3. bölüm / 6
MELODİİKİ SOKAK ARKADA
Bölümler 6Şu an: İKİ SOKAK ARKADA
- 1 Hastane1.767 kelime
- 2 Yabancı1.730 kelime
- 3 İKİ SOKAK ARKADA1.716 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yara...1.467 kelime
- 5 Abuk subuk hisler868 kelime
- 6 Geçmişin izleri...1.402 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tek ortak yönümüz iki sokak arkasındaydı...
Keskin Kerkük...
Kırılmış dolaplar, yere dökülmüş iğneler ve şuruplar, üst üste dizilmiş kutular, sedyeler, serumlar, toz, kir, hayaletler ve Melodi...
1. katın deposundaydık, duvarda ki boyalar bile gitmişti. Hayaletlerle dolu bu hastane de öylece Korkut u arıyordum. Ölü ya da dırı onu bulacaktım. Ben dostumu kaybedemzdim. Ben, benim için canını verecek dostumu bulmadan burdan gidemezdim.
Bodrum kata inecektim, olmadı hayalet lerle savaşacaktım sözde ama onun yerine şu an cama yaslı sedyeyin üstündeydik.
Bu gece de uyumamıştım. Uykum vardı ama uyuyamamıştım. Dizimde kaşlarını çatarak uyuyan kadını izlemiştim. Arada bir ağlamıştı ama uyanmamıştı. Her ağladığında saçlarını okşadım, yine yaptığım gibi. Yine ağlıyordu, nasıl oluyordu da gözyaşları tükenmiyordu anlam veremedim.
Ben annem, babam ve ablamı kaybettiğimde bile gözyaşlarım tükenmişti.
Saçlarında ki tokayı çıkarttım, saçlarını okşamaya devam ettim ama ağlaması şiddetleniyordu. "Şşş geçti geçti, ben burdayım. Geçti güzelim geçti" Benim burda olmam onun için ne anlama ifade ederdi Allah bilir.
"Annemi i-istiyorum" Hıçkırarak ağlıyordu, yüzü kızarmıştı özellikle de burnu. Çilleri de sanki daha çok belirginleşmişti. "Hadi annene gidelim" Sesimi yumuşak tutmaya çalışıyordum. Onu korkutmak istemiyordum
"Gi-gidemeyiz" Gözleri kapalıydı.Ellerini bacağıma koydu, kalkmaya çalıştı ama olmadı. Kollarından tutup kaldırdım ve kendime çektim. "Tamam o zaman, o bize gelsin" Dedim.
"Annemi istiyorum" İnanır mısın bilmem ama bende annemi istiyorum, ama bunu sana söyleymem.
Birden kucağıma çıkınca şaşırdım, başını boynuma gömmüş ağlamaya devam ediyordu. Saçların da ki elimi sırtına indirdim, yavaşça sıvazladım.
"Tamam, annen nerde güzelim hadi söyle bana seni ona götüreyim, olmaz mı? " Başını salladı " Orası korkutucu" Dedi, bir şeyler daha mırıldandı ama duymadım. "Ama ben seni hiç bırakmam"
Başını kaldırıp bana baktı , ağlarken gözlerinin içi kıpkırmızı oluyordu. "Hiç mi? " Güldüm, sebepsizce tatlıydı , gözlerinin güzelleşmişti sanki. "Hiç"
"A- ama oraya gidersek beni bırakırsın " haklıydı, bırakırdım. "Ama annenin yanında olursun, hem annen seni özlemiştir belki" Göz yaşlarını sildim "Ama iki sokak arkadakiler bizi özlemez ki" Yutkunamadım...
Haklıydı "Benim annem, babam ve ablam da iki sokak arkada, belki arkadaş olmuşlardır, olamaz mı? " Melodi yi mi yoksa kendimi mi avutuyordum bilmiyorum ama neden eli yüzüme gitmişti biliyorum. Bir gözyaşı için...
"Ölüler arkadaş olabilir mi kine ? Eğer öyleyse ağlamayacağım, belki senin annen kek yapmıştır ve anneme misafir olmuştur ha, olmaz mı? " Ama hâlâ ağlıyordu. O kadar masumca düşünüyordu ki. Belki de gerçekten kendimizi avutmanın yollarını arıyorduk. Saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdım.
