9. bölüm · Paranormal Olaylar

Bölüm 9. ASANSÖR 6. KATA ÇIKMIYORDU

Aysima Bozkurt

Yeni taşındığımız apartman şehirden uzaktaydı. Eskiydi ama ucuzdu. Annem başka seçeneğimiz olmadığını söylediğinde ses çıkarmadım. Zaten o sıralar hiçbir şeye karşı çıkacak hâlim yoktu.

Apartmanın adı “Gül Apartmanı”ydı ama binaya bakınca insanın içine garip bir sıkıntı çöküyordu. Dış cephesi kararmıştı. Balkon demirleri paslıydı. En garibi ise altı katlı olmasına rağmen asansörde sadece beş kat düğmesi olmasıydı.

1.

2.

3.

4.

5.

Hepsi buydu.

İlk gördüğümde görevliye sordum.

“Abi altıncı kat yok mu?”

Adam yüzüme bile bakmadan cevap verdi.

“Orası kapalı.”

“Neden?”

Bu kez sustu.

Sonra sigarasını yere atıp ayağıyla ezdi.

“Gece asansör kullanma.”

O an bunun yaşlı insanların garip konuşmalarından biri olduğunu düşündüm.

Yanılmışım.

İlk hafta hiçbir şey olmadı. Sadece bazı geceler tavandan sürüklenme sesleri geliyordu. Üst katta biri eşya çekiyormuş gibiydi.

Ama bizim üstümüzde kimse yaşamıyordu.

Çünkü biz beşinci kattaydık.

Ve üst kat yoktu.

Bir gece saat tam 02.46’da telefonum çalmaya başladı.

Bilinmeyen numara.

Açınca sadece cızırtı duydum.

Sonra çok uzaktan gelen bir kadın sesi:

“Altıncı kata gel…”

Telefon kapandı.

Numarayı geri aradım.

“Böyle bir numara kullanılmamaktadır.”

O gece uyuyamadım.

Sabah anneme anlattım. Sinirlendi.

“Saçma korku videoları izlemeyi bırak artık.”

Belki haklıydı.

Ta ki ertesi geceye kadar.

O gece elektrikler kısa süreliğine kesildi.

Apartman tamamen karanlığa gömüldü.

Camdan baktığımda sokak lambalarının hâlâ yandığını gördüm. Sadece bizim apartmanda elektrik yoktu.

Koridordan ayak sesi geldi.

Yavaş.

Ağır.

Tak…

Tak…

Tak…

Kapımızın önünde durdu.

Nefesimi tuttum.

Kapı deliğinden baktım.

Kimse yoktu.

Ama ayak sesleri devam ediyordu.

Sanki görünmeyen biri koridorda yürüyordu.

Sonra asansör sesi geldi.

Bizim katta durmuştu.

“Ding.”

Kapısı açıldı.

Ama içeride kimse yoktu.

Işıklar yanıp sönüyordu.

Tam geri çekilecekken asansörün iç duvarında bir yazı gördüm.

Parmağımla yazılmış gibiydi.

“6’ya gel.”

Ertesi gün okuldan dönerken komşumuz olan yaşlı teyze beni durdurdu.

Yüzü korkmuş gibiydi.

“Gece ses duyarsan sakın kapıyı açma.”

“Niye herkes böyle konuşuyor?”

Kadın cevap vermedi.

Sadece apartmanın girişine baktı.

Sonra fısıldadı:

“Çünkü o hâlâ burada.”

O gece yağmur vardı.

Rüzgâr apartmanın boşluklarında uğulduyordu.

Saat yine 02.46 oldu.

Ve telefon yine çaldı.

Bu kez açmadım.

Ama mesaj geldi.

“ASANSÖRE BAK.”

Kalbim hızlandı.

Yavaşça odadan çıktım.

Koridor karanlıktı.

Asansör ışığı açıktı.

Kapısı aralıktı.

İçeri baktığımda kanım dondu.

Asansörde çamurlu ayak izleri vardı.

Ama ayak izleri ters yöndeydi.

Sanki biri tavanda yürümüştü.

Sonra asansör kendi kendine hareket etti.

Kapılar kapandı.

Yukarı çıkmaya başladı.

Ama üst kat yoktu.

Ekranda sayılar değişiyordu.

3…

4…

5…

Sonra ekran bozuldu.

Bir anda kırmızı bir rakam belirdi.

6.

Asansör durdu.

Apartmandan çok derinden gelen metal sürtünme sesi duyuldu.

Hayatımda duyduğum en kötü sesti.

Sanki dev bir şey karanlıkta hareket etmişti.

Sonra…

Bir çığlık.

Kadın çığlığı.

Çok kısa sürdü.

Asansör tekrar aşağı inmeye başladı.

Kapılar açıldığında içeride biri vardı.

Köşede duran uzun saçlı bir kadın.

Yüzü görünmüyordu.

Saçları tamamen önüne düşmüştü.

Kıpırdamıyordu.

Donup kaldım.

Sonra başı yavaşça bana döndü.

Ama saçlarının arasından yüz yerine sadece karanlık gördüm.

Gerçekten karanlıktı.

Boşluk gibi.

Kadın fısıldadı:

“Geç kaldın…”

Asansör ışıkları patladı.

