3. Bölüm - Baş Aşağı

Vaveyla Yazarı: M G

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3. Bölüm - Baş Aşağı

*Bölüm şarkısı*
"Ayşe Saran - Öfke Baldan Tatlıymış"
★★★

Fadime'den
"Bardağın kalanı Furtunalı bir kılçuğa fırlatıldığından dolayı yok fakat diğer eşyalar o Furtunalı kılçuk tarafından kurtarıldı;)"

Kılçuk mu?

Furtuna yangazı! Notu o yazmıştı. Şaşkınlıkla diğer eşyalara baktığımda dün İso'ya fırlattığım eşyalar olduğunu yeni anlıyordum. Kendimi tutamayarak kıkırdadım.

Gece gece abimi umursamayarak tek tek bunları mı toplamıştı? Doğrusu büyük cesaret. Her yiğidin harcı değildir öyle Koçari Konağına gelipte bir de üstüne görünmeden neredeyse kafanı kırmak üzere olan bardağın kulpunu, Adil Koçari'nin kardeşine getirmek. Cesur Kılçuk!

Sonra neye güldüğümü hatırlayınca yüzüm düştü. Hem o Kılçuk ne diye gelmişti konağa? Hadi Oruç'u anladım, Eleni için geldiği çok açıktı. İso da ona yoldaşlık mı yapmıştı? Beceriksiz, diye geçirdim içimden. İnsan abisini bir yanlız bırakır, edepsiz! Gelmiş bir de üstüne beni çekiyor!

"Onlar ne, Fadime?"

Düşüncelerimin arasından Eleni'nin sesiyle sıyrılmıştım. Kırık bardak kulpunu ve notu arkamda saklama ihtiyacı hissettim. Kitabı ve kalemliği göstererek, "Birilerinin yediği azar yetmemiş!" Dedim bıkkınlıkla bir nefes verdim.

Eleni kitaba ve kalemliğe bakınca yeni anlamış olacakki şaşkınlık dolu bir nidayla, "Hii! Bunlar dün senin şeye fırlattıkları..." Dediğinde hızla ağzını kapattım. Zira foyamız ortaya çıkacaktı.

Abim bizi uğurlamak için masadan kalkmış buraya geliyordu. İnşaallah Eleni'yi duymamıştır. Duyduysa eğer Eleni'nin benden çekeceği var!

"Haydi sağlıcakla kalun." Dediğinde farkedilmeyecek şekilde rahat bir nefes aldım. Abim kaşlarını çatarak konuşmasına devam etti. "O Furtuna uşaklaruna da dikkat edun." Dediğinde gözünü kısarak Eleni'ye bakıyordu. Eleni'nin pot kıracağını pekâlâ hepimiz biliyorduk.

Saf yeğenim ise ne dese beğenirsiniz? "Ela, ben Oruç'u nerede göreceğim?" Diyip güldü. Abimde ters bir şekilde kızına bakıyordu. Eleni bunu farkedince hemen yüzündeki ifade soldu ve ne dediğinin yeni farkına varmanın utancıyla başını yere eğdi. Çok tatlı gözüküyordu. Sarı civcivi mi anımsatıyordu?

"Ula ben o hıyarı mı diyırum?" Dediğinde Eleni ne yapacağını bilemeyerek bir abime bir de yere bakıyordu.

Toparlayamayacağını anladığımda devraldım. "Abim, sen merak etma." Dediğimde abimin omzuna elimi atmıştım. "Ben o hıyarlaru cacuk bile yaparum." Bir sessizlik oldu.

Abim söylediğimle gülmesini tutamamıştı. Sonra hep birlikte gülmeye başladık.

★

Okula vardığımızda Akça'nın da bizim gibi yeni geldiğini gördüm. Bizi görmesi için, "Akça kız!" diye seslendim. Bizi görünce gülümseyerek koşar adımlarla yanımıza geldi. "Günaydun! Bilun bakalum, kim bağa açıldu?" Dediğinde çok heyecanlı görünüyordu.

