2. bölüm / 6
Onuncu DosyaDavet
Bölümler 6Şu an: Davet
- 1 Giriş135 kelime
- 2 Davet939 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Kilitli Oda575 kelime
- 4 İlk İz1.061 kelime
- 5 Karanlığın içindeki isim1.061 kelime
- 6 Karakterler6 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Saat 19.43'tü.
Selen Akça, acil servisin koridorunda hızlı adımlarla ilerliyordu. Hastanenin floresan ışıkları her zamanki gibi gözlerini yoruyor, telefonunun titreşimi ise düşüncelerini bölüyordu.
Telefonunu cebinden çıkardı.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Yeni mesaj.
Mesajı açtığında yalnızca tek bir cümle gördü:
“Bu gece saat 21.00. Eski Köşk. Balo salonu. Hepiniz davetlisiniz.”
Selen birkaç saniye ekrana baktı.
Ne isim vardı ne de başka bir açıklama.
Tam mesajı kapatacakken ikinci bir mesaj geldi.
“Geçmişi unutmadığını biliyorum.”
Selen'in yüzündeki ifade değişti.
Bu kez mesajı silmedi.
Telefonu sıkıca elinde tutarak etrafına baktı.
“Bunu kim gönderdi?” diye fısıldadı.
---
Aynı dakikalarda Beren Karaca, evindeki çalışma masasının başında oturuyordu.
Önündeki dosyada hastalarından birinin notları vardı. Birkaç dakikadır aynı sayfaya bakıyordu fakat aklı başka yerdeydi.
Telefonu titredi.
Beren mesajı açtı.
“Bu gece saat 21.00. Eski Köşk. Balo salonu. Hepiniz davetlisiniz.”
Kaşlarını çattı.
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Hatırlamadığın şeyler var.”
Beren'in eli bir anda telefonda dondu.
Hatırlamadığı şeyler...
Bu cümle, son birkaç yıldır zaman zaman kendisinin bile anlamlandıramadığı bir huzursuzluğu hatırlatmıştı.
Çocukluğundan kalan bazı anılar sanki eksikti.
Bazı yüzleri hatırlıyor, bazı konuşmaları hatırlıyor ama olayların tamamını bir türlü bir araya getiremiyordu.
Mesajı tekrar okudu.
Sonra telefonu masaya bıraktı.
“Bu bir tesadüf olamaz.”
---
Hazal Kaya, ofisinde eski bir dava dosyasını inceliyordu.
Dosyanın sayfaları yıllar içinde yıpranmıştı.
Resmî kayıtlarda bazı tarihler birbirini tutmuyordu.
Bazı belgeler dosyadan çıkarılmış gibiydi.
Hazal tam bir sayfanın fotoğrafını çekecekken telefonu çaldı.
Mesajı görünce gözlerini kıstı.
“Bu gece saat 21.00. Eski Köşk. Balo salonu. Hepiniz davetlisiniz.”
Hazal mesajın ekran görüntüsünü aldı.
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Dosyada aradığın cevabı orada bulacaksın.”
Hazal'ın yüzündeki şaşkınlık kısa sürede yerini ciddiyete bıraktı.
Çünkü bu daveti gönderen kişi, onun ne araştırdığını biliyordu.
Ve bunu bilmemesi gerekiyordu.
---
Melis Kaya'nın telefonu çaldığında gazetede tek başına çalışıyordu.
Masasının üzerinde yıllardır araştırdığı olayla ilgili gazete kupürleri vardı.
Aynı fotoğraf.
Aynı tarih.
Aynı isimler.
Ve yıllardır cevapsız kalan aynı soru:
O gece gerçekten ne olmuştu?
Telefonuna gelen mesajı görünce Melis sandalyesinden doğruldu.
“Eski Köşk. 21.00.”
İkinci mesaj ise daha kısa geldi:
“Bu kez gerçeği yazmadan önce gerçeği göreceksin.”
Melis birkaç saniye düşündü.
Sonra masadaki dosyayı kapattı.
Montunu aldı.
“Tamam,” dedi kendi kendine. “Geliyorum.”
---
Deniz Altuğ ise laboratuvarda eski delilleri inceliyordu.
Önündeki küçük kutu, yıllardır kayıp olduğu düşünülen bir delille ilgiliydi.
Kutuyu açmadan önce telefonunun ekranı aydınlandı.
Deniz mesajı okudu.
“Bu gece saat 21.00. Eski Köşk.”
Ardından ikinci mesaj geldi:
“Kayıp olduğunu sandığın şey aslında hiç kaybolmadı.”
Deniz'in bakışları yavaşça önündeki kutuya kaydı.
Kutunun kapağını kapattı.
İlk defa gerçekten tedirgin olmuştu.
---
Şehrin diğer tarafında Atlas Aksoy, arabasının içinde sessizce oturuyordu.
Telefonuna gelen mesajı açtı.
“Eski Köşk. 21.00.”
Atlas mesajı birkaç saniye inceledi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Demek sonunda başladınız.”
Telefonu cebine koydu.
Onun için geçmiş, diğerleri kadar basit değildi.
Bazı insanlar geçmişten kaçardı.
Atlas ise geçmişin bir gün mutlaka karşılarına çıkacağını biliyordu.
