22. bölüm / 25
Laz Mafya mı¿(TEXTİNG)~400.000.001. Milyon dolar~
Bölümler 25Şu an: ~400.000.001. Milyon dolar~
- 1 ~Bela geliyorum demez~525 kelime
- 2 *Engel*197 kelime
- 3 ~İş Meselesi~601 kelime
- 4 ~Sözde Abim~548 kelime
- 5 ~SOSYOPATMISIN¿~391 kelime
- 6 ~İlk Buluşma~*Görüntülü*787 kelime
- 7 ~Özür~519 kelime
- 8 ~Oruç~714 kelime
- 9 ~Kocam olucak it~338 kelime
- 10 ~MORUK MAFYA BOZUNTUSU~736 kelime
- 11 ~Kavgalı karşılama~866 kelime
- 12 ~Emanet~820 kelime
- 13 ~Bu adam kürtçeyi nerden biliyor~1.072 kelime
- 14 ~İyi eğlenceler Yekta abi~329 kelime
- 15 ~Allah belanızı versin~1.473 kelime
- 16 ~İntikamla karışık sıçmak~1.923 kelime
- 17 ~Tokatlı geri dönüş~2.705 kelime
- 18 ~what dedin gülüm~1.301 kelime
- 19 ~Görücü sezonu~979 kelime
- 20 ~ALLAH'IN EMRİ PEYGAMBERİM KAVLİYLE~2.418 kelime
- 21 ~400.000.001. Milyon dolar~1.667 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 KİTAPPP DESTEĞİ DUYURUSUU162 kelime
- 23 ~Surimşine~1.209 kelime
- 24 Duyuruuuuu Acil Bakkkk😔🙏145 kelime
- 25 ~Sevgim Öldürmiyicek Kimseyi~1.876 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
22K olmuşuz olm.çıldırıcammmm. teşekkür ederim hepinize her şey için. 🙏
Satır arası yoru larınız beni bitiriyor.bol bol yapın ne olur.ne olurrrr.hep ısrar ediyorum ama nor alden yorum yapıyorsunuz🤧ne olur satır arası yapsanız🙏
Kısa oldu bayağ.
Kusura bakmayın lütfen. Ders çalışıp 3 kitaba birden bölüm yazmaya çalışıyorum. Lütfen anlayın beni🙏
Neyse iyi okumar dilerim.
***
Serhat Cihan buradaydı...
Hayır, buradaydılar.
Ciddili buradaydar ama ha...
İki sene öncesine kadar babamın önünü kesip adamlarına dövdürdüğü için arabasının frenlerini kestiğim adam.
Tarlaya giden traktörlerinin tekerlerini teker teker patlatıp o seneki hasadının yanmasını sağladığım ve Photoshop ile bikinili fotoğraflarını yapıp Urfa ifşa hesabına yolladığım...
Abimle kavga edip en gözde bebeği olan arabasını parçalattığını öğrendikten hemen sonra araba garajına dinamit koyup bütün arabalarını patlattığım adam...
Ve daha niceleri...
Görmeyeli epey değişmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse bu adamdan donum götüme kaçacak kadar korkuyordum.
Ancak korku karın doyurmuyordu işte. Üstüme geldiği ve aileme oynadığı her an ben de onunla oynardım. Oynamıştım da.
Ancak bu oyunun bir sonu olmamıştı.
Arka Sokaklar’dan çok bölüm geçmişti belki de aramızda.
Hayır, karşı karşıya konuştuğumuz bir bölümden bahsetmiyorum.
Birbirimizi görmeden, ancak hamleleri gördükten hemen sonra oturduğumuz yerden yeni hamlelerle gitmiştik birbirimizin üzerine.
Elbette aynı ortamda bulunduğumuz yerler olmuştu, evet; ama o anlarda da sanki birbirinden ölesiye gıcık kapan ve tahammül seviyesi sıfır iki insan değil de gerçekten iki aşiretin iki uslu çocuğu gibi davranıyorduk.