Hepimiz kim olduğunu biliyorduk ama Akça'yı bozmamak adına Eleni ile aynı anda, "Kim?" Diye sorduk.

"Çakır!" Dediğinde üçümüz de çok yüksek olmayan seslerle küçük bir çığlık attık ve sarıldık. Onun adına gerçekten sevinmiştim. Neredeyse çocukluğundan beri bu anı bekliyordu kız. Aynı arkadaş grubunda olmamıza rağmen o kot kafalı uşak hiç farketmiyordu bizimkini. Sahiden çok sevinmiştim.

Ayrıldığımızda bende Akça'ya bakıp konuştum. "Ve tahmin et bakalum, kimin yavuklusu dün konağa geldi?" Dediğimde Akça ile ikimiz gülerek Eleni'ye bakıyorduk.

Eleni utanarak başını öne eğdi. Sonra kafasını kaldırarak itiraz etti. "Yavuklu değiliz ki bre." Sesini öfkeli gibi çıkarmaya çalışmıştı ama utancından sesi bile düzgün duyulmamıştı.

"Kız o da olur da." Akça, Eleni'nin koluna imayla hafifçe vurdu. Akça'nın bu hareketine kıkırdadım.

Eleni gülmemeye çalışırken aklına birşey gelmiş gibi durdu ve bana baktı. "Sadece Oruç gelmedi k..." Diyecekken "Eleni!" Diyerek sözünü kestim.

Akça merakla ilk önce bana sonra Eleni'ye baktı. "Noliyi da, ben kaçurmuşum herşeyi?"

Eleni eğlenerek anlatmaya devam etti. "Tam bilmiyorum ama onları farkettiğimizde Fadime, İso'ya eline ne geçtiyse fırlatıyordu." Dedi ve kendi dediğine güldü. Yüzünde kızacağımı bildiğinden çekingen ama bir o kadar da haylaz bir ifade vardı.

Kollarımı önümde bağlayarak, "Beni çekeyiydi. Ne etseydum? Bardak fırlattum." Dedim masum bir çocuk gibi omuz silkerek.

"He ya, kafami kırayiydi!" Diyen sesle üçümüzde arkamızı döndük. İso, hemen arkamdaydı ve ikimizin arasında bir adımlık mesafe vardı.

Eleni, İso'yu duyunca sırıtmaya başlamıştı. Akça ise ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi. İso devam etti, "Ula bardak nedu ya? İnsan bir terlik falan atar da!" dedi. Resmen şuan duygu sömürüsü yapıyordu. Mağdur olan benim ula ben!

Elimle vuracakmış gibi yapınca bir adım geri giderek kollarıyla siper aldı. "Dua et, ateş etmedum! Kılçuk!" Dediğimde tekrar sırıtmaya başladı.

Kollarını indirip ellerini ceplerine soktu. "Çok korktum!" Dedi abartılı bir ifadeyle. Sonra alayla, "Çeyrek mafya!" dediğinde karşılık olarak surat ifademi değişik bir şekle sokmuş, onu taklit ediyordum.

Çeyrek mafyaymış! Kılçuk!

Biz İso ile didişirken zil çalmıştı. Kızlar gitmemiz için koluma girince önüme döndüm ve yürümeye başladım. İso da arkamda kendine has haylaz ifadesiyle güldüğünde peşimizdeydi. "Furtunacuk!" Diye mırıldandım.

İkinci katın merdivenlerine vardığımızda son bir katımız kalmıştı. Ne diye on ikinci sınıfları en son kata koyuyorlardı ki? Mezun olup çıkmadan mezar olup çıkalım diye mi?

Eleni ile Akça önümde, İso arkamdaydı. Kızların ikisi de hızlı hızlı çıkıyorlardı. Ben ise şimdi düşüp bayılacaktım.

Bir basamak daha adım attıktan sonra eğilip dizlerimi tuttum. "Ben daha da çıkamayacağum ha." Dedim nefesimi düzenlemeye çalışırken. "Siz gidin, hayde. Ben yetişirum sonra."

