79. bölüm · PLATONIK
78.BÖLÜM
Sınıfta daha öğretmen yoktu.
Millet ya telefonla uğraşıyor ya da kendi arasında konuşuyordu.
Umay sıraya oturmuş, çantasından kalemliğini çıkarıyordu.
Yanındaki sandalye çekildi.
Başını çevirmeden konuştu.
— Geç kaldınız kaan bey.
Kaan çantasını yere bırakıp sıraya yaslandı.
— Daha zil çalmadı.
— Çaldı sayılır.
— Bana mı özendin?
Umay dönüp yüzüne baktı.
— Kendini bir rahat bırak ya.
Kaan sırıttı.
— Bekledin yani.
— Beklemedim.
— Bekledin.
— Beklemedim dedim.
— Tamam, beklememiş ol.
Umay istemsizce güldü.
— Sen var ya...
— Ne var?
— İnsan değilsin.
— Teşekkür ederim.
— İltifat etmedim.
— Ben öyle anladım.
Umay başını iki yana salladı.
— Çok boş adamsın.
— Ama senin boş adamınım.
Umay kalemiyle koluna hafifçe vurdu.
— Sus.
— Vurdun ama.
— Daha sert vururum.
— Şiddete meyillisin.
— Sen kaşınıyorsun.
Kaan güldü.
— Özlemişsin beni.
Umay gözlerini devirdi.
— On dakika geç kaldın.
— Evet.
— On dakikada seni özleyecek kadar çaresiz miyim sence?
— Bence evet.
— Hayal kurmaya devam et.
Kaan arkasına yaslandı.
— Vay be...
Umay kaşını kaldırdı.
— Ne oldu yine?
— Seneye on ikiyiz.
Umay'ın yüzündeki gülümseme bir an duruldu.
— Harbiden ya...
— Koskoca on ikinci sınıf.
— Yaşlanıyoruz.
Kaan hemen itiraz etti.
— Sen yaşlanıyorsun.
— Ne?
— Ben hâlâ taş gibiyim.
Umay kahkaha attı
-- LSKHFAHROGIHGI KAAN YA
— Yapmış zaten.
— Özgüven patlaması yaşıyorsun.
— Gerçekleri söylüyorum.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Kaan sıranın üzerine dirseklerini koydu.
— Biz...
— Üç yıldır sevgiliyiz lan.
Umay gülümsedi.
— Evet.
— Sana üç yıldır katlanıyorum.
Kaan eliyle kendini gösterdi.
— Sen mi bana katlanıyorsun?
— Evet.
— Ben olmasam iki gün yaşayamazsın.
Umay hafifçe ona doğru eğildi.
— Kendine gel.
— Niye?
— Çok konuşuyorsun.
— Sevdiğim kızlayım.
— Ee?
— Susacak hâlim mi var?
Umay başını eğip gülümsedi.
Sonra sesi biraz yumuşadı.
— Kaan...
— Hı?
— Hiç düşündün mü...
— Okul bitince ne olacak?
Kaan birkaç saniye sustu.
Omuz silkti.
— Düşünürüz.
— Ben düşünüyorum.
— Ne düşünüyorsun?
Umay parmağıyla sıraya anlamsız desenler çizmeye başladı.
— Ya...
— Bir gün ayrılırsak?
Kaan hiç beklemeden cevap verdi.
— Ayrılmayız.
— Herkes öyle diyor.
— Ben herkes değilim.
— Sonra herkes gidiyor.
Kaan bu kez ciddi ciddi yüzüne baktı.
— Ben gitmem.
Umay hiçbir şey demedi.
Kaan gülümsedi.
— En kötü...
Omuz silkti.
— On sekiz olunca alırım seni.
Umay bir anda güldü.
— Ne?
— Nikâhı basarım.
— Saçmalama ya.
— Ne var?
— On sekiz yaşında evlenilir mi?
— Evlenilir.
— Üniversite?
— Birlikte okuruz.
— Ev?
— Birlikte çıkarız.
— İş?
— Buluruz.
Umay gülerek başını salladı.
— Hayat sana çok kolay geliyor.
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
— Sen varsan kolay gelir zaten.
Umay bu sefer cevap vermedi.
Sadece gözlerini kaçırdı.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı...
Ve içeri yine atışarak giren iki kişi bütün sakinliği bozdu.
— "Efe, yeter ya!"
Sınıfın kapısı bir anda açıldı. bağırışmlar taa koridordaydı ama sınıfa kadar gelmisti.
— "Efe! Yeter artık!"
Lara önden giriyordu.
Arkasında da sanki hiçbir şey olmamış gibi yürüyen Efe vardı.
— Abartıyorsun ama.
Lara arkasına bile bakmadı.
— Abartmıyorum.
— Abartıyorsun.
— Efe.
— Efendim?
— Sus.
— Tamam.
İki saniye sustu.
— Ama...
Lara olduğu yerde durup derin bir nefes aldı.
— Allah'ım bana sabır ver.
Efe sırıtıyordu.
— Bak, sabır isteme. Beni iste.
Umay kahkahayı patlattı.
— Oğlum sen hiç mi utanmıyorsun?
Efe eliyle kalbini tuttu.
— Utanacak bir şey yapmadım ki.
Lara arkasını dönmeden söylendi.
— Yapmadın zaten. Bütün sorun o.
