10. bölüm · Sahilde tanışmıştık
9. Bölüm çok az kaldı
Yax
Bu bölüm şiddet, kan, kesici alet ve tetikleyici unsur içermektedir. Küçük yaş okuyucular için bu bölüm önerilmez.
Elimdeki listeye baktım. Şuana kadar beş kişi öldürmüştüm. Nefes, Ceylin, Samet, özlem ve Ahmet... Listeyi cebime geri attım ve ormanda ilerledim. Agaçların arasından ay ışığı düsüyordu ve harika bir görüntü oluşturuyordu.
Yavaş adımlarla ilerlemeye devam attım. Cırcır böceklerinin sesi, her adım attığımda dalların kırılma sesi ve uzaktan gelen rüzgarın sesi...
Etrafıma baktım, gözlerimin parıldadığını hissettim. Babamı hatırladım. yirmi dört yaşıma kadar beni acımasızca eğittiğini hatırladım. Annemi öldüen oduncuyu beraber öldürmüştük. O oduncudan nefret ediyorum...
Cebimden bir fotoğraf çıkartıyorum. Annem, babam ve ben... Üçümüz sarılıyorduk. Tabii o zamanlar annem babamın bir seri katil olduğundan haberi yoktu. Ve bir oduncu annemden hoşlanıyordu, sözde annemi kurtarmak istiyordu çünkü babamı birini öldürürken görmüştü ve katil olduğunu öğrenmişti. Annem bunu duyunca korktu. O zamanlar hamileydi. Korkusundan düşük yaptı oduncu ona yardım etmeye çalışırken annem kaçtı ve intihar edecekti ki o adam annemi kurtarmaya çalışırken öldürdü. Bu yüzden bizde o adamı öldürdük. Yani o zamanlar on altı yaşındaydım.
Daha doğmamış kardeşim... Uzunca ormanda yürüyüş yaparken düşündüm. Ormandaki o rahatlatıcı seslerden çok farklı bir ses duydum. Bir insana ait ayak sesleri...
Sessizce ilerledim ve bir ağacın arkasında saklandım. Ormandaki istenmeyen kişiye baktım. Korkuyla titriyerek yürüyen bir kadın. Muhtemelen ormanda kaybolmuştu.
Her adım attığında ayaklarının altındaki dallardan ses geliyordu ve o bundan bile korkuyordu. Dudaklarımın kenarında vahşice bir gülümseme belirdi.
Yavasça ağaçtan uzaklaştım ve kadının yanına doğru gittim. Hiç tereddüt etmeden elimle sertçe ağızını kapattım ve belinden yakalayıp kendime çektim.
"Adın ne ufaklık?" Dedim kulağına fısıldayarak.
Cevap vermesi için ağzını açtım.
"Gizem! Gizem! Gizem özsu!" Dedi telaşla.
Tekrar ağzını kapattım. Gizem... Şansa bak listemdeki kişilerden biri. Şanslı günümdeyim.
"En sevdiğin şey ne?" Dedim sakince. Tekrara cevap vermesi için yavasça elimi ağızından çektim.
"Dil öğrenmek!" Dedi hiç düşünmeden.
Tekrar ağzını kapattım. Cebimden bir bıçak çıkardım ve gizemin boynuna dayadım.
"Hiç acı çekmeyeceksin." Dedim sinsice.
Aniden bıçağı kadının boynuna sapladım ve hızla her yer kan gölü oldu. Kadının kanı heryere fışkırdı. Cansız bedenini yere bıraktım.
Bıçağı hızla temizleyin cebime attım. Cansız bedenin yanına eğildim. Çantamdan bir kitap çıkardım. Dil kitabıydı.
Kitabı kadının eline verdim ve kitaba sarılmasını sağladım. Geri ayağa kalktım. Vahşice kadına baktım ve yavaş adımlarla oradan uzaklaştım.
Üzerim kan lekesiyle kaplıydı. Cebimden listeyi çıkartım ve parmağımdaki kan lekesi ile Gizem isminin üstünü çizdim.
~~~~~
Haberlere baktım ve çoğu kurbanımın cesedi bulunmuştu. Umursamadım çünkü hiç bir kanıt yoktu ve tutuklanmam imkansızdı.
Sokakta yürürken yerde bir ruj gördüm. Kırıktı. Sertçe ayağımla vurdum ona ve kaldırımdan çalılıkların arasına uçuşunu izledim. Umursamadım. Kimin olduğunu umursamadım.
Telefonumu kapatıp cebime geri koydum. Cebimden bir sigara paketi çıkardı ve çakmakla bir dal sigara yaktım. Sigarayı patmaklarımın arasına aldım ve dumanı içime çektim.
Denize baktım özge ve özgür oradaydı. Eğleniyorlardı. Planım istediğim gibi ilerliyordu. Harika.
Senin için üzgünüm ÖZGÜR...