Eleni ile Akça beni onaylarken İso da yanımdan geçip gider sanmıştım. Birden havalanınca afalladım. Havalanmamın sebebine baktığımda dellenmemek elde değildi. İso beni omzuna almıştı.
İso beni omzuna mı almıştı?

"Sen..." Dedim şaşkınlıktan konuşamayarak. Böyle birşeyi hiç beklemiyordum. "Sen ne edeysun ula! Dün çektiğim rest yetmedu mi?" Deyip vurmaya başladım.

Ben bir anda bağırınca İso da nerede olduğumuzu hatırlatmak istercesine, "Fadime, Fadime, Fadime." Dedi sesini git gide alçaltarak.

Sabrımın sınırlarında olduğumdan onun gibi kısık ama duyulur şekilde konuştum. "Ne?!"

"Koridordayuz da, bütün sınıflar derste." Sırıttığını belli eden bir sesle konuşmaya devam etti. Yüzünü görmüyordum ama eğlendiği çok açıktı. "Yoksa bizi boyle görmelerunu mu istersun?" Arsız sığır!

"Ula!" Dedim ve sırtına vurdum. "Sen ne ima edeysun bağa, kılçuk!?" Dedikten sonra çırpınmaya başladım. "Hem indir ula beni! Oküz!"

Beni duymuyormuş gibi yapıp merdivenleri çıkmaya başladı. "Bırak ula beni! Pis yangaz! Bırak diyrum!"

"Riv riv riv! Susmadun be kızum!" Ben hâlâ söylenirken, sanki hiç konuşmuyormuşum gibi lafa girdi. "Kız seni evde aç mı bırakiyiler? Yoksa evde de boyle herkese diklenup grev mi yapaysun?" dedi ve kendi dediğine güldü. "Çeyrek mafya." Resmen benimle eğleniyordu, kılçuk!

Ben omzundayken beni tek koluyla tutuyordu. Karnım omzuna denk geliyor, düşmeyeyim diye alt bacağımdan tutuyordu. Rahatsız olmayayım diye alt bacağımdan tuttuğunu anlamıştım. Ayrıca neredeyse parmakları bile değmiyordu. Bu hareketinden sonra belki de onu yanlış tanıdım, diye düşünmeden edemedim.

Dün Eleni'nin sadece yetiştirilme şeklinden dediği aklıma geldi. Peki ya beni omzuna alması da yetiştirilme şeklinden miydi?Ben omzundayken zorlanmadığının pekâlâ farkındaydım. Koluna vurarken farkettiğim şey ise... Kas mıydı?

Sınıfın önüne geldiğimizde şükür ki beni bıraktı. İndiğim gibi onu ittirdim. İttirmem çok az sendelemesine neden oldu. Yani çok da hareket etmemişti ama yine de sinirim geçmiyordu. Dağ ayısı!

Hiddetle, "Beni bir daha omzuna alırsan..." Dediğimde sözümü kesti.

"Ne olacak?" Biraz eğildi. Elleri ceplerinde bana bakıyordu. Benim aksime gayette sakindi ve eğleniyordu.

Bende onu bozmayarak aynı sakinlikle bir adım yaklaştım. Kollarımı göğsümde birleştirmiş, dişlerimi sıkıyordum. Kaşlarımı kaldırarak, "Seni yerdan yuvarlarım." Dediğimde artık bende sırıtıyordum.

Bir adım da o yaklaştı. Artık dipdibeydik. "Ula, çok merak ediyrum ya. Nasıl edeceksun oni?" Dalga geçiyordu.

"Bulurim bir yolini."

Kafasını iki yana alayla sallayarak devam etti. "Bakalim, bir dene bakalim..." Dediğinde açılan kapıyla ikimizde o yöne döndük. Sınıftan bir çocuk bize bakıyordu.

Sonra bir bana bir İso'ya bakıp sırıtmaya başladı. İso'nun omzuna hafifçe vurdu. "İso abi, iyisun ha." Dediğinde İso bir çocuğun omzunda olan eline bir de çocuğa baktı.