Efe elini saçına attı.
— Off ya...
— Ben bu kızın gönlünü nasıl alacağım?
Kaan omzunu silkti.
— Önce aklını al.
Umay dirseğiyle Kaan'a hafifçe vurdu.
— Yardım edeceğine köstek oluyorsun.
— Ben gerçekleri söylüyorum.
Efe hiç bozulmadı.
Doğruca Lara'nın yanına gitti.
Elini uzattı.
— Barışalım mı?
Lara uzanan ele şöyle bir baktı.
Sonra çantasını sıraya bıraktı.
— Hayır.
— Emin misin?
— Evet.
— Bir daha düşün.
— Düşündüm.
— Son kararın mı?
— Evet.
Efe iç çekti.
— Olsun.
Lara kaşını kaldırdı.
— Ne olsun?
— Yarın yine sorarım.
Umay kahkahasını tutamadı.
— Sen var ya tam belasın.
Efe gururla başını kaldırdı.
— Teşekkür ederim.
— İltifat etmedim.
— Olsun.
Kaan gülerek Efe'nin omzuna vurdu.
— Oğlum senden gerçekten korkuyorum.
— Neden?
— Bu kadar reddedilip hâlâ bu kadar umutlu olabilmek normal değil.
Efe hiç düşünmeden cevap verdi.
— Seviyorum çünkü.
Bir anlık sessizlik oldu.
Lara'nın yüzündeki ifade yumuşadı.
Çok kısa...
Belki iki saniyelik.
Sonra yine eski hâline döndü.
— Git yerine otur.
Efe hemen sırıttı.
— Bak!
Kaan'a döndü.
— Kovmadı.
— "Git" dedi.
— Demek ki hâlâ benimle konuşuyor.
Lara gözlerini kapattı.
— Ya bir insan bu kadar mı yüzsüz olur?
Efe sandalyesini çekip oturdu.
— Sen bana yüzsüz diyorsan...
— Hâlâ şansım var demektir.
Umay başını iki yana salladı.
— Ben bu çocuğun kafasının içini gerçekten merak ediyorum.
Kaan eliyle Efe'yi gösterdi.
— Boş.
— Oğlum ayıp oluyor.
— Doğru ama.
Efe dramatik bir şekilde iç çekti.
— Kimse beni anlamıyor.
Tam o sırada Umay sırıtarak Kaan'ı gösterdi.
— Bu arkadaş da az önce bana ne dedi biliyor musunuz?
Kaan gurur duyuyomus gibiydi
Umay hiç oralı olmadı.
— Beyefendi diyor ki...
"On sekizime girince nikâhı basarım."
Efe öksürmeye başladı.
— NE?
Kaan hiç istifini bozmadı.
— E dedim.
— Oğlum sen ciddi miydin?
— Gayet.
Umay gülerek başını salladı.
— Ciddiymiş bir de.
Lara istemsizce gülümsedi.
— Bence tatlı.
Efe hemen döndü.
— Sen benim böyle bir şey dememi ister miydin?
Lara hiç düşünmeden cevap verdi.
— Önce adam ol. sonrasına bakarız
Sınıfta bir anda kahkaha koptu.
Efe eliyle kalbini tuttu.
— Off...
— Yine vurdu.
Kaan gülerken omzuna yaslandı.
— Geçmiş olsun kardeşim.
Efe derin bir nefes aldı.
— Bir gün...
— Bir gün bu kız bana "tamam" diyecek.
Lara çantasını açarken mırıldandı.
— O gün ben bunamış olurum.
Efe göz kırptı.
— Olsun.
— Yine de seni severim.
Lara bu kez cevap vermedi.
:
Efe sandalyesini ters çevirip Kaan'ın sırasına yaslandı.
Yüzünde o klasik sırıtışı vardı.
— Vay be...
— Bizim küçük asık büyümüş.
Kaan gözünü bile kaldırmadı.
— Kes.
— Yenge diye mi hitap etmeye başlayayım?
Umay başını kaldırdı.
— Bir dene bakalım.
Efe hiç düşünmedi.
— Yeng—
Sözünü bitiremeden Umay elindeki silgiyi fırlattı.
Silgi Efe'nin omzuna çarptı.
— Ayyy!
— Şiddet var burada. NERDE BU ERKEKLERİ KORUMA DERNEĞİ BASKANI ŞİDDET GÖRÜYORUM BEN BURDAA
Kaan kahkahasını tutamadı.
— Hak ettin.
Efe eliyle omzunu ovuşturdu.
— Sen niye gülüyorsun?
— Çünkü çok komikti.
— Oğlum sevgilin bana saldırdı.
— Sevgilim yaptıysa vardır bildiği der susarım kardesm
Kaan omuz silkti ve ekledi
— Ayrıca ben olsam kafana atardım.
— Oha!
Umay gururla kollarını bağladı.
— Gördün mü?
— Doğru kişiyi seçmişim.
Efe gözlerini devirdi.
— Midem bulandı.
Lara kitap açıyormuş gibi yapıyordu ama dudaklarının kenarı kıvrılmıştı.
Efe hemen onu fark etti.
— Gülme.
Lara başını kaldırmadan cevap verdi.
— Gülmüyorum.
— Gülüyorsun.
— Sana mı soracağım?
— Bana sor.
— Sormam.
