4. bölüm · Maskeli Balo
4. Bölüm
Noctara da kimdi böyle?
Daha doğrusu kimlerdi diyebilirim çünkü mektupta “bizler” demişti.
Annem mektubu elimden çekip aldı ve “Luneth işlerimiz var, bizi oyalamaz mısın lütfen?” Dedi.
“Noctara kim anne?” Dedim merakla. Annem şaşkınlıkla kaşlarını çattı “Ne?” Dedi. “Noctara” diye tekrarladım “Mektupta Noctara yazıyor.” dedim.
Annem hızla notu açıp okumaya başladı. Okuduktan bir süre sonra duraksadı ve babama döndü. Babam o kadar odaklanmıştı ki annemin telaşını görmüyordu.
“Tamam Luneth sen odana çık.”
“Ama anne sadece mer-“
“Ne diyorsam o.”
Annemi dinleyip yukarı odama çıktım. Hâlâ kim olduklarını merak etsem de pek umursamıyordum açıkçası. Yatağıma uzandım ve bir süre tavanı izledim. Ardından çok uykum geldiğini hissedip üstümdekileri değiştirdim.
************
“Peki ne yapacağız?”
Kraliçe odamın köşesinde dört dönüyordu. Muhafızları bile çıkartmıştı odadan. “Bize nazikçe bir teklif yapıyorlar belki de haklılardır” dedi kral. Herkese 2. Bir şans vermekten kaçınmazdı.
Kraliçe ise tam tersiydi. Bir kitabı tekrar okuyacağı zaman sonunun aynı olduğunu bilirdi.
“Yaptıkları şeyleri unutacak mıyız?” Dedi kraliçe.
“Hayır tabii” dedi kral “onları hemen affedemeyiz. Sadece ödeştik diyebiliriz. Onların yaptıklarına karşılık bizim yaptıklarımız”
Evet bu doğruydu. Kraliçe ne kadar kabullenmese ve hazmedemese Nectara topluluğu ne yaptıysa krallık da aynısını yapmıştı.
“Göz göre göre o davete gideceğiz öyle mi?” Dedi kraliçe sinirle.
“Sende bu savaştan bıkmadın mı? Biz aynı ülkede yaşıyoruz ve yıllardır huzursuzuz. Onlar da barışmak istiyorsa bu teklifi geri çeviremeyiz” dedi kral.
“Ya aynıları yaşanırsa Mark?” Dedi kraliçe
“O zaman daha büyük bir savaş çıkar”
**************
Kapım tıklayılana kadar huzurla uyuyordum. Uyku sersemi bir şekilde başımı kaldırdım ve yatakta biraz olsun doğruldum. “Girin!” Dedim yamuk bir sesle.
İçeri giren Cassandraydı.
“Günaydın majesteleri”
Günaydın mı?
“Saat kaç Cassandra?”
“Saat sabah 6”
Ne? Sadece 15 dakika boyunca uyuyacaktım! Ve ben tam olarak 10 saat uyumuştum.
Hızla yatakta doğruldum. “Bugün sizin doğum gününüz majesteleri” dedi Cassandra. Evet, bu da tamamen aklımdan çıkmıştı.
“İyi ki doğdunuz!” Dedi ve içeri bir sürü hizmetli elindeki küçük pastayla girdiler. Mutlulukla kahkaha attım. “Bu çok güzel bir süpriz!” Dedim.
Beni şımarık bir prenses değil de arkadaşları olarak görmeleri çok hoşuma gidiyordu. Küçük pastayı uzattılar. Üstündeki mumları üfledim.
Alkışlamalar bittiğinde pastayı masama bıraktılar. “Çok teşekkür ederim bu gerçekten gördüğüm en tatlı süprizdi!” Dedim.
Hizmetlilerden diğerleri odamdan çıktı ve sadece Cassandra kaldı.
“Asıl biz teşekkür ederiz!” Dedi ve odamdaki pencereyi açtı.
“Kral ve kraliçe sizi bekliyor efendim” dedi
Başımı salladım ve hızlı bir hareketle yataktan kalktım. Dün ki yorgunluğumdan olacak ki takma bacsğımı çıkarmayı bile unutmuştum.
Dolabımın yanına geçtim ve annemin bana en çok yakıştırdığı o yeşil elbiseyi elime aldım.
Açık yeşil olan bu elbise kesinlikle benim tarzım değildi ama annem seviyordu işte.
Elbiseyi giydim ve yine annemin en sevdiği şekilde saçlarımı topladım. Tepeden at kuyruğu.
Herşeyin düzgün olduğuna kanaat getirdiğimde de kapıyı açtım ve dışarı çıktım.
Kapıda Jake yine yerli yerinde duruyordu. Başını eğerek selam verdi ve sanki az önce odada doğum günümü kutlamamış gibi "Doğum gününüz kutlu olsun majesteleri" dedi. Bende eğiliyormuş gibi yapıp teşekkür ettim ve merdivenlerden aşağı indim.
Saray, çok katlıydı fakat annem ve babam aşağıdaki uzun yemek masasına takıntılıydı. Daha 5 yemek masası olmasına rağmen.
Evdeki her odaya girme izinim mevcuttu. Sadece hizmetlilerin kaldığı odalara onları rahatsız etmemek için girmiyordum.
Ailem yine tahmin ettiğim gibi yemek masasındaydılar. Tek değişen her yıl verdikleri hediyeler olurdu. Masaya oturdum ve yemeğimi yemeğe başladım.
Şu sessiz ortamı bölen annemin öksürük sesi oldu. "Doğum günün kutlu olsun hayatım" dedi. Başımı salladım "Teşekkürler anne"
Annem sanki beni tanımıyormuş gibi bir umursamazlıkla yanındaki hediye paketini bana uzattı.
Hediyenin üstündeki kurdeleyi çıkardım ve paketi açtım. Bir elbise. Yeşil. Harika, annem kararlarıma saygı duymamıştj. Yine. "Bu harika" dedim "Teşekkürler"
"Ne demek yeşil sana çok yakışıyor"
Bana mor yakışıyor demek her zaman zor heldiği için yine sustum ve babama döndüm.
Babam gayet sakin bir şekilde sadece hediyeyi uzatıyor ve yemeğini yemeye devam ediyor. Hediye paketini açıyorum.
Bir maske. Maskeli Balolarda kullanılan o saçma süslü ve bazı şekilleri de aşırı derecede komik maskelerden. "Bu nedir?" dedim babama doğru.
"Maske işte"
Harika bir cevap baba!
"Evet de ne için?"
Babam öksürdü ve anneme bir bakış attı.
"Bir davet için"
Davet? Yoksa...
"Noctara topluluğundan"
Evet doğru tahmin. Gönderdikleri mektubu kabul etmişlerdi. Kim şu Noctara?
"Noctara da kim?"
"Vampirler"
