22. bölüm · Nefretten doğan neşe

Biz geldik kore

Esma Nur

Uçak pistte hızlanmaya başladığında herkes kemerlerini bağladı. Motorların sesi göğsün içini titretiyordu.
Rumi camdan dışarı baktı. Şehrin ışıkları küçülürken boğazı düğümlendi.
Arkada bıraktıkları: kan kokusu, siren sesi, yarım kalmış nakaratlar.
Yanında oturan Nanjun hafifçe başını ona çevirdi. Omzu bandajlarla sarılıydı, hareket etmeye korkar gibi duruyordu.
Rumi onun elini tuttu.
Hiç konuşmadılar.
Ama ikisi de anladı.
Mira öne doğru eğilip fısıldadı:
“Sesin geri gelecek. Gelmese bile… biz varız.”
Zoey koltuğa yayıldı, gözlerini kapattı.
“Konuşmak şart değil,” dedi. “Bazı şeyler… sessizken tamamlanır.”
Uçak bulutların arasına girdi. Turbulansla birlikte kabin hafifçe sallandı. Rumi gözlerini kapadı. Bir anlığına o patlamanın anısına döndü: taşlar, bağırışlar, kan.
Bir ses, zihninin derininden yükseldi.
“Bizi sadece biz dağıtabiliriz.”
Nefesi hızlandı.
O anda Nanjun parmaklarını hafifçe sıktı.
“Buradayım,” dedi alçak bir sesle. “Gidiyorum sandığında bile… buradayım.”
Rumi gözlerinden akan yaşları silerek başını salladı.
Uçak yavaşça alçalmaya başladığında hostesin sesi duyuldu.
“Sayın yolcularımız, Kore’ye iniş için hazırlanın.”
Mira derin bir nefes verdi.
Zoey hafif gülümsedi.
“Eve döndük,” dedi. “Ama hiçbir şey eskisi gibi değil.”
Uçaktan indiler.
Soğuk hava yüzlerine çarptı.
Havalimanının kalabalığı, çekilen valiz tekerleklerinin sesi, anonslar… her şey çok normaldi. O kadar normaldi ki yaşadıkları sanki rüyaymış gibi geliyordu.
O an Rumi durdu.
Bir şey hissetmişti.
Kalabalığın içinde bir bakış.
Başını yavaşça çevirdi.
Uzaktan bir siluet.
Kapüşon. Maske.
Jinu.
Göz göze gelmediler.
Ama Rumi içinden biliyordu:
O da Kore’ye gelmişti.
Ve bu, bir vedanın değil — yeni bir savaşın başlangıcıydı.
Nanjun tekerlekli sandalyede arkasını dönüp sordu:
“Rumi? İyi misin?”
Rumi başını salladı.
Gülümsedi.
Sesi yoktu… ama kalbi sakinleşmişti.
Mira kapıyı işaret etti.
“Hadi. Provalar, hastaneler, kavga, gözyaşı… hepsi bizi bekliyor.”
Zoey kıkırdadı.
“Ve muhtemelen iblisler de.”
Rumi yürümeye başladı.
Şarkı söyleyemiyordu.
Ama ilerliyordu.
Bu da zaten şarkının kendisiydi.
Otele doğru gidiyorlardı Rumi bobby ye mesaj atıyordu
"Bobby biz otele geçiyoruz" Bobby mesajı gördüğü anda
"İyi tatiller kızlar"