Efe dramatik şekilde Kaan'a döndü.
— Oğlum ben bu kıza nasıl düştüm ya?
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
— Kafanı vurmuşsundur.
Umay kahkahayı bastı.
— Büyük ihtimal.
Efe eliyle ikisini gösterdi.
— Siz ikiniz evlenmeyin var ya.
— Aynı evde birbirinizi yersiniz.
Kaan sırıtıp Umay'a baktı.
— Yer miyiz?
Umay hiç bozuntuya vermedi.
— Ben yerim.
— Seni.
Kaan eliyle kalbini tuttu.
— Romantik kadın...
— Hayallerimdeki eş.
Umay gülerek omzuna vurdu.
— Sus ya.
Efe ikisine bakıp iç çekti.
— Allah'ım...
— Ben niye bekâr kaldım?
Lara kafasını kaldırdı.
— Sen mi bekârsın?
Sınıf bir anda sustu.
Efe gözlerini açtı.
— Ne demek istedin?
Lara omuz silkti.
— Hiç.
— Yok yok.
— Açık konuş.
— Konuşmayacağım.
Efe sandalyeyi kendine çekip iyice yaklaştırdı larayı .
— Lara...
— Biz neyiz?
Lara kitabını kapattı.
— İki müslüman.
Kaan kahkahayı patlattı.
Umay da dayanamadı.
Efe ise gururla gülümsedi.
— Bak...
— "Hiçbir şeyimsin." demedi.
— İlerleme var.
Umay yüzünü ellerinin arasına aldı.
— Ben bu çocuğun umut seviyesine yetişemiyorum.
Kaan başını salladı.
— NASA bunu incelemeli.
Efe eliyle saçını düzeltti.
— Büyük aşklar büyük sabır ister.
Umay hemen atladı.
— Büyük yüzsüzlük de.
Sınıf tekrar kahkahaya boğuldu.
Efe yine Kaan'ın sırasına kurulmuştu.
Hiçbir şey olmamış gibi kolunu Kaan'ın omzuna attı.
— Aşkım...
Kaan hiç kafasını kaldırmadı.
— efendim ömmrüüümmm?
Umay yavaşça başını çevirdi. bir yandan da gülüyodu
— ...
Efe sırıttı.
— Bugün kantine inelim mi?
— İneriz aşkım.
— El ele?
Kaan sonunda kafasını kaldırdı.
— Defol.
Efe güldü.
— Bak görüyor musunuz?
— bizi kıskanıyor.
Umay kaşını kaldırdı.
— Kim?
Efe parmağıyla Umay'ı gösterdi.
— Şu kösede bizim aşkımızı kıskanan kız .
Umay masadan silgiyi aldı.
Efe eliyle kendini korudu.
— Dur dur dur!
— Şiddete başvurma.
Umay sırıttı.
— Devam et.
— Etmeyeceğim.
— Et.
— Hayır.
— Korktun mu?
Efe bir anda tekrar Kaan'a döndü.
Kolunu tekrar omzuna attı.
— Aşkım...
— Bana ferrari alır mısın?
Kaan da oyuna girdi.
— Alırız.
Umay bir anda ayağa kalktı.
— Kaan.
Kaan masum masum döndü.
— Efendim?
— Çok güzel oynuyorsunuz.
— Devam edin.
Kaan gülmemeye çalışıyordu.
Efe daha da gazlandı.
Kaan'ın yanağını iki parmağıyla sıktı.
— Benim yakışıklım ya...
Kaan kahkahayı bastı.
— Oğlum manyak mısın?
Efe hemen atladı.
— Hayır.
— Çok ciddiyim.
— Biz Kaan'la evleniyoruz.
Kaan eliyle Efe'nin kafasına hafifçe vurdu.
— Kes lan.
Efe kafasını tuttu.
— Aşkım bana vurdu...
— Yengem bak!
Umay sonunda dayanamadı.
Kahkahayı patlattı.
— İkiniz gerçekten ruh hastasısınız.
Efe gururla doğruldu.
— Teşekkür ederim.
Kaan başını iki yana salladı.
— Bunun tedavisi yok.
Lara arkada oturmuş kitabını açmış gibi yapıyor ama gülmemek için dudağını ısırıyor.
Efe yine Kaan'ın omzuna kolunu attı.
Efe gülmemek için dudağını ısırıyordu.
— Aşkım...
— Bugün çok yakışıklısın.
Kaan saçını eliyle düzeltti.
— Farkındayım hayatım.
Umay inanamayarak ve gülerek baktı.
— Siz iyi misiniz?
Efe hemen cevap verdi.
— Çok mutluyuz yenge kudur .
— Allah bozmasın.
Umay silgiyi eline aldı.
— Üçe kadar sayıyorum.
Efe hemen Kaan'ın arkasına saklandı.
— Aşkım beni koru.
Kaan da oyunu bozmadı.
— Korkma hayatım.
— Yanındayım.
Umay ağzı açık kaldı.
— Kaan...
— Efendim?
— Sen ne yapıyorsun?
Kaan gayet ciddi bir yüz ifadesiyle omuz silkti.
— Aşkımı koruyorum.
Umay birkaç saniye boş boş baktı.
Sonra çantasını kapattı.
— Tamam.
— Ben gidiyorum.
Efe şaşkınlıkla baktı.
— Aaa niye?
