3. bölüm · Oda İnsanları

3.Bölüm

Sinem Yazıcı Tolan

Okulun gürültüsü, öğrencilerin muhabbet sesleri arasında büyürken ben bir köşede üzerimdeki belirgin farklılıkları içimde tartmakla meşguldüm. Her an yeni bir kademe ilerliyordu bedenimde. Şu çimenlere tutmaktan hatta belki de bir yerde oturmaktan alıkoyar mıydı beni bedenimdeki bu iki zıtlık? Çünkü duş alırken dokunduğum suyun buza dönüşüp yere düşerken parçalarına ayrıldığına şahit oldum. Belki de bu bir güç ve kontrol edebiliyorum. Bir elimle buza dönüştürdüğüm su damlasını diğer elimle eritebiliyorum. Ya kontrolden çıkarsa bu iki zıt yetenek?

O an, karşımda beliren Deniz’in gülümsemesi, karanlık düşüncelerimi bir an olsun unutturdu.

Deniz, su ürünleri fakültesinde okuyan genç bir adamdı. Bense Deniz’in sıcak tavrı ve samimi gülümsemesi karşısında kendimi daha iyi hissettim. Ancak içinde bulunduğum karmaşa, hayatta her şeyin göründüğü kadar basit olmadığını hatırlatıyordu bana. Camdaki yansıma, bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldarken arkadaşlarının söylediği gibi seveceğim adamı ya yakardım ya da dondururdum.

Her şeyin başlamasına neden olacak o beklenmedik karşılaşma, belki de hayatta karşılaşmayı beklediğim şeylerden sadece biriydi. Ancak onun ötesinde, bilinmeyen bir güç, beni izliyordu. Kimse hayal gücü sandığım portalın ardında dönen fırtınaları ve odamda yankılanan sesleri bilemezdi. Bu, sıradan bir gün değildi çünkü sıradan bir başlangıcı yoktu. Bu, karmaşık bir yolculuğun unutulmuşluğuydu.

"Merhaba, oturabilir miyim?"

"Tabii," diyerek karşımdaki düz saçlı adama gülümsedim. Kalbindeki temizlik sanki yüzüne vurmuştu. Hafif bir tebessümle, "Ben sizi bölmek istemem ama böldüm. Biraz oturup kalkacağım," diyordu.

"Benim de dersim bitmişti, ben Venüs."

"Tanıştığıma memnun oldum Venüs. Ben de Deniz."

"Hangi bölümdesin Deniz?"

"Ben asıl kampüsteyim. Su ürünleri fakültesinde okuyorum. Sen bu fakülteden misin?"

"Evet, burada okuyorum."

"Kaçıncı sınıfsın?"

"3. sınıfım."

"Ben de. Yüzmeyi sever misin?"

"Çok severim ama virüs varken yüzebileceğimi zannetmiyorum."

"Ben buralıyım ve bizim köydeki evimizde havuzumuz var. Bir gün istersen gelebilirsin."

"Ben de buralıyım. Hangi..." demeye kalmadan Deniz’in telefonu çaldı.

"Efendim," diyordu. O telefonuyla konuşurken ben önümdekilere odaklanmaya çalışıyordum. Konuşması bittiğinde, "Tekrardan görüşelim, bu fakülteye arada uğruyorum. Bir gün yemekhanede birlikte yeriz," dedi.

"Karşılaşırsak yeriz," dedikten sonra elimi sıkarak ayrıldı. Telefonumu çantamdan çıkarırken irkilerek telefonu uzaklaştırdım. Telefonumun ekranında o şekli görüyordum. Hemen çantama geri koyarak masanın üzerindekileri toparlayıp oradan ayrıldım. Okulun ön kısmındaki kapıdan çıkmak istemiştim fakat oraya doğru giderken okulun camında yine o şekil beliriverdi. Etrafı dikkatlice süzdüm. Birinin olmadığını fark ettiğim an camdaki şekle bakmaya başladım.
O anda tanımadığım birisi, "Okulun camı ne gibi ilgini çekebilir?" dedi. Saçımı düzelttim.

"Şey, yüzüme bakmaya çalışıyordum," dedim, biraz utangaçça.

"Aynaya bakmayı dene," diye yanıtladı Deniz, gülümseyerek.

"İyi günler," diyerek gidecektim ki, "Belki cam seninle konuşmaya çalışıyordur," dedi.

Bu şekli görebiliyor olabilir miydi? "Onu görüyor musun?" diye sordum.

"Sadece sana görünür," yanıtladı Deniz.

"Orada bir şey yok. Ben de görmüyorum," diyerek gitmeye başladım.

"Sesi duydun mu?" dedi Deniz.

"Zil henüz çalmadı," dedim.

"Odandaki ses, ondan bahsediyorum."

Birkaç gün önce dondurucudan çıkan sesten bahsediyor olamazdı. "Alt komşumuz siz misiniz? Son günlerde dondurucu biraz fazla ses çıkartıyor."

"Öyle mi? Emin misin?" dedi Deniz, gülümseyerek.

"Yani evde ses çıkarabilecek başka bir şey yok."

"Dinle, buraya seni görmek için geldim."

"Uyarmak için bir kat yukarıya çıkabilirdiniz," dedim.

"Bizim düştüğümüz yalnızlığa düşmemen için sana yardımcı olmak istiyoruz. Bizim bir ekibimiz var. Bu ekibin adı 'ODİNS.' Taşındığın evdeki odayı sen seçtin ve o odada kaldıkça odadaki özellikler senin vücudunla özdeşleşmeye başladı. Senin karakterinle harmanlanacak ve Odins olacaksın."

“Ne? Yani bunlar ne? Beni etkilemek için küçük masallara ihtiyacın yok.”

“Açıkçası seninle bir girizgah yapmak için bir sohbet başlangıcına ihtiyacım vardı. Vakit kaybetmemeliyiz belki de çünkü gözlerinin içinde ne olduğunu anlayabiliyorum. Başladı mı bedeninde değişiklikler?”

“Neyi kast ediyorsun?”

“Ben de senin gibiyim ve sana yardımcı olmak şu an ki görevim. Beni anımsaman gerekir çünkü hepimizin birbiriyle bağları var.”

“Bir dakika ya, sen de ne gibi değişiklikler var?”

"Aslında ben Çağdaş. Senin ismini yaklaşık bir haftadır biliyorum ve seninle çok önemli bir konu hakkında konuşmalıyız. Sen Venüs gezegeniyle eşleşensin. Biz odinsler aynı doğrultuda ilerlerken sen hepimizjn aksine Venüs gezegeni gibi tersine dönensin. Bir kurşun bile sen eline aldığında eriyebilir. Sabahın kavurucu akşamınsa dondurucu yıldızısın. Bedenindeki bu değişiklikleri bilebilirim ama dhaa fazlası senin içinde.”
“Nasıl? Sen nasıl bunları bilirsin?”
“Gözlerini kapatıp hazır olman gerekli o şekli görmeye. Bundan kaçma ve benimle gel.”

