9. bölüm · Maestronun kalbi
İlk buluşma
Asu heycandan sabah erken kalkıp hemen yuşaya “Günaydınnnnn” yazmıştı biraz vakit sonra kardeşleri kalkmış onlarla oynayıp güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra saat yaklaştığını görünce güzel bir duşa girip ardından hazırlanmaya başlamıştı…
Siyah sıfır kollu kol bitiminde beyaz çizgisi olan bir crop altına mavi bol bir pantolon giyinip saçını açık bırakmıştı az ama güzel bir makyaj yapmıştı ve hazırdı daha 1 saat vardı buluşma saatine o sıra da bir mesaj bildirimi geldi yuşadandı “günaydınn” asu heycandan ölecekti ama sakinliğini korumaya çalıştı…
Yuşa kalktıktan sonra yemek yemeyi pek seven birisi değildi biraz kendine geldikten sonra soğuk bir duş aldı, siyah eşofman siyah bir polo yaka ama yakasında gucci amblemi olan bir thisört giymişti …
Buluşma saati gelmişti umut asuyu arayıp “nerdesin kankaaaa?” die sordu asu “2 dk canım” dedi ve telefon kapandı asu meydana gelmişti umut ordaydı asu telefonunu çıkartıp “nerdesin canım” “hamza geliyo beni almaya 5-10 dk ordayım yavrum dedi” asu”tamam canım” deyip telefonu cebine koydu çok heycanlıydı acaba heycanım anlaşılıyor mu diye çok düşünüyordu o sıra da yuşa ve hamza motorla gelmişlerdi asu o güzel ela gözlerini yuşanın ela gözleri ile buluşturdu kalbi çıkacaktı baby face yüzü belirgin hatları uzun boyu kalıbı adeta bir film karakteri gibiydi çok yakışıklıydı umut” hoş geldiniz” diye söyledi onlarda karşılık olarak hoş bulduk diye cevap verdiler yuşa” hadi gelin çekirdek-kola alıp parka oturalım bari “dedi herkes onu kafasıyla onaylamış yürüyorlardı asu ile yuşa aralarında sohbet ediyorlar umutla da hamza umut bir anda hamzaya dönüp “ bunlar ne çabuk anlaştılar” diye söyledi hamza da başıyla onayladı yuşa ile asu markete gidip birşeyler alırken hamza ile umutta parka gidip oturmuşlardı bile asu ile yuşa da çok vakit geçmeden yanlarına geldi adeta bir birlerini 40 yıldır tanıyormuş gibi samimilerdi umutun dikkatini çekmişti anlaşacaklarını düşünüyordu ama daha tanışalı çok kısa bir süre olmasına rağmen bu yakınlık fazlaydı ki asunun konuştuğu sır gibi sakladığı maestrosu vardı buna hitaben asuyu yanına çağırıp “kızım napıyon tam konuşda maestroyla da konuşuyosun kendine gel” diye söylendi asu istemsiz bir şekilde tebessüm edip “rahat ol dostum hata etmiyorum” diyip yuşanın yanına oturdu bir süre sonra 10-15 dklığına tuğra motorla yanlarına uğramıştı yuşa söze atladı “bak asu bu tuğra iki gözümdür” diyip piç gülüşünü attı asu da gülümseyip “ memnun oldum “diye cevap verdi tuğra soğuk duvarları olan bir çocuktu “bende” deyip geçti çok durmadan da gitti …
Saat sanki çivisi çıkmış gibi hızlı geçiyordu hep birlikte kahkahalarla sohbet ederlerken asu “ benim gitmem gerekiyo saat 19.00 diye “ söyledi yüzü düşmüştü yuşanın yanında çok eğleniyordu gitmek istemiyordu ama elinde olan bir şey yoktu yuşa asu’ya dönüp” biraz daha duramaz mısın?” Diye sordu asu maalesef der gibi başını sağ sola nazikçe salladı rüzgarın esintisiyle kumral uzun saçları da yavaş yavaş uçuşuyordu… yuşa” tamam gel seni bırakim ozaman” diye konuşmaya devam etti asunun kalbi yerinden fırlayacaktı yüzünün kızardığını hissediyordu olur der gibi kafasını sallayıp herkesle selamlaşıp yuşanın arkasına motora bindi çok güzel hissediyordu giderken de sohbet etmeyi eksik etmemişlerdi evin önüne geldiklerine asu “ teşekkür ederim” deyip sarıldı çok güzel kokuyordu yuşa gülümseyerek” ne demek yavrum” deyip motora tekrar binip gitti asu da evine girmişti akşam yatağına oturduğunda asunun yüzünde değişik bir gülümseme vardı uzun zaman sonra birisine karşı duygu beslemeye mi başlamıştı acaba…
