4. bölüm · Sahilde tanışmıştık

3. Bölüm neden yalnız?

Havva .

Özgür

Alarmı kapatmak için uzattım kolumu. Basardım lanet olası alarmı susturmayı. Yataktan isteksizce kalktım ve dün gece sandalyenin üzerine astığım okul formasını alırım.

Merdivenden yavaş adımlarla inerim, salona bakarım. Annem ve babam dedemi bakım evine vermek hakkında konuşuyorlardı çünkü evdeki normal bir günümüz kavgayla geçiyordu ve dedem kalp hastasıydı.

Hiç düşünmeden konuşmaya atladım. Bunu yapmama gerek biliyordum.

"Hayır, dedemi bakım evine falan vermeyin. Ben bakarım dedeme" dedi umutsuzca.

" Babama bende bakabilirim ama senin yüzünden tüm günümüz kavga dövüş!" Dedi babam agresifçe.

"Git derslerine çalış eğer güzel bir üniversite kazanmazsan seni cidden evlattıktan reddederim." Dedi babam sinirle ve bir anda yanağıma doğru sert bir tokat attı.

"Atrıca bir hafta sonra üniversite sınavı var! Siktir git derslerine odaklan. Bilmiyor muyum her akşam sahile kaçtığını. Bilmiyor muyum her akşam o aptal eskiz defterine saçma sapan resimler çizdiğini. Bilmiyor muyum salak saçma müziklerini." Dedi öfkeyle.

Elim içgüdüsel olarak yanağıma kaymıştı. Anneme baktım. Hiç bir tepki yoktu. Babama baktım sadece öfke vardı. Kendime baktım kırılmış bir beden vardı.

"Şimdi siktir git okuluna. Gözüm görmesin seni" dedi öfkeyle.

Hiç vakit kaybetmeden çantamı alıp dışarı çıktım. Sinirle okula doğru yürüdüm. Yerdeki taşlara sertçe vuruyordum.

"Hayattan da, kendimden de, ailemden de, her şeye lanet olsun..." Dedim kendi kendime.

Yanımdan bir arkadaş grubu geçiyordu. Çok gürültücüydüler. Onlara çarpmamak için yolun kenarından gitmeye çalıştım. Ama biri bana çarptı.

" Defol git ya! İğrençsin!" Dedi tiksinti içinde.

"Ben bir şey yapmadım. Siz bana çarptınız." dedim kendimi korumaya çalışıyordum.

"Ne diyorsun lan sen!?" Dedi öfkeyle bir başkası.

"O benim kız arkaşım!" Dedi sinirle.

" Kız arkadaşına yürüdüğüm falan yok!?" Dedim.

"Ne diye sesini yükseltiyorsun lan sikik!" Dedi sinirle. Aniden üzerime doğru yürüdü. Geri gitmeye çalıştım ama duvara çarptım.

Yakalarımdan tuttu beni ve yüzümü yumruklamaya başladı. Hiç bir şey yapmadım. Müdahale etmedim. Hiç hareket etmedim. Hiç bir şey demedim.

Yüzüm ve üniformam kan lekesi olmuştu. Beni itti ve hızla ortamda uzaklaştı arkadaş grubu peşlerinden gitti.
"Yaa aşkım harikasın!" Dedi kız arkadaşı ciyaklayarak. Sinir bozuculardı.

Şimdi eve gidemezdim. Babam yine beni döverdi yani babam dediğim soy adını taşıdığım Ahmet Karakan. O aptal ismi duymaktan nefret ediyordum. Ayrıca Karakan diye soy isim mi olur? Çok saçma!

Üniformanın eteklerine yüzümdeki kanı sildim. Biri görseydi bir kavgaya karıştığımı anlardı. Yüzüme belli babamın tokadı ve kızaran izi. O aptal çocuğun yumruklarının bıraktığı mor izler. Ve üniformamdaki kan lekesi...

Okula vardığımda çoktan ders baslamıştı. Tabiki derse geç girdim. Şaşırdıcı bir şekilde kimse kan lekesini sormamıştı. Sessizce sırama yerleştim.

Ders kitapları veya defter yerine eskiz defterimi çıkardım. Bir eksiklik hisettim. Bir farklılık hisettim. Tuhaf bir histi. Etrafıma baktım ve özge bu gün okula gelmemişti...

Eskiz defterine tekrar baktım kalemi sayfanın üzerinde oynatmaya başladım. Ne cizdiğim hakkında hiç bir fikrim yoktu. Karalama yavaşça bir resme dönüştü.

Bir süre sonra çizdiğim resme baktım. Kan lekeli bir kafa tası çizmiştim... Detayları da ekledim. Ve güzel olmuştu. Benim güzel dediğim çizime birisi efsane derdi.

Tenefüs zili çaldı. Eskiz defterimi çantama geri koydum ve rastgele bir defterinden bir kağıt koparttım. Kağıda bir şeyler yazmaya başladım.

