4. bölüm / 6
Onuncu Dosyaİlk İz
Bölümler 6Şu an: İlk İz
- 1 Giriş135 kelime
- 2 Davet939 kelime
- 3 Kilitli Oda575 kelime
- 4 İlk İz1.061 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Karanlığın içindeki isim1.061 kelime
- 6 Karakterler6 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eski köşkün balo salonunda kimse konuşmuyordu.
Az önce bütün telefonlara aynı anda gelen mesaj, salonun havasını bir anda değiştirmişti.
“Çalışmazsanız, geçmişte sakladığınız her şeyi yarın herkes öğrenecek.”
Mesaj hâlâ herkesin telefon ekranında duruyordu.
Baran Karaca sessizliği bozdu.
— Bence bu bir şaka.
Melis ona döndü.
— On kişinin telefonuna aynı anda gelen bir tehdit mesajı mı?
Baran omuz silkti.
— Belki biri bizi korkutmaya çalışıyordur.
Beren kardeşine baktı.
— Ve sen korkmadın mı?
Baran cevap vermedi.
Barış araya girdi.
— Yeter. Burada birbirimizle uğraşmak yerine bunun ne olduğunu anlamamız gerekiyor.
Beren kollarını bağladı.
— İlk defa mantıklı bir şey söyledin.
Barış ona baktı.
— Ben her zaman mantıklı konuşurum.
— Tabii, dedi Beren alaycı bir şekilde.
Hazal, salonun ortasındaki masaya doğru ilerledi.
Masanın üzerinde siyah bir dosya duruyordu.
Dosyanın üzerinde büyük harflerle tek bir şey yazıyordu:
ONUNCU DOSYA
Hazal elini dosyaya uzatacakken Atlas'ın sesi duyuldu.
— Dur.
Hazal elini geri çekti.
— Neden?
Atlas dosyaya bakıyordu.
— Nasıl bırakıldığını bilmiyoruz.
Hazal kaşlarını çattı.
— Bunun farkındayım.
Atlas hafifçe gülümsedi.
— Bazen farkında olduğunu belli etmiyorsun.
Hazal ona sertçe baktı.
— Sen de bazen gereğinden fazla konuşuyorsun.
Melis araya girdi.
— İkiniz daha şimdiden başlamayın.
Hazal kardeşine baktı.
— Ben başlamadım.
Atlas:
— Ben de.
Melis başını iki yana salladı.
— Tamam, tamam.
Deniz eldivenlerini taktı.
— Hepiniz biraz geri çekilin.
Dosyayı dikkatlice eline aldı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafı masanın üzerine koydu.
Herkes fotoğrafın etrafında toplandı.
Fotoğrafta eski köşkün önünde duran on kişi vardı.
Ama fotoğraftaki insanlar, onların hiçbiri değildi.
Melis fotoğrafa dikkatlice baktı.
— Bunlar kim?
Çağrı fotoğrafı eline aldı.
— Bilmiyorum.
Fotoğrafı çevirdi.
Arkasında bir tarih yazıyordu.
17 Eylül 2011.
Hazal'ın yüzü bir anda değişti.
Melis bunu fark etti.
— Hazal?
Hazal fotoğrafa bakmaya devam etti.
— 2011...
Beren:
— Ne var 2011'de?
Hazal birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yavaşça konuştu.
— Babamın davası vardı.
Melis'in gözleri büyüdü.
— Babamızın mı?
Hazal kardeşine baktı.
— Evet.
Melis birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra fotoğrafa tekrar baktı.
— Benim... bizim babamızın?
Hazal başını salladı.
— Evet Melis. Babamızın.
Melis'in yüzündeki şaşkınlık giderek arttı.
— Ben neden bunu bilmiyorum?
Hazal iç çekti.
— Çünkü o dönem hakkında bize fazla bir şey anlatılmadı.
Melis:
— Ama babamızın davası olduğunu bile bilmiyordum.
Hazal:
— Ben de bütün ayrıntıları bilmiyorum. Sadece bazı eski belgeleri gördüm.
Melis fotoğrafı eline aldı.
— Peki bu insanların babamızın davasıyla ne ilgisi var?
Hazal başını iki yana salladı.
— Onu bilmiyorum.
Atlas ikisinin konuşmasını sessizce dinliyordu.
— Babanızın davası neyle ilgiliydi?
Hazal ona baktı.
— Eski bir dosyayla.
Melis hemen ekledi:
— Ve o dosyanın bazı belgeleri yıllar sonra değiştirilmişti.
Hazal kardeşine baktı.
— Bunu nereden biliyorsun?
Melis:
— Çünkü yıllardır bu olayın peşindeyim.
Hazal'ın yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi.
— Sen de mi?
Melis hafifçe gülümsedi.
— Sonuçta aynı babanın kızlarıyız.
Hazal'ın yüzündeki gerginlik bir anlığına dağıldı.
— Haklısın.
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktılar.
Aralarındaki eski kırgınlıklara rağmen, aynı anda aynı şeyi düşünmüşlerdi.
Babaları.
Deniz fotoğrafın alt köşesine eğildi.
— Burada başka bir şey var.
Herkes tekrar fotoğrafa yöneldi.
Deniz küçük yazıyı gösterdi.
Fotoğrafın en altında neredeyse görünmeyecek kadar küçük harflerle şu yazıyordu:
“Birinci kapı açıldı.”