Daha çok kandırmak istemezdim onu ama yine de "Olur" Dedim akan gözyaşlarını silerken. Gülmüştü, gamzesi vardı ama yanağında değil gülme çizgisinin üstünde. Ona ap ayrı bir hava katıyordu.
Yavaş yavaş sakinleşiyordu. Bir elimle saçlarımda diğer elim sırtındaydı. "Nefes al, nefes ver Melodi" O kadar çok ağlamıştı ki nefessiz kalmasından korkuyordum. Dediğimi yaptı, " Keskin" Sesi kısılmıştı zaten sesi inceydi. Tamamen sakinleşmişti ama saçını okşamayı bırakmadım.
"Şimdi ben senin üstündeyim ya" Durdu bir an şok oldu ama yüzünde ki hüzün silinmiyordu. "Ben niye senin üstündeyim? " Deyip ayağa sıçradı . "Sen çıktın benim kucağıma benim bir suçum yok" Deyip ellerimi kaldırdım. Ama bu onu güldürmemişti .
"Keskin , ya annem beni, büyüdüm diye unuttuysa. " Başını yere eğmiş öylece karşımda dikiliyordu.
Gözlerinde oluşan göz yaşlarını daha akmadan sildim. Ellerini tutup yanıma oturttum. "Annelerimiz bizi unutmaz güzelim" Sesinde ki hüzün canımı sıkıyodu. "Ama 21 sene oldu Keskin, baba dan dayak yediğim 21 sene" Sona doğru sessizleşti.Artık bende sessizleşmiştim. O sustu ben sustum. Ona karşı dıyecek bir şey bulamıyordum.
"Daha iyi misin? " Herkese karşı merhametli bir insandım ama ona karşı daha bir ilgiliydim. "Teşekkür ederim ve özür dilerim"dedi ama bana değil yere bakıyordu. Saçlarına bir buse kondurdum.
"Hadi gel önce bir şeyler yiyelim sonra bodruma inelim, olur mu? " Ne kadar mantıklıydı bilmiyorum ama eğer macera gibi bir şey yaşarsak bunu unutabileceği bi sanıyordum.
Elimi daha sıkı sıktı "Ama orası korkutucu" Yerden çantayı alıp içini açtım "Ben varken sana bir şey olmaz " derken onun yarım sandivçini ve suyunu ona uzattım. Kendime de yiyecek ve yarım kalan suyumu çıkarttım.
"Keskin hadi bana biraz hayaletlerden bahset , merak ettim." yüzünde ki ifade yerini meraka bırakırken ,içimi rahatlatmıştı.
Ona doğru döndüm "Hmm genelde geceleri dolaşırlar, elledikleri ne varsa kendileriyle beraber götürürler. Korkut u da götürdüler, 85 kilo herifi nasıl götürdüler aklım almıyor yemin ederim. " Gözlerinde üzüntü kırıntısı geçti, güldüm ve devam ettim.
"Neyse buluruz elbet hem yanımda sen de varsın kimseye bir şey olmaz. Büyük çocukların hayaletleri daha güçlüdür, sana tıpkı bir insan gibi görünür sonra birden kaybolur ve hiç beklemediğin bir anda seni yakalar. Doğal ışık sevmezler o yüzden zaruri bir şey olmadığı sürece yukarı çıkmazlar. Sana dokunmalarına izin verme tamam mı? "
"Sence Korkut a bir şey yapmışlar mıdır? " Biten su şişe mi yere attım. "Korkut güçlüdür, benden bile kaslıdır o it, hiçbir şey yapamazlar ona. " Yani en azından öyle umuyordum. "Senden de kaslıysa hiçbir güç onu yenemez o zaman " Deyip güldü.
"Hadi yemeğini bitirdiysen gel, buraları merak ediyorum biraz gezdir beni " . Bazen şımarması biraz şok etkisi yaratıyordu ama hoşuma da gidiyordu . "Gezelim tabii, ikinci kata çıkalım mı? " Sedyeden atladı ve kendi etrafında döndü, kendince kötü enerjiyi dağıtmaya çalışıyordu . Çantayı sırtıma attım "Çıkalım tabii hem en güvenli yer orası, en çok pencere orda var " Seke seke yürümeye başladı.
