50. bölüm · PLATONIK
49. BÖLÜM
📖 49. BÖLÜM: ODAKLANAN KALP 💫💌
Ben Kaan...Kaan Yalçın…
Hayatımda birçok insan var. Arkadaşlarım, derslerim, sırlarım.... Ama gerçek olan tek şey, kalbimin odaklandığı kişi var: Umay.
O sınıfa her girdiğinde, sanki zaman duruyor. O sadece sıradan bir kız değil; gözlerimi başka hiçbir şeye çevirmeme izin vermeyen bir dünyaya açılan kapı. Bazen onu izlerken kelimelerim kayboluyor, kafamda bir sessizlik, kalbimde fırtına kopuyor. Bir bakışıyla bütün düşüncelerimi yerle bir edebiliyor.
Umay’ı gördüğüm her an, nefes alışımı sayıyorum. Dudaklarının kıpırdamasını, kaşlarının hafifçe kalkmasını, saçının kulağının arkasına düşmesini fark ediyorum. Her hareketi sanki bir ritim, bir melodi… Ve ben o melodiyi kaydetmek istiyorum zihnimde, bir ömür boyu unutmayacak şekilde.
Onun yanındayken, dersin ortasında bile gözlerim tahtada değil, ona kayıyor. Öğretmenin anlattığı şeyler bir perde gibi üzerimden geçiyor, ama Umay’ın varlığı bütün dikkatimi ele geçiriyor. Sınıfta bir gürültü kopuyor, arkadaşlar fısıldaşıyor, ama benim kulaklarım sadece onun sesini duymaya hazır.
Kalbim hızlanıyor. O sıradan bir adım atsa bile, kalbimde deprem oluyor. Onun farkında olmadan bana çarpan omzunu, bana bakarken istemeden gülen gözlerini unutamıyorum. İçimden geçen kelimeler hep aynı: “Sen, sen hep burada olmalısın.”
Bazen kendi kendime soruyorum: Neden bu kadar bağlıyım ona? Neden onu düşündüğümde dünyam daha parlak, her şey daha anlamlı? Cevap basit: O, benim hayatımın ana karakteri.
Her gün, her an, onun gözlerine bakmayı bekliyorum. O bana baktığında, zamanın durduğunu hissediyorum. Sadece bir an için, dünya kayboluyor. Sadece o var, sadece biz varız… Ama sonra gerçek dünya geri geliyor. Ve o anlarda, fark ediyorum ki, onun yanında olmak, benim en büyük önceliğim.
Dersin ortasında bile onun düşünceleri beynimde yankılanıyor. Bir saç telini kulağının arkasına atışı, deftere yazarken dudaklarını büzmesi, kıkırdaması… Bütün bu detaylar zihnimde kaydedilmiş. Onu izlemek, sanki bir sanat eserine bakmak gibi; her detay anlamlı, her hareket özel.
Ama Umay sadece güzellikten ibaret değil. Onun zekâsı, esprileri, o keskin bakışları… Hepsi beni etkiliyor. Onun yanında kendimi tamamlanmış hissediyorum. Onunla konuşurken, bazen cümlelerimi bile unuttuğumu fark ediyorum. Çünkü onunla birlikte olmanın verdiği heyecan, bütün mantığımı alt üst ediyor.
Ve sonra, göz göze geldiğimiz anlar…
Kalbim deli gibi çarpıyor. Onun bakışlarıyla yüzleşmek, hem korkutuyor hem de büyülüyor. İçimdeki tüm düşünceler bir anlığına duruyor. Sadece onun bakışları var. Sadece o.
Bazen ders boyunca, onun farkında olmadan bana bakışlarını yakalamaya çalışıyorum. Sanki bu bakışlar, bana bir mesaj veriyor, bir sır fısıldıyor. Ama çoğu zaman sadece gülümsüyor, ve ben o gülümsemeyi anlamaya çalışırken kelimelerim kayboluyor.
Kalbimde bir şey daha var: kıskançlık… Sadece hayali bir insanın ona bakması bile içimi kıvranıyor. Ama bu kıskançlık, ona duyduğum derin hislerin bir yansıması. Onun yanında olmanın verdiği güven ve mutluluk kadar, onu kaybetme korkusu da var.
Ve işte o anda, öğretmen birden bağırıyor:
— “Kaan! Derse odaklan artık!”
O an başımı öne eğdim, kalemimi sıkıca tuttum. Ama içimden geçen tek şey hâlâ Umay’a dair:
“Ben zaten odaklandım, sadece ona…”
Gözlerimi tahtaya dikiyorum, ama aklım onunla dolu. Onun her hareketini hatırlıyorum. Ona söylediğim sessiz “Merhaba”ları, onun fark etmeden bana gönderdiği bakışları, küçük mimiklerini… Hepsi zihnimde bir film gibi akıyor.
Dersin bitmesini dört gözle bekliyorum. O an geldiğinde, onun yanına oturacağım, belki bir an için ellerimiz birbirine dokunacak, belki sadece bakışlarımız buluşacak. Ama o an için, dünyamın merkezi sadece Umay olacak.
Ve sonrasında… dersin bitmesiyle birlikte, bütün kalabalıklar kaybolacak. Sadece biz ve o sessizlik… Sadece biz ve bu küçük, ama büyülü an. İçimde bir umut var; her şeyin yolunda gideceğini, her şeyin bir anlam kazanacağını biliyorum.
İşte bu yüzden, dersin ortasında bile onun aklımdan çıkmıyor. Onunla geçen her saniye, beni hem heyecanlandırıyor hem de derin bir huzur veriyor.
Ve en sonunda, sınıfta bir sessizlik çökerken, öğretmenin uyarısıyla gerçek dünyaya geri dönüyorum. Ama farkındayım ki, benim dünyam hâlâ onun etrafında dönüyor.
Kalbim, zihnim, bakışlarım… Hepsi onun için. Ve biliyorum ki, bir gün tüm bu hislerimizi, tüm bu bakışları, sözlerle ifade edeceğiz. Ama o güne kadar, ben sadece gözlerimle, kalbimle ve sessizliğimle onu seveceğim.
---