Koridor tamamen karardı.

Ve o anda kulağımın dibinde nefes sesi duydum.

Arkamdaydı.

Koşarak eve girdim.

Kapıyı kilitledim.

Annem uyuyordu.

Odamda sabaha kadar ışığı kapatamadım.

Ama olaylar yeni başlıyordu.

Çünkü ertesi gün apartmanda biri kayboldu.

Üçüncü kattaki küçük çocuk.

Polis geldi.

Herkes panik içindeydi.

Annesi ağlıyordu.

Çocuk en son gece asansörün önünde görülmüş.

Güvenlik kamerası görüntülerini izlediler.

Ben de baktım.

Çocuk asansöre giriyor.

Kapılar kapanıyor.

Sonra ekran bir anlığına kararıyor.

Tekrar geldiğinde çocuk yok.

Asansör boş.

Polis bunun kamera hatası olduğunu söyledi.

Ama videonun sonunda bir şey daha vardı.

Kapılar kapanmadan hemen önce…

Asansörün tavanında duran bir kadın silueti.

Ters şekilde.

Örümcek gibi.

O gece bütün apartman korkudan uyuyamadı.

Saat tam 02.46’da tüm dairelerin kapıları aynı anda vuruldu.

TAK.

TAK.

TAK.

İnsanlar bağırmaya başladı.

Koridordan koşma sesleri geliyordu.

Sonra biri çığlık attı:

“ASANSÖRÜN İÇİNDE BİRİ VAR!”

Kapı deliğinden baktım.

Komşular koridora çıkmıştı.

Asansör kapısı açıktı.

İçerisi tamamen karanlıktı.

Ama içeriden ağlama sesi geliyordu.

Bir çocuğun ağlaması.

Kaybolan çocuğun sesi.

Annesi delirmiş gibi asansöre koştu.

Herkes onu tutmaya çalıştı.

Tam o sırada içeriden başka bir ses geldi.

Boğuk bir kadın sesi.

“Bir kişi daha…”

Asansörün içinden uzun siyah saçlar yere dökülmeye başladı.

Kadının eli kapının kenarına tutundu.

Parmakları inanılmaz uzundu.

Eklem yerleri ters dönüyordu.

Ve ağır ağır dışarı çıkmaya başladı.

Komşulardan biri bayıldı.

Bir adam dua okumaya başladı.

Kadının kafası yavaşça göründü.

Ama yüzü yoktu.

Sadece simsiyah bir boşluk vardı.

Boşluğun içinden ağlama sesleri geliyordu.

Birden apartmandaki tüm lambalar patladı.

Camlar çatladı.

Ve asansör alarmı çalmaya başladı.

Kadın kafasını bana çevirdi.

Yüzü olmamasına rağmen bana baktığını hissediyordum.

Sonra konuştu:

“SENİ GÖRDÜM.”

Asansör bir anda kapandı.

Kadının kolu içeride sıkıştı.

Ama kopmadı.

Kol uzadı.

Uzadı.

İncecik oldu.

Sonra kapının arasından örümcek bacağı gibi geri çekildi.

Asansör yukarı çıkmaya başladı.

1…

2…

3…

4…

5…

6.

Bu kez bütün bina sallandı.

Tavandan siyah su damlamaya başladı.

Duvarlardan fısıltılar geliyordu.

Ve o anda telefonuma mesaj geldi.

“ŞİMDİ SEN GEL.”

Bir anda koridordaki herkes sustu.

Çünkü asansör tekrar aşağı inmişti.

Kapısı açıktı.

Ve içeride kaybolan çocuk duruyordu.

Ama çocuk normal görünmüyordu.

Yüzü solgundu.

Gözleri tamamen siyahtı.

Ve ağzı yavaşça açıldı.

İçinden bir kadın sesi çıktı.

“Altıncı katta hâlâ yer var.”

Sonra çocuk gülmeye başladı.

Ama o çocuk sesi değildi.

Yüzlerce insan aynı anda gülüyormuş gibiydi.

Asansör ışıkları kırmızıya döndü.

Kapılar kapanmaya başladı.

Tam kapanırken içeriden bir sürü el uzandı.

İnsan eli değildi.

Çok uzundular.

Kemikleri ters dönmüştü.

Ve kapılar kapanmadan önce içeriden biri fısıldadı:

“Kapıyı açarsanız hepiniz çıkabilirsiniz.”

O anda bütün apartmanın elektriği tamamen kesildi.

Karanlıkta sadece asansör ekranı görünüyordu.

Tek bir sayı yanıyordu.

6.

Sonra ekranın altında ikinci bir yazı belirdi.

“İNERKEN YALNIZ GELME.”

Ve asansör tekrar yukarı çıkmaya başladı.

Bu kez içeriden çığlıklar geliyordu.

Bitmek bilmeyen çığlıklar.

Sanki onlarca insan aynı anda yardım istiyordu.

Ama en kötüsü…

O seslerin arasında kendi sesimi de duydum.

“Lütfen kapıyı aç…”

Not;

Gece 03.17’de kapım üç kez vuruldu. Dürbünden baktığımda koridor boştu… ama kapının altından içeri uzun siyah saçlar giriyordu.🔪☠️