Bölüm 5: Çözemiyosan düğüm at.

Vaveyla Yazarı: messi 🤘🐺

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bölüm 5: Çözemiyosan düğüm at.

Ben geldim agam🙋♀️.

Başlıyoruz.

iyi okumalar.

•

"Yardım lazım mı?"

Karşımda gördüğüm kişilerle önce bir duraksasam da imdadıma Çiçek yetişmişti. "Kim gelmiş acaba Na-" derken önce susmuş daha sonra biçimli kaşları çatılmıştı. "Ulan Cennet ya!" dedi kısık sesle, neler olduğunu anlamıyordum. "Hoş geldiniz Emie, biliyorsunuz Cennet'i. Büyük eşyalar vardı yerlerini değiştiremiyorduk, üstelik kitaplık ve masa kurulmamıştı." dedi hafif çekingen bir şekilde. Adının Emir olduğunu düşündüğüm çocuk güldü ve gözlerini benim üzerime çevirdi bir anlığına.

"Hoş geldiniiizz!" dedi Cennet yanımıza geldiğinde "Kızım çekilsenize kenara geçsin çocuklar, sadece yardım için değil otururuz dimi çocuklar?" dedi Cennet. Önce onlara bakmış ardından bize. Ben omuz silkerek yanıtladığım da Çiçek olumlu anlamda başını sallamıştı. Herkes oturma odasına geçmişti. Dört erkek ve bir de çok tatlı görünen minyon tipli bir kız vardı aralarında. Çiçek ve Cennet kıza sarılırken, ben öylece onları izliyordum. "Hoş geldin yavrum." dedi Cennet kızın yanaklarını sıkarken. "Hoş geldin Azra." dedi Çiçekte. Adının Azra olduğunu öğrendiğim kız hoş buldum demiş gözleri anlık bana değmişti.

"Ay sizi tanıştırmadım ben!" diye çığırdı Cennet. O sırada mutfağa girdi Çiçek, muhtemelen içecek bir şeyler hazırlamaya gitmişti. "Çığırma be kızım! Seni alana acıyorum." dedi çocuklardan biri. "Sus be!" dediğinde kendini oturduğum tekli koltuğun kollarına atıp kolunu da boynuma doladı. "Boğuyorsun kızı lan!" dedi içlerinden biri bakamıyordum çünkü Cennet'ten kolumu kurtarmaya çalışıyordum. "Düşücem lan!" diye Cennet'e baktığım da 'sen ciddi misin?' bakışlarımda atarken kendimizi yerde bulduk. "Ulan!"

Herkes gülerken Çiçek de gelmiş gülerek bizi yerden kaldırmıştı. Rezil oldum!

"Cennet ya! Of!" dediğim de masum masum bakışlarına aldırmadım.

"Neyse bu delinin tanıtacağı yok." dedi Çiçek kendini sandalyeye atarak. Napsın kız yer mi kaldı koltuklarda?

Onlara dönerek "Bu Nalan. Biliyorsunuzdur yine de söyleyeyim. Yeni ev arkadaşımız. 19 yaşında ve Kendisi Trabzon'dan geldi."

Bu sefer bana döndü yüzünü gülümseyerek. Eliyle en başta oturan kapkara gözleri olan çocuğu gösterdi. "Mahallemizin sayılıp sevilen çocuğu Emir abi. Herkes ona Karaoğlan diye hitap eder fiziksel özelliklerinin yanında gözü karadır. Bana da tuhaf gelmişti buraya geldiğim de ama onlara hak vermiştim." dedi, çocukla göz göze geldiğimiz de birkaç saniye öylece baktım gözlerine.

Bu sefer yanında sarışın çocuğu gösterdiğin de konuşmaya başladı, gözlerim bu sefer onu buldu. "Mahallemizin gözde tıpçısı Gürhan abi. Mahallenin teyzeleri olarak çok sevilirken genç kızlarda peşinde bunun." dedi Gürhan'da güldü dediğinde "Tabii kızım ne sanıyorsun?!" dedi eliyle saçlarını geriye iterek. Yanında oturan kumral çocuk ise ensesine vurdu Gürhan'ın. "Kızım deme lan!" dedi, "Abicim ne vuruyorsun ya!"derken gülümseyerek atışmalarını izliyordum.

Eliyle kumral çocuğu gösterdi, konuşacakken kaç dakikadır sessiz duran Cennet atıldı, "Bu daa Ata abii. Namı değer eniştemiz. Çiçek'in sevgilisi!" dediğin de şokla Çiçek'e baktım. "Ohaa." dediğim de utandığını belli eden bakışlarıyla Ata'ya bakıyordu. "Hayırlısı olsun." dedim Çiçek'e sarılırken. Çok sevinmiştim adına.

Yanındaki esmer çocuğu gösterdi, "Bu da Yaman abi en büyükleri, marangoz haneleri var." dedi.

"Şu minnoş kız da Azra. Senden bir yaş büyük." dedi minyon kızı gösterirken Cennet. "Küçük gösteriyorsun la." dediğim de patavatsızlığıma göz devirdim. Bana gülümsediğin de aynı şekilde gülümsedim.

