5. bölüm / 8
MesafeBölüm 5: Dedikodu Kazanı
Bölümler 8Şu an: Bölüm 5: Dedikodu Kazanı
Ayla, sırtını dayadığı soğuk duvarın sertliğini artık hissetmiyordu; çünkü Kaan'ın yakınlığı tüm duyularını felç etmişti. Gözlerini sıkıca yumdu, zihninde yankılanan 'yapma' diyen mantıklı sesle, kalbindeki o vahşi ritim arasında bir savaş veriyordu.
"Kaan..." dedi Ayla, sesi bir fısıltıdan öteye gidemeyerek. "Ben... Ben şu an ne diyeceğimi, ne hissedeceğimi bilmiyorum. Kafam çok karışık. Her şey o kadar hızlı oldu ki."
Kaan, elini duvardan çekmedi ama baskısını hafifletti. Gözlerinde hayal kırıklığı değil, sabırlı bir avcının sükuneti vardı. "Kaçıyorsun," dedi yumuşak bir sesle.
"Kaçmıyorum, sadece nefes almaya ihtiyacım var. Lütfen, git şimdi. Annemler duyacak."
Ayla, Kaan'ın kolunun altından sıyrılıp bahçe kapısına doğru bir hamle yaptı. Arkasına bakmadan, adeta kendi hayatından kaçıyormuşçasına merdivenleri tırmandı. Kapıyı kilitleyip sırtını ahşaba yasladığında, dışarıda kalan Kaan'ın varlığını hala orada, kapının hemen ardında hissedebiliyordu.
~~~~~~
Ertesi sabah İstanbul’un o güneşli ama ağır havası, mahalledeki fısıltılarla daha da boğucu bir hal almıştı. Ayla, atölyesine gitmek için evden çıktığında havada bir tuhaflık olduğunu sezdi.
Bakkal amcanın bakışları, manavın yanındaki kadınların bir anda susup ona dönmesi...
Dün geceki kermes çıkışı, Selin’in fitnesi ve Kaan'ın herkesin içinde Ayla'yı sahiplenmesi, mahallenin sabah kahvaltısına meze olmuştu bile.
Ayla, atölyesine giden yolda yürürken karşıdan Selin’in annesi Feryal Hanım’ın geldiğini gördü. Kadın, Ayla’yı görünce yüzüne o yapmacık, iğneleyici gülümsemesini yerleştirdi.
"Günaydın Ayla kızım. Maşallah, dün akşam kermeste çok konuşulmuşsunuz. Kaan oğlumuz da dönünce bir değişmiş, değil mi? Ablasına bu kadar düşkün olması ne güzel..."
'Abla' kelimesi, Feryal Hanım’ın ağzından sanki bir uyarı gibi çıkmıştı. Ayla, boğazının düğümlendiğini hissetti.
"Kaan mahallemizin çocuğu Feryal Teyze, bilirsin. Koruma içgüdüsü işte," diyerek geçiştirmeye çalıştı ama nafileydi.
Atölyeye vardığında telefonuna ardı ardına mesajlar düşmeye başladı. Elif’den gelen mesaj her şeyi özetliyordu:
"Ayla, mahallede herkes Kaan'ın Selin’i senin için susturduğunu ve el ele evine kadar yürüdüğünü konuşuyor. Annenin kulağına gitmeden bir şeyler yapman lazım!"
Ayla, başını ellerinin arasına aldı. İşler beklediğinden çok daha hızlı sarpa sarmıştı. Tam o sırada atölyenin kapısı sertçe açıldı. İçeri giren kişi, dünkü o kararlı ve yakıcı bakışlarıyla Kaan'dan başkası değildi.
"Gördün mü?" dedi Kaan, kapıyı arkasından kapatarak. "Kaçarak hiçbir şeyi çözemedin. Şimdi tüm mahalle bizi konuşuyor."
Ayla ayağa fırladı.
"Senin yüzünden! Neden herkesin içinde öyle davranmak zorundaydın? Şimdi annemin yüzüne nasıl bakacağım ben?"
Kaan, birkaç büyük adımla masasına yaklaştı ve ellerini masaya dayayıp üzerine eğildi.
"Bırak konuşsunlar Ayla. Ben kimseden çekinmiyorum. Sen de çekinme. Çünkü o fısıltıların içinde saklanan tek bir gerçek var: Ben sana aşığım."
Ayla, masanın üzerindeki boncuk kutusunu yere düşürdü. Boncuklar dört bir yana dağılırken, mahallenin o huzurlu sessizliği, yerini geri dönülemez bir fırtınaya bırakmıştı.
Bölüm etkileşimi