Bir anda "Ula bas git!" Dediğinde çocukta bende sıçramıştık. Çocuğa baktığımda ise yüzündeki sırıtma yerini korkuya bırakmıştı. Çocuk hızla oradan ayrılırken bende sınıfa girdim. İso da arkamdaydı.

Hoca ikimizin geç kaldığını görünce bıkkınlıkla nefes verdi. "İlk haftadan ne bu geç kalmalar?" Dediğinde mahçup olmuş şekilde başımı eğmiştim. Ne kadar kaba da olsam, büyüklerime karşı saygılı olmayı bilirdim. Ayrıca bu hocayı seviyordum. Çok samimi geliyordu.

İso'ya göz ucuyla baktığımda umursamaz bir tavırla hocayı beklediğini farkettim. Ben ne kadar mahçup bir şekilde duruyorsam o da benim tam tersim şekilde duruyordu. Kendine çeki düzen vermesi için dirseğimle koluna vurduğumda ufak bir "Ah!" sesi çıkarmıştı.

İso'yu duymamış gibi yapıp aynı mahçup ifadeyle yapmacık şekilde gülümsedim. "Özür dileriz hocam, yerimize geçebilir miyiz?"

Hoca beni onayladığında önden ilerledim. İso ise peşimden gelirken hâlâ kolunun acısıyla sızlanıyordu. "Dirseğine taş mı koydun kızum? Nasıl vurdun yav öyle? Çeyrek mafya!" Dediğinde yüzünü buruşturarak devam etti. "Uff! Kesin kırıldu ya."

Güldüm. "Ee, o kadar Furtuna uşağunu boşuna mi dövdüm ben? Bir şeyler var bizde de." Dedim övünerek. O kadar da sert vurmamıştım aslında. Belki biraz.

Yerime geçtiğimde vurduğum yerini elimle hafif pohpohlarken, "Tosun gibisun, tosun!" Dedim alayla ve önüme döndüm. Yanıma oturduğunda hâlâ kolunu sıvazlayarak söyleniyordu.

Yazardan
Hoca on beş dakika ders işleyip serbest bırakacağını, ilk haftadan öğrencileri sıkmak istemediğini söylemişti. On beş dakika sonunda Fadime defterini toplarken İso da kafasını sıraya gömmüştü.

Birden Fadime'nin aklına, dün İso'nun kendisi için kavga ettiği ve ona sebebini sormadığı geldi. Çantasının fermuarını çekince ona döndü ve parmağıyla, kafasını gömdüğü kolunu dürttü.

Fadime'nin dürttüğü yer, az önce koluna vurduğu yerle aynıydı. İso, bu kızın bu denli güçlü olmasına hâlâ şaşırıyordu. Böylesine zayıf bir kız, nasıl bu kadar canını acıtabilirdi?

İso acıyla yüzünü buruştururken, "Ah!" Diye sızlandığında Fadime sıçradı. Bunu beklemiyordu. "Kızum, n'apaysun? Acıttun dedum ya!" Derken isyan ediyordu İso.

Fadime ise vurduğu yeri dürttüğünü yeni anlamıştı. Sanki acısını hissediyormuş gibi o da yüzünü buruşturdu. Sonra abarttığını düşündü ve kaşlarını çattı. "Abartma ula sende! Ne tatli canli çıktun!"

İso oflayarak sızlanırken başını sıradan kaldırmış, kolunu sıvazlıyordu. Fadime ise ne diyeceğini hatırlayıp lafa girdi. "Ne diyecektum ben sağa. Dün ne diye kavga ettun?"

Fadime'nin sorusuyla İso ciddileşti. Bir saniye durdu ve düşündü. Sahiden, neden kavga etmişti dün? Neye sinirlenmişti bu kadar?