. "Böyle yürüyorum ya kesi-" Sözünü bitirmeden düşecekti ki son anda tutmuştum onu, yüzü ile yer arasında bir kaç santim vardı. "Şey biraz sakarımdır da ben, kusura bakmazsın artık" Bir yandan kıkırdıyordu. "Kim bakarsa gözü çıksın" Bir anda gaza gelmiştim.
Öyle güzel gülüyordu ki, öyle güzel bakıyordu ki Disney Prenses lerinde ki Mulan a benziyordu, tabii beyaz tenlisine. . "Eee ilerlemeye devam edelim" Saçlarını savurup önüne döndü. Elini kapının koluna koydu ama kulu elinde kaldı "Siktir" Dedi.
Öyle mahçup bir bakışla elime kolu bırakmıştı insan kızamazdı. "Sen yaptın ben değil" Dedi, sırtımda ki çantayı ona verip kapıya omuz attım. Eski olduğu için devrilmişti. "Aferin böyle hatanı düzelt" Parmak uçlarına çıktı ve bende biraz eğildim ki omzuma daha rahat vursun diye. "Hay hay efendim" dedim.
Yine önden gidiyordu, çantayı da kucağıma bırakmıştı zaten. "Yukarıı!" Başımı salladım "Yukarı"
Merdivenlere kadar tökezlemeden gelmişti. Ne zaman düşecek diye bekliyordum, bir elim hemen sırtının arkasındaydı.
Ayağını attığı yer çürüktü belinden tutup iki basamak sonra bıraktım. "Şarkı açalım mıııı? Nolurr. " Pek iyi bir fikir değildi ama yine de onu kırmadım. Merdivenlerin ortasında durmuş çantadan telefonunu çıkartmasını bekliyordum.
"Çekmeye bilir haberin olsun" Dedim ama şimdiden kıvırtıyordu. Sezen Aksu dan Rakkas açmıştı.
Hayaletlerin içindeydik, yere dökülen zehirli ilaçlar vardı, ıssız ve sessizdi her yer ama o şarkıya eşlik ede ede kıvırıyordu.
. "Sen kıvır çevir Rakkas" Deyip coştu "Salla sallaaa yer yerinden oynasın" Kıçını bana vurunca öylece donup kaldım. En azından merdivenlerde değildik. "SALLA KESKİN SALLA"
Değişken ruh haline sahipti ve bu burada olabilecek en güzel ikinci şeydi. Birincisi zaten kendisiydi.
Daha onu tanımıyordum ama neden böyle hızlı atıyordu ki kalbim? Neden söz geçinemiyorum ki kendime?
Melodi Sezen...
Madem şu anda öcüler yoktu bende bunun keyfini çıkartırdım. En sonunda yorulmuştum. Saçım başım dağılmıştı, tuvaletim de gelmişti. Offf. Girdiğimiz odadan çıkacakken "Nereye? " Diye sordu. "Tuvalete" Deyince o da ayaklandı "Ben de geliyorum" Bu sefer kapıyı o açmıştı. Aklıma elimde kalan kapı kolu gelince güldüm.
Çaprazımız da olan tuvaletleri doğru yürürken "Dikkat et, iyice her yeri kontrol et" Dedi, zaten hayalet lerin de tuvaletleri kullanabileceğini biliyordum, anlatmıştı. Bu biraz daha korkmama neden olmuştu ama yine beni sakinleştirmişti. O zaten beni sakinleşir menim her zaman bir yolunu bulurdu.
Tuvalete girdim, her yer tozlanmıştı ve kapılar da kırılmıştı. Elime sıkıştırdığım peçeteyle, temkinli adımlar atarak etrafa bakınıyordum. Temizdi, öcüler burda değildi. İçimden tekrar ediyordum, kendimi buna inandırmak istiyordum.
İşimi hallettikten sonra kırık aynanın karşısında durdum. Ne kadar pislenmiştim böyle. Su varmı diye çekmeyi açınca az da olsa aktığını görünce rahatladım. Eğilip yüzümü yıkadım, başımı kaldırınca arkamda büyük gri renkte bir öcü gördüm. Saniyesinde çığlığı basmıştım. "Merhabaaa" Gülüyordu ama çok çok korkutucuydu. Gerçekten bir insan gibiydi ama ayakları tersti. Yutkunamadım, o bana doğru adım attı, hayır havada süzülüyordu.
