Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 2: İMPARATORLUĞUN SON CEPHELERİ VE BİR KURMAY DEHANIN YÜKSELİŞİ (1905–1918)
- 1 BÖLÜM 1: DOĞUM, ÇOCUKLUK VE ASKERİ EĞİTİM YILLARI (1881–1905)606 kelime
- 2 BÖLÜM 2: İMPARATORLUĞUN SON CEPHELERİ VE BİR KURMAY DEHANIN YÜKSELİŞİ (1905–1918)698 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM 3: MİLLİ MÜCADELE VE BAĞIMSIZLIK YOLU (1919–1922)682 kelime
- 4 BÖLÜM 4: CUMHURİYETİN İLANI VE BÜYÜK İNKILAPLAR (1923–1938)513 kelime
- 5 BÖLÜM 5: ATATÜRK’ÜN İLKELERİ, DIŞ POLİTİKASI VE VEDASI (1930–1938)551 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şam Görevi ve Vatan ve Hürriyet Cemiyeti
11 Ocak 1905 tarihinde Harp Akademisi’nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olan Mustafa Kemal, siyasi fikirleri ve rejim karşıtı yayınları gerekçe gösterilerek kısa bir süre gözaltında tutuldu. Ardından staj görevi için imparatorluğun uzak ve huzursuz bir vilayeti olan Şam’daki 5. Ordu emrine atandı.
Şam’daki görevi sırasında Suriye ve çevresindeki idari bozuklukları, askeri disiplinsizliği ve yerel isyanları yakından gözlemledi. Devletin köklü bir reforma ihtiyaç duyduğuna kanaat getirerek tüccar kılığındaki arkadaşı Mustafa Cantekin ile birlikte gizlice **"Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"**ni kurdu. Cemiyeti genişletmek amacıyla gizlice Selanik’e geçerek bir şube açtıysa da, bölgedeki siyasi dengeler ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin baskın nüfuzu nedeniyle tekrar Şam’a dönmek zorunda kaldı.
1907 yılında 3. Ordu emrine atanarak Selanik’e geri döndü. 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanından sonra ordunun siyasete karışmaması gerektiğini kararlılıkla savundu. Bu görüşü, İttihat ve Terakki liderleriyle fikir ayrılığına düşmesine neden oldu.
31 Mart Vakası ve Trablusgarp Savaşı (1909–1912)
13 Nisan 1909’da (Miladi) İstanbul’da meşrutiyet rejimine karşı patlak veren gerici 31 Mart İsyanı’nı bastırmak üzere Selanik’ten hareket eden Hareket Ordusu kuruldu. Mustafa Kemal, bu ordunun Kurmay Başkanı olarak görev yaptı; ordunun adını koydu ve yayımladığı bildirileri kaleme aldı. İsyan bastırılarak rejim korundu.
Trablusgarp Savaşı (1911): "Gazeteci Şerif"
1911 yılında sömürge arayışındaki İtalya, Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki son toprağı olan Trablusgarp’a (Libya) saldırdı. Osmanlı Devleti’nin donanması yetersizdi ve karadan asker gönderme imkanı yoktu.
Mustafa Kemal, Enver Bey ve bir grup vatansever subay ile birlikte görevinden gönüllü olarak ayrılarak Libya’ya geçti. Mısır üzerinden bölgeye ulaşmak için tüccar ve "Gazeteci Şerif" takma adını kullandı. Derne ve Tobruk bölgelerinde yerel Arap kabilelerini bir araya getirerek İtalyan ordusuna karşı örgütledi.
- Derne’de gösterdiği askeri başarılar sırasında gözünden yaralandı.
- Bu savaş, Mustafa Kemal’in halkı örgütleyerek yürüttüğü ilk gayri nizami harp (gerilla savaşı) tecrübesi ve askeri rüştünü ispatladığı ilk büyük sınavı oldu.Balkan Savaşları ve Sofya Askeri Ateşeliği (1912–1914)
Trablusgarp’ta mücadele sürerken, 1912 yılında Balkan devletlerinin birleşerek Osmanlı Devleti’ne saldırması üzerine I. Balkan Savaşı patlak verdi. Edirne dahil olmak üzere Doğu Trakya kaybedildi.