Şekle bir kez daha baktım. "Benim bir hayatım var ve durduk yere bir şekil görüyorum, sonra aynı gün içinde siz karşıma çıkıyorsunuz. Adımlarımı senden uzağa atmak konusunda ısrar ederek bu şekli ve seni görmediğimi varsayıyorum."

"Adımlarını uzaklaştırmadan belirtmek istediğim bazı şeyler var. Birincisi, hayatımda hiç olmadığı kadar kibar konuşuyorum. İkincisi, o şekli hep görmeye devam edeceksin ve beni dinlemezsen aklın soru yuvası olacak. Üçüncüsü, o soruların cevabını alabileceğin bir kişi bile olmayacak."

"Sen gerçekten var mısın? Hayal ürünü olma ihtimalin, şu şekil kadar gerçek."

"Hayal ürünü olsaydım, benimle bu kadar uzun cümlelerle konuşmazdın bence. Her neyse, beni rahat rahat dinleyebileceğin bir yerde oturalım."

"Bu işin sonu ne olacak, öğrenebilir miyim?"

"Bu işi Cavidan yapmalıydı. Karşımda kendisine çıkma teklifi edeceğimi zanneden bir kız var."

"Gider misiniz lütfen?" dedim, içimdeki huzursuzluk artarak.

Polis rozetini çıkarttı ve "Ben polisim," diyerek rozetini geri soktu.

"Yoksa gözüme gizlice bir yonga yerleştirdiler ve o şekli o yüzden mi görüyorum? Sınavlarım vardı benim." Telaş içinde düşünmeye başladım. Bir dönemim öylece heba olamazdı. Camın önünde duran bankta oturdum ve telefonu çantamdan çıkararak ekranında beliren şekle baktım. Polis yanıma oturduğunda "Sınavlarıma girebilecek miyim?" diye sordum.

"Gözünde yonga yok. Sana olanları daha güzel bir yerde anlatmayı ve senin hepsini olduğu gibi kabullenmeni hayal ediyordum ama sen olduğu gibi kabullenmeyecek gibisin. O zaman ben bu bank üzerinde oturmayı başarabildiğimize sevinerek sana özet geçeceğim."

"Seni dinlemeli miyim?"

"Bu, seninle beraber ben dâhil yedi kişiyi ilgilendiriyor. Dinlemelisin."

"Anlatmaya başlar mısın?"

"Sen, ben, Cavidan, Dolunay ve henüz aramızda olmayan diğer üç kişi bir seçim yaptık."

"Ne seçimi yaptık?"

"Bu ilçede yapılan evlerden yedisi diğer evler arasından seçildi ve bu yedi ev içerisindeki yalnızca bir oda özel olarak tasarlandı. Bu odalardan üçünden haberdardık şimdiye kadar. Seninle birlikte dört oda olduk."

"Yanılıyor olmalısınız, benim odam sıradan. Özel olarak tasarlansaydı küçük ve çatı katında olmazdı bence."

"Odalar metrekare olarak aynıdır ve birbirine benzer özellikler gösterir. Tabii bulunduğu binanın yapısına göre tıpatıp aynı olmaz. Odanın sana sıradan geliyor olması da aslında odanın en temel görevlerinden biri."

"Yani bu yaşayan bir şey mi?"

"Aslında tam olarak biz bunu bilmiyoruz."

"Beni nasıl buldunuz?"

"Seni bulan Cavidan’dı. Bu yedi odanın birbiriyle özel bir bağı vardır. Zamanla odalarımızla kurduğumuz bağ artar ve bu odaların Odins’leri arasında da bir bağ oluşmaya başlar."

"Odins’ler biz mi oluyoruz?"

"Anlamaya başlıyorsun. Hepimiz bir odaya sahibiz. O odanın insanıyız. Oda insanları demek yerine Odins deniliyor."

"Anladım."

"Cavidan seni sosyal medyada gördüğü an senin bir Odins olacağını düşündü. Sonra seni araştırdık. Üstelik cama tuhaf tuhaf bakan bir insanı gördük mü onun Odins olduğunu hemen anlarız."
“Peki bedenimdeki bu değişiklikleri nasıl bilebildin?”
“Çünkü portallarımızda kendini aktifleştiren odinsleri görürüz. Sen aktifleştirmedin kendini portalında ama karakter özelliklerini gerçek hayatta yansıtmaya başladığında portalına diğer odinslerden gizlenmemesi gereken bazı belirgin özellikler yüklenir. Biz de oradan öğrendik sende beliren özellikleri.”
“Ya, bu portalda ne?”
“Göstereceğim. Şekli hatırla.”

"O şekil 'Bana dokun,' diyor sanki."

"Biliyorum. Dokunmanı şimdilik istemiyorum."

"Dokunmamam mı gerek? Sanki dolun diyeceksin gibi gelmişti. Şekille bizim aramızda ne var?"

"Bana güven ve ben 'Dokun,' demeden o şekle dokunma."

"Bir polise rahatlıkla güvenmem gerekir, değil mi? Polisler yalan söylemez."

"Bir Odins olduğumuz için birbirimize güvenmeliyiz."

"Bu duruma alışamazsam ne olacak?"

"Ben alıştıysam sen de alışırsın”

"Odins'lere virüs bulaşıyor mu?"

"Seviyemiz düşük olduğu için bize de o virüs bulaşabilir."

"Odins olmanın mertebeleri de mi var?"

"Daha çok şey öğrenmen gerek."

"Kendimde hala bu iki iklim dışında özel bir şey hissetmiyorum."

"O şekle dokunduğunda özel olduğunu hissedeceksin. Biraz sabretmen gerekli."

"Bana söyleyeceğin şey bugünlük bunlarla sınırlı mı?"

"Başka bir Odinsle tanışmak ister misin?"

"Hemen mi?"

"Sen bir oda insanısın. Oda insanları görevleri konusunda tereddüte düşmez. Özelliklerinden biri temkinli davranmak olabilir mi? Oda insanı olma konusunu fazla yargılamadın ama daha fazla kabullenmen gerekirdi."

"Kabullenmeye çalışıyorum, daha yeni işittim laflarını," derken şakaklarıma dokundu. Kollarına dokunduğum an ellerini geri çekerek, "Özelliklerini göremiyorum," dedi.

"Bana öylece dokunamazsın.”
"Sana dokunmuyorum. Odayla olan bağını kontrol ediyorum."

