MELODİ kitap kapağı

11. bölüm / 11

Sonu olmayan kâbuslar ...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Sonu olmayan kâbuslar ...

O gün sona ermişti ve sevgililer uyuyakalmıştı. O sırada Korkut un ameliyatı bitmişti ve yoğun bakıma almalarına gerek kalmamıştı. Nejla gelip bu güzel haberi onlara verecekken Keskin 'in başı Melodi ' nin avucunda uyuduğunu görmüştü. Kıyamamıştı oğluna, uyusun demişti. Ve o da gecenin geri kalanında nöbetine sevgiyle devam etmişti...

🩻🩻🩻

Melodi...

Gözlerimi açtığımda elim de bir ağırlık hissettim. Keskin 'in başı avucumdaydı. Diğer serumsuz kolumu biraz hareket ettirip saçlarını usul usul okşadım. İlk defa doğuya bakan bir odadaydık. Ve ilk defa korkmadan uyumuştum.

Dün akşam üstü Korkut hakkında bir sürpriz şey öğrenmiştim. Biraz daha sohpet ettikten sonra bedenim ağırlaşmıştı. Sonra da uyumuştum zaten.

Uyanmaması için yavaşça okşuyordum saçını. Beli ağrıyacaktı böyle yatmaktan. Duvarda ki saate baktım, dokuza geliyordu. "Günaydın hanımefendi " Dedi içeri giren Nejla teyze elinde tepsiyle. "Günaydın Nejla teyze"

Başıyla Keskin İ gösterdi. "Uyuyor mu hâlâ, saat kaç olmuş. Beklesin o " Dedi, elimi saçından çekti ve diğer tarafa koydu. Tepsiyi de komidinin üstüne koymuştu. "Keskin Bey, uyanın efendim" Sesini değiştirip konuşmasına güldüm. Eliyle şşş, yapıp beni susturdu.

Keskin avucumun içini öptüğün ve başını çevirdi. "Ama efendim Melodi Hanım sizi çağırıyor" Alt dudağımı ısırdım. "Yalancı, bu zaten sevgilimin eli" Dedi uykulu haliyle. "Peki Nejla teyzeden dayak ister misin? " Başını göğsüme gömdü. "Nejla teyze burada değil, değil mi ? " Muhtemelen ya ayılmamıştı ya da cevabı biliyordu.

"Burada " Dedim, boynumu öptü "Peki seni öpsem, ne yapar? " Başını bu sefer boynuma gömdü. Ben bir şey demeden Nejla teyze ensesinden tuttu ve alnına şaplak attı. Cevabını almıştı, alnını tutuyordu.

"Saat kaç oldu , niye uyanmıyorsun eşşek sıpası ?" Başını eğdi " Valla bir daha uyumayacağım, nolur vurma teyze ya "

"İyi kahvaltı edin de size bir şey söyleyeceğim" Tepsiyi aldı ve Keskin'e verdi. Nejla teyze karşıda ki koltuğa oturdu. Bir süre yeri izledi, o sırada Keskin ağzıma ballı ekmek veriyordu.

Başımla Nejla teyzeyi gösterdim. "Nöbetinin son günü böyle olur. Hastanesine çok bağlı, onsuz yapamaz. " Dedi. Başımı salladım ballı ekmeği yutarken.

"Bunu da ye" Çilek reçeli , severdim ama midem bulanıyordu. Başımı iki yana salladım. "Niye yemiyorum yavrum? " Ben yemeğine o da yemeyi bıraktı. " Yiyesim yok, midem ağrıyor" Ve büyük ihtimalle yakında regl olacaktım. Halsizliğimin bir diğer nedeni de buydu.

"Keskin bugün ayın kaçı?" Dedim, yanımda da bir şey yoktu ki, hay Allah. "Ayın 13" Dedi Nejla teyze. Elimle burun kemerini sıktım. "Olamaz" Dedim. İki gün kalmıştı.

"Noldu yavrum? " Elimde ki omletin bir parçasını bana uzattı. "Boş ver" Dedim, bakışlarım Nejla teyzeye dönünce gözlerini kısık bana baktığını gördüm. Anlamış mıydı? Cin gibi kadındı, kesin anlamıştı.

"Ben anladım, sen karışma. " Keskin den bana döndü "O tepsi bitecek" Dedi. Başımı salladım mahçup bir şekilde. Utandığımdan değil, sadece hazırlıksız yakalanmıştım.

Önümde ki tepsi bitene kadar Keskin le beraber her şeyi yemiştik. Ne kadar acıktığımı o an anlamıştım, ama yine de midem bulanmıştı.