Herkesle tanıştığım da ortamda koyu bir sohbet başlamıştı. Hepsinin yaşlarının benden büyük olduğunu öğrendiğim de abi deme kararı almıştım. Ata abi 22, Emir abi henüz 23 yakında 24'e girecekmiş, Gürhan 24 Yaman abi ise 26 yaşında. Azra da 20 yaşında.

Düşüncelerimden beni koparan Gürhan abi oldu,"Ee Nalan sen de var mı bir şeyler?" dediğin de beni de sohbete dahil etmeye çalıştığını anlamıştım. Gülümseyerek "Yok Gürhan abi, malum Trabzonlu bir abiye sahibim. Dövmediği kişi kalmadı ki Trabzon'da. Hayır ona ne? Ben de dövmek istiyorum!" dediğim de herkes gülmüştü. "Aha Azra 2!" dedi Ata abi. Azra gülerek "Çok sevdim seni kızıl fırtınaa!"dediğin de gözlerim Cennet'e kaydı. O der hep la? "Yani biz seni taşınmadan da biliyorduk Cennet sağ olsun." dedi Gürhan abi. "Manyak bu." dedi Ata abi eliyle Cennet'i gösterirken onunla uğraşmak için.

Herkes onlara gülerken ben tebessümle izliyordum. Abimi özlemiştim şimdiden, Annemi, Trabzon'umu... Derin bir nefes aldığım da dolan gözlerimi hızla sildim. İyice sulu göz oldun Nalan!

Masadaki sudan bir yudum aldığım da Emir abiyle göz göze geldiğim de anında gözlerimi kaçırdım.

"Bu kadar yeter, kalkın iş başına." dedi Emir abi gözlerini benden ayırmadan o hariç her yere bakıyordum oysa. Gözlerimin dolduğunu görmüş olmalıydı.

Çiçek, Azra ve Ata abi mutfağa yemek yapmaya gittiklerin de Cennet ve ben odama ilerlerken peşimizden de erkek tayfa geliyordu. Evet Ata abi gastronomi okuyordu.

Cennet Yaman abiye eliyle kurulmamış masa ve kitaplığı gösterdiğin de girişe koyduğu alet çantasını almaya gitmişti.

Emir, "Oda boyanacak mı?" diye sorduğunda olumsuz anlamda başımı salladım. "Nalan boyayalım ya!" dediğinde "Hayır maviyi seviyorum, bu kalsın." diye itiraz ettim. Cennet tam itiraz etmek için ağzını açmıştı ki Gürhan abi kolunu Cennet'in omzuna atmasıyla susmuştu. "Fıstık Nalan kalacak ya burda? O karar versin." dediğin de Cennet susmuş, başını olumlu anlamda sallayınca gülümsedim.

Cennet'le büyük uğraşlar sonucu eşyaların yerlerine karar vermiştik. İkimizin de kararsız bir kişiliğe sahip olması bizi zorlasa da Emir abi gülerek bizi izlemişti. Yaman abinin kurduğu kitaplığı elimdeki bezle silerken Gürhan abi de Cennet'le uğraşıyordu, "Bir işi de beceremedin evde kalıcaksın bu gidişle Cennet." dedi. Cennet sinirle sildiği masayı ve sandalyeyi bırakmış Gürhan abiye dönmüştü. "Elimde ki ahşap sille parçalarım seni Gürhan abi!" deyip üzerine yürürken Gürhan abi kahkaha atarak ondan kaçmaya Cennet'te kovalamaya başlamıştı.

Onları gülerek izlerken Yaman abi de bana katılmış kahkahalarını eksik etmiyordu. Emir ise sessizdi.

Telefonumun çalmasıyla cebimdeki telefonu çıkardım. Kılıfta özel olarak baskılattığımız abimle benim maçtayken çektiğimiz fotoğraf vardı. Telefonumun çaldığını fark eden ikili durmuş soluklanmaya başlamıştı. Ekranda gördüğüm isimle kocaman gülümsedim. "Geliyorum hemen!" dediğim gibi çıktım oradan. Cennet'in odasına girdiğim gibi telefonu açtım.

Ekranda beliren yüzüyle "Canımın içii!" diye yüksek sesle konuştuğum da gülmüştü. "Seni şimdiden çok özledim. Sakarlıklarını bile. Bu şehir sensiz hüzünlü." dediğinde gözlerim dolmuştu. Al işte beni ağlatmaya yemin etmiş gibi! "Abi..." dediğim de susmuştu, gözlerimi görünce "Ağlama basarım orayı! Hem ağlaman için değil sesini özlediğim için aradım" dedi ardından sessizce ekledi, "sıçmayayım o ince bacaklara!" hiddetle. Gülüp öpücük attığım da neler yaptığımızı ve tanıştığımız kişilere ona birer birer anlattı. Ciddi ses tonuyla, "Bak biri sana laf atar, ne bileyim sevgililik muhabbetlerine girerse bana söylüyorsun. Ağır küfür ederdim de okuldayım şimdi." Dedikleri kahkaha atmamı sağlarken içeridekiler aklıma gelmişti. "Ciddi diyorum Nalan." dediğin de bu sefer göz devirdim. "İyi be, hadi kapatıyorum iş bitince seni yine ararım. Seni seviyorum hoşçakal!" deyip öpücük attım. "Arama-" bir şeyler diycecekken telefonu yüzüne kapattım. Kesinlikle ardımdan "Dengesiz!" diye homurdanmıştı.