‘’Daha çok masajcı gibi gözüktün. ‘’

‘’Ben senden on beş yaş büyüğüm. Sana dokunduğumda beni yanlış anlama buna rağmen benimle dalga geçmene izin veriyorum. ‘

‘’Daha çok beş yaş büyük gibi duruyorsun.‘’

‘’Görünüşe aldanma. Oda insanları kimi zaman gerçek yaşlarını göstermez.‘’

‘’Peki, ‘’ diyerek parmaklarımı onun şakaklarına kondurdum.

‘’ ÖZELLKİLERİ:
Numarası: ODİNS 0701
KORUYUCUSU: OY0701
CİNSİYET: Erkek
Özellikleri: Öngörülemez, ileri görüşlü, lider ve saldırı ustası, cesur, kararlı
Zayıf Noktası: Aşk
Ellerimi dokunduğum gibi indirivermişti.

‘’Hiçbir şey okuyamadım. ‘’

‘’Başka bir Odinsin şakaklarına gerekmedikçe dokunmamalısın. Özelliklerimiz Odinsleri bir bütün yapsa da onlar sadece kişiye özeldir. Anladın mı? ‘’

‘’İnanamıyorum, gerçekten de üç boyutlu teknolojiyi kullanılabilir hale getirmişler. Bu harika! ‘’

‘’ Gitmeden sana bir şey göstermeliyim. ‘’ diyerek sağ avcunu açtı.

‘’Şimdi ne yaptığıma iyi bak. ‘’ der demez gözleriyle etrafı süzerek sağ avcunu açtı. Sol elindeki serçe parmağını sağ elindeki serçe ve yüzük parmağının arasına sanki kilidi açar gibi yerleştirmişti. Sağ elinde geri kalan boşluklara parmaklarının devamını sırayla koyduğunda sona kalan baş parmak boşlukta kalmıştı. Şimdi onu nereye koyacağına bakıyordum. Elinin bitiminin ortasından içeriye doğru elini bastırdı ve yukarıdaki parmaklarından destek alarak baş parmağını yukarıya doğru çekmeye başladı. Avcunun içinden yukarıya doğru yuvarlak tahtaya benzeyen bir şey yükseldi.

‘’O da ne? Onu avcunun içinden çıkardın, tek bir damla kan bile gelmedi. ‘’

Çıkardığı o şey artık parmaklarının ucundaydı. Elinin içinden sanki o koca şey çıkmamış gibiydi. Gözlerim ister istemez onun yara bere olmayan o eline giderken Çağdaş bana bir şeyler demeye çalışıyordu.

‘’Tahta görünümünde tasarlanan bir el yardımcısı. Telefon gibi düşünebilirsin. Suya dayanıklı.‘’

‘’Benim elimde de şu an var mı? ‘’

‘’Hayır ama senin de Tahye sahibi olman yakın. ‘’

‘’Bunun özel ismi de Tahye yani. Bu da en az şakaklarından çıkan 3 boyutlu o özellikler gibi ilginç ‘’

‘’Şakaklarımdan çıkan 3 boyutlu özellikler değil onun adı yardımcı kılavuz. ‘’

‘’Anlıyorum, öğretmenim olduğun için teşekkür ederim. Şu Tahye vücudundayken canını yakıyor mu? ‘’

‘’Öğrenmen gereken şeylerden biri de gördüğün büyüklüklerin aslında senin sandığın kadar büyük olmayabileceği. Tahyeyi yonga gibi düşün. Aslında küçücük. ‘’

‘’Sen polissin ben de öğretmen adayıyım. Ya Cavidan o kim? ‘’

‘’Biraz da kişisel olarak kendimizi tanıtalım o zaman. Cavidan doktor bir de Dolunay var onun mesleği Astrolog ve o ikisi de 27 yaşında. ‘’

‘’Ben 27 yaşında değilim. ‘’

‘’Evet, çünkü 22 yaşındasın. ‘’

‘’Sen de 37 yaşında mısın? ‘’

‘’27’yim. ‘’

‘’ 37 olmadığını biliyordum. Hepiniz 27’yken ben neden 22 yaşındayım? ‘’

Elindeki Tahyeyi avcunun içine yerleştirdikten sonra avcunun içine baktı ve ‘’Şimdi seni 0501 numaralı Odins ile tanıştırabilirim. ‘’ dedi.

‘’Buraya mı gelecek? ‘’

‘’Birazdan bu anlattıklarımı ve gördüklerini delip geçecek bir an yaşatacağım. Gel benimle. ‘’ diyerek banktan kalktı ve gözlerime baktı.

‘’Hadi, yanıma gel ve gör. ‘’ dediğinde kalktım ve yanına geldim.

‘’Bak Venüs, insanlara duvarlar çok sıkıcı gelir. Sen bir oda insanı olarak her duvarın aslında ne kadar özel olabileceğini anlayacaksın. Duvarlar Odinslerin seyahat yardımcısıdır. Bir diğer değişle her duvar bizim için özeldir. Duvar yoksa oda olmaz. En temel kural duvarların varlığıdır. Oda olmazsa da bizler olamayız. Duvarın olmadığı tarihi devirlere taş veya kaya aracılığıyla da seyahat edebiliriz. Bir diğer bilmen gereken şey elimizde taşıdığımız yardımcı kılavuz sayesinde sıradan görünen o duvar artık bir Odins yardımcısı haline gelir. Yaptığımı aynen izlemeni istiyorum. ‘’ diyerek elini duvarın üzerine koydu. O an da beliren şey yüzünden bir iki adım geriye gitmiştim.

Elini duvardan aldıktan sonra ‘’Yanımda dur. ‘’ diyerek kolumu ileriye doğru çekti. Kolumu bir an olsun bırakmadan anlatmaya devam ediyordu. Bense şaşırıp duruyordum.

‘’Duvarda kocaman bir bilgisayar var ve bunu sadece biz görebiliyoruz Çağdaş. ‘’

‘’Şimdide bir duvarın ardından başka bir duvarın ardına geçebileceğini göreceksin. ‘’ dediğinde kolumdan beni duvara doğru ilerletmeye başladı.

