5. bölüm / 6
Oda B613Everything Changes
Bölümler 6Şu an: Everything Changes
Her şey değişir
•arklar ben bir karar almdım bundan sonra bu hikaye iki farklı kişiyi anlatıcak hikayeye ekstra olarak teakook ship'i de ekleyeceğim önceki bölümden başlıyacak onların hikayesi de. Çünkü Sadece Chan ve Seungmin çok sakin ve tatlı oluyorlar. Biraz kaos de lazım. Taekook ile biraz kovalamaca yaptırım ;)•
from Bangchan
Sabah uyandığımda kendimi Seungmin'e sarılmış şekilde buldum. Evet dün nöbet tutarken neler yaşandığını hatırladığımda gülümsedim. Seugmin'in saçını yüzünden çekip kulağının arkasına sıkıştırdım. Yanaklarını ısırasım geliyor şu çocuğun. Yemin ederim iyileştiği ve kendi isteği ile beni görmek istediğinde gelip iki yanağını da ısıracağım. Yataktan istemeyerek de olsa kalktım. Seungmin hala uyurken beyaz ceketimi alıp B617. Odaya ilerledim. Evet belki benim hastam değildi Jungkook ama yinede emin olmak istiyordum. Kapıyı tıklattım ve birinin cevap vermesini bekledim. Kapıyı Tae açınca gülümsedim.
"Daha iyi mi?"
Başını sallayıp onayladı "evet. Dün bir kriz geçirmiş. Arada oluyor böyle şeyler. Şuan sakince uyuyor. Dün haber verdiğin için çok teşekkürler."
"Önemli değil. Ne de olsa nöbet bunun için var."
Tae saygı gereği hafifçe eğildi."
"Tae-hyung gerçekten diyorum. Zaten işim buydu."
"Chan biliyorsun Jungkook benim zayıf noktam. Ona zarar geldiğinde çok kötü oluyorum. Hem eğer dün bana haber etmeseydin Jungkook kendine zarar verebilirdi. Gerçekten sana çok minnettarım."
Tae-hyung'u tanıyorsam kesin karşılık olarak birşeyler alıcaktı onun için direkt söze girdim.
"İyi o zaman bu öğlen kahveyi sen alıyorsun."
Tae gülümseyip başını sallayarak onayladı.
"Neyse Ben Jungkook'un yanına döneyim. Hala kriz şokunda. Onunla konuşayım. Sende Seung ile tedavinize geçin."
Gülümseyip başımla onayladım.
"Tamadır Hyung!"
Tekrar Seungmin'im odasına kapıyı çalarak girdim."
"D-dünkü çocuk kimdi?"
"Sen uyumuyor muydun dün gece?"
"H-hayır. Şey... sadece sana yakın olmayı seviyorum.."
İşte Seung yine kendini belirtiyor. Tabikide uyuma taklitinde profesyonel olucaktı.
"Şu bağıran çocuğu soruyorsun dimi? O Jungkook. Kendisi hem psikolojisi bozun hemde epilepsi hastası. Bazen krizler geçirebiliyor. Korktun değil mi?"
Başını evet anlamında sallayınca yanına oturdum.
"Çok ses vardı.."
"Bu konuda yapabilecek bir şey yoktu. Eğer olsaydı sesi senin için anında keserdim."
Başı eğik şekilde kafasını anladım anlamında salladı.
"Kafanı kaldırır mısın Seung?"
Hala aşağı bakıyordu. Benden utanmasına gerek yoktu. Fakat hala utangaçtı. Elim ile yanağını kavrayıp yüzünü yukarı kaldırdım.
"Benden utanma Seung. Bir sorun mu var?"
Başını hayır anlamında salladı. Sorun olsa bile onu zorlayamazdım.
"O zaman tedaviye başlayalım mı?"
"Acıtıcak mı?"
"Acıyı olabildiğimce minimum seviyede tutmaya çalışacağım..."
(...timeskip: yılbaşı gecesi)
(Chan'ın ağızından.)