Nejla teyze tepsiyi alıp gitti, ardından bir hemşire gelip serumu çıkarttı. "İsterseniz , hava çok güzel. Bahçede yürüyüş yapabilirsiniz" Dedi, gülen yüzlü tatlı bir adamdı. Karşılık olarak gülümsedim. "İnelim mi Keskin, daha fazla bir odada tıkılmak istemiyorum" Saçlarımı öpüp başını salladı.

Üstğmde nereden geldiğini bilmediğim hello kitty li, pijama takımı vardı. Klasik bir hastane önlüğü olmadığı kesindi. Keskin kahkaha atarken karnına dirseği geçirdim. "Sus yaa" Dedim. Kim giydirmişti? Ne zaman giydirmişti? Ve en önemlisi ben bunu neden şimdi fark ediyordum?

"Nejla teyzem yapmış yapacağını " Derken gülmeye devam ediyordu. "Bak inmem aşağı" Dedim. "Ama çok tatlı gözüküyorsun" Dalga geçiyordu resmen. "Ya bir git yaa " Dedim suratım asılırken.

Kollarını etrafıma doladı , yanağımı öpüp daha da yılıştı. Güldüm , muhtemelen güleyim diye yapmıştı böyle.

"Bunu mu arıyorsun? " Kapıdan gelen Nejla teyze elinde kıyafetlerimle geliyordu . "Çok şükür" Dedim, ayağa kalktım ve kıyafetlerimi aldım. Başımla teşekkür ettim, hastane kıyafetlerinden nefret ederdim. Ve bu hello kitty li pijamalar gerçekten çok sevimliydi.

Banyoya girip temizlenmiş kıyafetlerimi giyindim. Kırmızı tişörtüm ve yeşil şortumu giyinip aynadan kendime baktım. Yüzümü yıkayıp saçlarımı elimle taradım.

Ördüğüm saçlarıma baktım. Uzamıyorlardı, o yüzden yedi senedir kesmiyordum. Çekiştirildikleri için genelde koparak dökülüyorlardı. Elime gelen saçları oeöeteye sarıp çöpe attım. Kendimi uzun zamandır bu kadar temiz hissetmiyorum.

Banyodan çıkıp yokluğumda sedyeyle kurulan Keskin e baktım. Kahkaha atıp yanına oturdum. "Rolleri mi değiştik? " Dedim. Güldü, uzandığı sedyeden kalktı. "Sensiz tadı yokmuş " Önüme gelirken konuşuyordu.

" Terlikleriniz yakıyor hanımefendi" Dedi. Dalga geçecek bir şey buluyordu. "Ama ayakkabım yok, ne yapabilirim? " Beyaz bez terlikleriniz biri vardı ayaklarımda.

Eğilip dudaklarımı öptü. "Hallederiz" Dedi. Eli sedyenin altına gitti , başımı sağa eğmiş onu izliyordum. Bir çift ayakkabı çıkarınca "Yok artık " Dedim, omuz silkti "Var artık" Dedi.

Her şeyi düşünüyordu. Ben olsam sadece kahrolurdum. Ama o önce kahrolmuş sonra derdimin çaresi olmuştu. Beyaz spor ayakkabıları giydim.

Ayağa kalkıp "Keskin" Dedim "Korkut nasıl olmuş? " Sağ koluna girmiş, yürürken "Nejla teyze haber edeceğim, dedi ama bilmiyorum " Dedi. Üzmüş müydün yoksa onu?

Başımı omzuna yasladım. Asansöre binip zemin kata bastım. Saçlarımdan öptüğü sırada ben aynada ki yansımamızı izliyordum.

Bahçeye çıkıp hastanenin etrafında tur atmaya başladık. Sessiz sessiz turluyorduk. Çeşit çeşit, büyüklü küçüklü ağaçlar vardı. Otopark için özel bir alan vardı. Kuşlar cıvıldarken durdum. Etrafımz bakıp gülümsedim. Güneşe, kuşlara ve bulutlara...

"Çok güzel değil mi Keskin? " Dedim "Çok güzel" Dedi . Yürümeye devam ettik. Her bir adımda bir şeyleri geride bırakıyorduk .

Canavarları, hayaletleri, korkuları ve ümitsizliği arkamızda bırakmıştık. Aetık bizim için daha güzel ve güçlü bir yol vardı. Bu yolda Keskin, Korkut ve ben olacaktım.

Kimse bizi ayıramayana dek, sadece Ölene kadar birbirimizin çok şeyi olacaktık. Ben sadece Keskin İ değil, onun çevresini de sevmek, tanımak ve onlar tarafından istiyordum.

Ama en çok Keskin...

İki saate yakın yürüdük. O sıra da Muhammet Haşim 'i anlatmıştı bana. Sonra Korkut la güzel anılarını. Ama bu sefer annesi çamaşır asarken bunlar asılan tüm beyaz çamaşırları çamur etmişti. Kendileriyle beraber çamurlu kıyafetler eşliğinde dayak yemişlerdi.

