4. Bölüm - Ardında Kalan

Vaveyla Yazarı: M G

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 4. Bölüm - Ardında Kalan

*Bölüm şarkısı*
"Yalın - Aşk Diye"
★★★

Yazardan
"Ne edeysun o uşakla?" Diyen Akça gözlerini kısarak Eleni'ye bakıyordu. Anlamamıştı.

Eleni merakla ona bakan iki kıza baktı. "Hiç." Dedi omuz silkerek.

Sonra Akça'yla tekrar göz göze geldiler. Eleni, Akça'ya göz kırptı. Akça, Fadime ile ilgili olduğunu anlayınca gülümseyerek karşılık verdi. Okulun başladığı günden beri yani dünden beri ikisini shipliyorlardı.

Fadime, Eleni konuştuktan sonra önüne döndüğünden onları görmemişti. Karnının açlığı, bir şeye odaklanmasını zorlaştırıyordu. Yüzündeki somurtkan ifade zaman geçtikçe artıyordu.

Biraz sonra elinde tostla kızlara doğru yaklaşan İso'yu ilk önce Akça farketti. İso masaya vardığında tostu Eleni'ye uzattı.

Eleni ise gülümsedi ve gözüyle Fadime'yi işaret etti. "Ona."

İso, Eleni'nin Fadime için istediğini biliyor olmasına rağmen sanki haberi yokmuş gibi davrandı ve kaşlarını kaldırarak bir Fadime'ye bir de tosta baktı.

Sonra durdu ve düşündü. Sahiden Eleni mi istemişti yoksa Fadime ona mı söylettirmişti? İlk önce teşekkür, şimdi de tost diye geçirdi içinden. Fadime Koçari'nin kini azalmaya mı başlamıştı? Fadime Koçari, bir Furtuna'dan yardım mı istemişti?

Fadime, Eleni'nin söylediğiyle kaşlarını çattı. Hışımla İso'ya döndü. "Kılçuk?"

"Hm?" Diyen İso, Fadime'nin ne diyeceğini merak ediyordu. Anlaşılan o istememişti. O anda ona kılçuk demesine alıştığını farketti. İki gün içinde o kadar çok kullanmıştı ki, artık kendisine söylendiğini biliyordu.

"Sen bağa tost mu aldun?" Son kelimeyi söylerken başını hafif eğmiş, kaşlarını kaldırmıştı. İso iki gündür onu o kadar çok şaşırtıyordu ki artık ne tepki vereceğini bilemez hâldeydi.

İso, Fadime'ye aval aval bakınca kızlar kıkırdadı. Bu ikili onları çok güldürüyordu. İso sadece omuz silkti. Elini hâlâ tostun alınması için havada tutuyordu. Böyle olacağını az çok tahmin etmişti. Şaşırmıyordu.

Fadime önüne dönerken kollarını göğsünde birleştirdi. "Kalsun." Tam o anda Fadime'nin karnından gelen guruldama sesiyle kızlar gülmeye başladı. Sonra Fadime onlara ters ters bakınca susmaya çalıştılar ancak çok komik görünüyordu.

İso ise gülmemek için dudaklarını bastırıyordu. Fadime'nin bu hâlini çok tatlı bulmuştu. Gülümsemesini durduramıyor, ona tepkisiz kalamıyordu.

Sonra Fadime'nin aç olduğunu hatırlayınca genzini temizledi ve konuştu. "Aç değulum, demeyecesun herhalde?" Dedi muzip bir gülüşle. Onu kızdırmanın hoşuna gittiğini farketti. Bu Koçari kızları, İso'yu güldürüyorlardı.

Fadime yerinde dikleşti. Bu Furtuna'nın ona ima yapması sinirini bozuyordu. Dişlerini sıkarak konuştu. "Ula şifam senden olsa, yine yemem o mundar elunden lokma!"

İso Fadime'nin bu dediğiyle ciddileşmişti. Fadime'ye doğru biraz eğildi ve itiraz etti. "Elimun nesu mundar, hayurdur? La daha dün aldum gusül abdestini."