Baran kaşlarını çattı.
— Birinci kapı mı?
Efe:
— Burada gerçekten gizli bir kapı olabilir.
Çağrı odanın çevresine bakındı.
— Üç çıkış var.
Atlas başını iki yana salladı.
— Dört.
Herkes ona döndü.
— Dört mü? diye sordu Melis.
Atlas duvara doğru yürüdü.
— Burada.
Melis duvara baktı.
— Burada kapı yok.
Atlas:
— Görünmüyor.
Elini duvarın bir bölümüne bastırdı.
Tak.
Duvarın içinden küçük bir ses geldi.
Hazal geri çekildi.
Duvarın ortasında ince bir çizgi oluştu.
Sonra duvarın bir bölümü yavaşça geriye doğru açıldı.
Karanlık bir geçit ortaya çıktı.
Beren şaşkınlıkla:
— Bu köşkte gizli geçit mi var?
Barış:
— Görünüşe göre.
Beren kardeşine baktı.
— “Görünüşe göre” ne demek?
Barış:
— Şu an için başka açıklamam yok.
Baran:
— Ben önden giderim.
Beren hemen:
— Hayır.
Baran ona döndü.
— Neden?
— Çünkü sen önce düşünmeden hareket ediyorsun.
Barış gülerek:
— Beren haklı.
Baran iki kardeşine baktı.
— İkiniz birleşip bana karşı mı oldunuz?
Beren:
— Kardeşiz. Bu bizim hakkımız.
Baran istemeden gülümsedi.
Efe öne çıktı.
— Ben giderim.
Çağrı hemen onu durdurdu.
— Hepimiz birlikte gitmeliyiz.
Atlas:
— O zaman beraber gideriz.
Hazal:
— Ama herkes gitmeyecek.
Melis kardeşine baktı.
— Neden?
— Birilerinin burada kalması gerekiyor.
Beren:
— Kim kalacak?
Hazal cevap vermeden önce salona baktı.
Sonunda grup ikiye ayrılmaya karar verdi.
Hazal, Melis, Atlas, Barış, Efe ve Deniz geçide girecekti.
Beren, Baran, Çağrı ve diğerleri salonda kalacaktı.
Hazal geçidin önünde durdu.
Atlas yanına geldi.
— Korkuyor musun?
Hazal ona bakmadan cevap verdi.
— Hayır.
Atlas:
— Yalan söylüyorsun.
Hazal ona döndü.
— Sen korkmuyor musun?
Atlas birkaç saniye sustu.
— Belki.
Hazal:
— O zaman dikkatli ol.
Atlas'ın bakışları Hazal'ın üzerinde kaldı.
— Sen de.
Melis arkadan seslendi.
— Siz ikiniz gelecek misiniz?
Hazal hemen arkasını döndü.
— Geliyoruz.
Atlas da onun ardından yürüdü.
Geçit gittikçe daralıyordu.
Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.
Bir süre sonra Deniz durdu.
— Bekleyin.
Herkes durdu.
Deniz duvardaki fotoğraflardan birine baktı.
Yine aynı on kişi vardı.
Fakat bu kez fotoğrafın ortasında duran kişinin yüzü çizilmişti.
Göğsünde ise büyük bir 10 vardı.
Melis fotoğrafa yaklaştı.
— Bu ne demek?
Hazal fotoğrafın altındaki yazıyı okudu.
“Onuncu kişi hiçbir zaman seçilmedi.”
Barış kaşlarını çattı.
— Hiçbir şey anlamıyorum.
Melis:
— Ben de.
Tam o anda geçidin sonunda bir kapı açıldı.
İçeriden bir telefon sesi geldi.
Herkes birbirine baktı.
Bu telefon onlardan hiçbirine ait değildi.
Barış yavaşça kapıya yaklaştı.
Kapıyı açtı.
İçeride küçük ve karanlık bir oda vardı.
Masanın üzerinde eski bir telefon duruyordu.
Telefonun ekranında tek bir mesaj vardı:
“Sonunda geldiniz.”
Melis birkaç adım yaklaştı.
— Bu telefon burada ne zamandır duruyor?
Hazal:
— Bilmiyorum.
Telefon bir anda titredi.
Yeni mesaj geldi.
“Şimdi aranızdan birinin yalan söylediğini bulun.”
Efe elini silahına götürdü.
Atlas odanın çevresini kontrol etti.
Barış:
— Kim yalan söylüyor?
Deniz:
— Belki de hepimizden biri.
Hazal kardeşine baktı.
Melis de Hazal'a baktı.
İkisi aynı anda hiçbir şey söylemeden birbirlerinin gözlerinin içine baktılar.
Sonra telefon yeniden titredi.
Yeni mesaj:
“Çünkü Onuncu Dosya'yı açan kişi hâlâ aranızda.”
O anda odanın ışıkları söndü.
Karanlığın içinde herkesin nefesi duyuluyordu.
Sonra bir ses geldi.
Soğuk ve sakin bir ses.
— Geç kaldınız.
Kimse konuşamadı.
Birkaç saniye sonra ışıklar tekrar yandı.
Ama masanın üzerindeki telefon yoktu.
Ve duvarda, biraz önce olmayan yeni bir yazı vardı:
“İKİNCİ KAPI SİZİ BEKLİYOR.”
Bölüm etkileşimi