O böyle yapmayı uygun görmüştü. Dedim ya, o bana nasıl gelirse ben de ona öyle gelirdim. Yani "Aramızda bir şey yaşanmadı" oyununa ben de ayak uydurmuştum.
Ancak bu olay zaman ilerledikçe sonu gelmeyen bir oyuna dönüşmüştü adeta.
Uzun süre sonra beni tekrar görüp bakınca, bana sinirle köpüren bir Serhat Ağa beklerken keyifle sırıtan bir Serhat Ağa ile karşılaşmıştım. Hep bir şeyin tersi olursa ondan daha çok korkardım.
Ve şu anki gülümsemesi altıma sıçtıracaktı sanki. En son yaptığım olayları bilmemesine imkân dahi yoktu. Madem biliyordun, peki neden eşek gibi sırıtıyordun ki bu adam şimdi?
Cihanlar ve Alkanlar ben bildim bileli —hatta ben daha yokken bile— düşmandı birbirine.
Bütün Urfa bilirdi bunu.Ancak örfü de âdeti de bilirdik. Bir şey yaparsak arkalarından değil, gözlerine soka soka yapardık.
Şimdiyse burada bulunma nedenini anlamam imkânsız gibi bir şeydi. Borçtan bahsediyordu. Ne borcuydu bu şimdi?
"Serhat Bey, çok affedersiniz ama kim köpeklerinizi de peşinize takıp benim evime gelip patilerinizle kirletmenize izin verdi acaba, sorabilir miyim?"
Serhat hiç bozulmamış gibi sırıtmayı bırakıp gülmeye başladığında, acilen bir akıl hastanesi tarafından keşfedilmesi gerektiğine emin oldum.
"Ulan Şevin, deli kız seni! Şehir, dilini kısaltmak yerine daha da sivrileştirmiş sanki."
Alaylı ve sinir bozucu sesini kulaklarımdan silmek istedim.
İçimdeki korku ve sinire rağmen alayla sırıttım:"Emin ol sana özel bir şey değil."
Yüzündeki ifade kaybolunca ciddileşme kısmına geldiğimizi anladım.
"Pekiii, hadi söyle! Ne borcu bu böyle ki destursuz, kapı çalmadan ev basar oldun, hayırdır?"
Serhat bana bakmayı bırakıp arkamda bir noktaya kısaca baktı ve hemen arkamda olduğunu bildiğim babama döndü.
"Şevin’e borcundan bahsetmedin herhâlde?"
Biraz daha borç lafını duyarsam sinirden köpürebilirdim.
"Bu işi burada konuşmaya ne lüzum var Serhat Ağa?"
"Zaman hızlı geçiyor Miraç Ağa. En son 'Konuşuruz' dediğin günden iki hafta geçti."
Düşünüyormuş gibi birkaç saniye yukarı baktı. Sonra arkasındaki adama döndü.
"İki hafta mıydı lan?"
Sorduğu adam kafasını iki yana salladı.
"Hayır ağam, bir ay oldu."
Tekrar bize döndüğünde şaşkın gibiydi."Vay anasını... Zaman gerçekten hızlı geçiyormuş."
Sinirle babama döndüm.
"Ne diyor bu baba ya? Ne borcu iki sattir vızıldıyor bu Allah aşkına?"
Babam mahcup bir şekilde gözlerini kaçırdığında neden böyle yaptığını anlamadım. Konuşmasını bekledim ancak tek kelime bile etmedi.
"Şöyle ki Şevin Hanım; sen gidip 200 bin milyon dolarlık bir borcu üzerimize yıkacak bir anlaşma yazan kâğıdı imzaladın ve senin borcunu babam ödemeye çalışıyor."
Delal sustuğunda donup kaldım. Ne saçmalıyordu bu kız böyle? Bir anlaşma imzaladığım falan yoktu.Önüme tutulan bir kâğıtla kâğıdı tutan kişiye döndüm.
