24. bölüm / 25
Laz Mafya mı¿(TEXTİNG)~Surimşine~
Bölümler 25Şu an: ~Surimşine~
- 1 ~Bela geliyorum demez~525 kelime
- 2 *Engel*197 kelime
- 3 ~İş Meselesi~601 kelime
- 4 ~Sözde Abim~548 kelime
- 5 ~SOSYOPATMISIN¿~391 kelime
- 6 ~İlk Buluşma~*Görüntülü*787 kelime
- 7 ~Özür~519 kelime
- 8 ~Oruç~714 kelime
- 9 ~Kocam olucak it~338 kelime
- 10 ~MORUK MAFYA BOZUNTUSU~736 kelime
- 11 ~Kavgalı karşılama~866 kelime
- 12 ~Emanet~820 kelime
- 13 ~Bu adam kürtçeyi nerden biliyor~1.072 kelime
- 14 ~İyi eğlenceler Yekta abi~329 kelime
- 15 ~Allah belanızı versin~1.473 kelime
- 16 ~İntikamla karışık sıçmak~1.923 kelime
- 17 ~Tokatlı geri dönüş~2.705 kelime
- 18 ~what dedin gülüm~1.301 kelime
- 19 ~Görücü sezonu~979 kelime
- 20 ~ALLAH'IN EMRİ PEYGAMBERİM KAVLİYLE~2.418 kelime
- 21 ~400.000.001. Milyon dolar~1.667 kelime
- 22 KİTAPPP DESTEĞİ DUYURUSUU162 kelime
- 23 ~Surimşine~1.209 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 Duyuruuuuu Acil Bakkkk😔🙏145 kelime
- 25 ~Sevgim Öldürmiyicek Kimseyi~1.887 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Satır arası yorumu sınırını buraya bırakıyorum 55 Yorum.(Satır arası)
Bu arada geç attım ve kısa bşr bölüm oldu.biliyorum sorumsuzun tekiyim.mahalle kurgumun sınırı doldu ve ilk ona bölğm yazıp atmak zoeunda kaldım. Saat bir ve benim intim bitti zar zor abime bağlandım çünkü piç kardeşim açmadı.açsaydı daha erken atardım. Got lalesi😌
(Siz yine de ona beddua etmeyin korkarım öyle şeylerden)
Neysee.
Yanisi anca yetiştirip bugün attım çünkü yarın uzun bir bölüm yazma zamanım olsa bile gün boyu o bölğmü atıcak int bende olmazdı o yğzden abim daha evdeyken yazıp atayım dedim.evet açıklama bu şekilde keyifli okumalar.
Uyumam gerek.ama abim eski bir bayblet çiz filmi açtığı için onu izlicem hadi bays aşk pareler.
•İyi Okumalar•
Duyduğum sesle gözlerim aralandı ve ne olduğunu anlayabilmek için etrafı taradı.
Tövbe yârabbi, bu korkunç ötesi sesi en son Dabbe'nin giriş jeneriğinde duymuştum.
Tövbeee...
Tövbeeee...
Allah'ım, Sana geliyorum!Hem etraf neden bu kadar karanlıktı? Neden bu kadar karanlıktı ya?Gözlerim de açıktı oysa.Yoksa...Yoksa en sonunda tahtalı köyü mü boylamıştım ben?Yok, yok, olamaz!Lan kılmadığım bir ton kaza namazı, almam gereken helallikler... Nasıl, nasıl ölürdüm bu gencecik yaşımda? Daha bir meslek sahibi olamadan, kazandığım ilk maaşı harcayamadan, diplomamı alıp anama
"Ana, ben doktor oldum!" diyemeden... Neden, neden, nedennn?
"Ya kapatsana şu alarmı kızım, uyumaya çalışıyorum şurada!"
Düşüncelerimin eksenini bozan sesle kendime geldim. Ama bu ses... Bu ses...Tuğba da mı ölmüştü? Ağğğğğğğ!
Benim güzel arkadaşım,
nasıl olur?
Neden?
"Tuğba güzel bacım, hadi kendimi anlıyorum, Allah'ın sevdiği kuluyum, beni yanına çabuk almak istedi. Sana ne oluyor kızım, sen nasıl gebermeyi becerdin?"
Sessizlik oldu.
Neden cevap vermiyordu bu kız?Yoksa küfür edecekti de mahşerde küfür etmek günah diye çarpılmış mıydı?Agagaggaaggaaaa!Neden, neden, nedennn?"Mine, yat ZIBAR! Seni şimdi bir Allah'ına kavuştururum, bir daha dönüş yolunu hatırlayamazsın!
"Anında çemkirdim:"Ulan Tuğba karısı, mahşerde bile dilinden rahat yok!"
Yine sessizlik oldu ve olan oldu.Kafama yastığı yedim.
