6. bölüm / 6
Manolya okulu : Savaşmaya hazır mısınALIŞMA
Bölümler 6Şu an: ALIŞMA
- 1 Beklenen247 kelime
- 2 Başlangıç372 kelime
- 3 ALIŞMA1.043 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Cesaretin bana işler mi1.559 kelime
- 5 KARAKTER43 kelime
- 6 Duyuru9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
mor gökyüzünde uçuyorduk ama şöyle, sanki daha demin ki yerlerden geçmiyorduk. Lula ile ellerimiz ayrıldı. Sonunda sessiz bir bakışma geçti kızlarla aramızda ve bir anda uçak gibi aşağı inmeye başladık. Sıkıca bir yerlere tutunmaya çalışıyorduk ama bir anda yavaşladı ve çok yumuşak bir şekilde zemine indi. Korkudan nefes nefese kalmıştım. Tanrıma etmediğim dua kalmadı. Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu, ellerim hâlâ titriyordu.
Herkes kapıya doğru koştu ama maalesef bizim hızımıza yetişemediler, hele bana hiç. Zaten bilirsiniz. Ve size şu detayı söylemeyi unuttum: Gemide hiç erkek yoktu. Sadece 30 tane kızdık. Kapıyı hızlıca açtım. Karşımda 5 — 10 tane kız, gerisi erkekti. Tahmini 60 kişi falandılar. Kızlar yanıma geldiler.
“Burası ne böyle ya? Manolya Okulu böyle değildi,” dedi Sunee. Ben de hak verircesine kafa salladım. Şu an Lydıa, Sunee ve ben yan yanaydık. Arkamızda Valeska, Lula ve Calista vardı. Yürümeye başladık ve kızlar bize doğru yürümeye başladı. Onlara doğru yürümeye devam ettik. En sonunda durduk. Konuşmaya başladı.
“Calista, neredeyiz acaba?” dedi.
Kızların arasından biri konuştu. Yeşil saçlı biri:
“Okulumuza hoş geldiniz. Burası Manolya Okulu. Sizleri biz seçtik.”
“Ve altımız aynı anda, ne saçmalıyorsunuz siz?” dedik. Çünkü puanla geldik ve okul böyle bir yer değildi.
Kızlar güldü.
“Siz gerçekten puanı kazandınız ama biz güçleri olanları seçiyoruz. Çünkü iki tane Manolya Okulu var,” dedi. “Birisi sihirli Manolya kampüsü, diğeri sizin gitmeyi beklediğiniz Manolya Okulu.
”10 saniye sessizce durduk ve…
“Eee, yani bizim şimdi sihir güçlerimiz mi var?” dedi Valeska.
“Hayır. Aslında güçleriniz var ama yetenek sayılır. Biz Okyanu Okulu’yla düşmanız ve savaşmamız lazım. Siz hepiniz seçilmiş kişilersiniz,” dedi yeşil saçlı.
Birbirimize baktık. Kimse ne diyeceğini bilmiyordu. Sanki hepimizin aklından aynı anda yüzlerce soru geçiyordu.
Ardından okulu işaret etti ve yürümeye başladı. Biz de hiçbir şey demeden arkasından yürümeye başladık. Okul bayağı küçüktü.
“Bu ne böyle?” dedim içimden.
Kapının içinden bir geçtim, kraliyet şatosu gibiydi. Hatta 3 katıydı. Ağzım açıldı ve aynı şeyi düşünmüş gibi Lydıa ile bakıştık. İçerisi dışarıdan görünen hâliyle tamamen farklıydı. Duvarlarda parlayan süslemeler, yüksek tavanlar ve her yerde garip ama büyüleyici ayrıntılar vardı.
Sonra hiç görmediğim kızıl saçlı kız konuştu.
“Evett, şimdi üçer üçer ayrılın. Hepiniz, her gruba birimiz ilgilenecek. Siz benimle geliyorsunuz,” dedi.
Sunee, Lydıa ve ben peşinden gitmeye başladık.
“Bu arada, ben Zaça,” dedi kızıl saçlı.
Biz de sırayla kendimizi tanıttık ve “Memnun olduk,” dedik.
Zaça bize döndü.
“Siz burada bekleyin. Sizin odanızın anahtarlarını alıp geleceğim,” dedi.
Ve biz de konuşmaya başladık.
“Lydıa, bundan sonra ne yapacağız bilmiyorum ama gerginim çok,” dedi.
“Calista, sana hak veriyorum,” dedim.
“Ben de,” dedi Lydıa.Ve 5-10 dk konuşmaya devam ettik. Zaça geldi. Anahtarlarımızı verdi. Bana sarı pembe, yıldızlı bir anahtar verdi. Üstünde lale vardı. Lydıa’ya mor mavi, kalpli bir anahtar verdi. Üstünde papatya vardı. Calista’ya turuncu ve yeşil, kare bir anahtar verdi. Üstünde gül vardı.
İlk Lydıa’nın odasına geldik. O girdi ve yola devam ettik. Sırada Sunee’ninki vardı. Sarıldık ve odasına girdi. Yürümeye devam ettik. Yere bakıyordum. Pat diye birine çarptım. Bana omuz atmıştı ve sonra:
“Özür dilerim, ufaklık,” demişti.
Yüzüne bakınca sarı saçlı, uzun boyluydu. Saçında mavi çizgiler vardı. Omuzları çok genişti.
“Beğendin herhalde?” dedi.“Çok beğendim, ağzımın suları aktı. Ve bir dahakine dikkat et, hayvan,” dedim.