Bu gün babam beni ders çalısmadığım için azarladı ve dövdü annem tepkisizce izledi ve eminimki sonra birbirine cilve yaptılar. Ama umrumda değil. Ayrıca sokaktaki bir grupla karşılaştım ve bir adam sebepsizçe beni dövdü. Üstelik bu gün okula özge gelmedi...

Tıpkı bunun gibi notlar yazardım kağıtlada. Kötü bir olay yaşadığımda ve ya bir travma yaşayınca kağıtlara yazarım ve bu kağıtları büyük bir kavanoza koyarım yıl sonunda kavanozdaki kağıtları yakarım ve tüm acılarımı bu şekilde yok ederim.

Kağıdı katladım ve cebime attım. Kavanoz henüz Haziran ayında dolmuşyu bile. Sandalyeden kalktım ve yavasça yürüdüm. Sınıftan çıktım.

~~~~~

Akşam oldu okul sona erdi. Sokakta yürüyordum. Gökyüzü mavi olmuştu. Sahile gitmeye karar verdim cünkü üniformamdaki kan lekesini babam görürse birde kendini mi dövdürdün diye beni döverdi.

Sahile varmıştım sonunda. Kafa dinlemek için kulaklığımı taktım ve Caravan palace- Brotherswing Çalmaya başladı. Deniz sakindi. Gök yüzündenki maviyi yansıtıyordu.

Kumlarda yürümeye başladım. Kafamı kaldırmadım yere baktım. Denize baktım. Harika görünüyordu.

Ardından denizin kenarında ıslak kumların olduğu yere oturmuş özgeyi gördüm. Hüzünlü görünüyordu. Olduğum yerde kaldım. Yanına gitmek istedim derdini dinlemek istedim. Ama yalamadım.

Eve gitmem gerektiğini düşündüm. Ama bir kaç dakika daha orta durdum ve düşündüm. O harika biri neden yalnız? İtibarı harika neden yalnız? Kişiliği harika neden yalnız? Kim onu yüzdü? Neden okula gelmedi ve neden sahilde yalnızca oturuyor?

Kafamda bir çok soru vardı ama cevaplarını aramadım. Evin yolunu tuttum ve sahilden uzaklaştım.

Bir süre sonra eve vardım. Üniformamı çılardım ve günledik kıyafetlerimi giydim. Salona gittim ve babama baktım. Haber izliyordu yine ve yine... Tekli koltuğa oturdum.

"Baba, biyoloji sınavından 100 almışım. Matematikten 85. Tarihten 90 almışım..." Dedim sakince. Umursamazca başını sallayarak onalyadı.

"Matematiği yükselt." Dedi soğukkanlı bir şekilde. Bende aynı hareketi verdim başımı sallayarak onayladım.

Televizyonda haberlere baktım gündelik olaylardan bahsediyordu insanlaya kötü olayları sunarak haberleri izlemelerine bağımlılık yaptırıyordu.

Aniden bir haber gözüme çarptı.
Ülkemizde bir katil var ve kendine Yax adını verdi. Masumları sevdikleri yollarla öldürüyor. Acımasız katili bulma çalışmaları hâlâ devam ediyor ve hesaplarımıza göre şuana kadar 23 kişi öldürdü ve öldürdüğü kişiler arasında ailesi de var.

Babam habere sakinlikle karşıladı. Ben ise şaşırdım. İnsanları sevdikleri yollarla öldürmek.. nasıl yani? Piyanistin kafasında piyano kırmak gibi mi?

Umursamadım ve salondan çıktım odama gittim. Camdan dışarı uzun bir süre baktım. Ardından yatağıma yattım ve uyumayı bekledim...

Göz kapaklarım ağırlaştı, bilincin yavasça kayboldu, nefes alışlarım sakinleşti ve yavaşça uykuya daldım.

Bir odada uyandım. Kapkaranlık bir odada. Çok tuhaftı. Etrafımda bakındım ve koşmaya başladım. Sanki boşlukta koşuyordum ve ben bu hissi iyi bilirim potansiyelin olduğu halde yapmamaktır. Aniden yerde düştüm ve siyah zeminden siyah kollar çıkmaya başladı ayağımı tuttular. Ayağa kalkmaya çalıstım ama olmadı. Kollar benim kolumu tuttu ve hareket edemez haldeydim. Sinirle kollara baktım. Konuşmak için ağızımı açtım ama kelimeler ağızımdan dökülmüyordu sadece zihnimde tekrarlanıyordu ve evet ben bu hisside iyi bilirdim. Sanki deja vu yaşıyordum. Karanlık ortam birden kan kırmızısına büründü. Şaşırdım ve merak ettim. Bu nasıl bir kabus?

Aniden uyandım ve yatağımdan sıçradım. Etrafıma baktım. Tek görüğüm karanlık odam ve dışardaki sokak lambasının yansıyan ışığı...

Zihnimde ilk özge canlandı. Başımı şiddetle salladım. Kafamı yastığa gömdüm ve tekrar uymak için derin bir uğraş çektim.

' tabiki bu kabus ve bu katil basit değildi. Beynim bunu kodlanmıştı.. ama hâlâ düsünüyorum. O gün neden okulda değildi?'