— Mutluluğunuzu bozmayayım.
Kaan hâlâ gülmemeye çalışıyordu.
— Umay...
— Git aşkınla konuş.
— Ben karışmayayım.
Efe kahkahayı patlattı.
— KISKANDI!
Tam o anda Kaan daha fazla dayanamadı.
Kalkıp Umay'ın kolundan tuttu.
— Gel buraya ya.
Umay dudak büktü.
— Git.
— Aşkın bekliyor.
Kaan eğilip kulağına fısıldadı.
— Bir dakika daha dayansaydın Efe'yi ağlatacaktım.
Umay istemsizce güldü.
— Gerizekâlı.
— Sensin.
— Değilim.
— Benim sevgilimsin ama.
Umay yüzünü çevirdi.
— Hâlâ sinirliyim.
Kaan gülerek elini uzattı.
— Tamam.
— Efe'yi boşuyorum.
Efe arkadan bağırdı.
— OHA!
— Daha iki dakikalık evliliğimiz vardı!
Kaan arkasına bile dönmeden el salladı.
— Nafaka yok.
Efe dramatik şekilde dizlerinin üzerine çöktü.
— Beni bu yelloz için mi bırakıyorsun aşkım?
Lara kitabını kapatıp sonunda konuştu.
— Efe...
— Bir sus artık.
Efe döndü.
— Kıskandın mı?
Lara hiç düşünmeden sıradaki defteri Efe'ye fırlattı.
Efe defteri havada tuttu.
— Tamam.
— Demek ki sen de seviyorsun.
Lara derin bir nefes aldı.
— Bazen seni gerçekten boğmak istiyorum.
Efe sırıtıp Kaan'a döndü.
— Aşkım...
— Bu kız bana takıntılı.
Kaan kahkahayı bastı.
— Geçmiş olsun.
Umay da artık gülmekten kendini tutamaz.
Kaan arkasına bile dönmeden elini salladı.
— Tamam.
— Boşanıyoruz.
Efe olduğu yerde dondu.
— Ne?
Kaan omuz silkti.
— Bitti.
— Yolun açık olsun.
Efe bir anda dramatik şekilde elini karnına koydu.
— Hayır...
— Beni bırakamazsın.
Kaan gülmemeye çalışıyordu.
— Niye?
Efe gözlerini kocaman açtı.
— Çünkü...
Sınıfta bir saniyelik sessizlik oldu.
Efe elini karnında gezdirip büyük bir ciddiyetle konuştu.
— Ben hamileyim.
Bir saniye...
İki saniye...
Sonra sınıf kahkahadan yıkıldı.
Umay sıraya kapanıp gülmeye başladı.
— Oğlum salak mısın sen?
Kaan başını iki yana salladı.
— Benden değil ama.
Efe hemen itiraz etti.
— Senden!
— Bu çocuk senin!
Kaan parmağıyla kendini gösterdi.
— Nasıl benim lan?
Efe gayet ciddi bir ifadeyle cevap verdi.
— Aşkımızın meyvesi.
Tam o sırada Lara elindeki kalemi masaya bıraktı.
— Tebrik ederim.
Efe umutlandı.
— Sağ ol.
Lara yüzüne bile bakmadan devam etti.
— Dünyanın ilk biyolojiye meydan okuyan insanısın.
Sınıf yine kahkahaya boğuldu.
Efe hiç bozulmadı.
Efe karnını okşadı.
— Bak...
— Baban bizi istemiyor oğlum.
Umay gülmekten gözünden yaş silerken araya girdi.
— Yazık lan çocuğa.
— Doğmadan travma yaşadı.
Efe hemen Umay'a döndü.
— Yenge...
— Sen söyle şuna.
Umay kollarını bağladı.
— Ben bu evliliğe en başından karşıydım zaten.
Kaan şaşkın şaşkın Umay'a baktı.
— Sen de mi?
— Evet.
— Ben seni destekliyordum.
Efe gözlerini siler gibi yaptı.
— Teşekkür ederim yenge...
— İyi ki varsın.
Lara sonunda kitabını kapattı.
Dördünü tek tek süzdü.
— Bir dakika.
Üçü aynı anda döndü.
— Efendim?
Lara gayet ciddi bir ifadeyle sordu.
— Kaç aylık?
Efe hiç düşünmeden cevap verdi.
— Dördü bitirdik.
— Beşe girdik.
Lara başını salladı.
— Karnın hiç belli olmuyor.
Efe gururla doğruldu.
— Spor yapıyorum.
Umay kahkahayı bastı.
— Allah kahretmesin ya...
Kaan eliyle Efe'nin omzuna vurdu.
— Doğuma ben girmem haberin olsun.
Efe hemen alındı.
— Nasıl girmezsin?
— Çocuğun babasısın.
Kaan eliyle kendini gösterdi.
— Ben mi?
Lara araya girdi.
— Merak etme.
— DNA testi çıkar.
Efe elini tekrar karnına koydu.
— Siz bu çocuğa neden böyle davranıyorsunuz?
Umay kahkaha atarak cevap verdi.
— Çünkü daha doğmadan babası kadar saçmalıyor.
Kaan ciddi ciddi düşündü.
— İsmini ne koyacağız?
Efe heyecanlandı.
— Sen söyle aşkım.
Kaan eli çenesinde düşündü.