Giyinmeyi bitirmiş ve hastaneye tekrardan gittim. Seungmin bu günü ne kadar istemese de bu günü onun için en iyi şekilde kutlayacaktım.
Seungmin'im odasına girdiğimde Seungmim hala hastane kıyafetleri içindeydi.
"Seung sana demiştim getirdiklerimi giy diye. Neden giymedin?"
"Dışarı gitmek istemiyorum."
"Yanında ben olucam. Ben olmasam bile Tae ve Jeongmin var. Onlar da senin abin sayılır. Hem sana söz verdim seni sessiz bir yere götürücem diye.
Seungmin off layıp tişörütnü çıkarmaya başladı.
"Dışarı çıkmamı ister misin?"
"Hayır gerek yok. Zaten görüceğin herşeyi gördün. Saklamama gerek yok."
Yara izlerinden bahsediyordu...
Seungmin üstünü giyindikten sonra kapıyı açtım.
"Hadi gidelim."
O sırada tam yanımızdan Tae geçti.
"Naber Chan? Seungmin geliyor değil mi?"
Seungmin'e baktım. Seungmin utangaç şekilde kafasını evet anlamında sallayınca gülümsedim.
"Hadi beraber gidelim. Bu arada Jungkook epilepsi değil mi?"
"Direkt terasa ya da başka sakin bir alana gitmeyi planlıyoruz. Siz de değil mi?"
Başımı evet anlamında salladım.
"Seungmin çok insanlarla iç içe olmayı sevmez. Daha doğrusu korkuyor. Neyse."
Hep beraber aşağı indiğimizde Tae Jungkook'a ışıklardan etkilenmesin diye uyku gözlüğü taktıktan sonra içeri girdim. Jungkook gerçekten Tae'ye güveniyor ve göz kapalı bile onu takip ediyordu. Göze bağlı güvenmek bu olsa gerek. Bende Seungmin'in elini tutup yavaşça içeri girdim.
"Direkt sakin bir yere gidiyoduz. Tamam mı?"
Seungmin başını evet anlamında salladı.
Kalabalığı yarıp boş büyük deniz kenarında iki tane bank olan bir yere götürdüm. Burası benim molalarımda hep gerdiğim yerlerdendi. Tae ve Jungkook da orda oturmuştu. Seungmin'i oturtup paramı kontrol ettim. Yanıma birşeyler alırız diye birkaç won getirmiştim.
"Kendime kahve alıcağım. İstediğin birşey varmı?"
Seungmin biraz duraksadı ve düşündü.
"Ş-şey. Burda kar spreyi varmı?"
"Olmalı. Alıyım mı?"
"O-olur.. hep bir tane bende de olsun istemişimdir... birde eğer varsa yiyecek birşey a-alabilir misin? A-ama sıcak."
Seungmin çok konuştuğunu anlayıp başını öne eğdiğinde kızardığını anladım. Gülümsedim.
"Tamadır. Hatta kendime de birşeyler alırım. Beraber yeriz. Beni burda bekle tamam mı? Eğer bir şey olur da rahatsız olursan Tae-Hyung burda. Ona de beni arar."
Başı ile onaylayınca gülümseyip kalabalığa karıştım. Seung'un istediği kar spreyinden bulunca hemen bir tane kaptım. Yemek standlarına gittimde iş biraz daha zordu. Hem Seungmin'in midesini bozmayacak hemde güzel olan bir şey lazımdı. Büyük pankek yapıp arasında çikolata süren bir stand görünce direkt oraya yöneldim.
Pankekleri aldığım gibi soğutmamak için hızlıca Seungmin'in olduğu yere doğru yürüdüm. Evet bende doktorum ama arada tatlı yemek insan hakkı. Yememek daha iyi fakat arada bende kaçamak yapıyorum.
Seungmin denize dalmışken ben tanına oturdum ve pankeki görüş alanına soktum.
"Ş-şey.. bu ne?"
"Pankek. Hiç yemedin mi?"
"H-hayır." Pankeği eline alıp incelemeye başladı.
"Dışı hamur içinde ise çikolata var. Seviceğini düşündüm. Eğer sevmezsen seninkini de ben yerim. Sıkıntı olmaz."
