Bölümler 11Şu an: Yara...
- 1 Hastane1.767 kelime
- 2 Yabancı1.730 kelime
- 3 İKİ SOKAK ARKADA1.716 kelime
- 4 Yara...1.467 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Abuk subuk hisler868 kelime
- 6 Geçmişin izleri...1.402 kelime
- 7 Bodrum...1.615 kelime
- 8 Bir umut kırıntısı...1.024 kelime
- 9 Yıkılanlar ve yıkımlar...1.224 kelime
- 10 Korkut ve Melodi...1.731 kelime
- 11 Sonu olmayan kâbuslar ...1.952 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Umarım buraya kadar beğenmişsinizdir. Çıtır çerez bir kitap olacağını zaten söylemiştim öyle değil mi? Keskin İ nasıl buldunuz, biraz daha yakışıklı beklersiniz sanki. Merak etmeyin daha yakışıklı aslında ama şimdilik bununla idare edin.
Neyse iyi okumalarrrrr...
🩻🩻🩻
Yaranın şifası yarayı açandadır...
Bir şeyin arasındaydım,önce anlam veremedim ama gözlerimi açınca onun kollarının arasında olduğumu gördüm.
Bir elı saçlarımda diğer elı belimdeydi, beni göğsüne almıştı. Bacaklarının arasında bacaklarım vardı. Beni daha çok sarıp kendine çekti. Öyle güzel sarıyordu ki, anlatamam.
Yutkundum, başımı tekrardan göğsüne gömüp bekledim. Sahi onun da güneşin doğuşunda uyanacağını pek sanmıyordum. Altında olduğumuz pencereden dışarı baktığımda ağaçlar yapraklarını dökmeye başlamıştı bile.
Artık sonbahar gelmişti. En sevdiğim mevsim gelmişti ve ben Keskin in kollarındaydım. Huzur gibi hissettiriyordu.
Çünkü artık Keskin demek huzur demekti. Çünku artık baba yoktu. Çünkü artık sonbahar gelmişti...
Gözlerimi kapatıp ona sanki mümkünmüş gibi daha çok sokuldum. Başımı boynuna daha çok gömdüm.
Pis miydik, evet ve bu umrumda mıydı? Tabii ki de hayır. Sanki hiç bir pislik ona sarılmamı engelleyemez gibi hissediyordum.
"iyi uykular Keskin" dedim. Kolları beni daha sıkı sarınca giderek mayışıyordum....
🩻🩻🩻
Gözlerimi açtığımda saçlarımı okşadığını hissediyordum. "Sonun da uyandın mızıkçı" Bana ilk başlarda da böyle derdi, ama sebepsızce hoşuma gidiyordu.
Başımı kaldırıp ona baktığımda saçlarım yüzüme geldi. Elleriyle geri çektiğinde güldüm. "Sana da günaydın beyfendi. Hem ben senden önce uyandım sonra geri yattım, o yüzden bana mızıkçı diyemezsin hıh " Kucağından kalkacakken belimi saran kolları daha da sıkılaştı.
Bir anda beni altına alınca yutkundum, adeta gözlerim büyümüştü.Kalbim mi hızlanıyordu ne?
Yaklaşıyordu, bir eli hâlâ saçlarımdaydı. O yaklaştıkça heyecanlanıyordum. Kafamdan bir ton senaryo kurmaya başlamıltım bile. Dudakları sus çizginin üzerinde durunca ağzım açik kaldı. "Neden böyle bir şey yaptın ki? "
Kesinlikle hayal kırıklılığı...
Üstümden yanıma geçti, sırıtıyordu. "Sabah sabah sana sırıtmana izin verdim mi? Niye sırıtıyorsun" Kesinlikle çok hoş sırıtıyordu "Sırıtma valla çarparım ağzının üstüne ha"
"Ne? " Hassiktir gerçekten bazen iç sesime hakim olamıyordum. Ellerimi aldı ve onları da öptü "Sen niye beni sabah sabah bu kadar çok öpüyorsun? " Her an kalbimin sesini duymasından korkuyordum.
"Rahatsız olduysan öpmem" Yoo kesinlikle çok hoşuma gidiyorsun ama bunu sana söyleyemem. "Evet oluyorum, bir insan bu kadar çok öpülür mü arkadaş? Hem biz senle hiçbir şeyin, insan hiç olarak gördüğü birini neden öpsün" Sonda ki kelimelerim kesinlikle benlik değildi. Söylemekten nefret etmiştim hatta ama ya ona olan hislerimi anlarsa "iki günlük bir adama nasıl sevdalandın. Ne kadar safsın" Diye dalga geçer diye korkuyordum.
Bakışlarında ki kırıklık kendini belli ediyordu. Yanımdan kalkıp başını salladı. Siktir her şeyi sıçıp batırmıştım. BEN BİR MALDIM.TEK KELİME MALIM BEN!
Kapıyı açtı, bana baktı ve sertçe kapatıp gitti. Bu kadardı, her şey buraya kadardı. İki saniye de bitmişti. Az önce beni öpen adam şimdi kapıyı vurup gitmişti. BEN TAM BİR DALARIM.
