4. bölüm / 8
MesafeBölüm 4: Farkediş
Bölümler 8Şu an: Bölüm 4: Farkediş
Sokak lambalarının cılız sarı ışığı altında, adımları birbirine karışıyordu. Kaan, Ayla’nın kolunu bırakmamıştı; tutuşu bir baskıdan ziyade, kaçmasına engel olmak isteyen bir çapa gibiydi.
Selin’in o zehirli 'abla' vurgusu hâlâ havada asılı duruyordu ama Deniz’in az önceki sert çıkışı, o kelimenin tüm ağırlığını yerle bir etmişti.
Ayla, kendi bahçe kapısına yaklaşırken aniden durdu. Kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki, sesinin titremesinden korkuyordu.
"Burada dur Kaan," dedi fısıltıyla. "Annemler belki camdadır, belki üst komşu her an perdeyi aralayabilir. Görmesinler bizi böyle."
Kaan, Ayla’nın elini yavaşça bıraktı ama geri çekilmedi. Aksine, aradaki o son mesafeyi de kapatıp Ayla'yı bahçe duvarı ile kendi gövdesi arasına hapsetti. Sokaktaki çınar ağacının gölgesi üzerlerine düşmüştü; burası mahallenin meraklı gözlerinden uzakta, küçük bir karanlık sığınaktı.
"Neden bu kadar korkuyorsun?"
Sesi, çabaları sonuç vermeyeceğini bilen birisi gibi çaresizdi.
"Selin’in ne dediğinden mi, yoksa benim ne hissettiğimden mi?"
Ayla başını sokağa çevirdi, gözlerini onun o keskin bakışlarından kaçırmaya çalıştı.
"Kaan.. saçmalama. Selin haklı, seni ben büyüttüm sayılır, dizindeki yaralara ben pansuman yaptım. Şimdi nasıl olur da..."
"O pansumanı yaptığında ben on yaşındaydım Ayla!"
Kaan'ın sesi bu sefer bir isyan gibi yükseldi ama hemen kontrolü ele alıp fısıltıya döndü. "Şimdi yirmi dört yaşındayım. Mühendisim, kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum ve hayatımda ne istediğimi çok iyi biliyorum. Sen eskilere tutunup kendini korumaya çalışıyorsun ama bak bana..."
Elini duvara, Ayla’nın başının hemen yanına dayadı. "Gözlerimin içine bak ve bana hâlâ o 'küçük Kaan' olduğumu söyle. Eğer bunu gerçekten hissederek söylersen, yemin ederim bir daha karşına çıkmam."
Ayla, istemeden de olsa başını kaldırdı. Kaan'ın gözleri, karanlıkta bile parlayan bir kararlılıkla doluydu. O an, zihnindeki 'abla' maskesi paramparça oldu. Karşısındaki adam; kokusuyla, duruşuyla, bileğini kavrayan o güçlü elleriyle artık bir 'çocuk' değildi. O, Ayla’nın kadınlık gururunu okşayan, dizlerini titreten bir yabancıydı artık.
"Söyleyemiyorum..." diye mırıldandı. Sesi o kadar kısıktı ki, Kaan duymak için ona daha da yaklaştı. "Ama bu çok yanlış.. İnsanlar ne der? Annelerimiz arkadaş, babalarımız eski dost..."
"İnsanlar hep konuşur Ayla. Biz sussak da konuşurlar, sevsek de. Ben burada değilken sırf bu an için kendimi hazırladım. O şehir dışındaki her günümde, senin o küçük kardeş duvarını nasıl yıkacağımı düşündüm."
Kaan, serbest olan eliyle Ayla’nın çenesini nazikçe kavradı. Başparmağıyla alt dudağının kenarına dokundu. Bu dokunuş, sabahki o bilek tutuşundan çok daha tehlikeliydi. Ayla’nın nefesi kesildi, dünyası o parmak ucuna sıkışmış gibi hissetti.
"Artık saklanma," dedi, dudakları Ayla’nın kulağına değecek kadar yakınken. "Sen de hissediyorsun.. kabul et. Kalbinin nasıl attığını elimin altındaki şu duvardan bile duyabiliyorum."
Ayla, gözlerini kapattı. Evet, hissediyordu. Yıllardır biriktirdiği o mantıklı savunmaların, Kaan'ın tek bir dokunuşuyla nasıl tuzla buz olduğunu görüyordu.
"Kaan..." diyebildi sadece. Bir uyarı mıydı bu, yoksa bir teslimiyet mi, kendi bile bilmiyordu.
"Sadece Ayla," dedi Deniz. "Benim için sadece Ayla’sın. Ve ben seni artık kimseyle paylaşmayacağım."
Gecenin karanlığında, o ağaç gölgesinin altında, yılların ördüğü o kalın duvar ilk kez temelinden sarsıldı. Ayla, hayatının en büyük fırtınasına yakalandığını biliyordu; ve garip bir şekilde, artık kaçmak da istemiyordu.
Bölüm etkileşimi