Şimdi ise odadaydık. Keskin elimi tutuyor ben ise bir şeyler anlatıyordum.

"Sonra kuzenim de kıskandı beni, ağlaya zırlaya pastamın en büyük tarafını aldı. Ben de güzelim yaş pastayı onun suratına fırlattım. İyi etmişim, değil mi? " Dedim gülerek, bazen şımarık bir kız olabiliyordum ama olacaktı o kadar.

"Pastaya yazık olmuş" Dedi, bu gülüşümün büyümesine sebep oldu. "Canım yaş pasta çekti bak. Yapsam da yesek " Dedim. Çok güzel yaş pasta yapardım.

"Yani on parmağın varsa on tane de marifet var. " Dedi . Bu adam bazen instagram oluyordu, söylediği memese kahkaha attım. "Keskin ya , Allah iyiliğini versin" Dedim. Omzuna vururken.

Sabahtan beri gülüyorum resmen. İlk defa korkmadan bir gün geçiriyorum, bu güzel bir şeydi. Hem de çok güzel.

Artık ne canavar ne de hayaletler vardı. Artık sadece Keskin ile ben vardım . Tabii bir de Korkut. Bana nasıl davranır bilmem ama şimdiden sevdiğim bir insandı. İlerde de sevebileceğim bir insan.

Yorulmuştum, gözlerim kapanmak isterken ben daha fazla Keskin' ke vakit geçirmek istiyordum. Nefesini düzene sokamadım, sanki iki burnum birden tıkandıda nefes alamadım.

"Uyu hadi güzelim" Gözlerim kapanırken saçlarımı okşuyordu. Zayıf bedenin cefasını ödüyordum...

Keskin...

Uyumuştu ama nefesi daralırcasına ağzından nefes alıp veriyordu. Kalp atışları stabilize altına inip tekrardan stabil kalıyordu . Oksijen maskesi taktıktan sonra alnını öptüm. Şimdi daha iyidi. Kalp atışkarı tekrardan stabildi.

"Keskin? " Nejla teyze ne ara yanıma geldi bilmiyorum ama alışkanlıktan korkmamıştım. Bir anda kaybolup bir anda belirmesiyle oldukça meşurdur kendileri.

"Nefes alamıyordu, kalp atışları giderek stabilin altında kalıyordu bende maske taktım" Dedim. Başıyla beni onayladı. "İyi yapmışsın. Serum takalım bir de, sonra seni bir yere götüreyim" Dedi.

İçeri giren hemşireden serumu aldı ve "Ben hallederim sen git biraz dinlen" Dedi, muhtemelen stajyer olan hemşire "Çok şükür " Dedi ve çıktı.

Nejla teyzr damar yolu açarak serumu taktı ve ardından akış hızını ayarladı.

"Gel bakalım benimle " Kaşlarımı çattım. "Ama -" Lafımı bitirmeden kolumdan tutup ilerledi. "Nejla teyzr nereye gidiyoruz Allah aşkına? " Dedim.

"Korkut'u görmek istiyor musun istemiyor musun? " Peşinden ilerledim. Artık kolumu da tutmuyordu. Zaten tutsa da pek işe yaramazdı . Sadece önemli bir şey olduğu zaman böyle yapardı.

Aynı koridorda sağa dönerek ilerledik ve 303 numaralı odanın kapısını açtı. "Gir " Dedi.

Korkut ' u normal odaya almışlardı. Korkut yaşıyordu. İyidi. "Uyutuyoruz, bakımını ve tedavisini bizzat üstlendim. Dediğin gibi kaburgası kırık. Ama sadece kaburgası değil, sağ kolunda ve bacakladında da kırıklar var. Ki bir tek bununla da bitmiyor. Sol bacağında ki çapraz bağlar kopmuş. Bu da demek oluyor ki çok acılı bir süreç hepimizi ama özellikle Korkut'u beklıyor. Anladığın üzere yürüyemeyecek. Geçicidir bu yürüyememesi ama yine de daha fazla uyutacağız. "

En sonunda elini omzuma koydu. "Kız arkadaşına baktığın gibi Korkut 'a da bakmalısın. Burda ki yük sana düşüyor. Sen kendine baktırdın, değil mi? " Dedi. Başımı iki yana salladım. "Korkut futbolu çok sever " Dedim.

"Biliyorum oğlum ama elden bir şey gelmiyor. Bunlarda geçecek" Elimi Korkut' un saçlarının arasına koydum "Niye üçe vurdunuz saçlarını? " Dedim. Şimdi olsa bebek sarısı saçlarına elimi daldırmıştım. Kirpiklerine kadar sarıydı, hep bu açıdan çok kıskanmıştım onu . "Dikiş atılması gereken yerler vardı" Görebiliyordum.

