1. bölüm · SADECE ÜÇ AY

SEVGİLİ Mİ?

lavinya ultan

Hayatımda verdiğim en kötü kararların bir listesi olsaydı, eminim ilk üç sırayı aynı gün içinde verdiğim kararlar doldururdu.
Bir: Sabah alarmımı üç kez ertelemek.
İki: Aç karnına iki büyük kahve içmek.
Üç...
“Sevgilim var.”
Masadaki herkes sustu.
Ben de sustum.
Hatta bir saniyeliğine nefes almayı bile unuttum.
İçinde bulunduğum olayı en baştan anlatayım isterseniz.
Ben Alexa. 22 yaşındayım ve şuana kadar tek bir ilişkim oldu. O da aldatılmamla bitti.

Şuanda ise eski sevgilim Tom, eski sevgilimin benden ayrıldığı gibi sevgili olup nişanlandığı eski en yakın arkadaşım Jessica, eski sevgilimle birkaç ortak arkadaşımız, ve en yakın arkadaşım Milena.
Bir kafede oturuyoruz ancak ben kendimi ortamdan soyutlamış durumdayım. Ne ortamdaki muhabbet sarıyor ne de Jessica'nın sanki insan dışı bir varlıkmışım gibi attığı bakışlara takılabilecek durumdayım.
"Ee Alexa, senden naber? Var mı sevgili falan?"
Jessica kaşarının sesiyle gözlerimi kitlediğim bardaktan ona çıkardım.
"İyidir hayatım. Olmaz olur mu? Taliplerim çok tabii." Yalan...
Kaşları sanki bunu beklemiyormuş gibi havaya kalktı ancak birkaç saniyeliğine yüzünde oluşan bozuntuyu hemen toparladı.
“Kim peki?” diye sordu Jessica.
Bardağın kenarındaki parmağımı durdurdum.
İşte şimdi sıçmıştım.
Çünkü bir isim söylemem gerekiyordu.
Hem de öyle herhangi bir isim değil. Jessica'nın inanacağı, Tom'un yüzünün düşeceği ve Milena'nın da sonradan beni köşeye sıkıştırıp sorguya çekmeyeceği bir isim.
Beynimde tanıdığım bütün erkeklerin isimleri birbiri ardına belirip kaybolurken, gözüm istemsizce kafenin girişine kaydı.
Ve o anda onu gördüm.
Arthur.
Kafenin kapısından içeri yeni girmişti. Bir eli cebinde, diğerinde telefonu vardı. Yanındaki arkadaşının anlattığı bir şeye gülüyordu.
Keşke başka birini görseydim.
Gerçekten.
Mesela hayatımda hiç tanımadığım birini.
Ama hayır.
Arthur Collins.
Benimle aynı üniversitede okuyan, yaklaşık iki yıldır tanıdığım ve tanıştığımız günden beri birbirimizin sinirini bozmak konusunda garip bir yeteneğe sahip olduğumuz Arthur.
Jessica hâlâ cevabımı bekliyordu.
Tom da.
Özellikle Tom.
Bakışlarının üzerimde olduğunu hissedebiliyordum.
Bir anlığına eski sevgilime baktım. O bok parçasından daha iyi birini aday göstermeliydim.
Sonra tekrar Arthur'a.
Ve ağzımdan, hayatım boyunca pişman olacağım o cümle çıktı.
“Arthur."
Milena'nın kaşları havaya kalktı.
“Arthur mu?”
Başımı salladım.
“Evet.”
Jessica şaşkınlıkla arkasına dönüp Arthur'a baktı.
Ben ise masanın altında ellerimi birbirine kenetlemiş, içimden kendime küfrediyordum.
Çünkü Arthur tam o sırada bize doğru bakmıştı.
Ve beni görmüştü.
Daha da kötüsü...
Gülümsüyordu.
Hayır.
Bu iyi değildi.
Hiç iyi değildi.

Selam canslarıımm. Yeni bir kitapla karşınızdayım. İlk bölüm olduğu için bu kadar kısa, yoksa beni bilen bilir bölümleri oldukça uzun tutarım. Umarım beğenmişsinizdir💞