— Kerem olsun.
Efe başını salladı.
— Yok.
— Kaan Junior.
Umay hemen atladı.
— Yazık çocuğa.
Lara da ilk kez kahkaha attı.
— Çocuk doğar doğmaz nüfustan adını değiştirir.
Kaan bir anda Umay'a baktı.
Sonra hiç gülmeden:
— Umay olsun.
Efe kaşını kaldırdı.
— Niye?
Kaan omuz silkti.
— Bazıları unutamadığı kişinin adını çocuğuna koyuyor ya...
— O hesap.
Efe iki saniye boş boş baktı.
Sonra oyunu anladı.
Elini kalbine götürdü.
— Ah be...
— İçimde ukde kaldın Umay...
Umay ağzı açık ikisine baktı.
— Lan?!
Kaan artık gülmekten konuşamıyordu.
— Bak...
— Adam yıllardır seni unutamamış.
Efe dramatik şekilde başını eğdi.
— Kısmet değilmiş...
— Bari çocuğumuz yaşatsın adını.
Umay sıradan kalktı.
— İkiniz...
— İkiniz de ciddi ciddi dayak yiyeceksiniz.
Efe hemen Kaan'ın arkasına geçti.
— Aşkım beni koru.
Kaan kahkaha atarak kollarını açtı.
— Üzgünüm Umay.
— Artık bir ailemiz var.
Umay silgiyi kaptı.
— Size aile falan yok!
Lara arkadan sakince izliyordu.
Sonunda başını iki yana salladı.
— Siz gerçekten embesilsiniz.
Efe döndü.
— Ama mutlu embesilleriz.
Lara derin bir nefes aldı.
— Onu da hak etmiyorsunuz.
Efe dramatik şekilde ayağa kalktı.
— Bu evde bana değer veren kimse yok.
Umay eliyle kapıyı gösterdi.
— Çıkabilirsin.
Kaan da aynı anda eliyle kapıyı gösterdi.
— Hadi.
Lara da hiç bozuntuya vermeden ekledi.
— Terliğini al git.
Üçünü aynı anda karşısında gören Efe birkaç saniye sustu.
Efe üzülmüş gibi yaptı.
— Bak...
— Çocuğumuza isim bile düşünmüş.
— Çok duygulandım.
Kaan ayağa kalktı.
— Gel buraya.
Efe iki adım geri kaçtı.
— Şiddet hamileye uygulanmaz!
Lara kısık sesle söylendi.
— Ama sana sağlam bir dayak lazım .
Efe hemen döndü.
— Kızım sen çok tehlikeli bir kadınsın.
Lara omuz silkti.
— Daha hiçbir şey görmedin.
Kaan sonunda Efe'nin ensesine hafifçe vurdu.
— Kes artık manyak.
Efe ensesini tutup sırıttı.
— Ama kabul et...
— Çok iyi oynadım.
Umay gözünden gelen gülme yaşını silerken başını salladı.
— Siz ikiniz aynı ortamda beş dakika yalnız kalmayın.
— Bir gün gerçekten okuldan atılacaksınız.
Kaan ve Efe aynı anda birbirine baktı.
Sonra aynı anda omuz silkip:
— Değer.
Akşam serinliği iyice çökmüştü.
Mahallenin ışıkları tek tek yanarken balkonun demirlerine yaslanmış iki kişi sessizce aşağıyı izliyordu.
Efe cebinden sigara paketini çıkardı.
Bir tane alıp dudaklarının arasına sıkıştırdı.
Paketi Kaan'a uzattı.
— İçmeyecek misin?
Kaan pakete baktı.
Sonra başını iki yana salladı.
— Yok.
— Niye?
— Umay kızıyor.
Efe çakmağı çakarken güldü.
— Kız burada mı?
— Değil.
— O zaman?
Kaan omuz silkti.
— Öğrenirse üzülüyor.
— Gerek yok.
Efe sigaradan bir nefes çekti.
— Oğlum...
— Sen var ya bildiğin hanım köylüsün.
Kaan gülerek balkondan aşağı baktı.
— Ama kafam rahat.
Efe kafasını salladı.
— Aşk adamı olmuşsun.
— Eskiden ne güzeldi.
— Mal mal geziyorduk.
— Şimdi "Umay kızıyor."
Kaan sırıttı.
— Kızıyor.
— Napayım?
Efe güldü.
— Vallahi seviyorsun ha.
Kaan bu kez hiç şaka yapmadı.
Kısa ama net konuştu.
— Seviyorum.
Efe birkaç saniye sustu.
— Belli oluyor zaten.
İkisi de sessizleşti.
Aşağıdan çocuk sesleri geliyordu.
Efe sigarasını balkon demirine vurdu.
— Lan...
— Seneye on ikiyiz.
Kaan başını salladı.
— He.
— Korkuyor musun?
Kaan düşündü.
— Üniversiteden mi?
— He.
— Biraz.
Efe gülümsedi.
— İlk defa dürüst cevap verdin.
Kaan omzunu silkti.
— Korkmayan var mı?
— Ya tutturamazsak?
— Ya herkes başka şehre giderse?
— Ya...
Efe sözünü bitiremedi.
Kaan devamını getirdi.
— Dağılırız diye mi korkuyorsun?
Efe bu kez gülmedi.
— He.
— Biraz.
