Potanın altında kitap kapağı

2. bölüm / 8

Potanın altında

Son kez

Vaveyla Yazarı: Niss ...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Son kez

-Ceren iyi misin, yorgun gözüküyorsun?
Bu güzel ve samimi ses ancak gökçeye ait olabilirdi. Gökçeyi severdim , hatta çok severdim. Ne zaman bir derdim olsa o gelirdi yanıma o ve emir tutardı elimden. Derdimi dinler, çaresini bulurlardı. Onlar görebileceğiniz en iyi dost olurdu size. Tabi artık biz kardeş gibiydik.
-İyiyim bir şeyim yok.
Kendi yetağından kalkıp benim yatağıma, yanıma oturmuştu.
-Kalkıp hazırlan o zaman geç kalıcaz emir bekliyor dışarda.
Yataktan kalktım ve lavaboya doğru yöneldim. Aynı zamanda gökçeyle konuşuyordum.
-İlk ders neydi bu gün
-Bu kadar sorumsuz olma ceren
Arkasından cevap vermeyide ihmal etmedi
-Fizik
-Iıyyy
-malesef canım
Aslında fiziği severdim ama ilk ders olunca midemi bulandırıyordu. Ayrıca sorumsuz da değildim sadece daha fazla önemsediğim şeyler vardı. B12 eksikliğimde vardı bence. Ama bu bir doktor tehsişi değildi emirin bana verdiği bir reçeteydi. Kendisi 17 yaşında bir doktor olduğu için.
-Hazırım ben
Gökçe bana baktı.
-Ne olur biraz özensen kendine
Birşey olmazdı ama sevmezdim özenerek hazırlanmayı, sadece özel günlerde ve partilerde süslenirdim.
Ama gökçe makyaj yapar, saçını şekillendirirdi. Hep süslüydü.
-Özenmemi gerektircek bir şey yok ki gökçe okula gidiyorum.
-Off tamam uğraşmayacağım seninle, emir kapıda ağaç oldu.
-Ne ağacı oldu lütfen karpuz ağacı olsun.
Gülmeye başladık. Aşağı inmiştik emir kapıda bekliyordu.
-Naber b12
-iyi profösör doktor senden naber ?
-İyi bende
Okula doğru yürümeye başladık. Aynı okulda aynı sınıfta okuyorduk. Gökçeyle emir birlikte oturuyorlar. Ben onların önündeki sırada oturuyorum, yiğitle. Okul içinde yiğitle iyi anlaşırdım. Teneffüslerde dördümüz birlikte dolaşırdık. Üçümüz birlikte sınıfa girdik ve hafif tozlu ve üzerine bir sürü şey karalanmış sıralara oturduk. Yiğit daha gelmemişti. Emir ve gökçe kendi aralarında konuşuyorlardı ve akıllarına ben geldim
-Ceren sende gelir misin ?
-Nereye ?
-Vıalanda
-Olabilir aslında ama kiminle gidicez ve en önemlisi zuhal hanım izin vericek mi ?
Emir ve gökçeye döndüm. Gökçe defterini çantasından çıkarmaya çalışıyordu. Emir bana baktı sorularımın cevaplarını düşünüyordu büyük ihtimalle.
- 1) gökçe, sen, ben, yiğit
2) izin alıcağımızı kim söyledi sana ?
-Ben izin almadan gidemem
Emirle gökçenin yüzü düşmüştü. Gökçe bana döndü.
-Ne demek izin almadan gitmem, izin alarak nasıl gitmeyi düşünüyorsun ?
Yiğit gelmişti , yanıma oturdu çantasını bıraktı ve arkasına döndü.
-Kim neye izin veriyor bakalım.
-Vıalanda gidicez geliyor musun ?
-Ben gelirim de zuhal hanım size izin vericek mi ?
-Her gelen zuhal hanım
Dedi gökçe
-Gökçe sen yurtta kaldığını unutuyorsun heralde
-Tamam izin alalım ama sanmıyorum izin vericeğini
Yiğit beni hafif dürttü önüme döndüm hoca gelmişti.