Serhat'tı. Elimle gözüme sokarak tuttuğu kâğıda baktığımda ise donup kaldım.Bu... Bu benim imzamdı.
Ama aynı zamanda değildi. Ben böyle bir kâğıt imzaladığımı asla ve kat'a hatırlamıyordum. Ki imzalamamıştım da."Ne bu, yeni oyunun mu? Ne saçmalıyorsun lan sen?"Sırıttı.
"Duydum ki görücü sezonunu açmış bizimki. Ben de bundan iyi fırsat mı olur diyerek borcu seni alarak kapatmaya razı oldum.hadi yine iyisin"
Sessizlik...
Kimseden çıt çıkmıyordu.Sadece bir diş gıcırdatma sesi duyuldu. Ses arkamdan geldi ama kimden geldiğini anlamadım.
Delirmiş olmalıydı. Ben kim, o kim yani! Hem ben bunu öldürseler almazdım nikâhıma. Adi puşt! Götveren dangalak!
Allah'ım, neden böyleleri beni buluyor? Alacağım ama artık ya! Ağğğğğğğğğğğ!
Gözlerim bir kaçış yolu ararcasına duvardaki saate kaydı. Saat 9'u 5 geçiyordu.
Zaferle sırıtıp arkamda olduğunu bildiğim adama doğru döndüm. Serhat'a bakıyordu sadece.
Öyle bir bakıyordu ki... Birini bakışlarıyla öldürebilseydi, bu Serhat olurdu.
Gözlerindeki ifadeden kendim bile korkuyor olsam da yanına ilerledim. Gözleri ben ona ilerlediğim süre boyunca bana bir kere bile çarpmadı; ta ki tam yanında durup elini tutup avucuma hapsedene kadar.
Gözleri öldürücü bir yavaşlıkla muhatabından bana döndüğünde yutkunma ihtiyacı hissettim.S-Sevmeseydi bari...
Sonumu gördüğüm gözlerinde kendi iyiliğim için daha fazla oyalanmadan karşımızdaki adama döndüm.
Söyleyeceklerimden önce yanımdaki adamın tuttuğum elini,
parmaklarımız iç içe geçmiş şekilde kaldırdım ve elimizdeki kurdeleli yüzükleri görmesini sağladım.
"Ya şimdi Serhatçım, bana en başından beri âşık olduğunu tahmin etmiştim zaten ama maalesef ki süren çoktan dolmuş."
Gözlerimle saati gösterdim. Belirttiğim saati çoktan geçmişti. Elimdeki eli daha sıkı tutup muzırca sırıttım.
"Ama hiç ama hiç üzülmeyerek söylüyorum ki ben kocam olacak beyi çoktan seçtim. O yüzden hadi canım, başka kapıya!"
Sözlerimden sonra ortamda ilk bir kahkaha koptu, kim olduğunu bilmiyordum.Sonrasında elimdeki el bir anlığına kasılır gibi olsa da bir an sonra sıkışını arttırdı.Serhat'ın ise gözü seğiriyordu.
Ayy, yaşasın galibiyet!Serhat bozguna düşmüş ifadesini ve sözlerimi hazmetmek için birkaç saniyeliğine gözlerini kapatıp açtı ve bıkkın bir ifadeyle tısladı.
"O borcu alacağım Şevin. Hangi türlü olursa olsun, ben o borcu sizden tahsil edeceğim. Yoksa sen yapacaklarımı benden iyi biliyor olmalısın!"
Şu an ödüm kopmuyor adeta bokuma karılışıyordu ama hırs meselesi işte çaktıracak değildik.
Titrek bir nefes alıp hâlâ elini tuttuğum adamın elini yavaşça kendi elimle birlikte aşağı çektim.
'Borcu ödeyeceğim' demek ayrıydı, ödemeye çalışmak ayrıydı. Bütün organlarımı satsam da o parayı toplayamazdım.Adi piç iyi oynamıştı bu sefer. Ah ulan, keşke benim aklıma gelseydi!