Kaan balkon demirine yaslandı.
— Dağılmayız.
— Nereden biliyorsun?
— Çünkü istemiyoruz.
Efe hafifçe güldü.
— Güzel mantık.
— Bence de.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Efe konuştu.
— Ben galiba...
— Reklamcılık istiyorum.
Kaan döndü.
— Ciddi misin?
— He.
— Reklam, medya, tasarım...
— Böyle insanlarla uğraşacağım bir iş olsun istiyorum.
— Masa başında boğulurum ben.
Kaan başını salladı.
— Yakışır sana.
— Sen?
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
— Hukuk.
— Büyük ihtimal hukuk.
— Avukat veya savcı olmak istiyorum.
Efe sırıtıp dirseğiyle dürttü.
— Savcı olsana.
Kaan güldü.
— Yok.
— Mahkemede konuşmayı seviyorum ben.
— Avukat daha çok benlik.
Efe gözlerini kıstı.
— Umay da hukuk istiyor değil mi?
— He.
— Belki aynı fakülteye gideriz.
Efe bir anda heyecanlandı.
— Oğlum...
— Düşünsene.
— Dördümüz aynı şehirdeyiz.
— Siz hukuk okuyorsunuz.
— Ben reklam okuyorum.
— Lara da...
Efe devam etti.
— Sonra dört kişi bir ev tutuyoruz.
— Ortada kocaman çalışma odası.
— Final haftasında sabahlıyoruz.
Kaan güldü.
— Sen sabahlamazsın.
— Gider uyursun.
Efe bozuntuya vermedi.
— Tamam.
— Ama moral veririm.
— En önemli görev benim.
Kaan başını salladı.
— Sen faturayı bile unutursun.
— Lara öldürür seni.
Efe kahkaha attı.
— Öldürmez.
— Biraz bağırır.
Kaan kaşını kaldırdı.
— Biraz mı?
İkisi aynı anda gülmeye başladı.
Balkonda yine birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Efe sigarasından son nefesi çekip izmariti söndürdü.
Demirlere yaslandı.
— Lan...
— Bir şey soracağım.
Kaan telefonunu cebine koydu.
— Sor.
— Gerçekten...
— Umay'la evleneceğini düşünüyor musun?
Kaan hiç düşünmedi.
— Evet. yani İnşallah
Efe kaşlarını kaldırdı.
— Oha.
— Bir saniye bile düşünmedin.
Kaan omzunu silkti.
— Niye düşüneyim?
— Seviyorum.
— İstiyorum.
— Bu kadar.
Efe hafifçe güldü.
— Oğlum sen romantik falan değilsin.
— Sen dümdüz odunsun.
Kaan da güldü.
— Doğru.
— Ama söz konusu Umay olunca kafamda başka ihtimal kuramıyorum.
Efe başını salladı.
— Vay be...
Sonra içini çekti.
— Ben de...
— Lara'yla öyle olmak isterdim.
Kaan ona baktı.
Efe ilk defa gülmüyordu.
— Ama kız hâlâ haklı.
— Ne desem haklı.
— Ne yapsam haklı.
Kaan sessizce dinledi.
— Zor.
Efe başını eğdi.
— Ben onu gerçekten çok kırdım.
— Bazen düşünüyorum...
— Affetse bile eskisi gibi olur muyuz?
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
— Eskisi gibi olmayın.
Efe döndü.
— Ne?
— Eskisi gibi olmayın.
— Daha iyisi olun.
Efe birkaç saniye Kaan'a baktı.
Sonra hafifçe güldü.
— Vay.
— Bunu senden beklemiyordum.
Kaan omuz silkti.
— Arada aklıma güzel şeyler geliyor.
İkisi de güldü.
Efe tekrar konuştu.
— Lan...
— Düşünsene.
— Beş yıl sonra.
— Sen duruşmadan çıkmışsın.
— Ben reklam çekiminden gelmişim.
— Lara yine bana trip atıyor.
— Umay da sana bağırıyor.
Kaan kahkaha attı.
— Bağırır.
— Kesin bağırır.
Efe gülerek devam etti.
— Sonra akşam aynı evde buluşuyoruz.
— Kim yemek yaptı kavgası.
— Kim bulaşık yıkayacak kavgası.
Kaan eliyle Efe'yi gösterdi.
— Sen.
— Çünkü yine sıra sana gelir.
Efe hemen itiraz etti.
— Ben o gün hastayım.
— Her hafta mı hastasın?
— Evet.
— Kronik.
Kaan güldü.
— Lara seni camdan aşağı atar.
Efe sırıttı.
— Atamaz.
— Seviyor beni.
Kaan başını iki yana salladı.
— Harbi yüzsüzsün.
Efe göğsünü kabarttı.
— Bu da bir yetenek.
Efe telefonunu eline aldı.
Bir anda sırıttı.
— Arayalım mı?
Kaan kaşını kaldırdı.
— Kimi?
— Senin kayınçoyu.
— Manyak mısın?
— Açsana.
Kaan telefonu almaya çalıştı.
— Ver lan.
Efe çoktan numarayı çevirmişti.
Telefon hoparlörde çalıyordu.
Bip... Bip...
— Arama lan.
— Niye?
— Dalga geçecek.
— O zaten hayat amacı.
Efe çoktan aramıştı.
— Alo abi.