🏀🏀🏀

Dersler bitmişti ve yurda dönüyorduk. Eğer zuhal hanım izin verirse yiğite haber vericektik.
-Hazır mısınız ?
-Evet
Zuhal hanımın kapısını tıkladık
-Girin
-Merhaba zuhal hanım
-Buyur cerencim
İlk defa bana böyle sesleniyordu.
-Biz sizden bir izin isteyecektik
-Evet
-Biz birlikte vıalanda gitmek istiyoruz da
-Gidebilirsiniz
Ne izin mi vermişti bu zuhal hanım olamazdı acaba ikizi falan mıydı ?
-Teşekkürler çok teşekkürler
Emir ve gökçe de çok şaşırmıştı
-Nasıl ya izin verdi mi şimdi
Evet anlamında başımı salladım. Telefonumu çıkartıp emire mesaj attım
Ben: Hazırlan vıalanda gidiyoruz
Yiğit: Oha izin verdi mi
Ben: Evet
Yiğit: Tamam hazırlanın almaya gelicem sizi
Ben: Tamam
Gökçeye göz kırptım. Hazırlanmaya başladık. Altıma beyaz şort etek, üstüne bebek mavisi body giymiştim, çoraplarımı bileklerimin üstüne kadar çektim ve hazırdım. Gökçede hazırdı. Düz saçlarımı düzelttim.
Mesaj gelmişti,
Yiğit: Hazır mısınız kapıdayım ben
Ben: Geliyorum
Emir bana baktı bi de gökçeye
-Kızım çok güzel olmuşsunuz
-Teşekkürler
Dedik aynı anda. Yiğitin arabasını gördüm minik bir şeydi ama idare ediyordu bizi. Yiğit bizden bir yaş büyüktü bu yüzden araba kullanabiliyordu. Hepbrlikte bindik arabaya. Ben arka koltukta gökçeyle oturuyordum. Yiğit sohbeti başlattı.
-Nasıl izin aldınız bu kadın sokağın sonundaki kafeye izin vermezdi.
-Bende anlamadım ama bana ilk defa cerencim dedi. Bu işte bir iş var ama ne ?
Gökçe bana döndü.
-Tamam eğlenmeye geldik demi izin verdiyse sonuna kadar kullanın.
Hepimiz kafa salladık