Fadime, "Sağa yaramaz o, kılçuk!" Dediğinde biraz daha yaklaşmıştı İso'ya. İso sabır çeker gibi gözünü kapatıp iç çekti. Yumruğunu sıkıyordu.

Eleni tartışmalarının daha fazla uzayacağını farkedip İso'nun elinden tostu aldı. "Ben alayım o tostu." Ortamı yumuşatmak için gülümsemeye çalıştı.

Eleni'nin sesiyle Fadime arkasına yaslanırken kollarını göğsünde bağlamıştı. İso ise durduğu yerde dikleşip Eleni'ye baş hareketiyle selam verip gitti.

Fadime, İso kapıdan çıkarken "Kılçuk." Diye mırıldandı.

Eleni, Fadime'ye tostu uzatırken şirinlik yapıyordu. Fadime de tostu İso aldığı için yemeği reddediyordu. En son Eleni, tostun parasını ödediği yalanını söyleyince Fadime inadı bırakıp kabul etmişti.

★

İso ile Fadime ders başlayalı beri hiç konuşmamışlardı. Fadime derse odaklandığından konuşma ihtiyacı bile hissetmemişti. İso ise eve gitmek için sabırsızlanıyordu.

Akşam Fadime, konağa gelecekti. Neden bu kadar heyecanlanmıştı? Bilmiyordu ama içini saran bu his onu mutlu ediyordu.

"Evet, soruyu cevaplayacak olan yok mu? İso?"

İsmi söylenince daldığı yerden başını kaldırıp hocaya baktı. Hoca İso deyince tüm sınıf İso'ya bakmaya başlamıştı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Aslında hangi derste olduklarını bile bilmiyordu. Soru neydi?

Herşeyi alaya alan hâline döndü ve konuşmaya başladı. "Soruyu tekrar alabilir miyim hocam?" Deyince sınıftan kıkırdamalar duyuldu. Böyle olunca daha da keyiflenen İso yerinde kımıldandı.

"Aşka aşık olmak ne demek? Bunu bize yorumlar mısın, İso?" Hoca öğrencilerinin derse katılmasını seviyordu. İso derse ne kadar ilgisiz olsa da verdiği cevaplar her zaman dikkat çekerdi. Ya güldürür ya düşündürürdü. Hoca da bunu bilerek sormuştu zaten İso'ya.

İso biraz düşündü. Elindeki kalemi döndürmeye başlarken konuştu. "Bir kimsenin âşıkken duyduğu heyecan, adrenalin gibi derinden hissettiği duyguları kaybetmesiyle sadece kendini düşünerek başka bir arayışa çıkması olabilir."

Hoca istediği cevabı almıştı. Memnuniyetle kafasını salladı. "Peki..." Derken sözü Fadime'nin el kaldırmasıyla kesildi. Kafasıyla konuşmasını işaret etti.

"Peki bir insan kaç defa âşık olur hocam? Âşka âşıksa eğer hiç âşık olmamuş, sevdaluk etmemiş sayılabilir mi?" Dedi.

Hocanın cevaplamasına izin vermeden İso el kaldırdı. Hocadan izin aldı ve Fadime'ye bakarak sorusunu cevapladı. "Birinun sadece bir defa âşık olacağunu sağa düşündüren nedu, Koçari kızı?" İso, bakışlarıyla meydan okuyor gibiydi ama aynı zamanda da eğleniyordu. Fadime de gözlerini kısmış İso'ya bakıyordu. Başını sorar gibi iki yana sallarken göz kırptı. "De bakayım bağa."

Fadime, İso'ya belli belirsiz yaklaştı. "Deneyim." Dedi kararlılıkla. Arkasına yaslandı. Aslında böyle bir deneyim yaşamadığını pekâlâ kendisi de biliyordu. Ama ağzından çıkıvermişti işte. Hem ne olacaktı ki sanki yalan söylediyse?

