33. bölüm · Nefretten doğan neşe

Gidiyoruz

Esma Nur

Valizimi topluyorum ta ki Mira şunu diyene kadar
"Onlarla gitmek zorunda mısın"
"Evet Mira içlerinden birine bir şey olursa"
"Tamam"
"Zaten bela bizi başından hiç ayırmıyor"
"Rumi hadi gidiyoruz" OBANAİ nın demesiyle kızları tek tek öpüp uçağa bindim ve el salladım bı daha ha baktığımda ise yoklardı v eiçuşta ise kimsenin ağzını bıçak açmadı indik.Ve geldik merhaba Japonya.Rumi, Obanai, Sanemi ve Mitsuri, valizlerini sırtlarına takıp Japonya’ya doğru yürüyordu. Hava serin, ama yürekleri sıcak; geçmişin acıları ve sevinçleri bir karışım olmuştu. Rumi, gözlerini ufka dikmiş, sessizce düşünüyordu.
“Yeniden başlıyoruz,” dedi Obanai, yüzünde hem kararlılık hem de yorgunluk vardı. Mitsuri yanına yaklaşarak, “Her şey yolunda gidecek, korkma,” dedi ve Rumi’nin omzuna hafifçe dokundu.
Sanemi, arkasında biraz mesafeyle yürüyordu; gözleri dikkatle çevreyi tarıyor, sessiz bir bekleyişin içindeydi. Rumi, tüm bu güven hissiyle, geleceğe dair küçük bir umut kıvılcımı hissetti.
Ama farkında değildi ki… ardında sessiz adımlar vardı.
Mira, Zoey ve Nanjun, uzaktan onları izliyor, sessizce ilerliyordu. Rumi hiçbir şekilde fark etmemişti; kalbi hâlâ sadece kendi grubuna, Obanai ve Mitsuri’ye güveniyordu.
Zoey, Nanjun’un koluna hafifçe dokundu:
“Onlar farkında değil, sürprizimiz işe yarayacak,” dedi, gülümseyerek.
Nanjun gözlerini Rumi’den ayırmadan:
“Evet… sessizce takip edeceğiz. Ama ne olursa olsun onu koruyacağım,” dedi, sesi kararlı ve sessiz.
Mira hafifçe başını salladı:
“Bu sefer, Rumi’nin yanında olacağız… fark etmeden, ama her an hazırız.”
Rumi, gülümseyen Obanai ve Mitsuri’ye bakarken, ardındaki gölgelerde sevgi, koruma ve küçük bir sürpriz bekliyordu. Ve o an, henüz bilmiyordu, geçmişten gelen dostları ve koruyucuları sessizce yanına geliyordu; her adımda bir güven perdesi örülüyordu.Rumi, Obanai, Mitsuri ve Sanemiyle Japonya’ya doğru yürürken, şehir ışıkları uzaklarda titriyordu. Kalbi hâlâ geçmişin ağırlığıyla doluydu, ama yanındaki arkadaşlarına güveniyordu. Adımlarını hızlandırdı, içten içe yeni başlangıçlara hazırlanıyordu.
Tam o sırada, hafif bir hışırtı duydu. Başını çevirdi ama sadece karanlık ve sessizlik vardı. Bir an durdu, kaşlarını çattı.
“Birisi mi var?” diye fısıldadı, ama sesi kendi kendine duyuluyordu.
Ve o an…
“Rumi biz burdayız"
Rumi dönüp baktığında, gözlerine inanamadı. Mira, Zoey ve Nanjun, sessizce ama kararlı bir şekilde arkasından geliyordu. Gözleri büyüdü, nefesi kesildi.
“Nasıl… ne…?” Rumi kelimeleri toparlayamadı, sadece donakaldı.
Zoey hafifçe gülümsedi:
“Beni tanıdın mı? Sessizce seni korumaya geldik.”
Mira adım atarak:
“Ve biz hep yanındayız. Ne olursa olsun.”
Nanjun ise, Rumi’nin yanına gelerek ellerini tuttu:
“Artık hiçbir şeyi tek başına göğüslemeyeceksin. Seni bırakmadım, bırakmayacağım.”
Rumi’nin gözlerinden yaşlar süzüldü, ama bu sefer şaşkınlıkla ve sevinçle karışık. Kalbi hem korku hem de mutlulukla doldu. Sessizce fısıldadı:
“Beni… buldunuz… gerçekten buradasınız…”
Obanai, Mitsuri ve Sanemi de aralarına katıldı. Hepsi bir aradaydı, geçmişin tüm acılarını bir nebze olsun geride bırakmış, ama yine de bir arada durmanın gücüyle…
Ve o an Rumi anladı: artık yalnız değildi. Her adımı, her nefesi, yanında sevdikleri ve koruyucuları vardı. Ve bu, yeni bir hayatın, yeni bir başlangıcın işaretiydi.Ardındanmarkete gittiler