Bora'nın sesi geldi.
— Söyle lan.
— Acil.
— Damatla dalga geciyoz gelsene
Bora iki saniye sustu.
Sonra patladı.
— GELİYORUM LAN.
Kaan kafasını duvara vurur gibi yaptı.
— Ananı...
— Sıçtık.
Beş dakika sonra kapı çaldı.
Bora elinde kola ve çekirdekle içeri girdi.
Daha Kaan'ın yüzünü görür görmez sırıttı.
— Naber damat?
Kaan eliyle yüzünü kapattı.
— Abi...
— Ne olur ya.
Efe kahkahayla koltuğa çöktü.
— Abi utanıyor.
Bora Kaan'ın omzuna vurdu.
— Ulan utanacak ne var?
— Biz aile olacağız.
Kaan gözlerini kapattı.
— Abi daha on yedi yaşındayız.
— Ne ailesi?
Bora gayet ciddi konuşuyormuş gibi yaptı.
— Erken rezervasyon.
Efe masaya vurup gülmeye başladı.
— PUHAHAHAHAHA.
— Erken rezervasyon ne lan?
Bora çekirdeği açtı.
— Şimdiden damat diye alışsın.
Kaan iç çekti.
— Ben niye geldim lan buraya?
Efe kolunu Kaan'ın omzuna attı.
— Çünkü seni zorbalıyoruz.
— Dostluk bunu gerektirir.
Kaan kafasını salladı.
— Siz ikiniz tam malsınız.
Bora hiç bozmadı.
— Doğru.
— Ama haklı mallarız.
Efe bir anda ciddileşti.
— Abi.
— Bir şey soracağım.
— Kardeşin bunun hakkında ne düşünüyor?
Bora kaşını kaldırdı.
— Hangisi hakkında?
Efe Kaan'ı gösterdi.
— Bu odun hakkında.
Bora Kaan'a baktı.
Sonra gülümsedi.
— Umay var ya...
— Bunun adını görünce bile sırıtıyor. çok ayar oluyom ama olsun yapcak bisi yok
Kaan kafasını çevirdi.
— Abi...
Bora devam etti.
— Ama söylemeyin.
— Sonra beni öldürür.
Efe hemen ayağa kalktı.
— OĞLUM!
— UMAY SENİ SEVİYORMUŞ!
Kaan da kahkahaya başladı.
— Salak zaten sevgilim.
Efe bir an durdu.
— He lan.
— Doğru.
Üçü de aynı anda gülmeye başladı.
Bora gülümseyerek kolasını açtı.
— Abi...
— Sus.
Bora hiç oralı olmadı.
— Geçen gün mutfakta oturuyoruz.
— Telefonuna mesaj geldi.
— Bir baktım, bunun adı çıkmış.
— Kızın yüzü bildiğin ampul gibi oldu.
Efe'nin gözleri kocaman açıldı.
— OHA!
— Harbi mi?
Bora kafasını salladı.
— Vallahi.
— Mesajı okumadan önce bile sırıtıyordu.
Kaan kulaklarına kadar kızardı.
Efe bir an durdu.
Sonra alnına vurdu.
Üçü de kahkahaya boğuldu.
Efe hâlâ gülüyordu.
— Ben niye şaşırdım buna?
Bora omzunu silkti.
— Zekâ biraz geç geliyor buna.
— Alıştık.
Efe eliyle "dur" işareti yaptı.
— Abi dur.
— Ben şimdi bunu bir arayayım.
Kaan bir anda doğruldu.
— Kimi?
Efe sırıttı.
— Umay'ı.
Kaan telefonu kapmaya çalıştı.
— Ver lan!
Efe kolunu havaya kaldırdı.
— Alo Umay...
Kaan zıplayıp telefonu almaya çalışıyordu.
— Açma lan!
Bora gülmekten konuşamıyordu.
— Aç lan aç!
Efe aramaya bastı.
Telefon çaldı.
Dıt... Dıt...
Kaan artık paniklemişti.
— Lan kapat şunu!
Tam telefon açılacakken...
Efe son anda aramayı iptal etti.
İki saniye sessizlik oldu.
Sonra...
— PUHAHAHAHAHAHA!
Efe resmen yere çöktü.
— Oğlum yüzüne baksana!
— Bir an gerçekten açacak sandın!
Kaan koltuğun yastığını kaptığı gibi Efe'ye fırlattı.
— Şerefsiz!
Efe yastığı tutup daha çok gülmeye başladı.
— Oğlum var ya...
— Rengin gitti!
Bora da kahkahalar arasında Kaan'ın omzuna vurdu.
— Damat...
— Daha evlenmeden stresten saçların dökülecek.
Kaan ikisine de bakıp başını salladı.
— Bir gün...
— İkinizi de aynı anda döveceğim.
Efe hiç düşünmeden cevap verdi.
— Umay'a söylerim.
Kaan bir an durdu.
Efe sinsice sırıttı.
Bora masaya vurup kahkaha attı.
— Oğlum...
— Bu kesin inanır!
Kaan eliyle yüzünü kapattı.
— Yemin ediyorum ikinizin IQ'sunu toplasan benimkini geçmez.
Efe göğsünü gere gere konuştu.
— Ama eğlenceliyiz.
Bora da kolasını kaldırdı.
— Ona laf yok.
