43. bölüm · Nefretten doğan neşe

Nanjun

Esma Nur

Rumi son bı ümitle nefes aletini taktı.Ve nanjun gözünü açtı ve
"Yaşıyor mu" doktorlar şaşkın şekilde bakarken hemşirelerde. Biri sedyeyi getirir ve ambulansa binerler.Hastaneye varana kadar kimsenin ağzını bıçak açmaz.Ambulans sirenleri geceyi yararak ilerliyordu.
Nanjun’un gözleri yarı açıktı. Nefesi düzensiz ama vardı.
Rumi elini bırakmadı. Kimse konuşmadı.
Hastaneye vardıklarında kapılar açıldı.
Doktorlar hızla sedyeyi aldı. Koridor boyunca ayak sesleri yankılandı.
Bir süre sonra biri çıktı. “Hayati tehlike atlatıldı,” dedi kısa bir cümleyle. “Ama sonuçlar ağır.”
Odaya alındığında Nanjun uyanıktı ama hareket etmiyordu.
Sadece elleri kıpırdadı.
Doktor sakin bir sesle konuştu. “Omurilik etkilenmiş. Kolları çalışıyor. Bacaklar… şimdilik tepki vermiyor.”
Odaya sessizlik çöktü.
Nanjun tavana baktı. “Yani yürüyemiyorum.”
Doktor başını salladı. “Şu an için hayır. Fizik tedavi başlayacak.”
Kimse ağlamadı.
Kimse bağırmadı.
Rumi derin bir nefes aldı. “Yaşıyor,bu yeter.”
Nanjun gözlerini kapattı. Uzun bir yolun başladığını o an anladı.Tekerlekli sandalyeyi görünce hemen
"Gidiyor muyuz" Rumi hemen
"Nereye"
"OBANAİ yi görmeye gelecek varsa gelsin" dedi ve tekerlekli sandalyeye bindi ve hızla sürmeye başladı kapısında OBANAİ yazan kapıya geldi ve içeri girdi Obanai onu görünce
"Nanjun" dedi bi anda nanjun hiç beklemeden tekerlekli sandalyedena atladı ve obani nın üstüne atladı obani ise
"Dur kız nefes alamicam" dedi mitsuri kıskançlıkla bakıyordu en son sanemi gelip nanjunu kucakladı ve
"fizik tedaviye gidiyoruz" dedi ve onu tekerlekli sandalyesine koydular ve vardılar kapıda
Fizyoterapist Arika yazıyordu içeri girdiler.Terapist hemen
"Nanjun Minamoto diil mi"
"Evet"
"Tamam geç"
"Bak bugün yürümeyeceğiz.Bugün düşmemeyi öğreneceğiz.” dedi ve konuşmaya başladılarArika kapıyı kapattı. Oda sessizdi. Zeminde minderler, paralel barlar ve duvarda büyük bir ayna vardı.
Nanjun sandalyede dik oturuyordu. Ellerini dizlerinin üstüne koydu, bacaklarına bakmadı.
“Bak,” dedi Arika sakin ama kesin bir tonla.
“Bugün yürümeyeceğiz. Bugün düşmemeyi öğreneceğiz.”
Sanemi bir adım öne çıktı ama Arika elini kaldırdı.
“Yaklaşma.”
Sanemi durdu. Dişlerini sıktı ama geri çekildi.
Arika sandalyenin kilidini gösterdi.
“İlk kural: Kontrol. Kilit açıkken hareket yok.”
Nanjun başını salladı.
“Anladım.”
“İkinci kural,” dedi Arika,
“Bacaklarını bekleme. Bugün onlar yokmuş gibi davranacağız.”
Bu cümle odada ağırlaştı.
Rumi nefesini tuttu. Mira bakışlarını yere indirdi.
Arika, sandalyeyi yatağın yanına yaklaştırdı.
“Transfer deneyeceğiz. Yardım istemeden. Ama düşersen… düşersin.”
Nanjun gülümsedi. Acı bir gülümseme.
“Zaten düşmeye alışığım.”
Ellerini sandalyenin kolçaklarına bastı. Omuzları gerildi.
Vücudunu öne aldı. Ağırlığını kollarına verdi.
Bir an için her şey durdu.
Sonra denge kaydı.
Nanjun refleksle tutunmaya çalıştı ama alt beden tepki vermedi.
Sandalyenin tekeri hafifçe kaydı.
Nanjun yatağın kenarına sertçe çarptı ama yere düşmedi.
Nefesi kesildi. Şoktan.
Gözleri büyüdü.
Sanemi ileri atıldı.
“Nanjun—”
“Dur,” dedi Arika sertçe.
“Bırak. Kendisi toparlayacak.”
Nanjun gözlerini kapattı. Bir saniye. İki saniye.
Sonra tekrar kollarını bastı.
Bu kez daha yavaş. Daha kontrollü.
Oturmayı başardı.
Oda yeniden nefes aldı.
Arika başını salladı.
“İşte bu. Bu bir başarı.”
Nanjun alnından akan teri sildi.
“Başarı buysa,” dedi kısık bir sesle,
“Yol uzun.”
Arika gülümsedi.
“Uzun, evet. Ama imkânsız değil.”
Kapı aralığından OBANAİ izliyordu. Maskesi takılıydı.
Nanjun’la göz göze geldiler.
OBANAİ başını eğdi. Sessizce.
Bir teşekkür gibi.
Seans bittiğinde Nanjun sandalyeye geri oturdu.
Kolları titriyordu ama yüzü sakindi.
Sanemi sandalyeyi itmek için uzandı.
Nanjun elini kaldırdı.
“Ben.”
Sanemi durdu. Bu kez itiraz etmedi.
Koridorda ilerlerken Nanjun aynadaki yansımasına baktı.
Aynı yüz. Aynı gözler.
Ama başka bir beden.
Fısıldadı. Kimse duymadı.
“Düşmemeyi öğrendim.”
Ve ilk kez, bu yeni hayatın içinde
kalabileceğini düşündü.