Geriye doğru kaçacak kendi belimden kavrayan el artık yabancı değildi. Keskin beni kucaklayıp koşmaya başlamıştı. Ben ise ağlıyordum. Ama o kadar şok olmuştum ki hıçkıramıyordum bile. Boğazımda bir yumru oluşmuştu.
Çantamın olduğu odaya girdik, beni sedye nin üstüne oturdum karşıma bir sandalye çekti. Ellerimi tutup beni hafifçe sarstı. "Geçti geçti bak geldim ben, bırakmadım seni" Yutkunamıyordum bile, yerden çantamı alıp su çıkarttı.
"Ke-Keskin " Sandalyeden kalkıp yanıma oturdu, bir yandan saçlarımı okşuyor diğer yandan bana su içeriyordu. Kaçmamıştı, ben gitti sanmıştım ama o gitmemişti...
"Geçti, bak ne dedim sana, bırakmam seni. Bırakırım mı sandın?" Başımı sağa sola salladım. Yüzüme yapışan saçlarımı arkaya itti.
"Ayakları, a-ayakları tersti. Gözleri ko-kocamandı, griydi Keskin ba-bana 'Merhabaa' dedi Keskin. Gülüyordu Keskin ama çok yiyecekmiş gibi bakıyordu. Be-ben yüzümü yıkıyordum Keskin bi-bir anda arkamda belirdi. Ben çok korktum Keskin"
Artık beni göğsüne çekmişti, saçlarımı okşuyordu "Şşş yorma kendini önce sakinleş, sonra konuşalım. Sana dokundu mu?" Kafamı 'hayır' dercesine salladım. "En azından dokunmamış, bunlar sana anlattığım büyük çocuklardan birinindir. " Saçlarımı okşamaya devam etti, bir buse bile kondurmuştu. "Sakin ol güzelim, sakin"
"Buraya gelmezler değil mi?" Beni daha çok kendine çekti "Güneş arkamızda, gelmezler" Haklıydı, Güneş batmak için arkamızdaydı. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlamamıştım. "Uyumak ister misin? Yorulmuşsundur" Başımla onu onayladım. Gerçekten yorulmuştum.
Elini bacaklarımın altından geçirip beni tam kucağına aldı. Saçlarımı öptü, "İyi uykular güzelim" Ona bakarak gülmeye çalıştım. "Keskin sen hiç onları gördün mü" Esnedim "Gördüm" Ellerimi boynuna dolayıp "Nerde gördün? " Dedim. Yutkunamadım, "Korkut u götürdüklerinde. Hadi uyu artık"
Başımı iyice boynuna yasladım ve gözlerimi kapattım. Saçlarımla oynuyordu, hafif hafif eliyle tarıyordu sanki.
İki dakika mutlu olmuştum bugün sadece, sonra onunla sohpet etmiştim. ODTÜ'de tıp okuduğundan bahsetmişti. Sonra bende ona lise terk olduğumu söylemiştim. Eğer okusaydım fen bilimleri öğretmeni olmak istediğimi de söylemiştim.
Hayat bazen de böyleydi, biri ölünce onunla beraber umutlar da ölüyordu. Halam okumuştu beni, sonra da kanserden ölmüştü. Teyzem, dayım ya da amcam falan da yoktu. İyice kimsesiz kalmıştım, ama şimdi sanki biri var gibi hissediyordum.
Bana hâlâ umudun var olduğunu hatırlatan biri...
Gözlerim uykuyu isterken beynim daha çok düşünmemi istiyordu. Zaten beynim hep düşünmek istiyordu. "Uyu artık Melodi" Güldüm "Bırakmam seni merak etme" Gülümsememe sebep oluyordu. Saçımda ki elı beni mayıştırıyordu. Mayıştıkça uykum geliyordu.
En sonunda uyku beni ele geçirince tek duyduğum şey bir ninni fısıldaması olmuştu.
"Uykudan uyanmış , gülermiş bakarmış.
Annesi onu çok öpermiş severmiş
Okula gidermiş, yazarmış çizermiş
Keskin i onu çok öpermiş severmiş ..."
🩻🩻🩻
Ondan sonra Melodi uyumuştu, ninni nin sonunu duymadan uyumuştu hem de...
Keskin sırf Melodi korkmasın diye annesinin ona okuduğu ninniyi okumuştu...
Bölüm etkileşimi