Ben tam bir maldım. Salak, geri zekanınım tekiyim. Angut beyinliyim. Kendine ne kadar söverim söveyim sanki hiç gelmeyecekmiş, bir daha beni öpmeyecekmiş gibi hissediyordum.
Artık sonbahar bile huzur olarak bana gelmiyordu. Hava kırık camdan içeri girdi ve suratıma çarptı.
Ya da o beni gerçekten sevmiyordu, belki tuvalete falan gitmiştir diye düşünmek istiyordum. Beni bırakmasın istiyordum. ' Gerizekalı Melodi, mal Melodi adama hiç bir şeyimsin dedin,angut. Hiçsin dedin pire beyinli Melodi' iç sesime yüzde yüz hak veriyordum.
Ama o susmuyordu.
'Sahi beni Baba bile sevmemişti elin oğlu nasıl sevsin... ' dedi ve son dediği şey bu olmuştu...
🩻🩻🩻
Saçlarımı toplamış, çantamı sırtıma takmış ve aşağıya, bodruma inmek için hazırlanmıştım.
Bir süre sadece dışarıyı izlemiştim ama daha fazla dayanamazdim, o kadar sessiz ve ıssız hiss ettirmişti ki yokluğu. O kadar korkmaya başlamıştım ki yokluğunda.
Varlığı bile güven veriyordu oysa...
Merdivenleri inerken sessiz olmaya çalışıyordum. Bodruma inen merdivenlerin başında durdum, bir süre öylece bekledim. Derin bir nefes aldım, kendimi sakinleştirmem gerekiyordu. Fenerin ışığını açup demir merdivenlerden inmeye devam ettim. Artık doğal ışık yok denecek kadar azdı.
Her adımımı sessizce atmaya çalışıyordum. Yemek hanenin kapıları sonuna kadar açık bir şekilde karşımdaydı. Yavaşça ilerlemeye devam ettim.
Kırılmış masa ve sandalyeler, yere düşmüş tablolar, soyulmuş duvar kağıtları ve pislik. Kesinlikle büyük bir yemekhaneydi. İlerde ki kantinin yanında bir karartı vardı. Kantinin olduğu tarafa doğru ilerlerken arkamdan bir ses geldi. Ama biraz daha ilerlemek istiyordum. Yutkundum, bir yandan şarkı söylüyor bir yandan ilerliyordum.
Beyaz ışıklar ortaya çıkmıştı. Siktir hayaletler. Artık tek yaptığım şey şarkı söylemekti.
" Şap öpeyim mi
İçimde çekkeyim mi
Bal akıyor her yerinden
Off offf diyeyim mi"
Kulaklığımda ki şarkıyı daha da sesli söylemeye başlamıştım. Çok korkuyordum, çok korkuyordum ama sanki Keskin olsaydı korkmazdım.
Nefesim kesinlikle kesik kesikti. İlerlemeye devam edemiyorum. Yemekhanenin ortasında öylece duruyordum. Ne ileri ne geri gidebiliyordum. Sanki nefes bile alamıyordum.
"Ke-Keskin imi istiyorum" Diye oturup ağlamaya başlamıştım. Başımın üstünde bir şey hissedince sona kalmıştım.
"Keskin in burda güzelim" Kollarımdan tutup beni kaldırdı. Ona doğru dönüp "Keskin" Diye sarıldım. "Şşş alayım çantayı" Bir buse daha. Çantayı ona verdim. "Burası tehlikeli hadi gidelim" Sakindi ve sessiz konuşuyordu. Çok soğukkanlıydı.
Beni bıraktı sanmıştım. Ama yine beni şaşırtıyordu. "Ke-Keskin" Ondan iki adım geride yürüyorum. Yemekhane den çıkacakken çığlık attım.
Kapının üstünde çivi yle çakılmış tahtalar vardı. Orda ki çivilerden biri bacağıma saplanmıştı. Göz yaşlarım akarken Keskin beni kucağına almıştı . "Tamam, tamam ne yapacağız biliyor musun? "
Ne yapacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sahi ağlamaktan nefes alamıyordum belki o yüzdendir. "Melodi, güzelim" Beni ilk bulduğu odaya bırakmıştı. O ilk girdiğim odaya, renklerini hâlâ koruyan odaya.
Keskin i kesinlikle dinleyemiyorum. "Beni duyuyor musun? " Başımla onu onayladım. "Şimdi ben senin bacağını dikiceğim ama biraz beklemen lazım tamam mı? Malzeme bulmam lazım. En fazla iki dakika, yemin ederim. Ama önce bacağını bir şeyle sarmamız lazım, kaman biraz olsun dursun. " Elimle çantamı gösterdim.
"Çantamda bir şey mi var? " Çantamı alıp ini karıştırmaya başladı. Hırkamı çıkartıp "Bu şimdilik iş görür" Dedi. Şortolonumu da çıkartmıştı.
Ben hıçkıra hıçkıra ağlarken hırkamla bacağımı sardı. "Hemen geleceğim" saçlarımı öptü ve koşarak gitti.