Aslında gelmişti ama bu piç gibi adice davranmayıp sadece yazlığını almıştım. Bu adam ise donumdaki göte kadar satsam ödeyemeyeceğim bir meblağ ile cezalandırmıştı beni.
Piç işte. Adı üstünde, katıksız bir piç.
Offf! Şimdi "Ödeyeceğim" deyip ilerde ödeyemezsem- ki ödeyemiyicem-
rezil ederdi beni bütün Urfa'ya. Resmen adamın elinden düşürmemek için uğraştığı oyuncağı olmuştum.
Para falan umurunda değildi bu piçin; tek işi benimle uğraşmaktı.Anasını satayım, ulan artık sorgulamıyorum. Hak etmiştim başıma ne geldiyse.
Ben sıkıntıyla bana bakan adama bakarken onun yüzünde zafer kazanmış bir adamın sarsılmaz ifadesi vardı. Bu oyunu kazandığını, ona yenildiğimi, hatta ve hatta ona yalvarmamı bile istiyor olabilirdi.
Narsist herif ya!
Ailem için bunu yapmak zorundaydım. Babam bilerek benim yaptığımı zannettiği bir dert başındayken bile bana sıcakkanlılıkla yaklaşmayı bırakmamışken bunu ona borçluydum.
Gururumu hiçe sayabilirdim her halükarda.
Tam ağzımı açıp yapmayı en çok dert ettiğim şeyi yapacak ve yapmayacağım en son kişiye ricada bulunacakken bir ses cümlemi yarıda kesti.
"Şimdi Serha—"
"400 bin milyon vereceğim, siktir git bu konaktan!"
Daha olayın şokunu atlatamamışken odada bulunan herkes de benim gibi şaşkındı.
"Ne diyorsun oğlum, çıldırdın mı?"
Annesine herhangi bir cevap vermeyen adam, beni belimden tuttuğu gibi kendine çekip vücuduna yasladı.
"Bir daha nişanlımla konuşmayı bırak, herhangi bir bakışını bile görmeyeceğim.
"Serhat'a bakamıyordum Lazcık'a bakmaktan. Asalet akıyordu adamdan ya. Borcumu üstlenmişti resmen!senin borcun benim borcum diyordu ya adam.
Ama bunu ona bırakamazdım. Benim de parada biraz da olsa bir payım olmalıydı sonuçta.
Lazcık'tan bakışlatımı çekip sinirle köpüren Serhat'a döndüm.
"Evet, ben de 400.000.001 milyon dolar ekliyorum! Defol evimden. Nişanlımın huzurunu kaçırdın resmen varlığınla. Kendinden utanmalısın!"
Arkadan bir kahkaha koptuğunda neye güldüklerini anlamaya çalıştım. Yüce gönüllülük edip 400.000.000 bin milyon doları 400.000.001 bin milyon dolar yapmışım, hallere bak! Vallahi yaranamıyoruz bunlara. Gençlik ölmüş muhterem, ölmüşşş!
Serhat'a döndüğümde kızarıp bozarıyordu.
Ağzını açtığı gibi Lazcık bir baş hareketi yaptı ve buraya ne zaman geldiğini anlamadığım siyah giyinimli adamlar, Serhat ve adamlarını kollarından tutarak götürmeye çalıştılar.
Ancak Serhat koluna dokunulduğu gibi hızla geri çekti ve iki kolunu da havaya kaldırıp zararsız olduğunu belli etti.
Kendisi zorlamadan gideceğini belli etti ve yanındaki adamlarıyla birlikte geri geri yürümeye başladı.Kapıdan çıkmadan önce kolları hâlâ havadaydı.
Tam gitmek üzereyken söylemesini beklediğim şeyi söyledi.
Yanında vücuduna yaslanmış olduğum adam kasıldı ve küfür olduğuna emin olduğum şeyler mırıldandı. Serhat ise her zaman olduğu gibi söylemesini beklediğim şeyi söylemişti zaten:.
