından!" dedi Ece, ses tonundaki sitem kafenin gürültüsünü anında bastırmıştı. "İki haftadır sevgiliyiz ve hâlâ kaçak göçek liseliler gibi yaşıyoruz ya!"
Mert mahcup bir tavırla ensesini kaşıdı. "Ne yapayım... Abinden birazcık tırsıyorum."
"Birazcık mı? Emin miyiz biraz olduğuna?" Ece öne doğru eğilip kaşlarını kaldırdı. "Abimi gördüğün an kaçacak yer arıyorsun! Sen böyle yaptıkça abim şüphelenip daha çok merak edecek."
"Ne yapayım, tırsıyorum diyorum kızım!"
Ece gözlerini devirdi. "Tırsma o zaman! Abim seni yemeyecek sevgilim."
"Ya yerse, ha?" dedi Mert, gözlerini açıp ciddi bir ifadeyle. "Ya yerse?"
"Abim yamyam mı sevgilim?"
Mert yutkundu, bakışlarını kafenin kapısına doğru kaçırarak mırıldandı: "Değil ama... olabilir de."
"Sabır ya, sabır!" Ece elini alnına vurup geriye yaslandı. "Mert, bugün abimle konuşacağız. Bu işi uzatmaya gerek yok, anlaşıldı mı? Ben gizli saklı bir ilişki yaşamak istemiyorum artık."
"Ben de istemiyorum ama... abin..."
Ece sinirle ellerini havaya kaldırdı. "Hay abime tüküreyim ben emi! Mert, ne abiymiş bu ya!"
Mert şaşkınlıkla gözlerini büyüttü. "Niye abine tükürüyorsun?"
"Senin yüzünden! Abimden bu kadar korkman beni deli ediyor Mert!"
Mert suçlulukla öne doğru eğildi. "Haklısın ama ne yapayım sevgilim?"
"Bir şey yapma Mert," dedi Ece, sesindeki tüm toleransın tükendiğini belli eden soğuk bir tonla. "Sen otur oturduğun yerde sadece."
"Kızdın mı bana?"
Ece alaycı bir tebessümle baktı. "Sence?"
Mert bakışlarını indirdi. "Kızdın..."
"Doğru! Alkış sevgilime!" Ece, sandalyenin arkasına astığı deri çantasını tek hamlede omzuna geçirdi. Masanın üzerindeki telefonunu alırken Mert’e son bir sert bakış fırlattı. "Şimdi aklını topla ve iyice düşün."
"Neyi?"
"Abimle konuşup konuşmayacağımızı. Eğer 'konuşalım' dersen bana yaz, tamam mı?"
Ece, Mert’in mahcup bir ifadeyle ağzını açıp cevap vermesini bile beklemeden masadan kalktı. Kafenin ağır ahşap kapısını aralayıp sonbahar rüzgârının içine karışırken, arkasında ne yapacağını tamamen şaşırmış, boş gözlerle soğuyan kahvesine bakan bir Mert bıraktı.
Bölüm etkileşimi