Çaresiz olduğun için üzgünüm ÖZGE...
Sizi öldüreecğim için üzgünüm listemdeki KİŞİLER...
Hepiniz için üzgün olmak isterdim ama...
Seri katiller asla üzgün olmaz...
Özgenin gülümsemesi... Özgürün yüz ifadesi... Bu yüzlerde seni seviyorum ama açıklayamıyorum, anlamı vardı.
Hepsi benim suçumdu ama umrumda değildi. Babam gibi olmak zorundaydım. Acımasız.
Bir süre sonra sigarayı yere attım ve ayağım ile söndürdüm. Bir kız çocuğu yanıma geldi.
"Abi yerlere çöp atma!" Dedi nazikçe.
"Özür dilerim küçüğüm." Dedim sakince ve eğilip yerdeki sigarayı aldım hiç tereddüt etmeden sigarayı çalılıkların arasına fırlattım. Geri ayağa kalktım ve yüksekten çocuğa baktım.
"Ama aynı şey! Yine oraya attın! Bu sefer çalılar yana bilirdi." Dedi çocuk inatçı bir tavırla.
Geri yere çömeldim ve çocuğa baktım. Artık eşit boydaydık. "Adın ne? Küçüğüm" dedim.
"Ben, Miray..."
"Soy adın ne?"
"Dere... Miray dere'yim ben."
"Tamam."
"Ama sen geleceğin polisi Miray dere diyebilirsin."
"Biliyor musun polislerden nefret ederim."
"Neden!?"
"Çünkü... Sadece varı yokmuş gibi suçluları arıyorlar, sanki hiç işleri hiç ailesi veya hiç arkadaşları yokmuş gibi.."
"Haklısın ama... Onlar dünyayı kurtarıyorlar. Onlar kurtarıcılar!"
"Kesin öyledir..."
"Evet öyle!"
Yavaşça ayağa kalktım bu inatçı veledi öldırmek istedim ama yapmadım. Henüz böylebir planım yok... Özge mutlu olması gerekiyor... Çünkü özge mutlu olunca özgürde mutlu olur ve... Bu ikiliye güzel bir son hazırlayabilirim.
Yavaşça ayağa kalktım ve çocuğun yanından geçip gittim. Çocuk arkasına dönüp bana baktı. Onu umursamdım ve ilerlemeye devam ettim.
Denize baktım. Hâlâ oradaydılar... Mutlulardı. Hatırladığıma göre özgür özgenin göz bebeğini çizmişti... Fazla garip ama özge garip olanları seviyordu. Özge farklı olanları seviyordu.
Çantamdan kırmızı sprey boya aldım. Etrafıma baktım kimsecikler yoktu. Tek kişiler ileride denizin yanındaki özge ve özgür. Diğeride az önce yanından geçtiğim aptal çocuk.
Sprey boyayla yere YAX yazdım. Ardından bir süre sonra tekrar yazmaya başladım. YAPMAYI EN SEVDİĞİN ŞEY NE!?
ardından bir çocuk koşarak yanıma geldi. Miray. Tişörtümü çekişirdi. Öfkeli görünüyordu.
"Abi ama yine yerleri kirletiyorsun!" Dedi öfkeyle.
"Kes." Dedim belirsizlikle.
Çocuğu ittim. Tökezledi. Sprey boyayı çalkaladım ve kırmızı boyayı çocuğun yüzüne sıktım.
O güzel gözleri kırmızıya boyandı. O güzel yüzü kırmızıya boyandı.
Çocuk acıyla çığlık attı. Sertçe yere düştü. Yüzünü ovuşturdu gözlerini sıktı. Ağlamaya başladı.
Denizin dalga sesleri yüzünden sesi duyulmuyordu. Sertçe kahkaha attım. Mizahtan yoksundu.
Sprey boyayı çantama geri attım ve hızla uzaklaştım. Çocuğu orada yanlız bıraktım. Acısını aldı. Yabancılarla uğraşmamasını öğrendi.
~~~~~
Sokakta ilerliyordum. Cebimden telefonumu çıkardım ve güncel haberlere baktım.
ŞOK HABER!
Destan ÖZYURT XX binasının tepesinden atladı. Ailesi onun için çok üzgün. Ailesi ve arkadaşları mutlu biri olduğunu asla intihar edeceğini düşünmedikelrini söylediler. Bu bir cinayet mi yoksa bir intihar mı?
Dudaklarımın kenarında bir gülümseme belirdi. Telefonu cebime attım. Hafifçe kıkırdadım. Hiç bir şey yapmama gerek kalmamıştı. Aptal çocuk intihar etmişti.
İşimi kolaylaştırdın. Teşekkür ederim.
Listemde nefes, Ceylin, Samet, özlem, Ahmet, Gizem ve destan... Toplam yedi kişi öldürdüm. Bu bir zafer...