Sonra Fadime ile Eyüphan'ın konuşmasını hatırladı ve kaşlarını çattı. Rahatsız ediyordu o lavuk, Fadime'yi. İlk başta sevdalık ettiklerini düşünmüştü çünkü onları bazen yan yana görüyordu. Fakat konuşmalarına ilk kez şahit olmuştu ve hoşuna gitmemişti. İso ile Eyüphan, daha önce birkaç kez laf dalaşına girmişlerdi. Yani İso bu heriften zaten hoşlanmıyordu. Bahane oldu diyebilirdi.

"Konuştuklarunuzu duydum. Seni rahatsuz edeyiydi. Daha da katlanamadum, koydum yumruğu."

Açıklarken dünkü hırsıyla anlattığından ellerini yumruk yaparak hareket ettirmişti. Eyüphan'ın yüzünü hatırlayınca güldü. "Pek da güzel vurdum haa. Muncurunu gördin mi?" Diye hevesle Fadime'ye baktı.

Fadime ise kaşlarını çatmış bir şekilde dinliyordu. İso'nun bu hevesine güldü. Bir insan ettiği kavgayı nasıl bir çocuk kadar hevesli anlatabilirdi?

Sonra asıl konuyu hatırladı ve içtenlikle, "Sağ olasun, Furtunacuk." Dedi.

Bunu duymayı beklemeyen İso'nun yüzü gülerken aniden şaşkın bir ifadeye dönmüştü. Donakalmış şekilde ona içtenlikle teşekkür eden Fadime'ye bakıyordu. Fadime ona teşekkür mü etmişti?

Okula geldiğinden beridir Furtuna'larla kavga edip tartışan Fadime Koçari, bir Furtuna'ya teşekkür mü etmişti? İso Furtuna'ya teşekkür etmişti...

İso, hâlâ aynı ifadeyle Fadime'ye baktığını farkedince genzini temizledi ve suratını alaycı hâle getirdi. "Uhh! Trabzon'a pembe kar yağacak. Fadime Koçari bir Furtuna'ya teşekkür etti!" Dedi ve güldü.

Fadime gülümsüyorken İso'nun dediğine kaşlarını çattı. Sert olmayan bir şekilde İso'nun omzuna vurdu ve konuştu. "Çok konuşma, Furtunacuk! Alurum ayağumun altuna!"

İso sadece güldü ve tekrar kafasını sıraya gömdü. Fadime, İso'nun gülerek tepki vermesine sinir olmuştu. "Kılçuk!" Dedi sadece ikisinin duyacağı bir tonla ve o da kafasını sıraya koydu.

★

Teneffüste Eleni ve Akça, Fadime'nin sırasına gelip onu uyandırmışlardı. Fadime duvar kenarında oturduğundan yerinden kalkamamıştı. İso da uyuyordu. Kızlar da İso uyuduğu için sorun olmayacağını dile getirdiler.

Akça, "Arda geliyormuş yarun. Çakır'la konuşmuş." Dediğinde Fadime kaşlarını çattı. Arda da arkadaş grubunun bir diğer üyesiydi. O da yaz tatilinde Eleni gibi Koçari'den uzaktaydı.

"Uhh! Ne diye bizla konuşmamuş da Çakır'la sağa haber uçurmuş?" Akça omuz silkerken Eleni lafa girdi.

"Fadime, benim annemi görmem gerekiyor. Furtuna'ya ne zaman gideriz?" Dediğinde Akça ve Fadime imayla Eleni'ye baktılar.

"Sen daha dün Furtuna'dan gelmedun mi, minnak? Neyun lüzumuymuş bu?" Fadime sırıtarak Eleni'ye bakıyordu. Oruç'u görmek için Esme'yi bahane ettiğini biliyordu.

"Başka biri içun olmasun o." Diyen Akça'nın dediğine Fadime ile gülmeye başladılar.

Eleni kaşlarını çatmıştı. Hoşuna gitmişti lakin kızlara belli etmek istemiyordu. Öfkeli gibi davranmaya çalışıyordu. "Ela, ne başkası? Annem için dedim ya bre!"

Fadime, "Tabii öyledur, yeğenum." Dediğinde Eleni'ye bakıyordu. Akça'ya göz kırpıp tekrar Eleni'ye döndü. "Gideruz, değil mi Akça?"