🏀🏀🏀

İlk başta vikinge bindik sonra saray salıncağına ve nefes kesene. Çok yanlış bir karar olduğunu önceden anlamalıydık.
-Hadi nefes ksene binelim
Fikir gökçenindi
Herkes onaylamıştı, ben hariç.
-Hayır binemem ben o şeye, çok korkarım.
Yiğit bana döndü.
-hadi ama ceren ben varım elimi tutarsın.
-Ne alaka ben binemem.
-sen binmezssen bende binmem
Dedi emir
-Emir sen bin ben beklerim. Şurda kafeler var oturur bir şeyler içerim
-Birimiz seninle kalsın.
-Gidicek misiniz ?
-Offf tamam kal burda ceren
Gitmişlerdi. Artık kendimleydim.
-Pardon, bakar mısınız ?
Benim yaşlarımda belki benden bir kaç yaş büyük sarışın dalgalı saçlı, açık tenli bir çocuk geldi.
-Bilmem, bakar mıyız ?
Kendini komik mi zannediyordu.
-Buyrun ne alırdınız ?
-Limonata alıcam bir tane
-Tamamdır.
Zuhal hanımı düşünmeye başladım. Nasıl bu kdar kolay izin verebilmişti. Birine bir şey mi olmuştu ?
Yoksa birimiz... Yok ya, sanmıyorum. Eğer öyle bir şey olsaydı daha önceden haber verirdi her halde.
-Ne düşünüyorsun böyle dalgın dalgın
Dedi bir ses ve karşımdaki sandalyeye oturdu.
-Sana ne ?
-Ayıp oluyor ama.
Az önce benden sipariş alan çocuktu.
-Ya naptığını sanıyorsun sen !
-Hiç, hiç bir şey yapmıyorum.
Karşımdaki sandalyeye oturmuştu.
-Sadece neden bu kadar düşünceli olduğunu ve neden tek oturduğunu merak ediyorum.
Tabi ki de daha 5 dakika önce tanıştığım çocuğa...
-Arkadaşlarım nefes kesene bindi ben de burda onları bekliyorum tamam mı ?
-Tamam, ben efe bu arada.
Diyerek elini uzattı. Ve bende elimi uzattım.
-Ceren.
-Kusura bakma biraz fazla meraklı oluyorum bazen ama buraya tek gelen kimseyi görmedim daha önce.
-Haklısın, buraya tek gelirsen kimle eğlenceksin ?
Ayağa kalktı. Önlüğünü çıkartıp masanın üstüne koydu.
-Bak aslında şuan mesaim bitti istersen her hangi bir şeye binebiliriz.
-Ama arkadaşlarım.
-Onların işi uzun sürer bence, çok sıra vardır.
Bana elini uzatmıştı. Ve bende tutmuştum. Daha yeni tanıştığın çocukla mı geziceksin sen ceren ?
-O zaman ben limonatayı ödeyeyim.
-Ben hallettim onu marak etme.
-Gerçekten hiç gerek yoktu.
Yürümeye başlamıştık.
-Boş ver eğlenmene bak. Neye binelim istersin ?
-Sen seç.
-Hımm, macerapereste ne dersin ?
-Olur.
Birlikte maceraperese doğru yürümeye başladık.
-Nerde yaşıyorsun ?
-Yetimhanede
-Özür dilerim, bilmiyodum.
-Sorun değil.
-Bişey sorabilir miyim ?
-Sor
Sıraya girmiştik bile ama yinede sıra çok yavaş ilerliyordu.
-Nasıl izin verdiler buraya gelmenize ?
-Ben de onu düşünüyordum sen gelene kadar ve iki ihtimali var.
1) ya bir akrabasına, ailesinden birine bir şey oldu.
2) içimizden biri bir aileye evlatlık verilcek.
-Her iki ihtimalde çok kötü ama sizin açınızdan bakıldığında 2 çok daha kötü.
-Evet
Sıra bize gelmişti. Efe bana döndü ve gülümsedi.
-Hazır mısın ?
Evet anlamında kafamı salladım ve bende gülümsedim. Görevli abi oturabileceğimiz yeri gösterdi, kemerimizi bağladı. Kalbim çok hızlı atmaya başlamıştı. Aşırı heyecanlanmıştım. Efe elini uzattı, tuttum. Hafif hafif çıkıyordu ilk yokuşu, ve yokuşun tepesinde durduk. Buradan her yer gözüküyordu. Ve aşağı doğru hızlıca indi. Herkes çığlık atıyordu. Ellerini yukarı kaldırıyorlardı efe de bunlara dahildi. Üçe yakın yokuş inip çıktık hatta sonlara doğru yan yattı tren. Kalbim neredeyse yerinden çıkacaktı. Tren durmuştu.
Efeyle birlikte trenden indik başım dönüyordu, dengede duramıyordum. Efe geldi ve koluma girdi. Beni banka otutturdu. Kafamı efenin omzuna koydum. Bir bağırış sesi geldi.
-Kimsin lan sen.
Emirin sesiydi.
-Ceren hanım sizi de iki dakika boş bırakmaya gelmiyo.
Ayağa kalktım.
-Ne saçmalıyorsun emir ?
Efeye baktı.
-Kim bu ?
-Efe, özür dilerim numarını versene konuşuruz belki arada.
Efede ayağa kalktı.
-Tamam, sen telefonunu ver ben kaydedeyim.
Emir bizi izliyordu, telefonu çıkartıp efeye verdim. Emir de telefonunu çıkarttı büyük ihtimalle yiğitlerle konuşuyordu. Efe telefonumu geri uzattı.
-Tamam gidebilirsin olay çıkartmasın bunlar şimdi.
-Tamam, görüşürüz.
Emiri omzundan tutup kendime çevirdim.
-Napıyorsun sen ?
-Ne mi yapıyorum. Seni bir serseriden kurtarıyorum ben ne güzel yanında kalıcaktım.
-Afedersin ama senin beni korumana gerek yok emir. Ayrıca gayet iyi biriydi.
-Öyle mi ceren. Tamam sen bilirsin.
Yiğit ve gökçe gelmişti.
-Hadi gidelim.
-Niyee ?
-Gökçe uzatma yürü.
-Offf !

🏀🏀🏀

Yurdun kapısına gelmiştik.
-Görüşürüz yiğit.
-Görüşürüz.
Yurdun kapılarından içeri girmiştik. Zuhal hanım koridorda bizi bekliyordu.
-Cerencim. Valizini hazırla gidiyorsun.
-Ne, nereye, ne demek gidiyorsun ?
Sesim titriyordu. Bir aile bana doğru yürüyordu.
-Merhaba ceren.
Gökçe ve emir dolu gözlerle bana bakıyordu. Bedenim bir kurşunla vurulmuş gibiydi nefesim tükeniyordu. Başım dönüyor, midem bulanıyor ve boğazıma bir yumru oturuyodu. Kendimi daha fazla tutamamıştım. Yere çöktüm. Kadın bana doğru geliyordu. Bana dokunmaya çalıştı kendimi geri çektim.
-Dokunma bana.
Kadında kendini geri çekmişti.
Ayağa kalktım. Hıçkırarak ağlamaya başladım. Emir yanıma geldi. Bana sarıldı. O da ağlıyordu.
Gökçe ise sandalyeye oturmuş titreyen ellerine bakıyordu.
-Ceren 30 dakikan var hazırlan ve vedalaş.