‘’Çağdaş delirdin mi? ‘’

‘’Bana güven. ‘’
‘’Bu kadar da olmaz. Duvara çarpacağız. ‘’
‘’Beni yavaşlatma lütfen. ‘’ diyerek kolumu tutmaktan vazgeçti ve omuzlarımdan tutarak beni itmeye başladı.
‘’ Çarpacağız, çarpacağız, çarpacağız! Çarp… ‘’ son tekrarı diyemeden içimden bir şey geçmişti. Bu sanki uçakta hızla alçalırken içinden geçen o sinir bozucu ama aynı zamanda hoşa giden o hisle aynıydı. Kendimi öyle sıkmıştım ki sol omzumda arada çıkan o acı hissi tekrardan beliriveriyordu.
‘’Merhaba Venüs ‘’ dediği gibi sımsıkıya kapadığım o gözlerden tekini açmıştım. Sonra bulunduğum yere inanamayarak gözlerimi pörtletmiştim.
Çağdaş ‘’Bana güvenmeye bu gün başlamalısın Venüs. Cavidanla tanış. ‘’
‘’Burası başka bir alem mi? ‘’
Cavidan ‘’Burası benim odam. 0501 numaralı Odinsim ben. ‘’ diyerek elini uzatıyordu.
‘’Tavrım için kusura bakma. Ben Venüs. Numaram varsa bile ben bilmiyorum‘’ diyerek elini sıkmıştım.
Cavidan ‘’0201 numaralı Odins sensin Venüs. ‘’
Bir süre susarak gözlerimle onun odasını süzmüştüm. Cavidan ise benim kendimi ortama alıştırmamı bekliyor gibiydi.
Çağdaş ‘’Venüs bana sorduğun soruların daha fazlasını ona sorabilirsin. Ben de çoğunu ondan öğrendim. ‘’
Cavidan ‘’Aslında seni ben karşılamalıydım ama küçük bir aşı sorunumuz vardı. Onu halledip şu an seninle tanışıyor olmama çok seviniyorum. Aramıza hoş geldin. ‘’
‘’Ben hala okulun duvarından nasıl senin odanın içerisine geldim onu anlamaya çalışıyorum. ‘’
Cavidan ‘’Oda seninle yeterince bağ kuramamış olmalı aksine kurmuş olsaydı gece rüyalarında öğretilirdi. Zamanla alışacaksındır üzülme. Çağdaşında odayla bağlantısı başta zayıftı. ‘’
Çağdaş ‘’Onu sosyal medyadan bağ sayesinde bulduğumuzu söyledim. Venüs portala bak. ‘’ diyerek az öncede geçtiğimiz duvara döndü. Duvarın üzerinde o dev bilgisayar ekranı belirmişti.
‘’Bak bu yuvarlak butonun etrafına orada yedi tane kutucuk var. Bu kutucuklardan üçü aktif Odins olarak görünüyor. Sana seviyeler olduğunu söylemiştim. Her Odinsin varlığı bir seviyeyi atlamamıza neden oluyor. Sol üst köşeye bak. Cavidan’ın seviyesi 3.seviye olarak görünüyor. Ben ve Dolunay da 3.seviyeyiz. Anlıyor musun? Sen portala giriş yaptığın an… ‘’ cümlesini tamamlayarak ‘’Hepimiz 4.seviyeye yükseleceğiz. ‘’ diyordum.
Çağdaş ‘’Evet, geriye üç Odins kalıyor. Bu Odinsleri seviye atlamak ve aramızdaki bağdan güçlenebilmek için bulmalıyız. ‘’
‘’Onları nasıl bulacağız? ‘’
Cavidan ‘’Belki de çoktan buldun. ‘’
‘’Kendimin Odins olduğunu daha yeni öğrendim. Onları görsem bile tanıyamam ki.‘’
Çağdaş ‘’Odinsin kuralları olduğunu artık biliyorsundur Venüs. Buranın kendince bir hesaplaması var. Nedense 1. Odins’i en son bulmamız gerek. 7. Odins ise bulunması gereken ilk kişi. Cavidan Odanın uyandırdığı ilk Odins oldu. Beni, altıncı odinsi ve son olarak seni buldu. ‘’
‘’O zaman bütün Oda insanlarını Cavidan mı buluyor? ‘’
Çağdaş ‘’Öyleydi. Ama her Odins sadece üç Odinsi bulabilir ve hesaplamaya göre bulunan son Odins olan 0201 numaralı Odins geriye kalan 3 Odinsi bulur. ‘’
‘’Siz üçünüzün 27 yaşında olduğunuzu söylediniz. Son sıra bana geldi ve ben 22 yaşındayım. O halde benden sonraki Odinslerin 22 yaşında olma ihtimali büyük. 22 yaşındaki kişileri düşünerek arama genişliğimizi daraltabiliriz. ‘’
Cavidan ‘’ Doğru, bu ihtimal yüksek. Çağdaş’ın dediklerine eklemek istediğim bir şey var. Bilgisayarın beni uyandırdığı o gün ben diğer iki Odinsi buldum. Göremediğim tek kişi sen olmuştun. Seni bulabilmem için aradan 5 yıl geçmesi gerekiyordu. Odins hiçbir zaman yanılmadı. Sen bu gün içinde en az iki Odins ile ya tanıştın ya da tanışacaksın. Onların kim olduğunu bulmalısın. ‘’
‘’İki Odins dedin. Üç Odinsle tanışmam gerekmiyor mu? ‘’
Cavidan ‘’Beni uyandıran bilgisayardı. Onu uyandıran ya bilgisayar olacak ya da sen olacaksın. Kesin konuşamıyorum.‘’
Çağdaş ‘’Gün içerisinde senin gibi duvara bakan birine rastladın mı? ‘’
‘’İnan tek tuhaf davranan bendim. ‘’
Cavidan ‘’Ne zaman bu eve taşındın Venüs ? ‘’
‘’ Üç ay oldu. ‘’
Cavidan ‘’ Peki uyku düzenin nasıl? Geceleri az mı uyuyorsun?‘’
‘’Virüs ortaya çıktıktan sonra geç saatlerde uyumaya başladım. Okul varken de günler çabuk geçmesin diye geç yatıp erken kalkıyordum. En son sınavlarıma çalıştığım için geceleri pek uyumadım. ‘’
Cavidan ‘’ Akşam saat 23.00 – 03.00 arasında Odins seninle bağ kurmaya çalışır. Birkaç gün boyunca o saatler arasında uyumaya çalış. ‘’
Çağdaş ‘’Bu gerçekten önemli. ‘’
‘’Size düzensiz geliyor olabilir ama benim bir düzenim var. Sınav haftasında olmasam bunu yapmaya çalışırım ama kendimi yeni bir düzene sokmaya çalışırken vakit kaybederim. İki hafta sonra uyku düzeni yapmayı denesem olur mu?‘’
