7. bölüm · Lavinia (texting)
7.
"İyi misin?" dedi yanıma gelip Batuhan. Değildim. Asla da iyi olmayacaktım.
Kafamı olumsuzca salladım. "Seni arabayla eve bırakmamı ister misin?"
"Hayır, hayır teşekkür ederim." Ters bakışları ile baktı. 'İyi olmadığına eminim' der gibi.
"Evine kadar eşlik edeyim? Kötü görünüyorsun."
Zar zor ayakta durduğum için kabul ettim.
Daha sonra Batuhan Ege'ye bir kaç tekme savurup benimle yürümeye başladı.
"Sevgilin miydi? Bir şey yaptı mı sana?"
Olumsuzca salladım kafamı.
"Hayır. Arkadaşımdı. Ama benim takıntılı platoniğim çıktı."
'Anladım' dercesine salladım kafamı.
"Peki, nasıl oldu bu olay?"
Derin bir nefes çekip konuşmaya başladım tekrardan.
"Evine gelip bir kutu bırakmış. Açtığımda 'Ege Denizi' yazıyordu notta. Daha sonra bu notu Ege'ye attım. Açıkladı. Eve gelip kapıyı yumrukladı. Sonrasını biliyorsun."
"Anladım. Peşini bırakacak gibi durmuyor. Dikkat et. Her an her şey için." dedi ve tatlı bir tebessüm etti.
Onun tebessümüne karşılık verip "Bilemiyorum. Herşey şuan karmakarışık. Yakın arkadaşım takıntılı psikopat'ın teki çıktı."
Sonra endişeli bir sesle "Sana o... Dokundu mu?"
"Hayır. Ama eğer sen gelmeseydin. Belkide bu şey kabuslarıma girecekti. Evden bir daha çıkamayacak, intihar edecektim." dedim titreyen sesimle.
Hayat resmen benim mutsuz olmam için yaratılmış gibiydi. Ne olursa başıma geliyordu. Zorbalık, dayak, taciz, gibi olaylar. Ne bekliyordum ki? Doğmadan önce lanetlenmiş bir bebekten farkım yoktu. Belkide gerçekten büyüdür bunların sebebi.
"İntihar? Bu genç yaşta ne intiharından bahsediyorsun? En az yirmi yaşında kızsın ve intihar etmekten bahsediyorsun?"
Umutsuzca güldüm.
"Belki de kaderim bu. İnsan yaşayacaklarını önceden seçemiyordu. Ailesini mesela."
O da aynı benim gibi güldü.
Sessizce yürüdük bir süre. Saat 04:23'tü.
Evime az kalmıştı. Hava hâlâ karanlıktı. Sokaklarda sanki ölü bedenler kaplıydı. Her an biri beni izliyormuş gibi geliyordu.
Bir süre sonra evimin olduğu sokağa gelince ona döndüm.
"Evime kadar eşlik ettiğin için teşekkür ederim."
Sırıttı.
"Bir kadını korumayı görevim olarak sayarım."
"Tekrar teşekkür ederim. Sen olmasaydın ben belki de-"
Elini dudaklarıma kapattı.
"Sakın. Sakın bir daha o kelimeyi ağzına bile alma. Asla böyle birşey yaşanmayacak. Asla."
Yutkundum sertçe. Ölmemi istemiyor gibiydi.
Başımı yukarı aşağı sallayınca "Güzel." deyip ellerini dudaklarımdan çekti.
"Hoşçakal. İyi kal."
"Hoşçakal Sindirella."
"Ne?" dedim sırıtarak.
"Evet Sindirella. Sen onun kadar güzelsin."
Yutkundum.
"Teşekkür ederim." dedim hafif utana sıkıla.
"Rica ederim."
"Tekrar hoşçakal. İyi kal."
"Tekrar hoşçakal Sindirella."
Tebessüm edip arkamı dönerek yürümeye başladım.
Bana Sindirella demişti. Ve güzel olduğumu söylemişti. Nerem güzeldi be benim? Cebimdeki anahtarla oynaya oynaya yürümeye devam ettim.
Acaba beni arkamdan izliyor muydu? Yoksa gitmiş miydi? Her neyse.
★BATUHAN'DAN EVE BIRAKMA SAHNESİ★
Saat 04:23'tü. Yanımda sessiz sakin yürüyen kızın ve benim sessizliğim sokakların sessizliğine eş değerdi.
Güzel bir kızdı. Saçları kumraldı. Basındaki kapüşonlu'yu çıkarınca görmüştüm. Güzel kahverengi tonunda gözleri ve siyah ince saplı gözlüğü vardı. Çenesinde minik bir ben'e benzer bir nokta vardı.
İkimizde sessizce yürümeye devam ettik. Bazen ben ona baktım. Onun bakışları etrafta gezindi.
Güzel kız durunca bende durdum. Sanırım evinin olduğu sokak bu sokaktaydı.
"Evime kadar eşlik ettiğin için teşekkür ederim."
Sırıttım. Neden sırıttığımı bilmiyordum.
"Bir kadını korumayı görevim olarak sayarım."
Aptal Batuhan! Laf ağızdan bir kere çıkmıştı yapacak birşey yoktu.
"Tekrar teşekkür ederim. Sen olmasaydın ben belki de-"
Ne diyeceğini anladığım anda ellerimi dudaklarına kapattım.
"Sakın. Sakın bir daha o kelimeyi ağzına bile alma. Asla böyle birşey yaşanmayacak. Asla."
Ne yaptığımı ben bile bilmiyordum. Aklımı kaybetmek üzereydim.
Yutkundu. Ve başını aşağı yukarı sallayınca 'Güzel', diyerek ellerimi dudaklarından çektim.
"Hoşçakal. İyi kal."
Sen dersen her zaman iyi kalır- Bir saniye ya? Aklım olmaması gereken şeyleri düşünüyordu.
"Hoşçakal Sindirella."
"Ne?"
Şimdi yedin naneyi Batuhan...
"Evet Sindirella. Sen onun kadar güzelsin."
Ne diyeceğimi bilemedim. Neden Sindirella demiştim ki? Fakat yalan yoktu. Güzel kızdı.
Yutkundu.
"Teşekkür ederim." dedi utana sıkıla.
"Rica ederim."
"Tekrar hoşçakal. İyi kal."
"Tekrar hoşçakal Sindirella."
Bana tebessüm edip arkasını dönüp yürümeye devam etti.
O yürümeye devam ederken ben hala onu izliyordum.
Daha sonra cebimden bir dal sigara sigara çıkarıp cakmağımla yaktım. Yanan sigarayı içime çektim.
Sadece heyecanlandığım veya mutlu olduğum zamanlarda sigara içerdim. Bu da nadirendi.
Ben şuan olmaması gereken bir duygunun içinde miydim?