Bütün sınıf, "Ooo!" gibi kışkırtıcı bir nida çıkarınca Fadime keyifle sırıttı. Bazen yalan söylemekte lazımdı, değil mi?

Biraz sonra zil çaldı. Fadime yerinden kalkarken İso ise tabiri caizse ağzı açık kalmış bir şekilde Fadime'ye bakıyordu. Cevabına şaşırmıştı. Fadime Koçari daha önce sevdalık mı etmişti? Anlam veremediği bir şekilde bu düşünce ona ağır gelmişti. Zorlukla yutkundu ve arkasına yaslandı.

Az önceki eğlenen hâlinden eser yoktu. Donakalmış şekilde öylece duruyor ve düşünüyordu. Sahiden, âşık olmuş muydu?

Yanına gelen arkadaşlarından biri İso'yu sarsınca kendine geldi ama düşünmeden de edemedi. Fadime Koçari'nin sevdalık etmesi neden İso Furtuna'yı rahatsız etmişti?

★

O konuşmadan sonra İso ile Fadime çıkışa kadar konuşmadılar. Zaten Fadime o yangazla uğraşmak istemiyordu. İşine gelmişti. İso ise konuşacak cesareti bulamamıştı kendinde. Ne diyecekti ki?

Çıkışta ise kızlar kolkola merdivenlerden iniyorlardı. Bahçe kapısına doğru yürürlerken sohbet ediyorlardı. "Akşam kaç gibi geleyim konağa? Kaçta gideceğuz?" Akça, iki yandan kollarına girmiş arkadaşlarına baktı.

Fadime de bilmediği için Eleni'ye baktı. Eleni, "Sekiz gibi biz seni ararız." Dediğinde Akça onayladı.

Fadime, "Kapıdan mı görecesun Oruç'u..." Dedi. Sonra sanki yanlışlıkla söylemiş gibi "Ay!" Dedi. Kıkırdarken "Ananu diyecektum." Diye devam etti.

Akça, Fadime'nin dediğine gülerken Eleni bıkkınlıkla isyan etti. "Bre sizin benimle derdiniz ne?"

"Kızma da! Sanki bilmeyruz, ula abim bile bileyi! Sen saklasan ne?"

Akça da araya girdi. "He valla. Adil Koçari bile farkında."

Eleni, "Ne var ki babam biliyorsa?" Dedi. Aslında babasının ne kadar sinirli biri olduğunu biliyordu.

Fadime sanki Eleni saçma birşey söylemiş gibi bir ifadeyle ona baktı. "Ne mi var? Ula abimin Oruç'u yaşattığına şükret sen. Bir de Furtuna değil mi o uşak! İyice delleniyor ya her defasında!"

Eleni, Fadime'nin üstüne gelmesine dayanamadı ve konuştu. "Ela, benimki Furtuna da seninki ne?" İso'yu kastettiği çok açıktı.

Fadime, Eleni'nin bu imasıyla gözünü belertti. "Benimki menimki yok ula! Ağzundan çıkanu kulağun duysun! Hem konu ne ara bana döndü? Oruç diyorduk..." Deyince Eleni, Fadime'nin devam etmesine izin vermeden koluna hafifçe vurdu.

★

Eve vardıklarında Eleni direkt Adil'in yanına mutfağa girdi. İlk önce izin alması gerekiyordu. Esme'yi bahane ederse izin verirdi. Biraz da suyuna giderse ikna etmesi basitti.

"Baba." Dedi tezgahta ıhlamur demleyen babasının yanına giderken. Kollarını sıvadı ve köşede duran limonu sıkmak için ikiye böldü.

Adil, biricik kızını görünce gülümsedi. "Hoşgeldun, minnak. Nasıl geçtu günün?"

Eleni limonu sıkarken gülümsedi. "İyiydi." Sonra limonu bıraktı ve Adil'e baktı. "Ben..." Deyince Adil sözünü kesti. Furtuna konağına gitmek istediğini anlamıştı. Kızını tanıyordu.

"Gidemezsun."

