10. bölüm / 30
Sahte Sevgilim10.Bölüm
Bölümler 30Şu an: 10.Bölüm
- 1 1.Bölüm516 kelime
- 2 2.Bölüm373 kelime
- 3 3.Bölüm1.251 kelime
- 4 4.Bölüm747 kelime
- 5 5.Bölüm1.009 kelime
- 6 6.Bölüm1.652 kelime
- 7 7.Bölüm937 kelime
- 8 8.Bölüm1.052 kelime
- 9 9.Bölüm334 kelime
- 10 10.Bölüm595 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11.Bölüm219 kelime
- 12 12.Bölüm722 kelime
- 13 13.Bölüm246 kelime
- 14 14.Bölüm505 kelime
- 15 15.Bölüm212 kelime
- 16 16.Bölüm593 kelime
- 17 17.Bölüm234 kelime
- 18 18.Bölüm514 kelime
- 19 19.Bölüm262 kelime
- 20 20.Bölüm422 kelime
- 21 21.Bölüm277 kelime
- 22 22.Bölüm296 kelime
- 23 23.Bölüm939 kelime
- 24 24.Bölüm332 kelime
- 25 25.Bölüm1.083 kelime
- 26 26.Bölüm305 kelime
- 27 27.Bölüm585 kelime
- 28 28.Bölüm206 kelime
- 29 29.Bölüm951 kelime
- 30 30.Bölüm663 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ece, o gün arkadaşlarıyla sözleştiği için sabahın erken saatlerinde tatlı bir telaşla ayna karşısına geçti. Boy aynasındaki yansımasına bakarken günün hafifliğine uygun bir kombin seçmeye karar verdi. Üstüne açık mavi, bol kesimli rahat bir jean ve üzerine tam oturan sade, beyaz bir tişört geçirdi. Serin esen rüzgâra karşı tişörtün üzerine dökümlü, krem rengi ince bir hırka alırken, adımlarını yumuşatacak beyaz spor ayakkabılarını giydi. Omuzuna astığı küçük siyah çantası, boynuna taktiğı zarif kolyeler ve parmaklarındaki birkaç ince yüzükle görünüşünü tamamladı. Aynaya biraz daha yaklaşıp omuzlarına dökülen saçlarını düzeltmek için parmaklarını içlerinden geçirdi; fazla çaba harcamadan doğal haliyle açık bıraktı. Aynadaki son bakışında yüzüne hafif bir tebessüm yayıldı. Abartıdan uzak, tamamen kendisi gibiydi: rahat, sade ve ince düşünülmüş bir özen. Hazırlığını bitirip derin bir nefes alarak evden çıktı ve adımlarını sabırsızca buluşma mekânına doğru attı.
Kafenin bahçesinde onu bekleyen kızların masasına yaklaştığında, Maya oturduğu sandalyede sabırsızlıkla kıpırdanıp sitemle söze girdi:
“Ayy sonunda geldin, neredeydin süresince?”
Ece çantasını masanın kenarına bırakıp gülümseyerek sandalyesine çökverdi. “Geldim işte Maya, hazırlanmak biraz uzun sürdü sadece.”
Mara, masadaki kahve bardağıyla oynarken kıkırdadı. “Sanki sevgilinle buluşacaksın da hazırlanmakla uğraştın diyorsun.”
Ece, omuzlarını hafifçe silkerek ciddi bir edayla arkadaşına döndü. “Mara’cım, bir kadın olarak kendimize özen göstermemiz şart. Bir erkek için süslenmek fikri bana doğru gelmiyor.”
Maya kahkahasını tutamayıp geriye yaslandı. “Bizim feminist girl yine başladı konuşmaya…”
“Feministlikle ilgisi yok,” diyerek araya girdi Ece, gözlerini hafifçe devirerek. “Sadece bir erkek için süslenmek bana doğru gelmiyor. İnsan ne yapıyorsa kendi için yapmalı, kendi için güzel görünmeli.”
Maya aradaki gerilimi dağıtmak istercesine ellerini masaya koydu. “Aslında Ece doğru söylüyor. Neyse, biz bugün tam olarak neden buluşmuştuk?”
Mara hemen söze atıldı. “İkizim, arkadaşlarla buluşmak için illaki bir nedene mi ihtiyacımız var?”
Ece’nin bakışları bir an için masadaki çay bardağına kaydı. Derin bir nefes alıp sessizliği bozdu. “Aslında… Benim sizinle buluşmak için bir nedenim vardı.”
Diğer iki kızın meraklı bakışları anında Ece’ye kilitlendi. Maya öne doğru eğilip heyecanla sordu: “Neymiş o neden, bakayım?”
Ece dudaklarını ısırdı, bakışlarını arkadaşlarından kaçırarak fısıltıyla karışık konuştu. “Aşk… Yani galiba, ben aşık oldum.”
Masada kısa bir sessizlik oldu. Mara gözlerini kocaman açarak atıldı: “Aşık mı oldun? Kime aşık oldun sen?”
“Şey… Mert’e aşık oldum galiba.”
Maya kaşlarını kaldırıp sorgulayan bir tavırla araya girdi. “Galiba mı, yoksa gerçekten oldun mu?”
Ece elleriyle oynamaya başladı, yanaklarının hafifçe kızardığını hissediyordu. “Bilmiyorum ama sürekli onunla konuşmak, sesini duymak istiyorum açıkçası.”
Maya, teşhisini koymuş bir doktor edasıyla gülümsedi. “Sürekli onunla konuşmak istiyorsan olay bitmiştir. Teşhisi koydum ben; sen bayağı aşık olmuşsun Ece.”
Mara, yüzünde muzip bir ifadeyle arkasına yaslandı. “Abimin arkadaşına aşık oldum diyorsun, güzel… Abin bunu duyunca ne yapacak çok merak ediyorum doğrusu.”
Ece endişeyle omuzlarını büzdü. “Ne yapabilir ki? Hem Mert ile sevgili falan değiliz henüz.”
“Peki, açılmayacak mısın ona?” diye sordu Maya, gözlerini Ece’den ayırmadan.
Ece bakışlarını masadaki ahşap dokuda gezdirdi. “Bilmiyorum açıkçası… Çok korkuyorum.”
“Neyden korkuyorsun tam olarak? Seni kabul etmeyeceğinden mi, yoksa abinin vereceği tepkiden mi?”
“Abimin tepkisinden pek korkmuyorum aslında,” diye cevap verdi Ece iç çekerek. “İlk başta belki kabullenemez ama sonra anlayış gösterir diye tahmin ediyorum. Ama Mert’in ne hissettiğini bilmemek… Beni kabul etmeyeceğinden korkuyorum galiba.”
Maya uzanıp Ece’nin elini tuttu ve güven veren bir ses tonuyla konuştu. “Korkma bence, seni kesinlikle kabul edecektir.”
Ece umut dolu ama şüpheci gözlerle arkadaşına baktı. “Nereden biliyorsun Maya?”
“Hislerim kuvvetlidir Ece, bunu en iyi sen biliyorsun.”
“Umarım hislerin beni yanıltmıyordur…”
Mara sabırsızca araya girdi. “E, ne zaman açılacaksın ona?”
“Düşüneceğim Mara, biraz zamana ihtiyacım var.”
Mara parmağını sallayarak uyardı: “Çok düşünme bence; sonra elinden kayıp gider, pişman olursun.”
Ece, arkadaşının bu halini görünce hafifçe gülümsedi. “Tamam, tamam… Çok düşünmeyeceğim.”
Biraz daha konuştuktan sonra ayrılırlar.
Bölüm etkileşimi
