5. bölüm · π B£NM∆Rݧ π

° KUKL∆Cݰ

Nisa Selek

Saraydaki mühür meselesinin üzerinden üç gün geçmişti.
Kraliyet mührü hâlâ bulunamamıştı.
Diana ise bunun sarayda yarattığı huzursuzluğu her geçen gün daha fazla hissediyordu. Koridorlarda fısıldaşmalar artmış, muhafızların sayısı iki katına çıkmıştı.
Fakat Silas…
Silas her zamanki gibi gülüyordu.
Elindeki küçük tahta kuklaları birbirine çarptırarak avluda dolaşıyor, karşılaştığı herkese saçma sapan şakalar yapıyordu.
Kimse onun tehlikeli olduğunu düşünmüyordu.
Tam da istediği gibi.
Diana bahçeye çıktığında Silas'ı bir ağacın altında buldu.
“Ne yapıyorsun?”
Silas kuklalarından birini kaldırdı.
“Bir oyun oynuyorum.”
“Tek başına mı?”
“Hayır.”
Diana etrafına baktı.
“Burada kimse yok.”
Silas gülümsedi.
“Emin misiniz?”
Diana'nın bakışları sertleşti.
Silas hiçbir şey açıklamadan kuklayı cebine koydu.
“Bugün sarayda bir dedikodu dolaşıyor.”
“Ne dedikodusu?”
“Kraliyet mührünü bir hizmetçinin çaldığı söyleniyor.”
Diana şaşırdı.
“Kim söylüyor bunu?”
Silas omuz silkti.
“Ben.”
Diana'nın yüzü değişti.
“Sen mi?”
“Evet.”
“Bunu neden yapıyorsun?”
Silas'ın gülümsemesi büyüdü.
“Çünkü bir yalanın ne kadar uzağa gidebileceğini merak ediyorum.”
Diana ona inanamayarak baktı.
“Sen delisin.”
“Bunu sarayda söylemeyin. Soytarı işsiz kalabilir.”
Silas'ın yaydığı söylenti birkaç saat içinde bütün saraya yayıldı.
Fakat Silas'ın asıl amacı dedikodunun kendisi değildi.
Kimin bu söylentiye nasıl tepki vereceğini izliyordu.
Hizmetçiler birbirlerinden şüphelenmeye başladı.
Muhafızlar şüpheli gördükleri kişileri takip etti.
Danışmanlar kralın odasında toplandı.
Ve tam Silas'ın beklediği kişi harekete geçti.
Kraliyet danışmanlarından biri, kimsenin dikkatini çekmeden sarayın eski arşivlerine girdi.
Silas uzaktan onu gördü.
Gülümsedi.
“İşte buradasın…”
Çünkü Silas mührü aramıyordu.
Mührün neden çalındığını öğrenmeye çalışıyordu.
Ve o danışmanın arşivlere girmesinin tek bir nedeni olabilirdi.
Silas sessizce arkasından ilerledi.
Kapının önünde durdu.
İçeri girmedi.
Sadece kapının altından görünen gölgeyi izledi.
Sonra cebinden küçük bir kâğıt çıkardı.
Kâğıtta saraydaki insanların isimleri vardı.
Bazılarının üzeri çizilmişti.
En altta ise tek bir isim duruyordu:
Diana Sterling.
Silas kâğıdı katladı.
Yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Plan değişti.”
Sonra karanlık koridorda gözden kayboldu.
Çünkü artık mesele yalnızca bir mühür değildi.
Diana, Silas'ın planında olması gerekenden çok daha önemli bir yere sahipti.