Üçü kutuları tokuşturdu.
Efe sırıttı.
— İyi ki varsınız lan.
Bu sefer kimse dalga geçmedi.
Sadece üçü de gülümseyerek kolalarını yudumladı.
🌙
Bora çekirdeği ağzına attı.
Kaan'a baktı.
— Eee damat...
— Kardeşimi üzmüyorsun değil mi?
Kaan sırıttı.
— Üzmüyorum abi.
Bora başını salladı.
— Güzel.
— Çünkü üzersen...
Kaan araya girdi.
— Döversin biliyorum.
Bora gülerek başını iki yana salladı.
— Yok.
— Önce Umay döver.
— Ben kalan işi bitiririm.
Efe kahkahayı bastı.
— Abi bu tehditti.
Bora gayet rahat bir şekilde kolasını açtı.
— Bilerek söyledim zaten.
Biraz sonra...
Efe:
— Abi vallahi bunun ödü kopuyor senden.
Kaan hemen atladı.
— Korkmuyorum lan.
Bora göz ucuyla baktı.
— Emin misin?
Kaan iki saniye sustu.
— ...
— Biraz saygı duyuyorum.
Efe masaya vurdu.
— PUHAHAHAHA!
— Korkuyor işte!
Bora sırıttı.
— Saygı duysun.
— Yakışır kaanıma beee
Bir yerde de...
Efe:
— Abi ya.
— Şuna bir tokat at.
Bora hiç bozmadan.
— Benim elim değmez.
— Umay halleder onu.
Kaan güldü.
— Siz niye sürekli beni hedef alıyorsunuz?
Bora omzuna vurdu.
— Çünkü en çok seni seviyoruz.
— En çok sevdiğimizle de en çok uğraşıyoruz.
Kaan istemsizce gülümsedi.
— Eyvallah abi.
— Abi ben de damadın olayım.
Bora dönüyor.
— Sen önce adam ol.
Efe elini kalbine koyuyor.
— Kırıldım.
Bora hiç bekletmeden:
— İyi.
— Kırık halin daha sessiz.
😭😭😭
Efe kolasını masaya bıraktı.
— Abi...
— Madem bu damat.
— Ben de damadın olayım.
Bora hiç düşünmeden döndü.
— Sen mi?
Efe göğsünü kabarttı.
— He.
— Yakışmaz mı?
Bora iki saniye Efe'ye baktı.
Sonra kahkahayı bastı.
— Sen önce git...
— Lara'nın gönlünü al.
— Ondan sonra gel damatlık başvurusu yap.
Kaan kahkahayı patlattı.
— Başvurusu yap diyor bir de!
Efe eliyle Kaan'ı susturmaya çalıştı.
— Sen karışma.
— Abi benim de şansım var.
Bora bu kez hafif ciddileşti.
Parmağını Efe'ye doğrulttu.
— Bak oğlum.
— O kız...
— Benim kardeşim sayılır artık.
— Ayağını denk al.
Efe sırıtıyordu.
— Abi...
— Bu kadar büyütecek ne var?
Bora gözlerini kıstı.
— Büyütürüm.
— O kızı bir daha üzdüğünü duyayım...
— Seni beşinci kattan sarkıtırım.
Efe bir an durdu.
— Sarkıtmak mı?
— Atmayacak mısın?
Bora omzunu silkti.
— Önce biraz korkarsın.
— Sonra düşünürüz.
Kaan gülmekten nefes alamıyordu.
— Abi vallahi hak ediyor.
Efe hemen döndü.
— Lan sen benim arkadaşım değil misin?
Kaan hiç bozmadı.
— Arkadaşını doğru yola yönlendiren adamım ben.
Bora kafasını salladı.
— Aferin damat.
— Doğru konuşuyor.
Efe iki elini havaya kaldırdı.
— Tamam lan!
— Bir oldunuz yine.
Kaan sırıtıp Bora'yla yumruk tokuşturdu.
— Mecbur.
— Haklı adam.
Efe ikisine bakıp iç çekti.
— Vallahi evlenin de...
— Ben nikâhta itiraz edeceğim.
Kaan hiç beklemeden cevap verdi.
— Sen daha salona giremeden Bora abi seni dışarı aldırır.
Bora gayet sakin bir şekilde kolasını yudumladı.
— Aldırmam.
İkisi de Bora'ya döndü.
Efe umutlandı.
— Harbi mi?
Bora sırıttı.
— Kendim çıkarırım.
Üç saniye sessizlik oldu.
Sonra Kaan ilk kahkahayı patlattı.
Efe de dayanamadı.
— Abi var ya...
— Tam bir şerefsizsin.
Bora kaşını kaldırdı.
— Ne dedin?
Efe bir anda dikleşti.
— Şey...
— Abi dedim. sen ne kadar mükemmel birisisin
Bora gülümsedi.
— Hah.
— Öyle devam et.
Kaan yine kahkahaya boğuldu
Bora eline telefonu aldı ve iki mesaj gördü biri umaydan biri su dan gelmisti
— bak seninki mesaj atmıs
—ne demis abi
— hemen eve gel bide bana su sevdiğim çikolatadan al demis
— abi yap o zaman benim manitamın istediği aaa
— hanımcı seni iyi hadi ben gidiyom yoksa benimkide beni vurcak bu saatte dısarda ne isim varmıs diye
