Oda B613 kitap kapağı

4. bölüm / 6

Oda B613

Endless Night

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Endless Night

Bitmeyen gece

Nöbet yerime geldiğimde tüylerim ürpermişti. İlk nöbet yağışım değildi ama bu sessizliğe ve karanlığa alışamıyordum. Loş ışık yansa bile çok karanlıktı. Buralara akşam acil bir durum olmadığı sürece geceleri uğranmazdı. Ama sabah olduğunda tekrardan hemşireler ve doktorlar sağdan sola giderken hastalarsa ya bağırarak ya ağlayarak ya da gülerek bir yaşam olduğunu hatırlatırdı. Ama şimdi düşününce Seungmin bu hastaların içindeki en sakin olanıydı. Ağladığında bile ses çıkarmazdı. Sessizce köşesine çekilir ve ağlardı. Bu çocuğa nasıl bu kadar ısındım ki ben.

Yanımda taşıdığım sırt çantamı açıp içinden bir not defteri ve kalem çıkardım. Yarın ne yapıcağını bilsem de not almak iyi geliyordu. Seungmin için uygulanacak tedaviyi hangi kremleri ilaçları kullanıcağımı, Jeongmin'den hangi konuda bana pratik yaptırması gerektiğini, eğer işim erken biterse başka neler yapabiliceğime dair herseyi yazdım. Uzun bir liste olmuştu. Yazımın güzel olduğu için kendime minnettardım yoksa her şey karman çorman olurdu. Defteri kapatıp korkarak olsada etrafa bir defa göz gezdirdim. İstemsizce gözlerim sürekli Seungmin'in odasına kayıyordu. Onun iyi olup olmadığını düşünmeden duramıyorum.

O an ani bir şekilde ana kapı açılınca korkudan yerimde zıpladım. Dediğim gibi buraya acil olunmadığı sürece gelinmezdi. Ne olduğuna baktığımda ise yeni bir hastanın geldiğini fark ettim. Hali Seungmin'den daha beterdi. Ağlıyor, bağırmaya çalışıyor ve kanıyordu. Gözlerim istemsizce dolduğunda hemen göz yaşlarımı gizlice sildim. Hemşireler ve doktor ile odaya girdiğinde herşey tekrardan sessiz olmuştu. Sadece yeni gelen hastanın birkaç çığlığı duyuluyordu.

O sırada Seungmin'in kapısının açıldığını gördüm. Ayağa kalkıp yavaşça ona doğru yürüdüğümde arkasında olduğumu fark etmedi be korkudan zıpladı. Elleri ile yüzünü kapatmıştı.

"Sakin ol benim." Ellerini tutup aşağıya doğru indirdim.

"H-hyung korktum.." hafifçe gülümsedim.

"Özür dilerim. Noldu meye ihtiyacın var."

"H-hayır senden değil... o ç-çığlıklardan." O an gülümsemem yok oldu ve yerine ciddi bir yüz yerleşti.

"Sana kötü birşeyi mi hatırlattı?"

Başını evet anlamında sallayıp bana tıkıca sarıldı. Kafasını omzuma gömdü. Ona tek elimle sarılıp odaya ikimizi ayırmadan soktuktan sonra kapıyı kapattım.

"Sıkıntı yok geçti hepsi... bne burdayken kimse sana bir şey yapamaz."

Seungmin tekrardan ağlıyordu. Saçlarını okşadım. Ağlayabilirdi. Bende ağladım. Hemde çok. Bu da insanlığın bir parçası. Nasıl gülüyorsak öyle de ağlayacağız. İnsanların ağlamanın kötü bir şey olduğunu düşünüp yasak gibi bakmaları beni sinir etmiyor da değil. Bizim de bir kalbimiz var evet bizim de canımız yanıyor bazen. O an ağlamak isteyebiliriz. Ağlayacağız da. Ama tekrar ayağa kalkıp düştüğümüz yere bakıp gülüceğizde.