Cavidan ve Çağdaş o an da bakışmışlardı.
Cavidan ‘’Bu akşama kadar o iki kişiyi bul biz de Odins olmana ve sınavlarına istediğin kadar çalışmana yardım edelim. ‘’
‘’Günün yarısı çoktan bitti. Hem hala bana bir şeyler anlatıyorsunuz. Sanki o kadar çok şey anlatacaksınız ki bu odadan uzun bir süre çıkamayacak gibi hissediyorum. ‘’
Cavidan ‘’Önce bir Odins olduğuna inan ve kendine güven. ‘’
Çağdaş ‘’Okula kadar sana eşlik edeceğim. ‘’
Çağdaş duvarda portalı açarak beni içinden geçirirken tek isteğim evime gidip rahat bir nefes almaktı. Kendimi öyle üzmüşüm ki üzüntüm yüzüme vurmuş.
Çağdaş ‘’Zorluğa gelince böyle kolay pes etmemelisin. ‘’ dediğinde beni bir gram anlamamış olduğunu görüyordum.
‘’İyi akşamlar Venüs, sınavın nasıl geçti? ‘’ diyen Ahmet’i gördüğüm an ‘’Güzeldi, ‘’ gibi net bir ifade kullanmıştım. Oysa bu soruya yanıt vermekten kaçıyordum ben.
Ahmet: ‘’Bir sorun yok değil mi? ‘’
‘’Yok tabii Ahmet, ne zaman kötü olduğumu gördün? Sınav haftası sadece o yüzümdeki gülümseme azalıyor o kadar. Yoksa ben aynı Venüs’üm. ‘’
Ahmet ‘’Biz de Poyraz, Ali ve Müge’yle basket oynuyoruz sohbetin bitince istersen gel. ‘’
Çağdaş ‘’Bugün biraz meşgul olacağı için oynayamaz ama benim atacağım atışları görmek için bir on dakikasını ayırabilir. ‘’
Çağdaşa ‘’Ne diyorsun? ‘’ gibisinden gözlerimi açıyordum.
Ahmet ‘’Saha orda gel. ‘’
Çağdaş ‘’Sen git, geliyoruz. ‘’ dediğinde Ahmetin sesimizi duyamayacağı kadar uzaklaşmasını beklemiştim.
‘’Hem bana o iki kişiyi bul diyorsunuz hem de basket oynarken seni izlememi istiyorsun. ‘’
Çağdaş ‘’Oyun hemen bitecek. ‘’
‘’Umarım Ahmet seni yener.’’
Çağdaş ‘’Umarım. İzle ve bir dahakine kimi tutman gerektiğini gör. ‘’
‘’Vakit kaybetmeyelim bari. ‘’ der demez sahaya doğru gidip sahadaki banka oturmuştum. Tabii kişi eksikliğinden beni oyuna almaları kısa sürmedi. Yarın sınavım var. Akşama kadar iki insanı bulmam gerek ve inanamıyorum kendime burda basket oynayacağım. Çember olarak sahanın ortasındaydık ve Bir takımın başında Ahmet diğer takımın başında Çağdaş vardı. Sırayla kimi alacaklarını seçmeye karar vermişlerdi.
Ahmet ‘’Sen misafir sayılırsın. Takımına ilk kişiyi sen seç. ‘’
Çağdaş ‘’Öyleyse yeşilli seni seçiyorum. ‘’
Yeşilli dediği kişi ismini bilmediği Poyrazdı.
Poyraz ‘’Benim adım Poyraz, o Ali, o da Müge. ‘’
Çağdaş ‘’Eyvallah, ‘’
Ahmet ‘’Ali seni seçiyorum. ‘’
İlk erkeklerin seçilme ihtimali yüksekti. Onların bizden daha iyi oynayacağını düşünüyorlar. Okuldaki arkadaşlarım bilmese de ben çok iyi basket oynarım. Beni takımına alanı şimdiden kazanmış varsayıyorum.
Çağdaş ‘’Müge seni seçiyorum. ‘’ demesiyle tahminimden fazla öfkelenmiştim. İlk seçilmemek çok kötü bir his bu his beni az rahatsız ediyor ama bana güven diyen bu adam bana güvenmiyor.
Ahmet ‘’Sınıfımızın güler yüzlü gökcismini seçiyorum. ‘’ demesiyle sözleri hoşuma gidiyor ve gamzelerim iki yandan çıkmaya başlıyordu. Kendimi gökyüzünde yuvarlak bir gülen yüz olarak düşünmek o kadar komikti ki kendimi karantina sonrasında arkadaşlarımla gülerken görmek beni neşelendiriyordu.
Çağdaş ‘’Şimdi sizi toplu olarak gökten indirme vakti geldi. ‘’
Gülen yüzüm adeta onun sözlerine alınmıştı.
‘’Çağdaş bu hayatta her şeyi sen öğretemezsin bazen de öğrenmen gerekir. ‘’
Poyraz ‘’Venüs ya senin bu yerine oturan sözlerini seviyorum. ‘’
Müge ‘’Hadi oyuna başlayalım. Yarın sınav var. ‘’
İlk grup onlar olduğu için top onlardaydı. 5-0 önümüze geçmişlerdi. Çağdaş çok fazla iyi oynuyordu. Mola verdiğimizde takımı toparlasak bile yenileceğimiz ortadaydı. Sonra aklıma Çağdaş’ın hile yaptığı geldi. Bunu hiçbir arkadaşım göremiyordu çünkü o bir Odinsti.
‘’Arkadaşlar hemen geliyorum siz devam edin.’’ Diyerek karşı takımın yanına gitmiştim.
‘’Çağdaş gelir misin? ‘’
Müge ‘’Şimdiden bize bir iki avans verin demeye geldiysen onu unut Venüs’cüm. ‘’
‘’Müge bugünün yarını var. Dilime düşersin. ‘’
Müge ‘’ Hemen susuyorum. ‘’
Çağdaşı iki üç metre takımından uzaklaştırdığımda söyleyeceğim ilk şey belliydi.
Çağdaş ‘’Birazdan biter maç. Uzun sürmez demiştim. ‘’
‘’Hile yapıyorsun Çağdaş. Özelliklerini kullanıyorsun. Gözünden potaya açımı oluşturuyorsun ne yapıyorsun bilmiyorum ama bunu yapamazsın. ‘’
Çağdaş ‘’Özelliklerimi kullanıp kullanmamak bana kamış bir şey. ‘’
‘’Öyle mi? ‘’
Çağdaş ‘’Öyle. ‘’
‘’Ben de özelliklerimi kullanırım o zaman. ‘’
Çağdaş ‘’Keşfetmediğin özelliklerini mi? ‘’
‘’Sana özelliklerini okuyamadığımı söylemiştim ya aslında hepsini gördüm. Aşık olmaman gerekiyor ama sen yanı başında duran Cavidan’a aşıksın. Düşünsene benimle bile o istediği için uğraşıyorsun. ‘’