Yüzümde kocaman gülümsemeyle odadan çıktım gibi bir şeye toslamam bir oldu. Hayır kimse belimden beni yakalamıyor arkadaşlar sakin. Gözlerimi kapatıp yeri boylamayı beklerken elimle bir şeylere tutunmaya çalıştım. Tuttuğum şeyle beraber yere kapaklanırken, "Ulan!" diye kalın bir ses duymam bir oldu. Korkuyla gözümü açtığımda üzerimde Emir abiyi görmemle çığlığım aynı anda gerçekleşti. Herkes buraya gelmiş bizi kaldırmak yerine gülüyorlardı.

Sakarlığına sıçayım! diyen iç sese hak verdim, ben de lan ben de.

Emir abi üzerimden kalkınca elini uzattı, "Teşekkürler." deyip kendim kalktım. Rezillik falan çıkarırım şimdi başımıza iş almayalım. "Şey özür dilerim, ben anlamadan oldu." dediğim de "sorun değil." demişti. Gözlerimi bizimkilere çevirince Cennet'in elinde telefonu gördüm. Videoya almıştı şerefsiz! Tam konuşacakken Çiçek araya girdi,

"Neyse yemek hazır, hadi sofraya." dediğin de derin nefes aldım. Çabucak unutalım lan şu olayı.

Yemek masası açılmış herkes bir yere kurulmuştu, hem acıkmış hem yorulmuştum. "Afiyet olsun." nidaları eşliğinde herkes önlerinde ki çorbaları kaşıklamaya başladı. Ağzıma gelen o enfes tatla mırıldandım, "Harika..."

Kimsenin duymadığını düşünürken sol tarafımda baş köşede oturan Emir abi kısıkça kimsenin duymayacağı şekilde gülmüştü. Ama ben duymuştum işte.

Her yerde kendini rezil etmeyi başarıyorsun ha kızım! Evet canım, başka? İyice manyadın Nalan, ağırdan sat kendini. Kankam içimden geldiği gibi, kendim gibiyim. Napayım? Bok ye. Çekingen biri değilim.

🙆🏻♀️

"Kızlar dışarı çıkalım mı?" diye sordu Cennet. Başımı olumsuz anlamda salladım. Yorgundum ve yerimden kalkmak istemiyordum.

"Cennet yorulduk daha sonra çıkarız." Dedi Çiçek beni onaylarcasına. Cennet mutfağa gittiğin de Çiçekte yanıma koltukta bana dönük bağdaş kurmuştu.

Birkaç dakika sessiz kaldığımız da ağzını açıp kapatıyordu bir şey demek istercesine. "Söyle." dediğim de tam konuşacakken onu kesen Çiçek'in yanımıza kupalarla gelmesiydi. Kahve yapmıştı. Düşüncelerimle boğulurken derin bir iç çekip bana uzatılan kahveyi aldım. Hemen ardından Çicek'te yanımızda ki tekli koltuğa oturmuştu.

"Aman ya asıl bombayı atayım ortaya. Çiçek'le Ata'nın tanışma hikayesini anlatalım sana, bayılacaksın!" dedi Cennet, Çiçek utançla gözlerini kaçırdığında kahvemden keyif almış bir şekilde onları izliyordum.

"Tamam ya utanma kız!" dedim.

"Neyse boş ver onu. Bak olayı anlatıyorum; Bu deli YKS son prova sınavına giriyor ama sınavdan heyecanla aceleyle çıkınca optik kağıdını masada unutuyor. Sonra Ata abi bunu bulup hocaya veriyor ama optikteki telefon numarasını da almayı unutmuyor. Telefondan böyle tanışıyorlar. Daha sonra tabi Ata abi yazıyor ama bizimki asla yüz vermiyor. Zaten sonradan Çiçek Ankara'yı yazıyor hepsine Allah'tan çıkıyor. Böyle işteee." Cennet'in dediklerine ağzım açık dinlemiş, 'oha, çüş, yuh.' gibi tepkiler vermiştim. "1.5-2 sene oluyor." Diye ekledi Çiçek. Vay be milletteki şansa bak!

"Hakkınızda hayırlısı olsun, Ata abi iyi birine benziyor." dedim gözlemlerime dayanarak.

"Ya amin amin orayı geçte, Emir abiyle çok komiktiniz." dedi Cennet telefonundan videoyu gösterirken. Gerçekten komikti ama kahkahalarla gülünecek kadar değildi. "Aşkım bu arada ben sizi Emir abiyle şipledim. " deyince içtiğim kahve boğazımda kalmıştı!

"Yok canım daha neler?!" dediğim de ikisinin de sinsi bakışları altında eziliyordum.

"Ya kızlar!"

🤠

1488 kelime.

iyi bakın kendinize!

eyvallah.

görüşmek üzere.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

708okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.