"Yeni hamleni bekliyor olacağım küçük kız."
Ruh hastası herif. Narsist, psikopat, megaloman götlek herif...
Çıkmadan duyması için arkasından seslendim.
"Düğünüme beklerim canım. Hadi yandan yandan"
***
(00.30)
Siz: Kimin kocası buuu?
...Gevşşek Gay Mafya: Yemezler.
Siz: Adını değiştirmeyi unutmuşum (Gönderilmedi)
>>...Gevşşek
GayMafy:Yemezler
Siz: Ne diyorsun? kocam olacak adamlar listesinin tekve gerçek sahibi.
...Gevşşek Gay Mafya adını AşkımTatlımMinnoşum olarak değiştirdiniz...
AşkımTatlımMinnoşum: Neyden bahsettiğimi söylememe gerek yoktur herhâlde.
Siz: Sana olan aşkımdan bahsediyorsan evet, âşığım. 🤧
Görüldü...
Yazıyor...
Yazıyor...
AşkımTatlımMinnoşum: Koyduğun ismin baş harflerini seviyorsun bence.
Siz: yuhhh.Hemen de anladı. Cin misin nesin be mübarek! (Gönderilmedi)
Siz: Hâlâ anlamadım ama nişanlandık ya, belki ondan heyecanlanıp saçmalamaya başladın. Neyse, şimdilik mazur göreceğim.
AşkımTatlımMinnoşum: Mine...
Siz: Efendim aşkım, böreğim, peteğim, çöreğim?
AşkımTatlımMinnoşum: Ağla artık.
Görüldü...
AşkımTatlımMinnoşum: Yoruldun biliyorum. Daha çok önceden ağlaman gerekiyordu. Atma içine artık. Ağla ve rahatla.
Görüldü...
AşkımTatlımMinnoşum: Bu sen değilsin. Kendin gibi davran.
AşkımTatlımMinnoşum:
Yorulduğunu biliyorum.
Görüldü...
Yazıyor...
Yazıyor...
Siz: Hayır. Ağlayamam, güçsüz değilim ben.
AşkımTatlımMinnoşum: Ağlamak güçsüzlük değildir küçük kız. Ağlamak sınıra gelmek demektir. Sen ise sınırı geçeli çok oldu.
Görüldü...
Siz: Bu sefer de beni kendinden uzaklaştıracak mısın ağlarsam? Engeller misin geçenki gibi? Soğutur musun beni kendinden?
Görüldü...
Yazıyor...
AşkımTatlımMinnoşum: Benim aptallığımı kendi masum duygularına bir sebep yapma. Hak etmiyorum çünkü.
Görüldü...
Siz: Lazcık.
AşkımTatlımMinnoşum: Bu lafı duymayalı o kadar uzun zaman oldu ki... (Gönderilmedi)
>> Lazcık
AşkımTatlımMinnoşum: Evet.
Siz: Yanında ağlamama izin verir misin gerçekten?
Görüldü...
AşkımTatlımMinnoşum: Yanımda ol da ne yapıyorsan yap. (Gönderilmedi)
AşkımTatlımMinnoşum: Veririm.
Siz: Öyleyse şu an değil, yanında olduğumda yapacağım bunu.
Görüldü...
AşkımTatlımMinnoşum: Neden yanımdayken?
Siz: Sığınak gibi hissettiren tek şey senin yanın çünkü. (Silindi)
Görüldü...
AşkımTatlımMinnoşum: Yarın güneş doğmadan oradayım.
Görüldü...
SINIR:55 OY 50 YORUM.
WP Kanalıma beklerim👇👇🤗🤗
Olmadı tik tok hesabımı takip edermisiniz:@_yazar_76
Takip edenler şimdiden teşekkür ediyor bolca da öpüyorum😘😘
bir sonraki.bölümde görüşmek üzere Allah'a emanet olun.
Bölüm etkileşimi
