42. bölüm · PLATONIK
41. BÖLÜM
41. BÖLÜM
Kaan yumruğunu sıktı, neredeyse kontrolünü kaybedecekti. İçinden haykırıyordu ama dili tutulmuş gibiydi. Yalnızca kısa bir cümle döküldü dudaklarından:
— Umay’ı asla size bırakmam.
Masadaki hava bir anda buz kesti. Kerem’in gözleri öfkeyle büyüdü, Ozan ise dudaklarını aralayıp Kaan’a baktı; böyle açık bir söz duymayı beklemiyordu.
Kerem eğildi, alaycı bir kahkaha attı.
— Sen mi bırakmayacaksın? Daha yeni geldin buralara, hiçbir şey bilmiyorsun. Biz küçüklüğümüzden beri buradayız. Umay’la kim geçmişi paylaştı sanıyorsun? Senin burada söz hakkın yok.
Kaan’ın damarları belirginleşti. Gözleri bir an için parladı, masanın kenarına sertçe vurdu. Tabaklardaki çatal bıçaklar şıngırdadı.
— Umay benim siz ne derseniz diyin . Onun yanında kimin olacağını siz değil, Umay belirler. Ama şunu bilin: Onun kalbinde bana yer var ki zaten kalbinin taaaa içindeyim ben .Siz sadece kendi hayallerinizin peşinden koşuyorsunuz.
Ozan sessizce Kaan’ı izliyordu. Sözleri doğru muydu, yoksa kendini mi kandırıyordu, bilemedi. Yutkundu. Sonra, araya girmek istercesine konuştu:
— Belki de hepimiz yanılıyoruz. Belki de Umay kimseyi seçmeyecek. Siz kavga ederken o dışarıda gülüyor, farkında mısınız?
Kerem masaya yumruğunu vurdu bu kez.
— Hayır! Bu sefer öyle olmayacak. Umay benim olacak. Ne sen, ne de sen, —parmağıyla önce Ozan’ı, sonra Kaan’ı işaret etti— önümde duramayacaksınız.
Kaan aniden ayağa kalktı, göz göze geldiler. İkisinin arasında incecik bir ip gerilmiş gibiydi; kopması an meselesiydi. "Lan oğlum benim diyorum neyini anlamıyorsun sen BENİM bunu o küçük aklınıza sokun" Ozan da yavaşça doğruldu, sanki iki tarafın arasında kalmış hakem gibiydi.
O sırada dışarıdan Elif’in sesi duyuldu:
— Çocuklaaar, tatlıyı getirdim!
Üçü de donakaldı. Birkaç saniye önce yumruklar havada uçuşacak gibiyken, şimdi üzerlerine bir perde çekilmişti. Kerem koltuğuna geri yaslandı, dişlerinin arasından tısladı:
— Bu bitmedi. Daha yeni başlıyor.
Kaan oturmadı. Sırtını dikleştirdi, gözlerini Kerem’den ayırmadan konuştu:
— Bitti bile. Çünkü ben Umay’ın yanındayım. Ve orada kalacağım. Kalktı ve Umay’ın elini tuttu ve elini öptü herkes öylece kalakaldı ve umayın yanına oturdu...
Masadaki gerilim tatlı tabaklarının kokusuyla bile dağılmamıştı. Ozan kaşığı eline aldı ama yüzündeki düşünceli ifade, içinde fırtınaların koptuğunu açıkça gösteriyordu.