"Ama Adil!" Eleni babasına kızınca ona ismiyle hitap edebiliyordu bazen. Bu eskiden edindiği bir alışkanlıktı. Çoğu zaman ismiyle seslendiğini farketmiyordu bile.

"Aması maması yok, gidemezsun. Kızum sen daha yeni gelmedun mi Furtuna'dan?" Kaşlarını çatıyor, kızının neden gitmek istediğini merak ediyordu. Gelir gelmez zaten oraya gitmesi yetmiyormuş gibi ilk haftadan geri mi dönecekti?

"Ela kalmayacağım ki! Yarım saat sonra döneriz."

Adil şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Ha bi da döneriz? Kim kim gidecesunuz?"

"Fadime ve Akça..." Adil tekrar sözünü kesti.

"Ha, fırıldak Fadime'yi de alet ettun ha?" Eleni başını yere eğdi. Ne diyeceğini bilmiyordu. Adil devam etti. "Hem ne edecesunuz siz o kılçukların olduğu yerde? İki kızımı da Furtuna'ya gönderemem. Olmaz dedum, bittu."

"Furtuna'ya Esme'nin yanına gidiyorum bre! O kılçukları görmeye değil." Aslında bilhassa o kılçukları görmeye gidiyordu ama babası bunu bilemese de olurdu, değil mi?

Eleni öyle deyince Adil neredeyse ikna olmuştu. Esme lafı geçince konu ne olursa olsun duruluyordu. Furtuna'da tek güvendiği oydu. Canını elbette ki canına emanet edebilirdi. Ona güvenmeyecekti de kime güvenecekti?

Tek kaşını kaldırarak emin olmak ister gibi kızına baktı. "En fazla yarım saat."

Eleni izin almanın ve Oruç'u göreceğinin heyecanıyla yerinde zıpladı. Adil'e sarılırken kıkırdadı.

Adil kızının bu hâline güldü ve sarılmasına karşılık verdi. Eleni kapıdan çıkarken arkasından, "Halasu kılıklu!" Diye mırıldandı ve önüne döndü.

Heyecanla odasına dalan Eleni babasından sonra halasına da sarıldı. "Oy! Kızum dursana düşeceksun." Dediğinde Eleni'ye gülüyordu.

Eleni geri çekilirken hâlâ gülüyordu. "İzin verdi, Fadime!"

"Görende hiç Furtuna'ya gitmedun sanacak. Ne bu mutluluk, yeğenum? Bizden mi sıkıldun?" Fadime'nin bu dediğine Eleni olur mu öyle şey, der gibi kafasını yana yatırdı. "Tamam da demedum bir şey." Diyerek yeğenine gülümsedi.

★

Akşam kızlar gitmek için hazırlanıyorlardı. Eleni normalden biraz fazla süslenmişti. Fadime de çok özenmeden üzerine birşeyler geçirmişti. Arabada beklerim, diye düşünüyordu.

Saçlarına annesinin renk renk olan boncuklarını takmayı da ihmal etmemişti. Neredeyse bütün renkleri saçlarında taşımayı seviyordu. Boncukların varlığıyla güvende hissediyordu. Boynuna da acı kahve bir fular takınca odadan çıktı.

Akça kızları arayıp aşağı inmelerini söyleyince ceketlerini giyip çıktılar. Furtuna konağına vardıklarında Eleni arabadan indi ve konağın kapısını çaldı. Kızlar ise Eleni'yi arabada bekliyordu.

Kapıyı Esme açmıştı. Eleni, annesinin boynuna atladı. "Annem." Dedi Esme kızının kokusunu içine çekerken. Ayrıldılar. "Hoşgeldun."

Eleni kendine özel tatlı gülümsemesini sundu annesine. "Hoşgeldim."

Esme çok sevinmişti ancak kızının ikinci günden geri dönmesinin sebebini anlamamıştı. Gülümsemeyi bıraktı. Tek kaşını kaldırırken elini beline koydu. "E sen niye geldun? Yoksa o Koçari ayısı sağa bir şey mi dedu?"