Canımı yakmak için bunlar yeterdi. "Korkut" Dedim elini tutarak "Uyan be kardeşim. Daha yengenle tanışacaksın" Dedim. Gülmek istedim ama olmadı. Sadece gözümden yaşlar akıyordu.

Uyanması lazımdı. Annesi babası merak ederdi. Hesap veremedim onlara. Gülşah teyze kahrolurdu, Gülhan abla da benden hıncını çıkartırdı. Murathan amca askerdeydi, haberi olur muydu orasını bilmem. Asker adama oğluna böyle bir şey olduğunu nasıl açıklayabilirdim ki?

"Ağlamak bir şey değiştirmez Keskin. " Burnundan derinden bir nefes verdi "Sen çocukken de böyleydin , bir şey oldu mu hemen ağlardın . Duygusal bir çocuktun hâlâ öylesin"

Yanlılı yoktu ama büyürken duygularımı astırmamı söylemişlerdi ben de bana has olan bu duygularımı dışa yansıtmakta bir şey olmaz sanmıştım. Olmamıştıda yanımda hep Korkut vardı. Okulun iki piçiydik biz . Lise sona kadar popülerliğimiz tavandı.

"Hadi çıkalım, bırak dinlensin. Biraz da kız arkadışının yanında kal" Dedi. İkisine yetişmem gerekiyordu , iyi olduklarından emin olmalıydım.

Başımla onaylayıp elimi Korkut ' un üç numara saçlarından çektim. "Yine geleceğim, o zamana kadar daha iyi görebilmem gerek seni. Yoksa bozuşuruz" Bozuşmazdık, küslüğümüz iki dakika bile sürmezdi. Kavga ederdik ama küsemezdik.

Duyduğumuz seslerle dışarıya çıktık.

Melodi...

Nefes alamıyordum. Gözlerini de açamıyordum. Boğazımda ki el beni öyle bir sıkıyordu ki öleceğim sandım. Dışarıda bir sürü ses vardı. Ama ben bir tanesini bile ayırt edemiyordum.

Keskin, neredeydi?

Gözlerim doluyordu ve akan yaşlar kulağıma düşüyordu.

Keskin yoktu...

Aetık kesik kesik bile nefes alamıyordum. Yutkunmak bile bir hayal gibi geliyordu.

"Geber" Duyduğum ses kime aitti? Yoksa canavar mı gelmişti?

"Melodi" Keskin gelmişti. Etrafta ki sesler susmuştu. Ya da artık ben algılamıyordum. İkisi de olabilir, bilmiyorum.

Tek bildiğim şey boğazım da ki ellerin çekilmiş olduğuydu. Saçlarımı okşayan bir el hissettim, bir yandan öksürüyordum. Gözlerim refleksle açılsa da daha fazla açık tutabileceğimden emin değildim.

İzlediğim şey Keskin in canavarı yumruklaması olmuştu. Acı acı öksürürken dur, bile diyemedim. Saçımda ki ellerin sahibi Nejla teyze "Keskin, dur artık" Dedi.

Oysa canavarın sadece burnu kanamıştı. Bıraktı...

Polisler canavarı alırken gördüm. Ama için acımadı. Umarım sürünürdü ve bir mezarı bile olmazdı.

Saçlarımda bu sefer Keskin in elleri vardı "Özür dilerim " Dedi . Eli boynuma giderken başımı çevirdim. Bana zarar vermezdi ama az önce yaşadığım şey evde sürekli olan bir şeydi. Yine de mutlu oldum derken cehennemi yaşatmıştı bana.

Nefesini hala toparlayamadım. "Niye bırakmadın, gebertseydim onu. Bir daha morarmazdı boynu" Dedi. Gözlerimi kapattım "Sonra da daha doktor olamadan yansaydın, değil mi? Şimdi onu gebertin diyelim, gelecekle sen bu kızla olmayacak mısın oğlum? Seni hapishanelerde mi gördüm sadece? Bir de Korkut ' u da mı düşünmüyorsun? "

Nejla teyze haklıydı , şimdi onu gebertse doktorluğu yanıp kül olurdu. Canavarın ölmesini benden çok isteyen yoktu ama bunu yapan Keskin olmayacaktı.

Annem ve halam gibi onu da kaybetmeyi göze alamazdım...

Bu benim için sonu olmayan bir kâbustu ve bir türlü uyanamıyordum.

Gözlerim kapanırken Keskin in elini tuttum bir daha beni bırakmasın diye. "Bırakmam seni , bu sefer asla... "

Muhtemelen Korkut 'a gitmişti, daha fazla düşünmek istesemde beynim buna izin vermedi.

Uyku ağır bastırdı ve ben kabuslarıma geri döndüm...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…