Çağdaş ‘’Bu maçı mı istiyorsun? Al senin oldu. ‘’ diyerek arkadaşlarıma tek kelime etmeden sahadan ayrıldı. Bu kadar kolay sinirleneceğini sanmamıştım. ‘’Gitmek zorundayız. ‘’ diyerek Çağdaşın peşinden koştum. Ben sahadan çıkarken o okuldan çıkmıştı bile. Daha sonra da ortalıktan kayboldu. Yapacak bir şeyim yoktu onun için. Eve yürüyerek gitmeye karar vermiştim. Yürürken tüm öğrendiklerim zihnimden geçiyordu. İki Odins bulmalıyım. Belki onlarla daha iyi anlaşırım. Niye kendimi bu kadar huzursuz hissediyorum? Başımı döndürdüğümde marketin camında yine o şekil beliriyordu. Henüz dokunmamam gereken bir şekil sürekli gözümün önünde ve ben dolmuşa binmek yerine eve kadar yürüyorum.
Eve doğru yürüyerek yarım saat kaybetmiştim ve saat çoktan 17.37’yi gösteriyordu. Koltuğun üzerine attım kendimi. İki Odinsle de bugün tanışacağımı söylediler. Benim onları aramama gerek yok. Onları ya gördüm ya da tanışacağım. Hala günün bitmesine var. Yan tarafta duran oda gözüme farklı gelmeye başlamıştı. Oraya gitmek yerine geceyi oturma odasında geçiririm. Çarşamba günü olan sınavıma çalışmaya başlamıştım ve ders çalışmam bittiğinde saat 23.30 civarıydı. Yarınki sınavımın tekrarını yaparak en zor sınavlardan birini atlatacağım için seviniyordum. Gece yarısı olurken Cavidan’ın dediği aklıma geliyordu odamda uyumalıydım hem de bir saat önce uyumaya başlamalıydım. Kararım odaya gitmek ve orada uyumak mı olmalıydı?
DİNDONG!
Odamda uyuyup uyumamak arasındayken bu saatte kapıdan gelen sesle kalbim zıplıyordu. Kapının deliğinden baktığımda ışık açıktı ve genç bir adam vardı.
DİNDONG!
Saat 23.50 iken genç bir adam biye benim kapımın önünde duruyor?
‘’Ben yan komşunuzum ve delikten baktığınızı görebiliyorum. Annem Banu’yla tanışmıştınız. ‘’
Bu Banu teyzenin Avukat oğlu.
Kapıyı aralayarak ‘’İyi geceler. ‘’ demiştim.
‘’Annem ısrarla size kabak tatlısını getirmemi istedi. Bu saatte verdiğim rahatsızlığı onun ısrarına borçluyum. ‘’
‘’Öğrenci olduğum için bana iyi davranıyor. Teşekkür ederim. ‘’ diyerek tabağı elinden aldım ve tam kapıyı kapatacakken ‘’Dur bir dakika. ‘’ dedim. Arkasını döndü ve ‘’Efendim. ‘’ dedi.
‘’Tamir işlerinden anlar mısınız? ‘’
‘’Evet ama bu saatte pek hoş karşılanmaz. ‘’
‘’Normalde ben de hoş karşılamam ama sen avukatsın sana güvenebilirim. Lütfen buyrun. ‘’ diyerek eve girmesini sağlamıştm. Çünkü o bir Odins. Kafası ben odinsim diye parlıyor. Bu his böyle bir şey galiba.
‘’Bu tuvalet tutacağını duvara montajlamayı başaramadım. ‘’ Gözleriyle bana baktı ve ‘’Gerçekten de bunu yapmam için mi beni çağırdın? ‘’
‘’Cama baktığında karşına sürekli aynı şekil çıkıyor mu? ‘’
Tuvaletin önünde çömelen vücudu kalkarak yürümeye başladı tam yanımdan geçecekken kolunu tuttum.
‘’Ekip olduğumuzu söyleyen iki insan var. Değişik teknolojik aletleri var ve ben sürekli o şekli hangi cama bakarsam bakayım sürekli görüyorum. ‘’
‘’ Perdelerin bunun için mi kapalı? Duşa kabinin üzerinde bu yüzden mi yorgan asılı? ‘’
‘’Belki de o adam beni hipnoz etmiştir. ‘’
‘’Bu evden belki de taşınmalısın. ‘’
Elim onun kolundan kayarken bir dengesizlik yaşıyordum. Bir an sanki pilim bitmiş gibi olmuştu. O an yığılmak üzereyken beni tutuyordu.
Küçük bir güç gösterisiyle ‘’İyiyim. ‘’ diyordum.
‘’İyi değilsin. ‘’
Bacaklarımı kaldırarak beni ve kendini tuvaletten çıkarıyor ve koltuğun üzerine oturuyordu. Başımı kendi omzuna yasladığında gözlerim kapalıydı.
‘’Hadi aç gözlerini. ‘’ dediğinde gözlerimi açmıştım. Başım onun sağ omzunda yatarken vücudum onu yatak gibi kullanıyordu.
‘’Hadi şu tatlıdan biraz ye. ‘’ diyerek dikleşiyordu. O dikleşince başım biraz kalkıyor ve tabaktaki tatlıyı çatalla yediriyordu.
‘’Birazdan kendine gelirsin. ‘’
Tansiyonum yerine geldiği gibi gözlerinin içine bakıp soruyordum.
‘’O tabak nasıl elinde olabilir? Ne ara adlın onu? ‘’
‘’Baygın gibiydin. Benim adım Barış ve teşekkür ettiğin için sağ ol. ‘’ dediğinde kalkacağını fark ederek başını geriye yasladım. Dışardan bakınca nasıl göründüğümüzün hiç farkında değildim.
Barış ‘’Bunlar kim? ‘’ dediğinde gözlerim onun baktığı yere dönmüştü. Arkamda Cavidan ve Çağdaş duruyordu üstelik portal açıktı.
‘’Barış, onlar kapıdan girdi. ‘’
Cavidan ‘’O bir Odins değil mi? ‘’
Hayır gibisinden başımı iki yana sallarken Barış elindeki tabağı dört metre uzağındaki tezgaha doğru uçurdu.
Şimdi gözlerimin önünde hünerlerini sergilerken az önce benden gizleniyordu. İçimde o an Odinslerin güvenilmez olduğuna dair bir his oluşmuştu. Odinsler birbirine güvenirdi, birbirleri arasında bağ vardı. Şu andan itibaren bunlara inanmıyorum.
Tabii bu düşünceler aklımdan öyle hızlı geçiyordu ki sinirlenmekten en son kendimi kapıyı sonuna kadar açmış hale getirmiştim.
Barışın evden çıkması için gözlerine bakıyordum.