Aralarında sadece Akça'nın ehliyeti vardı. Ay olarak onlardan büyüktü. Genelde bir yere gidilmesi gerekirse hep beraber giderlerdi. Akça'nın ehliyetinin olması, kızlara yarıyordu.

"Gideruz ya, ben ne güne varum?" Dedi Akça. İmayla devam etti. "Hem âşuklaru ayurmak günahmiş."

Eleni tam onları ikna ettiği için mutlu olmuşken Akça'nın dediğiyle, "Bre, siz deli!" Dedi. Eleni kaşlarını çatarak sırasına döndü. Akça ile Fadime, Eleni'nin arkasından gülerlerken zil çalmıştı. Akça da yerine gitti.

Biraz sonra hoca gelmişti. Hoca uyuyanları uyandırmalarını söyleyince Fadime, İso'yu dürttü ancak bu sefer vurduğu kolu olmamasına dikkat etti. Yine bu yangazın mızmızını çekemezdi.

Homurdanarak uyanan İso, ilk önce Fadime'ye baktı sonra herkesin ayakta olduğunu görünce hocanın geldiğini anlayıp o da ayağa kalktı.

Hoca oturmalarını söylerken İso, Fadime'ye bakıyordu. Az önce konuşulanları yarım yamalak duymuştu. Fadime, Furtuna konağına gelecekti. Eleni için geliyordu. İçeri bile girmeyecekti belki ama sonuçta gelecekti, değil mi? Acaba saat kaçta gelecekti? Akşam kapının önüne bıraktığı notu bulmuş muydu? Yoksa Adil Koçari ondan önce mi davranmıştı? Fadime'nin bulmasını umdu.

İso, ne düşündüğünü farkedip kaşlarını çattı. Ne diyorum ben? diye içinden kendine kızarken Fadime, İso ona baktığından dolayı Ne var? anlamında kafasını iki yana salladı. İso ise Fadime'ye baktığını çoktan unutmuştu. Utançla önüne dönerken ensesini kaşıyordu.

★

Öğle arası kızlar kantinde oturmuş yemek yiyorlardı. Fadime ise başta aç olmadığından bir şey almamış, yeni acıkmaya başlamıştı. Derse kadar bir şey yemezse kusacağını biliyordu. Kuyruk gibi uzayan kantin sırasına bakıp duruyordu. Neden en başta almamıştı ki?

Eleni ise Fadime'nin acıkmaya başladığını, sıraya baktığında anlamıştı. "Fadime acıkacaktın madem niye en başta almadın?"

Akça ise daha önceki yıllarda da Fadime'nin böyle yaptığı zamanlara şahit olmuştu. Her defasında uyarmasına rağmen Fadime onu dinlemiyor, acıkmayacağını düşünerek reddediyordu. "Ha ben demedum mi sağa?" Akça böyle söylediğinde Eleni'ye bakıyordu. Bıkkınlıkla Fadime'ye döndü. "İnatçı keçi, n'olacak!"

Fadime, Akça'ya yüzünü buruştururken tekrar kantin sırasına baktı. Sıranın başladığı yer ile oturdukları masanın uzaklığı beş ya da altı adımlıktı. Yani önlerden bir samimi olduğu arkadaşını görseydi dile getirir, ona da bir şey alması için rica ederdi. Samimi olduğu kimsenin sırada olmadığı gibi bir de üstüne karnı guruldamaya başlamıştı.

Kızlar, Fadime'nin karnından ses gelince gülmeye başladılar. Fadime ise guruldama sanki geçecekmiş gibi karnını tutuyordu. Bazen inadından kendisi bile nefret ediyordu. Ne diye almamıştı başta?

Tost sırasında İso Furtuna da vardı. Sıranın ona gelmesine ise sadece üç kişi kalmıştı. Eleni etrafa bakınırken bunu farketti ve yüzündeki gülümsemeyi soldurmadan İso'nun yanına gitmek için masadan kalktı. Furtuna'larla bir tek o samimiydi. İso'dan rica etse birşey olmazdı, değil mi?