"Yok, babam bir şey demedi. Ben..." Nasıl söyleyeceğini bilemiyordu. Bakışlarını kaçırırken zorlukla konuştu. "Oruç'u görmeye geldim."

Eleni öyle söyleyince Esme'nin yüzünde bir tebessüm belirdi. Birbirlerini sevdiklerini herkes gibi o da biliyordu. Elini kızının omzuna koydu. "Hadi git bakalum. Yukarda İso'nun odasındalar. O da demin geldu. Kalp kalbe karşıymuş demek ki."

Eleni gülümseyip yukarı çıktı. İso'nun odasının önüne geldiğinde kapıyı çaldı. Ses gelmeyince girdi. İçeriye bakındı ancak kimse görünmüyordu. Biraz ilerleyince balkonda oturduklarını gördü. Gülümsedi. Balkon camını tıklattınca ikisi de ona dönmüştü. Oruç gülümserken İso kapıyı açmak için ayaklanıyordu.

İso kapıyı açar açmaz sordu. "Eleni?" Buraya gelmesinin sebebinin abisi olduğunu elbette biliyordu. Hatta bu yüzden konağa abisini çağırmıştı. Hâlâ ayaktayken Eleni'ye bakıyordu.

Eleni ise Oruç'tan gözünü alamamıştı. Zorlukla İso'ya döndü. "Esme için gelmiştim de." Bakışlarını Oruç'a çevirdi. "Buraya da uğrayayım dedim." O anda İso yerine geri oturmuştu. Abisiyle müstakbel yengesini izliyordu.

Oruç'un yüzündeki gülümseme büyüdü. "İyi etmuşsun." Bir süre sessiz kaldılar. Eleni'nin hâlâ ayakta durduğunu farkedince Oruç, Eleni'ye yer vermek için yana kaydı. "Gel otur. Ayakta kaldun."

Eleni de ayakta olduğunu farketmemişti. Kendisine açılan yere oturdu. İso sordu. "Yalnuz mu geldun? Gece gece Koçari salmaz senu bir başuna. Kim geturdu?"

Eleni, İso'ya baktı. Gülümseyerek cevap verdi. "Akça ve Fadime'yle geldim." Dedi. Fadime'yi özellikle bastırarak söylemişti. İmayla bakmayı da ihmal etmemişti. Oruç hayretle İso'ya bakarken İso ona bakmıyordu. Kardeşinin Fadime Koçari ile sevdalık edeceğini düşünmüyordu. Eleni devam etti. "Aşağıda, arabada bekliyorlar. Birazdan gideceğim zaten çok kalmayacağız."

İso heyecanlanmıştı. Çok belli etmemek için abisine baktı. Gitmek için ayağa kalkmak üzereydi. "He ben gideyum, bir bakayım o vakit. Konağa mermi yağdurmasun."

Oruç hayırdır? der gibi bir hareket yaptı. İso da kaş göz yaparak sonra demeye çalıştı. Ayaklandı. Balkondan çıkarken abisi ve yavuklusuna el salladı. Sırıtıyordu. Oruç, İso'nun arkasından "Te Allah'ım ya!" Dedi. Eleni ve Oruç yalnız kalmışlardı.

Arka koltukta elini çenesine dayamış, camdan dışarıyı izleyen Fadime; Furtuna konağına baktı.

Konağın kapısında Furtuna Konağı yazısını görünce ilk önce Şirin Furtuna aklına geldi. Gülümsedi. Küçükken kuşku duymadan sevip güvendiği tek Furtuna, Şirin'di. Küçüklüğünden beri Furtuna deyince aklına hep aynı kişi gelirdi. Şirin Furtuna, çocukluğunun kalkanıydı.

Sonra olduğu taraftaki camdan tak sesi gelince yerinde sıçradı. "Ne olayi ula?" Bir cama bir de Akça'ya baktı. Ama Akça telefonunda sevdalısıyla konuştuğundan ne olduğunu duymamıştı bile.

