4. bölüm / 7
ŞAH MAT3.BÖLÜM
Bölümler 7Şu an: 3.BÖLÜM
- 1 GİRİŞ BÖLÜM315 kelime
- 2 1.BÖLÜM272 kelime
- 3 2.BÖLÜM327 kelime
- 4 3.BÖLÜM538 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4.BÖLÜM241 kelime
- 6 5.BÖLÜM308 kelime
- 7 6.BÖLÜM266 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KİRAZ AĞACININ GÖLGESİ
Annemin kopardığı zambakların arasında yürüdüm.
bahçe eskisi kadar canlı görünmüyordu. Dallar hâlâ yerindeydi ama eksilen yapraklar her baktığımda aynı şeyi hatırlatıyordu. Bahçenin ortasındaki kiraz ağacına doğru ilerledim. Gövdesine sırtımı yaslayıp dizlerimi kendime çektim. Gözlerimi kapattım. Bazen sessizlik, bütün soruların sesinden daha ağır geliyordu. Kim olduğumu biliyordum ama neden hâlâ burada olduğumu bilmiyordum
Kiraz ağacının gölgesinde otururken gözlerimi kapattım. Rüzgâr yüzüme hafifçe vuruyordu, dalların arasından gelen kuş sesleri sessizliği bölüyordu. Birkaç dakika hiçbir şey düşünmemeye çalıştım. Tam o sırada ayak sesleri duydum. Gözlerimi açacakken tanıdık bir ses kulağıma ulaştı.
-Gözlerini açma.
Dudaklarımın kenarı istemsizce hafifçe kıvrıldı.
-Alparslan...
-Tahmin ettin ama yine de açma.
Diye karşılık verdi. Gözlerimi kapalı tutmaya devam ettim. Elime küçük bir kutu bıraktığını hissettim.
-Şimdi açabilirsin.
Yavaşça gözlerimi açıp elimdeki hediyeye baktım. Sonra başımı kaldırıp Alparslan'a çevirdim.
-Bu da ne?
O gülümsedi.
-Sadece küçük bir şey.
Kutuyu açtığımda içinden ince işçilikle yapılmış bir broş çıktı. Gözlerim büyüdü.
-Bu ateş krallığının simgesi...
-Evet.
Dedi Alparslan sakince.
-Ama bu hediye simgeden çok daha fazlası. Sana güveniyorum.
O an içimde tuhaf bir sıcaklık yayıldı. Hem korku, hem de tanıdık bir güven aynı anda oradaydı. Sanki konuşmadan da anlaşabileceğimizi kanıtlamak ister gibiydi.Elimdeki kutuya birkaç saniye sessizce baktım. Böyle bir hediye beklemiyordum.
Parmaklarımı yavaşça kapağına götürdüm. Alparslan tek kelime etmeden beni izliyordu. Kutuyu açtığımda, kadife kumaşın üzerinde duran zarif bir broş gözlerimin önüne çıktı. Üzerinde hiçbir krallığın simgesi yoktu. Sade ama ince işlenmişti. Ortasındaki koyu kırmızı taş, güneş ışığı vurdukça sessizce parlıyordu.
Başımı kaldırıp Alparslan'a baktım.
— Bu...
Ne diyeceğimi bilemedim.
— Beğenmedin mi?
— Hayır... Tam tersine. Sadece... Neden?
Alparslan yanıma, kiraz ağacının gölgesine oturdu.
— Çünkü üzerinde hiçbir simge yok.
Kaşlarımı hafifçe çattım.
— Herkes seni bir krallığın prensesi, bir unvan ya da geçmişinle tanımlıyor. Ben öyle görmek istemedim.
Elimdeki broşa tekrar baktım.
— O zaman nasıl görüyorsun beni?
Alparslan gözlerini benden ayırmadan cevap verdi.
— Sadece Ahsen olarak.
Sözleriyle birlikte içimde tarif edemediğim bir sessizlik oluştu. O kadar zamandır duyduğum hiçbir cümle buna benzemiyordu.
Broşu avucumun içinde usulca sıktım.
— Teşekkür ederim.
Alparslan hafifçe gülümsedi.
— Taşıyıp taşımamak sana kalmış.
Broşa son kez baktım. Belki küçük bir hediyeydi ama bana hissettirdiği şey hiç de küçük değildi.
Kiraz ağacının yaprakları rüzgârla üzerimize doğru savrulurken ikimiz de uzun süre hiçbir şey söylemedik. O sessizlik, bazen sözcüklerden çok daha fazlasını anlatıyordu.Sessizlik uzadıkça kiraz ağacının dalları hafifçe sallandı. Rüzgâr, yere düşmüş zambak yapraklarını usulca sürüklüyordu.
Broşu tekrar kutusuna yerleştirip dikkatlice kapattım.
— Bunu hep saklayacağım.
Alparslan yüzüme baktı. Gözlerinde alışık olduğum o ciddi ifade vardı ama bu kez daha yumuşaktı.
— Buna sevindim.
Kutuyu kucağıma bırakıp derin bir nefes aldım.
— Biliyor musun... Son zamanlarda ilk defa içim biraz olsun hafifledi.
Alparslan birkaç saniye sustu.
— Buna ihtiyacın vardı.
Başımı salladım.
— Evet.
Rüzgâr saçlarımı yüzüme savurdu. Onları kulağımın arkasına sıkıştırırken istemsizce gülümsedim.
— Sen hep doğru zamanda çıkıyorsun karşıma.
Alparslan omuz silkti.
— Belki de sen beni hep yanlış zamanda fark ediyorsundur.
İkimiz de kısa bir an güldük.
O kahkaha uzun sürmedi ama bana iyi gelmişti.
Tam yeniden konuşacakken uzaktan gelen ayak sesleri duyuldu.
Gülümsemem yavaşça silindi.
Alparslan da sesin geldiği yöne döndü.
— Birisi geliyor.
Ayağa kalktım. Kutuyu dikkatlice elbisemin cebine yerleştirdim.
— Kim olabilir?
Alparslan gözlerini bahçenin girişine dikti.
— Birazdan öğreniriz.
Ayak sesleri giderek yaklaşıyordu.
Bölüm etkileşimi
