6. bölüm · Mucize’nin Öyküsü

Paramparça

Kübra Aydoğan

Ancak Soykan malikanesindeki o köklü çatırdama, fırtınanın sadece başlangıcıydı. Handan Hanım, kızının gidiş hazırlıklarını izledikçe ve Asaf Bey’in yıllar önce kendisini aldattığı gerçeğiyle her gün yüzleştikçe daha fazla dayanamadı. Bir akşamüstü, çalışma odasında Asaf Bey ile aralarında kopan o son kavga, bardağı taşıran son damla oldu. Handan Hanım, uğruna bir ömür feda ettiği, sırf evliliği yürüsün diye başka bir kadının günahını ve bir bebeğin kaderini omuzladığı adamın pervasızlığı karşısında çılgına döndü. "Bitti Asaf! Bu yalan da bu evlilik de bitti!" sesleri evin koridorlarında çınladı. Handan Hanım, gözyaşları içinde çantasını alıp kendini dışarı attı.
Mucize, annesinin arkasından koşmaya çalışsa da yetişemedi. Handan Hanım öfke ve acıyla arabasına bindi, gaza sonuna kadar bastı. İzmir’in o virajlı, yağmurla kayganlaşan sahil yolunda hırsını direksiyondan çıkarmak ister gibi sürat yaptı. Gözündeki yaşlar yolu görmesini engellerken, karşı şeritten gelen tırın ışıkları gecenin karanlığını deldi. Kulakları sağır eden bir fren sesi ve ardından gelen metalin metale çarpma gürültüsü...
Hastanenin yoğun bakım koridoru, buz gibi bir sessizliğe bürünmüştü. Handan Hanım, beyaz çarşafların arasında, vücuduna bağlanan onlarca kablo ve ağzındaki solunum cihazıyla amansız bir savaş veriyordu. Doktorların "Her şeye hazırlıklı olun, beyin fonksiyonları sınırda, şu an sadece cihaza bağlı yaşıyor" sözleri, koridorda yankılandı. Mucize, camın arkasından annesinin o solgun yüzüne bakarken hıçkırıklara boğuldu. Hayat tam ona bir anne vermişken, şimdi onu ellerinden söküp alıyordu.