Seungmin minik şekilde bir ısırık aldıktan sonra yanması ve sevdiğine dair minik bir mırıltı çıkarması bir olmuştu.
•her hikayede Pankek olması peki. Eve gittiğimde kendime pankek yapcam (ben yine uçaktayım😑)•
"Güzel değil mi?"
Ağzı dolu bir şekilde konuştu.
"E-evet ama sıcak."
"O zaman yavaş ye."
Beraber denizi izlerken pankek yemeğe başladık. Seungmin tatlısını bitirince kar spreyini verdim.
"T-teşekkür ederim."
Seungmin kar speriyinin kapağını açıp havaya doğru biraz sıktı. Bu minik hareket bile onu mutlu etmişti.
"E-eskiden bütün çocuklar para birleştirip alırlardı. Ama benim paramı zorla alıp kar spreyi ile oynamama izim vermezlerdi... bende hep oynamak istemişimdir..."
Hüzünlü şekilde gülümsedim.
"Keşke önceden deseydin. Ben sana bir tane değil kutu kutu alırdım."
"Ama fazla pahalı olurdu.."
"Sence senin sağlığın paradan önemli mi?"
"G-galiba değil..."
Seungmin kar spreyini bana sıkınca güldüm.
"Senin tatlılığından birgün ölüceğim."
Seungmin'in bir anda yüzü düştü.
"S-sende ölme..."
"Sakin ol seung. Sadece lafın gelişi. Demek istediğim ne kadar tatlı olman."
Sesim ciddi olmayan fakat uyarıcı bir şekilde çıkmıştı. Saat gece yarısına yaklaşıyordu. Seungmin kar spreyi ile Jungkook ile oynuyordu. İkiside hala çocuktu. İçlerinde minik çocuklar vardı.
"Seung! Yeni yıla giriyoruz. Beraber geriye saymak ister misin?"
Seungmin hızlı adımlarla yanıma geldi ve koluma sarıldı. Aynı anda saymaya başladık
"On"
"Dokuz"
"Sekiz."
"Yedi"
"Altı"
"Beş"
"Dört"
"Üç"
"İki" Seungmin bana sıkı sarıldı.
"Bir!" Bunu aynı anda söylerken Seungmin arkasından konuşmaya başladı.
"B-beni cidden az da olsa iyileştirmeye bailadığın için teşekkür ederim.. söz veriyorum bende çabalıyacağım bu yıl."
Seungmin'e sıkıca sarıldım.
"Seung hiçbirşey için teşekkür etmene gerek yok. Ben seni gerçekten iyileştirmek istediğim için şuan burdayız. Ve sana inanıyorum. Çabalayacağına,iyileşiceğine, kendine yardım ediceğine."
Seungmin gülümseyip bana tekrardan sarıldı. Bu çocuğun gülüşünü görmek benim için dünyalara bedeldi...
"Yeni yol hediyeni açmadın."
"H-hediye mi vardı?"
Sırt çantamı açıp içiresindeki minik hediye paketini çıkardım.
"Senin için özel olarak aldım. Umarım beğenirsin."
Seungmin merak içinde kutu açarken ben ise onu izliyordum. Kutunun içinden iki tane bileklik çıkınca Seungmin bana baktı.
"Açıklıyım. O elindeki bileklikten birinin üstündeki desene biraz baskı uygula."
Seungmin hafif baskı uyguladığında bileklik biraz titredi ve diğer bileklik ise karşılık olarak tekrardan titredi.
"Nasıl? Bana istediğin zaman bir baskı ile ulaşabilirsin. Ya da yardım istediğinde. Fakat hangisini daha seversin bilemedim onun için ikisini de paketledim. Sen ayı mı istersin güneşi mi?"
Seungmin bilekliklere biraz baktı.
"Güneşi alacağım..."
Güneş desenli olan altın rengi bilekliği alıp Seungmin'in bileğine bağladım. Benimkisini ise Seungmin bağladı. Ardından tabikide olmazsa olmaz bir teşekkür ve sarılma kazandım...
Bölüm etkileşimi
