8. bölüm · Sahilde tanışmıştık
7. Bölüm belki olabiliriz
Özgür
Katil hem beni rehinesine aldı. Ailemi öldürdü. Ve polisler dedeme bakamayacağım için onu bakım evine gönderdiler. İşte ne yaparsan yap yolun hep aynı yere çıkar. Ben çaresiz bir insaım yolumun sonu çaresizce bitebilirmi acaba...
Devletin bana verdiği yurda gidiyordum. Valizleri arkamdan sürükleyerek. Valizler taşa takılıp zıplıyorlardı ve bu da beni her saniyede sinirlendiriyordu.
Sakin olmak için elimden geleni yapıyordum. Nihayetinde yurdu gördüm. Derin bir iç çektim. Hızla güvenlikten geçtim ve yurda girdim.
Koridor koridor dolaştım, öğrencilerin garip bakışlarını görmezden geldim. Ve sonunda yurt odama ulaştım. Kartı geçirdim ve odaya adım attım.
Valizlerimi kenara bıraktım ve odayı dolaştım. Bana tek kişilik bir yurt odası vermişlerdi. Bu hoşuma gitti.
Hızla eşyalarımı yerleştirdim. Sandalyeye oturdum ve arkama yaslandım. Derin bir iç çektim ve telefonumu çıkartıp haberlere baktım.
Korkunç cinayet!
Ahmet Karakan ve Özlem karakan yatak odasında ölü bulundular. Cinayet silahları: içki şişesi ve bıçak. Katil sanatınıda bırakmış bir tabağa et bırakmış ve muhtemelen Ahmet Karakan'a yedirmiş olmalıdır. Ve et parçasının Özlem karakan'a ait olduğu düşünülüyor. Özgür Karakan ailesinin korkunç ölümüne çok üzüldü ve devlet tarafından yurda verildi.
Sanatınıda bırakmış.... Bunu yazan kişi hangi aptal? Ve asla onlar için üzülmem. Bunu düşünmek bile iğrenç.
Aniden telefonumda bir çağrı geldi. Ekrana baktım ve bu kişi. Özge'ydi! Hemen telefonu açtım ve kulağıma getirdim.
"Alo?" Dedim sakince.
"Özgür... Ailen için çok üzgünüm. Başınız sağ olsun." Dedi hüzünlü sesiyle
"Teşekkür ederim, özge."
"R-rica ederim..."
"Ee? Nasılsın?"
"Yani... İyiyim işte."
"İyi olmama sevindim."
"Sen iyi misin?"
"Evet."
"İyi olduğunu hiç sanmıyorum."
"Ne zaman bu kadar iyi fark eden insanlardan oldun?"
"Oldum işte."
"Böyle cevap olurmu?"
"Olur olur."
"Üniversite sınavı var hazır mısın?"
"Yani tamı tamına hazırım."
"Yaparsın. Ben sana güveniyorum."
"Teşekkür ederim... Bende sana güveniyorum."
"Ben şimdi kapatıyorum sonra görüşürüz."
"Tamam görüşürüz."
Ardından telefonu kapattım ve masaya bıraktım. Ders ile ilgili olan tüm şeyleri masaya koydum ve son bir tekrar yapmaya karar verdim.
Kaç saat geçti bilmiyordum, tek bildiğim uzun süre ders çalıştığım.
Kafam aniden masaya yaslandı ve yavaş yavaş engelleyemediğim bir uykuya daldım. Rüyalarım yine klasikti. Bomboş bir odada koşuyordum. Ve bu oda kapkaranlıktı. Evet yıllardır aynı rüyayı görüyordum.
Alarmın sınırlı sesiyle uyandım. Sertçe alarma vurdum ve kapattım. Hızla üzerine beyaz gömlek ve pantolon giydim. Giriş belgemi ve kimliğimi aldım. Yurt odamdan çıktım ve sınav stresiyle dolaşan öğrencilerin arasına karıştım.