Mustafa Kemal, derhal İstanbul’a dönerek Gelibolu Yarımadası’ndaki Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı’na atandı. II. Balkan Savaşı sırasında Edirne’nin düşman işgalinden geri alınmasında kritik rol oynadı. Gelibolu Yarımadası’nın coğrafi yapısını inceleme fırsatı bulması, birkaç yıl sonra Çanakkale Savaşı’nda ona hayatı bir stratejik üstünlük sağlayacaktı.
Sofya Askeri Ateşeliği (1913)
Savaştan sonra 1913 yılında Sofya Askeri Ateşemiliterliği görevine getirildi. Burada geçirdiği süre boyunca:
Batı diplomasisinin işleyişini, Avrupa sosyetesinin yaşam tarzını ve parlamenter sistemin işleyişini yakından gözlemledi.
Bulgaristan’da kalan Türklerin sosyal ve kültürel haklarıyla ilgilendi.
Kostümlü bir baloya yeniçeri kıyafetiyle katılarak dikkatleri üzerine çekti.
I. Dünya Savaşı ve Çanakkale Zaferi (1914–1915)
1914 yılında I. Dünya Savaşı başladığında Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti’nin savaşa hazırlıksız girmemesi gerektiği görüşündeydi. Ancak savaşa girilmesi kesinleşince derhal aktif görev istedi ve Tekirdağ’da kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığına atandı.
İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak ve Çarlık Rusyası’na yardım götürmek amacıyla 1915 yılında Çanakkale Boğazı’na dayandı. 18 Mart Deniz Zaferinin ardından, Gelibolu Yarımadası’na kara çıkarması başlattılar.
Anafartalar Kahramanı
Mustafa Kemal, düşman kuvvetlerinin nereden çıkarma yapacağını doğru tahmin ederek stratejik ihtiyat kuvvetlerini Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar bölgesine sevk etti.
Conkbayırı (18 Nisan 1915): Cephanesi biten askerlere verdiği şu tarihi emirle savaşın seyrini değiştirdi:
"Cephaneniz yoksa süngünüz var! Süngü tak! Yere yat!"
Anafartalar Taarruzu (10 Ağustos 1915): Göğsüne batan bir şarapnel parçasının cebindeki köstekli saate denk gelmesiyle mutlak bir ölümden döndü. Süngü taarruzuyla müttefik ordularını bozguna uğrattı.
Çanakkale’deki başarıları neticesinde Mustafa Kemal’e "Anafartalar Kahramanı" unvanı verildi, albaylık rütbesine terfi ettirildi ve adı ilk kez tüm yurtta ve dünya basınında geniş yer buldu.
Doğu ve Suriye Cepheleri (1916–1918)
Doğu Cephesi (1916)
Çanakkale Savaşı’nın ardından 16. Kolordu Komutanı olarak Doğu Cephesi’ne gönderildi. Rus işgali altındaki Doğu Anadolu’da dağınık birlikleri toparlayarak karşı taarruza geçti ve Muş ile Bitlis’i Rus işgalinden geri aldı. Bu başarısı üzerine Paşalık (Tümgeneral) rütbesine yükseltildi.
Suriye-Filistin Cephesi (1917–1918)
1917’de Yıldırım Orduları emrindeki 7. Ordu Komutanlığı’na atandı. İngilizlerin güçlü taarruzu karşısında Alman Komutan Falkenhayn ile stratejik fikir ayrılığına düşerek istifa etti. Ancak 1918’de Suriye Cephesi’ne tekrar atandı.
Arap aşiretlerinin desteğini alan İngiliz ordusuna karşı başarılı bir oyalanma muharebesi yürüterek Türk ordusunu imha edilmekten kurtardı. Ordusunu Halep’in kuzeyine, bugün dahi Türkiye sınırı olan hatta çekerek İngiliz ilerleyişini durdurdu.
30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandığında, Mustafa Kemal Paşa Yıldırım Orduları Grup Komutanı olarak Suriye sınırındaydı.
Bölüm etkileşimi