Ağzı açık kalmıştı. Ardından piç gülüşü attı ve ardından uzaklaştı. Ben de arkasından birkaç uygunsuz kelime geçirdim içimden.
Arkasından bakarken içimde garip bir sinir oluşmuştu ama nedenini ben de bilmiyordum.
Ve sonunda benim odama gelmiştik. Zaça’ya veda edip odaya girdim. Yatak yuvarlaktı, yumuş yumuş gözüküyordu. Aynen böyle.Sadece yatak ve kelebek dahil.Kelebek detayı çok tatlıydı. Sonra odayı gezmeye devam ettim. Yatak kontrolü kesinlikle yapmalıydım.
Kabin gibi bir şey gördüm ama garipti. Basamağı vardı. Sonra bir anda arkamdan ses geldi. İrkildim ve anında arkama döndüm. Küçük kanatları olan bir kaplandı. Bu kolları çok tatlıydı. Tırnakları yok gibiydi, yani uzun değildi, pençe gibi. Konuşmaya başladı. Başta yanlış anladım sandım ama ciddili konuşuyordu.
“Tanışma ve kaynaşma dersin 1 saat 20 dakika sonra. Hazırlanmaya başlayalım,” dedi.
Ben de:
“Heeyyy, senin ismin ne? Ne demeliyim sana?” dedim.
“Çuka diyebilirsin, canım,” dedi bana.
“Ben de tamam, Çuka,” dedim. Komikti.Ve beni bir anda kabin gibi olan şeye itti ve kapısını kapattı. Ardından basamağa götürüp üstüne çıkmamı sağladı ve konuştu. Ben konuşamadan:
“Şimdi birkaç düğmeye basacağım ve Tinselop sana okul için yeni bir kıyafet üretecek. Haftada 4 gün giyeceksin okulda,” dedi.
“Okul haftada 4 gün mü?” dedim.
O da kafasını salladı, onaylarcasına. Ve bir anda elinde birkaç tuş belirdi.
“Ve bekle…” diye tam konuşacağım anda etrafıma bir şey kapandı.
10 saniye sonra üstüme kapanan şeyler yukarı kalktı. Çuka beni gördüğü an gözleri büyüdü.
“Çok yakışmış, Astoria,” dedi bana.Ben de aynada kendime baktım ve inanamadım. İlk defa böyle bir şey gördüm. Üstümde krem rengiydi. Kısaydı ama yanlarından tüller akıyordu. Göğüs kısmım tüylüydü. Hatta dekoltesi vardı. Bel kısmı korse gibiydi. Danteller vardı üstünde.
Bir an aynanın karşısında öylece kaldım. Gerçekten bunun ben olduğuma inanmakta zorlanıyordum.
Çok güzeldi. Sonra kolye ve takılarımı takıp çıktım odadan. Calista’nın odasına doğru yürüyordum. Herkesin bana benzer kıyafetleriydi ama benim rengimden kimseyi görmedim. Herkes bana bakıyordu. Derin bir nefes verip devam ettim. Sonunda varmıştım. Sunee’nin odasına tıklayacağım sırada kapı açıldı ve güzelliğinden büyülendim. Çok güzeldi. Mordu, tüller vardı elbisenin bitiminde. Aynı zamanda taşları da vardı üstünde. Saçları kıvırcık gibiydi. Kısacası mükemmel.
Bana bakıp:
“Mükemmel olmuşsun, aşkım,” dedi Sunee.
“Sen daha mükemmel olmuşsun,” dedim ben de.
Sonra yürümeye başladık. Sunee’nin odasına doğru yolu yarıladığımızda Lydıa bize doğru geliyordu. Demek ki önceden çıkmıştı.Pembeydi elbisesi. Peri gibiydi. Tülleri vardı tıpkı bizim gibi. Yine kısaydı. Uzun elbise yapmıyor herhalde Tinselop.
Üçümüz yan yana gelince birkaç saniye birbirimize baktık. Sanki gerçekten aynı okulun öğrencileri değil de başka bir dünyanın içinden çıkmış gibiydik.
Daha sonra birlikte yürümeye başladık.
Zaça bize doğru geliyordu. Bizi görünce:“Heh, ben de size geliyordum. Çok güzel olmuşsunuz kızlar,” dedi Zaça.“Teşekkür ettik. Sen de öylesin falan,” dedim ama çok güzeldi, yalan yok.
Sınıfın önüne gelince başımızdan aşağı kaynar sular aktı. Ayaklarımız yere sabitlenmişti.
Birbirimize baktık ama hiç kimse konuşamadı. Koridor bir anda olduğundan daha sessiz gelmişti. İçimde kötü bir şey olacakmış gibi garip bir his oluştu.
Lula KONPARDOM’un elbisesi
Valeska SOLVANTUM’un elbisesi
Calista ZAÇANTİL’in elbisesi
( EVETT YİNE BİR BÖLÜMÜN SONUNA GELDİKKKKK KİTABIMI OKUDUĞUNUZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİMMM OKULLAR YENİ AÇILDIĞI İÇİN HIZLI YAZAMIYOM NORMALDE HAFTADA BİR ATICAM DEDİM AMA OLSUNNN YAZMIŞKEN ATIM SİZİ ÇOKKK SEVİYORUM YORUMM YAPIN LÜTFEN FİKİRLERİNİZİ ÇOK MERAK EDİYORUM ERKEKLER ŞİMDİDEN GELSİN Mİ SİZCE 😘♥️❤️🤍 kızların elbisesi nasıl ) daha uzun yazacağım merak etmeyin
Bölüm etkileşimi