Yine tek başıma kalmıştım. Ama gelecekti, gelmesi gerekiyordu. Elimde sıktığım telefonumu yatağın üzerine bıraktım.
Nefesimi kontrol edemiyorum. Sürekli burnumu çekiyor ve hıçkırıyordum. İlk başta ki çığlığım o kadar sesli olmuştu ki boğazım ağrıyordu.
Yarama baktım, hâlâ oluk oluk kanıyordu. Yüzümün ağlamaktan kıpkırmızı kesildiğini tahmin edebilirdim.
Başımı kaldırdığım da karşımda Keskin olur sanmıştım ama tiz çıplığımım sebebi bana yaklaşan üç hayaletti.
En önde o gün gördüğüm hayalet vardı. Arkasın da ise iki tane beyaz hayalet.
"Amına koduğumun öcüleri" Keskin gelmişti. Arkada ki iki hayalet in başını birbirine vurdu. Başlarından simsiyah bir şey aktı.
O sırada diğer hayalet elini bana uzatmıştı, tam bana dokunacakken bu sefer "Ona dokunmaya kalkan elini sikerim lan" Deyip kalem kırarmış gibi kolunu kırdı.
Elini üstüne sürdü. "Yanın da küfür ettiğim için özür dilerim. Gidelim ,onlara zarar verdim ya çoğalarak gelirler. " Önce çantamı sırtladı sonra beni kucağına aldı. Odadan çıktıktan sonra koridorda olan danışma masasının üstünde ki malzemeleri gösterdi.
Bir yandan ağlayarak malzemeleri tutan beni ve beni taşıyan Keskin le beraber ikinci kata çıkıyorduk. "Kes-" Lafımı böldü "Yorma kendini, şimdi canın çok acıyacak tamam mı? " Başımı salladım, girdiğimiz oda da her duvarda pencere vardı ama sedye yoktu. Beni yere bıraktı "Bir saniye bekle" dedi ve gitti.
Hemen gelmişti, hem de bir sedyeyle. Sedyeyi camın kenarına koydu, beni de kaldırıp sedyeye uzandırdı. Bu sefer yastıkta vardı.
Elime bir peçete verdi, onunla burnumu sildim. "Telefonum aşağıda kaldı" Kulaklığımla bağlantısı kesilmişti. "Bekle" Dedi oturduğu dönem koltuktan kalktı ve telefonumu almaya gitti.
Geldiğinde elinde telefonum ve şortolonum vardı ve biraz daha malzeme. Şortolonum lan ne yapacaktı ki?
"Canın çok yanacak önce onu söyliyeyim, şortolonu al" Elime aldım "Temiz bir tarafını al ve dişleriyle orayı sık. Eğer çığlıklarını duyarsam olmaz, tamam mı? " Dediğini yaptım. "Seni otuz kat diyeceğim biliyorum bu gözünü daha çok korkutuyor ama çok hızlı dikerim ben. " Saçlarıma bir buse kondurdu. "Şarkı aç bakalım"
Buz gibi biraderler açmıştım ve 54. saniyesine getirdim. Gülüyordu ve beni dikmeye başladı. Şarkı bitince Micheal Jackson dan Belli Jean başlamıştı.
Şarkının ritmiyle ayaklarını yere vuruyordu. Gözümden yaşlar akıyordu, şortolon u o kadar sıkıyordum ki dişlerim ağrımıştı. "Az kaldı" Başımı salladım burnumu çekerken.
Artık Serdar Ortaç tan Ben Adam Olmam çalıyordu.
" Kafayı yorma
Sana da bakmam
Ben adam olmam
A deli gönlüm neler ister de
Seni aldatamam "
Şarkıya eşlik ediyordu. Omuzları da oynuyordu. "YANARIM YANARİM ALDANIRIM" bağıra çağıra Serdar Ortaç söylüyordu. Yutkundum. "Yavrum bu nasıl bir şarkı listesi Micheal Jackson dan sonra Serdar Ortaç mı olur? " Güldüm, güldüğümü görünce göz kırptı.
"İtiraf ediyorum sana itiraf
Başladı yaralı aşklara tadilat
Masumum, dışardan daha masumum
Malesef bunun için sana mecburum. "
Hâlâ ağlıyordum ama beni eğlendiriyordu. "Bitti, elimizde ki malzemelerle bu kadar oldu. Çok acıdı mı? " Kesinlikle çok acımıştı ama şu an bunun bir önemi yoktu.
O varken hiçbir şeyin önemi yoktu. Malzemeleri yere koydu. "Daha iyi misin? " Şortolonu katlayıp çantama koydu. Başımı sallarken sanki artık gözlerimi açık tutamıyordum.
"Keskin uyuyalım mı? " Saçlarımı öpüp beni kendine çekti "Uyuyalım güzelim" Sırtını cam kenarına yasladı , ben de sırt üstü yatmıştım.
"İyi uykular güzelim" Saçlarımı okşamaya devam ediyordu. Gözlerimi kapatıp elini iyice tuttum. Sanki hiç bırakmayacakmış gibi...
Bölüm etkileşimi