Veyyyy,
burnum kırıldı!Bu karanlıkta bile o şeyin yastık olduğunu anlamamak için akıldan gidik olmam gerekirdi.
Veyyyy, burnum çok acıdı ya!
"Ya mal mısın amk? Nereden buldun mahşerde yastığı? Senden korkulur Tuğba!"
Hareketlilik oldu.
"Eğer biraz daha 'mahşer' diye tutturursan yastıktan daha iyi bildiğim şeyleri geçireceğim suratına!"Birden etraf aydınlandı.E burası benim odamdı!Mahşerin benim odamda ne işi vard-
Yanımda bana öfkeyle bakan Tuğba'yı fark ettim.Ay, ben bir tık saçmalamıştım galiba.
Ayrıca bu ses neydi hakikaten? Korku filmi melodisi çalarsa ben çok tabii uyandığım karanlığı mahşere benzetirdim!
"Kızım sen mal mısın? Açmışsın korku filmi jeneriğindeki fon müziğini, ödümü bokuma kaçıracak rüyalar gördüm iki saattir. Sıçmadığıma dua et!"
Oflayarak telefonumun nerede olduğunu aramaya başladım.Nereden geliyordu lan bu ses?Gözlerim cama kaydığında güneş daha doğmamıştı.
Belki doğmak üzere olan kızıllığı belli oluyordu ama perde yüzünden ben göremiyordum.Elim yastığın altına gittiğinde Tuğba kendini yine yatağa attı.
Telefonu en sonunda bulabildiğimde bir arama ve birkaç mesajın düştüğünü gördüm telefona.
"Tuğba, kapat şu ışığı, gözümü sikti!"
Tuğba çoktan uyuduğunu belli ederek dediğimi duyamadı.Onu es geçip mesajların kimden geldiğine baktım.Lazcık'tandı.
Ay doğru ya, ben bunun mafya olduğunu öğrendiğim gün eğer bir gün ararsa diye zil sesine bu korku jeneriğini koymuştum ki anında telefondan ve hattan kurtulabileyim.
Ve o aramıştı, hem de birkaç kez.Hemen mesajlarına girdim ve gördüğüm isimle anında ismini değiştirip eskisi gibi yaptım.
Aşkımtatlımminnoşum kişisini Lazcık olarak değiştirdiniz.
En son attığı mesaja baktım.Lazcık: İnsene aşağı.Ondan önceki mesajlarda da buna benzer şeyler söylemişti.
Yuh, gelmiş miydi gerçekten?Yok canım, daha dün gitti, ne ara geri gelsin?Ama ya geldiyse? Camdan gelen sesle iç sorgulamamı bir kenara bırakıp hemen o yöne döndüm.Perde yüzünden bir şey görünmüyordu. Umursamadan üstteki mesajları da okumaya başladım.
Lazcık: Kış uykusuna mı yattın kızım?
Lazcık: Sen gel akşamın 7'sinde yola çık, sabahın 3'ünde başka bir şehre gel ama karşılayanın olmasın.
Lazcık: Nankörlük sezdim. Kedilerle bir akrabalık var mı?
Lazcık: Kızım, uyansana!
Sondan ikinci mesaja kahkaha attım.
Ancak Tuğba yüzünden kıçıma yediğim tekmeyle hemen susmak zorunda kaldım.Kız uyuyordu, abartmasak iyiydi.
Birkaç dakika önce atmıştı mesajları.Çevrim dışı olduğunu gördüğümde ben de çıkıp normalden aramak için aramaya girdim.
Ancak tekrar aynı sesi duymamla o yöne döndüm. Bu seferki bildiğin camı kıracak kadar sert bir sesti.
Hemen ayaklanıp pencereye doğru ilerledim.
Perdeyi araladığım gibi karşımda ne görmeyi bekliyordum bilmiyorum ama elindeki taş yığınından aldığı taşı camıma atmaya hazırlanan bir Lazcık beklemiyordum.Taşı atacağı anda beni fark ettiği gibi elindeki taşı diğerleriyle birlikte yere attı.
Anında pencereyi açıp eğilip fısıldayarak konuştum.Mahalle karısı gibi durduğuma eminim.
"Ne işin var ya senin burada?"
"Sana bir randevu almak lazım.
"Kaşlarım çatıldı."O niye ya?"
"Kulaklarında sorun mu var kızım senin? İki saattir yapmadığım kalmadı.""Öncelikle bu kaba tavrını görmezden gelmeye çalışarak burada ne aradığını sormak istiyorum sana.
"Şaşırarak gözlerini belertti.Böyle yukarıdan bakınca da çok komik duruyordu ya.
"Kızım sen 'Gel' dedin ya, manyak mısın?"Bu sefer şaşıran bendim.