Seungmin'in konuşmak istemeyeceğini bildiğim için elimi dizlerinin altına koyup kaldırdım ve bana daha yakın olmasını sağladım. Ellerini boynuma sarmış ağlıyordu. Yavaşça yatağa doğru ilerledim. Artık dokunmamdan rahatsız olmuyordu. Yüzüne bir defa daha baktım. Gözyaşları yavaşça akıyordu. Ellerini sıkıca boynuma sarmıştı sanki gitmemi istemiyor gibi. Yatağa yavaşça koydum fakat ellerini hala boynumda sıkıca tutuyordu.

"Seungmin uyuman lazım."

"T-tek kalmak istemiyorum.."

Ama benimde nöbet yerime gitmem lazımdı. Evet hastaların ihtiyacı olduğu zaman yanlarında biraz kalabilirdim ama Seungmin ile sabaha kadar kalamazdım. Ellerim ile tekrar onu sararak aynı pozisyona getirdim.

"O zaman benimle beraber nöbet tut."

Bana baktı. Dışarının karanlık olduğunu biliyordu. Fakat başını tamam anlamında sallayınca kapıyı açıp nöbet tuttuğum sandalyeye oturdum ve Seungmin'i de kucağıma koydum. Saçlarını okşamaya başladım. Gözlerini benimkine kilitlemişti Seungmin. Gülümsedim. Seungmin etrafa bakmak istemiyordu çünkü korkuyordu. Onu sıkıca sardım ve bana daha yakın olmasını sağladım. Bir yorgan görevi görmüyordum ama yinede sıcak ve güvende tutmaya çalışıyordum Seung'u.

"B-burası daha da korkunçmuş.."

O an fark ettim ki Seungmin ikinci defa odasından çıkmıştı.be hiç akşam çıkmamıştı.

"Bende biraz korkuyorum ama merak etme güvendeyiz. Kimse sana dokunamaz."

Sözümü bitirdiğimdem sonra derin bir sessizlik oldu. Konuşucağımız bir şey yoktu.

"H-hyung ş-şu yılbaşı olayını k-konuşabilir miyiz?"

İşte gene o olay. Seungmin için tramva olucak neredeyse.

"Tabikide. Hala onun için streslisin değil mi? Dök içindekileri Seung."

Seungmin biraz çekinerek konuşmaya başladı.

"Çok fazla insan olucak... korkuyorum. Ya tanıdığım kötü biri de ordaysa?"

"Seungmin sana dedim ya önceden, seni daha sakin bir bölmeye götürücem. Az kişinin olucağı ve seni koruyabileceğim bir yere."

Seungmin hala korkuyordu.

"Dışarıya çıkmak istemiyorum... dışarıda çok fazla insan ve kötülük var..."

"O zaman bir saat oturur sonra odana geri döneriz. Söz tam gece yarısı olduğu zaman yani en yoğun ve gürültülü olan zamanda odanda oluruz."

"O-o zaman belki inebilirim..."

Gülümsedim somunda ikna olmuştu. Ama dışarıda olan minik standları gördüğünde daha da mutlu olucağımı düşünüyordum. Hastalar için minik standlar vardı dışarıda onlara el işi öğreten ya da küçük hediyeler ve atıştırmalıklar satan standlar olucaktı. Önceki yıl eski bir hastam ile gitmiştim. Biraz sıkıntı çıkmış olsa da önceki sene de güzeldi.

"D-duydum ki önceki sene aynı kutlamada b-bir hasta ölmüş..."

Evet sıkıntıdan kastım buydu.

"Evet maalesef.. bir hastamız bilinçsiz bir şekilde havai fişeklerin olduğu bölümü bulup orda..."

Sonrasını anladığını düşünüyordum çünkü ölmek kelimesi en sevmediğim kelimeler arasındaydı.

"Haberlerde görmüştüm..."