~~~~~
Yurda tekrar vardım sınavın yorgunluğu ile yatağa atladım ve telefonumla ilgilendim. Katilin dediğini yaomaya karar verdim. Özge ile samimiyetini koruyacaktım ve ilerletecektim ama bir ilişkimiz olmayacaktı.
Ben:özge. Bu gün sahilde buluşalım mı?
Buluşma... Neden bu stilde yazdığım hakkında hiç bir fikrim yok. Ve bu mesajı gönderdiğim anda mesaj attı. Sanki bu anı bekliyordu.
Özge:tabii.
Kısa bir mesajdı. Ve eminimki o tatlış yanakları yine kızardı.
Yataktan hızla kalktım üzerime mavi bir tişört giydim ve altıma siyah ama maviye kaçan bol bir pantalon giydim. Yurt müdürlüğünden izin aldım ve saat 15.34 dısarı çıktım.
Bir süre sonra ana sokağa çıktım ve sahili gördüm. Yavaş ama hızlı adımlarla sahile doğru ilerledim. Sahil şeridind ulaştım.
Ahşap tahtalardan hızla indim ve son iki basamakta direkt zıpladım. Denizin yakınında özgeyi gördüm. Beyaz bir tişört ve açık mavi bir şort giymişti.
Aniden yanıma doğru koştu. Gülümsüyordu. Ve çok sevimli görünüyordu. Yanaklarımın kızardığına yemin edebilirdim.
Nazikçe elimi tuttu ve denize doğru koştu. Ses çıkarmadım ve ona ayak uydurdum.
Denize beraber atladık. Kahkahalar attım ve güldük.
"Hayatımın en güzel günü!" Dedi gülümseyerek.
"Benimde." Dedim sakince.
Su soğuktu ama bu bizim için önemli değildi. Vücut ısılarımız biri suyun soğukluğundan koruyordu.
"Hadi eğlen!" Dedi heyecanla.
"Ben zaten eğlendim!" Dedim nazikçe.
Suyu bana doğru sıçratmaya başladı ve bende ona karşılık verdim. Sırıl sıklam olmuştuk.
"Denizin dalgaları bile bizim neşemizi ayıramaz!" Dedi eğlenceli bir şekilde.
"Denizin dalgaları bile bizi ayıramaz." Diye düzelttim.
Bir an şaşırdı ama gülümsemesi ile bunu sakladı. Ve gülümsedi.
~~~~~
Uzun süre eğlenmiştik ve ayrıldık. Yurt odama döndüm. Üzerimi değiştirdiğim an yatğa atladım. Aklımdan tek geçen şey: denizin dalgaları bile bizi ayıramaz.
Saate baktım, saat 20.37 olmuştu bile. Zaten üzrime düşen bir yorgunluk vardı ve direkt uyudum.
Bilincin yavasça kapandı. Göz kapaklarım ağırlaştı. Ve nefes alışlarım düzenli bir ritme girdi.
Yine o karanlık odada uyandım. Etrafıma baktım tek gördüğüm karanlıktı. Koşmaya başladım ve karşımda bir beyaz ışık belirdi. Bir ses duyuldu. Ve bu ses özge'ye aitti. Gözlerim kocaman açıldı ve daha hızlı koşmaya başladım. Birden o ışıkta özgenin yüzü görünmeye başladı. Heyecanlandım. Ama biliyordum ki bu zaten bir rüya'ydı. Hızla koşmaya devam ettim. Sanki ona ulaşmak istiyordum. Ve evet ona ulaşmak istiyordum. Birden ayak bileklerinden tuhaf bir şey beni tuttu ve aniden yere düştüm. Ve bu tufah şeyler ayak bileklerimide tuttu. Ayağa kalkmaya çalıştım ama olmadı. Çaresizce özge'ye baktım ve yalvardım. "Lütfen!" "Lütfen beni bırakma!" "Seni seviyorum ve o katil yüzünden kaybetmek istemiyorum!" Ve aniden rüya bitti ve etraf eriyip gitti.