"Oha, yuh! Sen şimdi ben 'Kafana sık' desem sıkacak mısın manyak?"Yüzündeki şaşkınlık yerini ukala bir sırıtışa bıraktı."Sıkmamı istersen sıkarım."Alaylı hâlim yağ gibi akıp gitti.
"Yaaa, sıkar mısın gerçekten?"Sırıtışı kaybolup kafasını iki yana salladı.
"Tabii ki de sıkmam, delinin zoruna bak!"Anında yüzümü ekşitip doğruldum.
"Senden sıkmanı isteyen de yok. Zaten bu yaşta ölüp de beni dul bırakmana izin veremem."
Bakışları bir anlığına bana değil de başka noktalara dalmış gibi oldu.Birkaç saniye hiçbir şey demedim, merak ettim çünkü neden bir anda böyle yaptığını.
"Saçmalama, hadi gel aşağı."Kendine geldiğini belli ederek bana yönelik kurduğu cümleye karşın anında cevabını verdim:
"Nereye?"
"Nereye olacak kızım? Aşağı, yanıma gel."
"Şaka maka, ben ne yapacağım senin yanında?"
" 'Ağlayacağum' dedin ya kizum."
"Ha, ben mi demişim oni?"
"Mine, attırma kafami bak, yine sağdan soldan geliiler baa ha!"
Ofladım.
"Ay içim çuktu, içim! Niye hep sağdan soldan geliir? Üstten alttan niye gelmiyie ha Laz hödüğü, de bana bakalum?"
Bir anda içine düştüğümüz bu durumu anlamış gibi donup kaldı. Sonrasında yüzüme uzun uzun baktı.
Ne gördü bilmiyorum ama şu ana kadar onda hiç görmediğim bir şekilde samimiyetle tebessüm etti.
"Ula sen ne çüzel konuştun ya sürümşine!"
Sonunda duyduğum cümleyi saymazsak anlamıştım ne dediğini.
"Ha çüzel midur gerçekten erim benim?"
Kafasını iki yana sallayarak gülmeye başladı. Bunu yaparken eli saçlarına girip karıştırdı.Ne kadar sempatik durduğunun farkında mıydı acaba?Neden böyle hissetmiştim ben böyle?
Çok tatlı gelmişti gözüme.
"De in aşağı da boşuna gelmiş olmayayım. Yakından göreyim yüzünü."
Anında mayıştım.
"Yaaaaaa ama Lazcıkkk... Sen böyle yaptıkça yeminime Juliet gibi hissediyorum ya!"
Kaşları imayla kalktı.
"Ben de Romeo'n mu oluyorum o zaman?"
Nazlanasım geldi."
"Bilmem, öyle mi oluyorsun?"
Yine kaşları çatıldı. Şu adamın üzerindeki hakimiyetime bayılıyordum vallahi.
"Kim olacakmuş başka kizum?"
"Şu 'kızım' lafını belleğinden çıkarırsan 'kocam' listesindeki adam listenin başını çekmeye devam edebilirsin mesela."
"Anında eski hâline geri büründü.
"Hele sen aşağı gel de ona da bakaruz."
"Tammmam, sen öyle diyorsan."
Kabul etme hızıma şaşırmış gibiydi.
"Ciddi misun?"
Ben ve ciddi olmamak...
Saçmalamayın lütfen!
"Bilmem, ciddi miyum?"
Bıkkınca iç çekti.
"Mine, içim bayildu.'Bilmem, bilmem' diye.Gel da çözümün nuru!"
Bu sefer gerçekten şaşırdım. Çok samimi ve içten konuştuğu ses tonundan anlaşılıyordu.
Ayrıca o bana "çözümün nuru" mu demişti?E ben eriyeyim tam burada!
" 'Ne olur gözünün nuru muyum diye sorma yavrum'"
İçten bir şekilde gülüp geri çekilmeden önce öpücük atıp el salladım ona.
"Merak etme Laz hödüğü, bundan emin olmama gerek yok. Geliyorum!"
Yüzünde gördüğüm ifade görülmeye değerdi.İnanamazmış gibi...
Haklıydı. Ben de kapıdan çıkıp balkona gitmek için ilerlerken kendime inanamıyordum.Daha birkaç ay önce numara sallayıp eğlencesine konuştuğum bir adamla bu hâle geleceğimize...
Oy sınırı:60 oy
YAAAA BEN BİR ŞEY FARK ETTİM YAPAY ZEKADAN HARF VE NOKTALAMA YANLIŞLARINI DÜZELT DEDİM. O GİTMİŞ LAZCIĞIMIN AĞZININ ÖZÜNE DÖNDÜĞÜ YERLERİ DEĞİŞTİRMİŞ YOK ARKADAŞ GÜVEN OLMUYOR YA😔
Neyse dğer bölüme kadar Allah'a emanet olun.🥰🥰görüşürüz.
Bölüm etkileşimi