Akça, Fadime'ye gülerken, Eleni'nin ayağa kalktığını farketmemişti. Fadime de karnını susturmaya çalışıyordu. Küçük halasının bu hâli Eleni'nin daha da gülmesini sağlıyordu. Eleni masadan kalkarken kıkırdamaya devam etti. İso'nun yanına vardığında kıkırdamasını durdurdu. Sadece gülümsedi.

İso, Eleni'nin yanına geldiğini farkedince gülümsedi. İkisi iyi anlaşıyorlardı. Eleni'nin, Furtuna konağında olduğu zamanlarda en iyi arkadaşı İso oluyordu.

"Bir şey rica edebilir miyim?" İso, Eleni'ye Dalga mı geçiyorsun? diyen bir bakış attığında Eleni devam etti. "Bre ben kibarlık olsun diye dedim."

İso, Eleni'nin bu hâllerine çok gülüyordu. Böyle davrandığında ona genellikle gülerdi. Her zaman olduğu gibi güldü. Bu Yunan kız onu çok eğlendiriyodu. "Ne isteyecesun, Avrupalı?"

Eleni, İso'nun ona seslenme şekillerini seviyordu. Her defasında başka bir şekilde hitap etmesi hoşuna gidiyordu. Güldü ve devam etti. "Fazladan bir tost daha alır mısın? Fadime almayı unuttu da. Sıra da çok uzun."

İso tam ağzını açıp konuşacağı sırada Eleni reddedeceğini düşünüp tekrar konuştu. "Ela ben biliyorum düşman olduğunuzu. Kabul etmey..." Diye devam ettiğinde İso sözünü kesti.

"Alurum diyecektum ula. Az yavaş konuş, nefessuz kalacasun." Dedi ve güldü. Müstakbel yengesiyle uğraşmayı seviyordu.

Eleni hızlı konuştuğunu farketmemişti bile. Gülümsedi ve cebinden parayı çıkardı. "Parayı..." Diye cümleye başlamışken İso onu böldü. "Kalsun." Dedi ve hafifçe gülümsedi.

"Ela, olmaz ki. Fadime bana çok kızar." Daha konuşmaya devam edecekken İso onun devam etmesine izin vermeden devraldı.

"Eleni." Kaşlarını hafifçe yukarı kaldırmış, yengesine bakıyordu. Tabii ki ona ödetmeyecekti. Düşman olsalar bile bunu kabul edemezdi.

Eleni, Furtuna kardeşlerin böyle hâllerini çok seviyordu. İso'ya içtenlikle gülümseyip teşekkür etti ve arkasını döndü. Yerine ilerlerken kızların ona baktığını farketti. Ne var? anlamında kafasını iki yana salladı.

"Ne edeysun o uşakla?" Diyen Akça gözlerini kısarak Eleni'ye bakıyordu. Anlamamıştı.

Eleni merakla ona bakan iki kıza baktı. "Hiç." Dedi omuz silkerek.

★★★

Bölüm nasıldı?
!!Yeni bölüm 30 beğenide!!

Arda karakteri, Adil'in gençliğini canlandıran Arda Anarat'ın kendisidir. Tarzını, konuşmasını dizideki hâli gibi düşünebilirsiniz. Kurguladığım hâli yine partnerinin peşinden koşan, komik ve esprili, yeri geldiğinde sinirlenen biri olacak.

Partneri ise dizideki Esme'nin gençliğini canlandıran Naz Sayıner'dir. Tarzını, konuşmasını dizideki gibi düşünün aynı şekilde.

İso'nun Fadime'ye azıcık daha düşman gibi davranmasını onların atışmalarını yazmak istiyorum ama İso'yu aşık yazmamak çok zor. Adam o kadar aşık ki kurgusu bile öyle canlanıyor gözümde.

Satır arası yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınn. Umarım seversiniz. İyi okumalar...

Tiktok: @tbd7mg
X: @tbd7mg

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

148okunma 17beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18