2. bölüm · Mesafe
Bölüm 2: Kermes
Kaan'ın o sarsıcı çıkışının ardından Ayla, gece boyunca yatağında dönüp durdu. Bileğinde hâlâ o sıcak parmakların izi varmış gibi hissediyordu.
Zihni, yıllar öncesinin tozlu raflarına, Kaan'ın henüz gitmediği o son yaza sürüklendi.
~~~~
Kaan 18, Ayla 24 yaşındaydı. Kaan'ın ertesi gün üniversite için şehirden ayrılacağı o sıcak ağustos gecesi, ikisi bahçedeki eski salıncakta oturuyorlardı. Kaan her zamankinden daha sessiz, daha dalgındı.
"Gidiyorsun demek," demişti Ayla, elindeki dondurmayı bitirirken. "Bak, sakın orada okuldan kaçıp müzik gruplarının peşine takılma. Anneni üzersen hesabını benden sorarsın, biliyorsun."
Ayla, Kaan'ın saçlarını karıştırmak için elini uzatmıştı ama Deniz o gün de geri çekilmişti. Gözleri yaşlıydı ama bu hüzünden çok, bir tür isyandı.
"Ayla abla... Bana hep çocukmuşum gibi davranmaktan vazgeçmeyecek misin?"
Ayla gülmüştü.
"E çocuksun tabii. Altı yaş küçüksün benden. Düşünsene, sen daha doğmamıştın ama ben 6 yaşındaydım."
Kaan, ayağa kalkmış, bahçe kapısına doğru yürürken arkasına bakmadan söyleyeceklerini söylemiş ve hızla bahçeden çıkmıştı.
"Bir gün o altı yılın hiçbir önemi kalmayacak. Ve sen beni sadece 'komşu çocuğu' olarak değil, bir erkek olarak göreceksin."
~~~~~
Ayla o zaman bu sözleri ciddiye almamış, gençlik hevesine yormuştu. Ama şimdi, o kapıdan içeri giren adamın gözlerine baktığında, o gece kurduğu her kelimenin arkasında durduğunu anlıyordu.
𝑴𝒂𝒉𝒂𝒍𝒍𝒆 𝑫𝒆𝒓𝒏𝒆𝒈̆𝒊 𝑩𝒂𝒉𝒂𝒓 𝑲𝒆𝒓𝒎𝒆𝒔𝒊
Mahalledeki herkes oradaydı. Ayla, kendi çapında yaptığı el emeği takılarını ve işlemelerini standında sergiliyordu. Üzerinde zarif, lila rengi bir elbise vardı; saçlarını ise dağınık bir topuz yapmıştı.
Yakmayan güneş, hafif esen meltemle birlikte kuş cıvıltılarının melodik sesleri insanın içine huzur veriyordu.
"Eline sağlık Ayla, yine harikalar yaratmışsın," dedi mahalle sakinlerinden biri. Ayla gülümseyerek teşekkür etti ama gözü sürekli kalabalığın içinde birini arıyordu.
Ve sonunda onu gördü.
Kaan, babasıyla birlikte bahçeye girdi. Üzerinde beyaz bir keten gömlek vardı, kollarını dirseklerine kadar katlamıştı. Güneşin altında parlayan kumral saçları ve kararlı adımlarıyla, mahallenin tüm genç kızlarının bakışlarını üzerine topluyordu.
Ayla, onun bu kadar fark edilir olmasından içten içe bir rahatsızlık duyduğunu fark etti.
Kaan, standa doğru yaklaştı. Ayla, ellerinin titremesini engellemek için önündeki boncukları düzeltiyormuş gibi yaptı.
"Kolay gelsin,"
Sesi yine o derin, mesafeli tınıdaydı.
"Hoş geldin. Baban da gelmiş, çok sevindi dönmene." dedi Ayla, gözlerini kaçırarak. Kaan, tezgaha yaklaşıp Ayla'nın yaptığı özel bir bilekliğe dokundu.
"Güzel olmuş.. Senin ellerinden çıkan her şey gibi."
Ayla’nın kalbi yine o tanıdık ama korkutucu ritmi tutturdu.
"Abartma istersen... Sadece hobi işte."
Deniz başını hafifçe yana eğip Ayla’nın gözlerinin içine baktı.
"Neden benden kaçıyorsun? Bileğini tuttuğum için mi?"
Ayla etrafı kontrol etti, kimsenin duymadığından emin olmak istiyordu. Fısıldadı.
"Kaçmıyorum. Sadece... Biraz garip hissediyorum. Çok değişmişsin, davranışların da öyle."
Kaan, tezgaha biraz daha yaslanarak ona doğru eğildi. Aralarında sadece birkaç santim vardı.
"Sana 'çocuk değilim' dediğimde ciddiydim. Eğer bana 12 yaşındaki Kaan'mış gibi bakarsan, yanılırsın. Ben o altı yaş farkını çoktan kapattım. Zihnimde ve kalbimde..."
O sırada mahallenin popüler kızlarından Selin yanlarına yaklaştı.
"Kaan! Hoş geldin, akşam biz bir şeyler içmeye gideceğiz arkadaşlarla, sen de gelmelisin!"
Deniz, bakışlarını Ayla’dan ayırmadan Selin’e cevap verdi:
"Belki gelirim Selin. Ama önce burada yarım kalan bir işim var."
Deniz’in bakışlarındaki o yoğunluk, artık sadece bir hayranlık değil; açık bir ilanı aşktı.
Ayla, bir yandan bu durumdan kaçmak istiyor, diğer yandan Deniz’in ona bu kadar "erkekçe" ve kararlı bakmasından doğan o tuhaf heyecanı bastıramıyordu.