Tekrar bir tak sesi gelince Fadime bu defa olduğu tarafa taş atıldığını farketti. "Ula! Yedum sizi." Diyip arabanın kapısını açtı ve aşağı indi.

İner inmez arabanın arka tarafında elleri ceplerinde sırıtarak ona bakan İso Furtuna'yı farketti. Kaşlarını çatarken yanına doğru ilerledi. Neredeyse dibinde olacak şekilde durdu. Hiddetle konuşmaya başlarken dişlerini sıkıyordu. Bu yangaz ondan ne istiyordu?

"Ne edeysun ula? Siz abi-kardeş taşlamaya çok meraklisunuz herhalde."

İso, "Uuu!" Dedi Fadime'yi baştan aşağı süzerken. "Silahın da var mu? Çeyrek mafya!" Dediğinde onunla eğleniyordu. Dalga geçtiği ses tonundan dahi anlaşılıyordu. Keyifle sırıtıyor, Fadime'nin ne diyeceğini bekliyordu.

İso öyle söyleyince Fadime elini belindeki silahına uzattı. İso'ya doğrulturken sırıttı. "Bak bakalum var muymuş?"

İso, Fadime ona silah doğrultunca sırıtmayı bıraktı. Sonra bir silaha bir de Fadime'ye baktı. Fadime Koçari'yi biraz dahi tanıyorsa o tetiği çekerdi. Suyuna gidiyormuş gibi gülümsedi. "Ula lafun gelişu dedum ben oni." Ellerini teslim oluyormuş gibi yukarı kaldırdı. "Kolumu kırdun, deli misun?" Dedi sabahı hatırlatırken. "Ne yapacağum ben sağa?"

Fadime'nin sırıtan yüzü daha da keyiflendi. Silahı aşağı indirdi. Furtuna'ların onu az çok tanıması hoşuna gidiyordu.

Eleni'yi beklemeye dışarda devam etmeye karar verdi. Konağa çıkan merdivenlerin trabzanına yaslandı ve beklemeye başladı.

İso, Fadime'nin dışarda bekleyeceğini anlayınca sanki içeri gidiyormuş gibi Fadime'nin yaslandığı merdivenleri çıkmaya başladı. Islık çalıyordu. Tam Fadime'nin önünde durduğu basamakta durdu. Az önce kendisine doğrulttuğu silahı Fadime'nin elinden kapıverdi.

Fadime silahının elinden alındığını hissettiği gibi, "Ula!" Diye çemkirdi. Arkasında duran İso'ya döndü.

İso silahı arkasına saklarken Fadime bağırmasın diye, "Şşş." Dedi. Eğleniyordu.

"Ver o silahı!" İşaret parmağını kaldırmış, silahını alan yangaza doğrultuyordu.

Fadime'nin bağıran sesinin aksine sakinlikle, "Hayur." Dedi omuz silkerek. Sırıtmaya başladı. Diğer eliyle, arkasında silahı saklayan ellerini birleştirdi.

Fadime silahı almak için merdivenlere yaklaşınca İso bir basamak yukarı çıktı. "Ver dedum sağa!"

İso, Fadime'nin daha çok dellendiğini farkedince eğlendiği belli olan bir sesle güldü. "Ne yapacaksun, çeyrek mafya?"

Fadime diğer namluyu da çıkarırken sabır çeker gibi nefes aldı. Bu çocuk bunu ne sanıyordu?

İso diğer tabancayı görünce kafasını yan tarafa çevirirken bıkkınlıkla nefes verdi. Fadime'ye dönerken konuştu. "Ula sen çift tabanca mı gezeysun? Manyak!" Kaşlarını hareket ettirirken cümlesini devam ettirdi. Kafasını iki yana salladı. "Vallahi bezdum ya, bezdum."

İso diğer tabancayı da almak için uzandığı esnada Fadime silahı İso'ya doğrulttu. "Sakın!" Dedi dişlerinin arasından.

İso bu sefer sıkacak diye düşünürken yutkundu. İtiraf ediyordu, bu Koçari kızından az biraz korkuyordu. Sonra konağın kapısı açıldı. Eleni sesleri duyup dışarı çıkmıştı.