Cavidan ‘’Diğer odins nerde? ‘’
‘’Biliyor musun Cavidan onu bulmanıza izin vermeyeceğim çünkü o iyi bir insan. ‘’
Cavidan ‘’ Bizde iyiyi çünkü biz Od…’’ kızarak ‘’Odinsler de güvenilmez olabilir. ‘’ diye cümleyi bitirdim. Üstelik cümleyi gerçekten bitirmeye niyetim yoktu. ‘’Sizin ekibinize katılmak gibi bir niyetim yok. Sadece seviye atlamak için beni buldunuz ve sırf görevim olduğu için geriye kalan Odinsleri bulmam için beni zorladınız. Gece yarısında evime izinsiz girdiniz. Şimdi evimi terk edin. ‘’
Odamın kapısı açılıyor ve ilginçlikler zirvesine ulaşıyordum.
‘’Merhaba Venüs. Seninle acil konuşmalıyım. Buraya gel. ‘’ diyen ta kendimdi.
‘’Sen bensin. ‘’
‘’Lütfen adımlarını buraya doğru hemen at. Vaktim çok kısıtlı. ‘’
Girmemek için kendimle savaştığım odaya giriyordum ve kapıyı diğer ben kapatıyordu.
‘’Sen yani ben gelecekten geliyorum. Son kurduğun cümleyi kurmaman gerekiyor. Biliyorum çok öfkelisin. Bunları ben de yaşadım. Öfkeni sabit tut çünkü bu ekip birbirinden ayrılamaz bir bütün. Sandığın gibi onlar seni zorlamadı. Sadece onlar her şeyi biliyormuş gibi gözükmeye çalışıyorlar ama hiçbir şey bilmiyorlar. Acemiler ve bu yüzden hata yapıp aceleci davrandılar. ‘’ Odins bilgisayarını açtı ve ‘’Öncelikle kendime öğretmek istediğim şey bunun adı dev bilgisayar değil Odins yardımcısı. Birinin benimle bu konularda dalga geçmesi beni sinirlendiriyor. İkincisi şu an senin bilgilerin henüz girilmediği için benim kendi zamanımdaki portaldaki bilgiler ve ilerlemeler sen de kayıtlı değil. Bu portal tamamen benim DNA’mla eşleşiyor. Bu yüzden gece o üç saatte beş gün boyunca uyumalısın. Bunu ben başardım. Bu demek oluyor ki sen de başaracaksın. bir diğer mesele altınızı da sen koruyacaksın. Lütfen bu konuda bana inan çünkü arkamdan çok söyleneceksin. Ben kısa süreli zamanda yolculuk yapabiliyorum ve gittiğim zamanın belli bir kısmını silebiliyorum tarihi değiştiren kritik anlar hariç. Her şey kelebek etkisi değildir. Küçük şeyler değişse bile sonuçlar bazen aynı olur. Şu an zamanın akışını silmem demek sadece olması gereken adımları öne taşımam demek. Tarihin kritik noktalarına kesinlikle dokunamazsın unutma. ‘’
‘’Peki ya Ba… ‘’
‘’Evet Barış, onu evden kov. Soracağın şeyleri bildiğim için cevaplarını zaman kaybetmeden vermeye çalışıyorum.‘’
‘’Ben özel biri miyim? ‘’
‘’Sen sadece insansın. Onlardan farkın yatığın tek bir seçim. O kadar özel bir odaya sahipsin ki bu seni özel bir Odins yapıyor. Bu odayı kimse senin elinden alamaz. Asla korkma. Oda senin DNA’nı taşıdığı için senin ruh halinle eş değer şekilde dekorasyonlarda ara ara değişiklikler yapacak. Bunlara alışman lazım. Çağdaşa güven, o sana ne zaman o şekle dokun derse o zaman dokun. ‘’
‘’Tamam. Bu arada gelecekte zayıfladığımı görmek beni mutlu etti. ‘’
‘’İnan rahat rahat yemek yediğin bu zamanları özleyeceksin. ‘’
‘’Şimdi içeriye gideyim mi? ‘’
‘’ Git. Ben de zamanın son konuşmasını silip kendi zamanıma gideceğim. ‘’
‘’Mutlu ol gelecekteki ben. ‘’
‘’Olacağız. ‘’ El sallayarak odamdan çıkıyor ve kapıyı tuttuğum konuma dönüyordum.
Cavidan ‘’Diğer odins nerde? ‘’
‘’Kim olduğunu biliyorum. Adı Deniz. Bu gün tanıştık. ‘’
Barış ‘’Biri daha mı var? ‘’
‘’Evimden çıkar mısın Barış? ‘’
Barış kapıya yöneliyordu yönelmesine ama tokmaktaki elimi alarak özel gücüyle çıktığımız kapıyı kapatıyordu. Elimi bırakmayarak Odins yardımcısını koridor duvarında açıyor ve beni içine sokuyordu.
‘’Barış burası neresi? ‘’
‘’Benim bürom. ‘’
‘’Neden beni peşinden sürükledin? ‘’
‘’Az önce bir şeyler döndü. Bunu anlamadığımı mı sanıyorsun? ‘’
‘’Ne döndü ki? Sen bana yalan söyledin ben de senin gitmeni istedim. ‘’
‘’Senden bir tane daha vardı. Bunu fark edemeyeceğimi mi sandın? ‘’
‘’Bunu nasıl hatırlayabilirsin? ‘’
‘’Çünkü her şeyi hatırlamak benim özelliğim. Anlaşılıyor ki zamanda yolculuk etmek ve zamanı silmek de senin özelliğin. ‘’
‘’Henüz hiçbir özelliğim yok. ‘’
‘’Gelecekte olacak gibi duruyor. Onlardan gerçek hislerini saklayacak mısın?
‘’Bir süre saklamalıyım. Gelecekteki ben yanıldığımı söyledi.‘’
‘’Duydum. ‘’
‘’Sen avukatsın. Adın Barış. Özelliğin de bir şeyin saklı kalmaması falan mı? ‘’
‘’ Sayılır. Ben Şahit Portalıyım. Bulunduğum ortamda ki her şeye şahit olmakla mükellefim.‘’
‘’Peki niye bana yalan söyledin? ‘’
‘’Senin sesini üç aydır duyuyorum. Bazen beni çıldırttığın da oldu. Buna rağmen gördüğüm şey başına bir yük daha istememen. ‘’
‘’Biraz evcil bir insanım bu yüzden yeni şeyleri sevmediğim doğru. Gelecekteki ben çok heyecanlıydı onun gibi olmak istiyorum. ‘’
‘’Gerçekten mi? ‘’
‘’Evet. ‘’
‘’Doğru söylediğini anlayabiliyorum. Doğru ve yanlışı ayırt etmekte benim özelliklerimden biri. ‘’