---
Çağrı Keskin mesajı aldığı sırada bir dosyayı inceliyordu.
Mesajı görünce yüzündeki ifade değişmedi.
“Bu gece Eski Köşk. 21.00.”
İkinci mesaj geldi:
“Göreviniz sandığınızdan daha büyük.”
Çağrı telefonu kapattı.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra dosyayı çantasına koydu.
Çünkü bu mesajın sıradan bir davet olmadığını anlamıştı.
---
Barış Karaca, ofisinin penceresinden şehre bakıyordu.
Telefonunu çıkarıp mesajı okudu.
“Balo salonunda herkes olacak.”
Barış'ın kaşları çatıldı.
Ardından üçüncü bir mesaj geldi:
“Kardeşini de getir.”
Barış telefonu masaya bıraktı.
“Baran!”
Kapı açıldı.
Baran içeri girdi.
“Ne oldu?”
Barış telefonu ona uzattı.
Baran mesajı okudu.
“Eski Köşk mü?”
Barış başını salladı.
“Evet.”
Baran birkaç saniye sustu.
“Oraya dönmeyecektik.”
Barış'ın cevabı kısa oldu:
“Biz dönmüyoruz. Bizi çağırıyorlar.”
---
Saat 20.56.
Eski Köşk'ün önünde ilk araba durdu.
Selen arabadan indi.
Köşk, yıllardır kullanılmıyormuş gibi görünüyordu. Büyük demir kapının ardında karanlık bir bahçe uzanıyordu.
Selen birkaç adım attı.
Tam o sırada başka bir araba geldi.
Beren indi.
İki kadın birbirini gördü.
Uzun bir sessizlik oldu.
Beren'in bakışları sertleşti.
Selen de ona aynı şekilde baktı.
“Sen de mi çağrıldın?”
“Evet.”
“Demek yalnız değiliz.”
Beren cevap vermedi.
Çünkü bahçenin diğer tarafından gelen ayak seslerini duymuştu.
Hazal, Melis ve Deniz de gelmişti.
Beş kadın aynı yerde duruyordu.
Yıllar sonra ilk kez.
Fakat birbirlerine sarılmadılar.
Kimse geçmişten bahsetmedi.
Çünkü geçmiş zaten yüzlerinden okunuyordu.
---
Saat 20.59.
Köşkün önünde başka bir araba durdu.
Barış Karaca indi.
Ardından Baran.
İki kardeş kadınları gördüğünde durdu.
Baran'ın yüzündeki ifade değişti.
“Bunlar mı?”
Barış cevap vermedi.
Tam o sırada Atlas Aksoy bahçeye girdi.
Arkasından Çağrı Keskin geldi.
Son olarak Efe Demir göründü.
Artık on kişi aynı yerdeydi.
Beş kadın.
Beş erkek.
Yıllardır birbirine düşman olan iki grup.
Kimse konuşmuyordu.
Sonunda Efe sessizliği bozdu.
“Bizi buraya kimin çağırdığını bilen var mı?”
Kimse cevap vermedi.
Tam o anda köşkün büyük kapıları kendiliğinden açıldı.
İçeriden loş bir ışık yayıldı.
Balo salonunda on bir sandalye vardı.
Onuncusu diğerlerinden farklıydı.
Ortada, tek başına duruyordu.
Sandalyenin üzerinde siyah bir dosya vardı.
Üzerinde yalnızca iki kelime yazıyordu:
ONUNCU DOSYA
Deniz dosyaya doğru bir adım attı.
“Bu imkânsız.”
Hazal ona baktı.
“Neden?”
Deniz'in sesi titredi.
“Çünkü bu dosyanın yıllar önce yok edildiği söylenmişti.”
Atlas ilk kez konuştu.
“Yok edilmemiş.”
Herkes ona döndü.
Atlas dosyaya baktı.
“Biri onu saklamış.”
Barış kaşlarını çattı.
“Kim?”
Atlas cevap vermedi.
Çünkü o anda salondaki ışıklar bir anda söndü.
Karanlığın içinde bir ses duyuldu.
“Sonunda hepiniz geldiniz.”
Kimse hareket edemedi.
Ses devam etti:
“Yıllardır birbirinizden nefret ettiniz.”
Kısa bir sessizlik.
“Birbirinizi suçladınız.”
Bir başka sessizlik.
“Fakat hiçbiriniz gerçeğin tamamını bilmiyordunuz.”
Işıklar tekrar yandı.
Dosyanın üzerinde artık bir kâğıt vardı.
Hazal kâğıdı aldı.
Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“Gerçeği öğrenmek istiyorsanız, bu gece birlikte çalışacaksınız.”
Barış kâğıdı Hazal'ın elinden aldı.
“Kimse bana ne yapacağımı söyleyemez.”
Tam o sırada telefonların hepsi aynı anda titredi.
On kişinin ekranında aynı mesaj belirdi:
“Çalışmazsanız, geçmişte sakladığınız her şeyi yarın herkes öğrenecek.”
Salonda sessizlik oldu.
Bu kez kimse konuşmadı.
Çünkü herkesin sakladığı bir şey vardı.
Ve artık oyun başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