Fadime'nin, İso'ya silah doğrulttuğunu görünce şaşkınlıkla gözlerini büyüttü. "Po po po! Fadime sen ne yapıyorsun?"

Fadime silahı indirmeden konuştu. "Kılçuk ayıklıyrum."

İso öyle mi? der gibi dudak kenarlarını aşağı kıvırırken kaşlarını kaldırarak kafasını hafifçe yana yatırdı.

Eleni'nin arkasından Oruç ve Esme de çıkmıştı. "Hop! Koçariler! Ne oliyi?" Dedi Oruç anlamak ister gibi.

"Fadime! Ne oliyi da?" Esme, Fadime ve İso'ya anlamaz gözlerle bakıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Kaşlarını çatarken ellerini beline koymuştu.

Fadime, Oruç'a hitaben konuştu. "Al şu kardeşini." Silahı hâlâ İso'ya doğrulturken göz ucuyla İso'nun arkasında kalan Eleni'ye baktı. "Yürü gideyruz."

Eleni, Fadime'yi durdurmak ister gibi, "Tamam bre. Geliyorum. Bırak silahı." Dedi.

Eleni Esme'yle vedalaştıktan sonra aşağı inmek için yönelirken Fadime silahı indirmeden geri geri basamakları iniyordu.

Fadime inerken Oruç da İso'nun kolundan çekip, "Yürü la sende." Dedi. Kardeşi uslanmaz bir kişilikti. Gerektiğinde ciddi olmasını bilirdi ama ikisi bir aradaysa hep o avellik yapardı. Oruç'u çoğu zaman illallah ettirirdi. Üstelik bu durumda bile nasıl sırıtabiliyordu?

Aşağı tam olarak inen Fadime silahı sonunda indirdi ve arabaya binmek için kapıyı açtığında İso kollarını arkada birleştirmiş onu izliyordu. Abisi ile Esme yengesi ise çoktan içeri girmişlerdi.

İso, Fadime arabaya binerken burnundan güldü. Ellerini ceplerine soktu ve sırıtırken konuştu. "Çeyrek mafya." Onun bu deli hâllerini sevdiğini farkediyordu. Araba ilerlerken İso keyifle onlara el salladı. Gülümseyerek kafasını iki yana salladı.

İçeri gireceği esnada yerde birşeyi farketti. Eğilip aldığında mavi, kalp şeklinde bir boncuk olduğunu anladı. Tanıdık geldiği için kaşlarını çattı. Nerede görmüştü bu boncuğu?

Boncuğu incelerken düşündü. Sonra derste sırasını paylaştığı kızı hatırladı. Her gün itinayla saçlarını ören, farklı renklerdeki boncuklarla onları süsleyen o Koçari kızını. Fadime Koçari.

Aklına gelen şarkıyla sırıtarak mırıldandı.

"Onda bunda şundadır.
Şunda bunda ondadır.
Mavi boncuk kimdeyse,
Benim gönlüm ondadır."

Boncuğu cebine koyarken kendine has kahkahasını atmayı da ihmal etmemişti. "Ehehehee. Fadime Koçari..." Dediğinde derin bir iç çekti. İki günde bu kız buna ne yapmıştı?

★★★

Bölüm nasıldı?

Bölümleri aynı uzunlukta yapmaya çalışıyorum. Fazla mı uzun, emin olamadım. Hiç okunmuyor, sınırı geçmese de bölüm attım. Lütfen oy verip bölümleri beğenin. Öne çıksın ki bölüm gelsin.

Dizi yayınlanıyorken yazmıştım bu kitabı. Bitmeyince yayınlamamıştım. Dizi bitince fanları tükenmeden yayınlayayım dedim. Lütfen destek olun.

Tiktok: @tbd7mg

TeoDen Hayali Sahne yazmayı düşünüyorum. Okur musunuz?

Teoden Tiktok hesabım: @txd7mg
Teoden x hesabım: @txd7mg

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

159okunma 15beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18