‘’Henüz zamanı durdurma, geri alma, ileriye sarma gibi tuhaf özelliklerim yokken ekibe katılsak mı? ‘’
‘’Zamanda yolculuk ve zamanı silme özelliklerinden bahsediyorsun. ‘’
‘’Diğerlerinin olmayacağı ne malum? ‘’
‘’Doğru en özel odaya sahipsin. Şanslı kız.‘’
‘’Hadi evimde bir portal aç. ‘’
‘’Nasıl istersen. ‘’
‘’Şunu bir tek ben yapamıyorum herhalde. ‘’
Portalı açıyor ve içinden geçiyorduk.
Çağdaş ‘’Nereye gittiniz? ‘’
‘’Konuştuk. Barış ve ben ekipteyiz. ‘’
Cavidan ‘’Hoş geldin Barış. Portal açabiliyorsun ama bizim Odins karakterlerinde aktif gözükmüyorsun. ‘’
Barış ‘’Siz de benim Odins karakterlerinde aktif değilsiniz. ‘’
Cavidan ‘’Ne zamandan beri Odins olduğunu biliyorsun? ‘’
Barış ‘’5 yıldır biliyorum. ‘’
‘’Sen de mi 27 yaşındasın? ‘’
Barış ‘’Evet. ‘’
‘’Herkes 27 bir tek ben mi 22 yaşındayım yani! ‘’
Çağdaş ‘’Hayırlı olsun en küçüğümüzsün. ‘’
Cavidan ‘’5 yıldır bizden uzakta bir Odins var ve biz birbirimizi bulamadık. Çünkü portal sırayla ilerliyor. Kilit isim açılmadan sonraki Odinsler portalda karakter girişi yapsa bile görünmüyor. ‘’
Çağdaş ‘’Venüs’ün portalını açma vakti geldi. ‘’
Cavidan ‘’ Herkes portalını kendisi açıyor ama Venüs kendi portalını bile açamıyor. ‘’
Tam cevap veriyordum ki Barışın dürtmesiyle duruyordum.
‘’Barış bana öğretir. Sizin kalmanıza gerek yok. ‘’
Çağdaş ‘’ Öğrenmeniz gereken başka şeyler var. Yani kalıyorum. ‘’ diyerek odama girdi. Hepimiz peşinden gittik. Çağdaş elimi tutarak duvara götürdü ve portalım DİDUNG sesiyle birlikte açıldı. Çağdaşın elinin altında kalan elimi aşağıya doğru indirerek geriye doğru gittim. Dev bir bilgisayarmış gerçekten.
Barış ‘’Oda seninle ilgili özellikleri çoktan girmiş. Seninle tanışmaya fazlaca hevesli. Onaylamaları serçe parmağınla yapmalısın. Çünkü klavye üzerinde en az kullanılan serçe parmaktır ve serçe parmak imza niteliği taşır. ‘’ Barış elimi ‘’Giriş bilgilerimi onayla’’ yazısına götürüyor ve serçe parmağımı bastırıyordu.
Cavidan ‘’O yüzden mi serçe parmak dışındaki parmaklarla giriş yapamamıştık? ‘’
Barış ‘’Odins dünyası hukuk kuralları gece uykusu ders 2 ‘’
Çağdaş ve Cavidan kaşlarını kaldırırken gece uykusunda üç saat gerçekten ders anlatıldığını öğrenmek bağışıklık sistemim için darbe niteliğindeydi.
VENÜS PORTALI HOŞ GELDİNİZ…
Bir an da Seviye 5’e yükseliyordum.
‘’Artık benimde bir portalım var. ‘’ diyerek Çağdaşın önüne gidiyordum.
‘’Hadi şakaklarıma tut. Özelliklerimi görmek istiyorum. ‘’ dediğimde gülüyor ve ‘’Şekline dokunmadan özelliklerini göremezsin. ‘’ diyordu.
Cavidan ‘’Denizi nerde bulacağımızı biliyor musun? ‘’ ile Çağdaş ‘’Senin gece gece bu evde ne işin var? ‘’ sorusu aynı anda yöneltiliyordu. Tabii bir soru bana diğer soruysa Barışaydı.
‘’Ana kampüste su ürünleri fakültesi 4.sınıf öğrencisi olduğunu söyledi. ‘’
Barış ‘’Ben de Venüsün yan komşusuyum. ‘’
Cavidan ‘’Aynı bina da hem de yan dairelere yerleştirilen portallar mı var?
Barış ‘’Bu pekte önemli değil. Sonuçta Odins kuralları gece rüyası 1.derste dairelerin belirli bir mantığa göre seçildiği belirtilmiş. ‘’
Çağdaş ‘’Sen her şeyi rüya dersine göre böyle açıklayacak mısın?
‘’Birbirimize konuşmalarımızı özellikle seçmeliyiz. Bir ekip olmamız gerek. Birbirimize sataşmak yerine Denizi bulmalıyız. ‘’
Cavidan ‘’Su ürünleri fakültesinde eminim bir tane Deniz vardır. Yarın bize lazımsın Venüs.‘’
‘’Yarın geometri öğretimi sınavım var. Asla olmaz. ‘’
Barış ‘’Bende seninle gelirim. Sınavına istediğin saatte yetişirsin. ‘’
Cavidan ‘’Kolayca geçeceksindir. ‘’
‘’İlk dönem çok zor geçmiştim. Yine öyle olmaktan korkuyorum. ‘’
Cavidan ‘’Alt tarafı matematik öğretimi sınavıymış. ‘’
Bu kız beni sınıyor.
Çağdaş ‘’Polis olduğumu unutma Venüs. Kolaylıkla 6.Odinsi bulacağız. ‘’
DİNDONG
Barış ‘’Kesin annem geldi. Kapıyı açıp benim gittiğimi söyle. Portaldan evime geçeceğim.‘’
‘’Tamam. ‘’
Cavidan ‘’İyi geceler Barış’’
Barış ‘’Hepinize iyi geceler.
Çağdaş ‘’Sana da. ‘’
Ben kapıya koşup annesine onun gittiği söyleyerek evine gitmesini sağlamıştım. Odama döndüğümde Çağdaş dev bilgisayarımdan bir iki şeye tıklıyordu ve ‘’Serçe parmağını şuraya dokundurt’’ diyordu. Dediği yere dokundurmamla tıpkı CD girişi gibi bir şey açılıyordu.
Çağdaş ‘’Tanıdın mı gördüğün şeyi? ‘’
‘’Bu Tahye. ‘’
Çağdaş ‘’Senin tahyen. ‘’ diyerek ordan çıkartıp elime veriyordu.
‘’Sana öğrettiğim gibi eline yerleştir. ‘’ dediğinde sol elimle sağ avcuma tahyeyi yerleştirmiştim. Sonra sihir gibi avcumun içine girdi ve yok oldu.
Cavidan ‘’Şeklin için yarın konuşalım. Bu gün fazla şey öğrendin. ‘’
‘’İşte buna tamamen katılıyorum. ‘’ dedikten sonra ikisi de gitti. Saat çoktan 02.00 olmuştu. Yorgunluktan uyumayı başarmıştım.