O yılbaşında havai fişekler olmamıştı bunun için. Ama yinede insanlar şu pastaların üstüme konulan patlayan büyük muma benzer şeylerden alıp bir yere koyup hepsini yakıp güzel bir görüntü oluşturmuştuk.

Seungmin'in gözleri kapanıyordu.

"Yatağına götürmemi ister misin?"

"B-burda yatamaz mıyım?"

"Rahatsız olmayacak mısın?"

"Yatağım kadar sende rahatsın..."

"O zaman burda uyu."

Gözleri yavaşça kapanmaya başladığında tekrardan hızlıca açtı.

"Ben uyuduğumda yatağıma beni gerş koyucak mısın?"

"Yani evet.."

"K-koymasan olmaz mı?"

"Tamam. Koymam."

Seungmin bu sefer tamamen kendini uykuya bıraktı ve derin bi r uykuya daldı. Birkaç dakika ona sarıldım fakat sonradan tam karşımdaki odada yatan hem psikolojik hastlalıkları olan hemde epilepsi hastası bağırmaya ve yardım istemeye başlayınca hemen yanımda duran hastane telefonuna ulaşıp doktor kim Taehyung'u aradım. B617 odalı odadaki Jungkook onun hastası olduğunu biliyordum çünkü sürekli aynı odaya giriyordu giriyordu. Teahyung telefonu açınca konuşmasını bekledim.

"Noldu Chan? Nöbet zamanı hastalarımdan biri mi arıza yaptı?" Uykulu ve bıkmış şekilde konuştu.

"Jeon Jungkook. Seungmin'i uyandırmamak için kısık sesle konuştum.

Teahyung'un hemen olduğu yerden kalktığını seslerden duymuştum.

"On dakikaya ordayım. Hatta beş. Sadece ben gelene kadar kapısını açmasın yeter."

"Tamam."

Teahyung tam da dediği gibi beş dakikaya uykusunu açıp gelmiş kapıya son hız koşup kapıya geldi.

"Akşam zamanı olmaz tatlım..." bunu bir tık yüksek sesle söyleyince Seungmin kımıldanıp bana daha çok sokuldu."

"Sessiz ol Teahyung."

"Nede-"

Tam beni gıcık etmek istercesi sorarken kucağımda uyuyan minik Seungmini görünce sustu.

"Bende şöyle bir hasta istiyorum. Ama Jeon'um bana yeter de artar. Sadece akşamları fazla arıza çıkarıyor."

Kapıya ne olur ne olmaz diyerek tıklatıp Jungkook'un yanına girdi ve kapıyı kapattı. Bazen Teahyung'un hastasından hoşlandığı düşüncesi aklıma takılıyor. Belkide olabilir. Az önce gelirken dediği kelimeler biraz hoşlandığını açıklıyor gibiydi.

Taehyung içeride Jungkook ile uğraşırken kucağımda mışıl mışıl uyuyan miniğe baktım ve gülümsedim. Seungmin gerçekten bana hiç zorluk çıkartmıyordu. İlgi için çıldırmasının gerekmediğini biliyor gibiydi. Saçını bir kez daha sevip tekrardan düşüncelere daldım..

(Birkaç saat sonra) Not; Nöbetçi doktorlar nöbet saati gece erken gitmek istemezlerse diye burda kalabiliyorlar yani nöbet sabaha kadar değil Chan'ın nöbeti saat 22:00 dan 04:00'a kadar.

Seungmin kucağımda saatlerdir uyurken benim de nöbetim bitmişti ve sadece uyumak istiyordum fakat yürüyecek halim dahi yoktu. Seungmin'i tekrardan kaldırıp odasına ilerledim. Onu yatağına koyduktan sonra yanına getçip bende biraz uzandım. İki üç dakika uzansam yeterdi. Seungmin'in yüzünü inceliyordum ki o an gözlerimim kapandığını bile hissetmemiştim. Ve orada uyuya kaldım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

128okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.