5. bölüm · Lavinia (texting)

5.

elif

@ölümcicegi "Ah.. o güzel gözlerin, dondruyo başımı."

@ölümcicegi "Lütfen seni izlerken, hor gör bu telaşımı."

@ölümcicegi "Tut elimden gidelim, bu şehirde huzur yok."

@ölümcicegi "Sıcak şarap içelim, ne de olsa vakit çok."

@batuhanozdag "Lavinia hanım yine mutlu gibiyiz bakıyorum da :)"

@batuhanozdag "Batuhan Kordel'den şarkı sözleri yazmalar falan."

@batuhanozdag "Bu arada."

@batuhanozdag "Kanım ısındı gibi sana :)"

@batuhanozdag "Bilirsin herkese öyle ısınmaz benim kanım :)"

@ölümcicegi "Bilirim balım."

@ölümcicegi "En iyi ben bilirim."

@batuhanozdag "Diyorsun :)"

@ölümcicegi "Diyorum :)"

@batuhanozdag "Ne zaman adını bana söyleyeceksin Lavinia?"

@ölümcicegi "Ölmeden önce"

(gönderilmedi)

@ölümcicegi "Şuanlık Lavinia ile yetinin Batuhan Bey."

@batuhanozdag "Bey falan olduk hayırdır?"

@ölümcicegi "Ne dememi bekliyorsunuz Batuhan Bey:)"

@batuhanozdag "Lavinia dalga geçme benimle."

Sırıtarak telefona bakarken bir yandan zift kahvemi içiyordum. Onu seviyordum. Ama niye sevdiğimi bilmiyordum.

Bir keresinde küçük bir kız çocuğu ile oynarken görmüştüm onu. Kız çocuğu saçına tokalar takmasına rağmen o buna gülerek karşılık veriyordu. Hatta küçük kızın daha çok renkli tokalar takması için kafasını eğiyordu.

O an onu gördüğümde neşelenmiştim sanki. Sırıtarak telefona bakarken kapı zili çalmasıyla irkildim. Lacivert sweatshirt ümün kapüşonunu kafama geçirip elime geçen rastgele sert bir eşyayı aldım.

Kilitli kapımı açtıktan sonra yerde bir kutu gördüm. Sağa sola bakındım. Kimse yoktu.

Yerdeki lacivert kutu beyaz yıldızlarla süslenmişti. Tatlı minik bir kurdele vardı üzerinde.

Kutuyu alıp hemen içeri girdim. Kapüşonumu çıkarıp telefonumu kutunun üstüne koydum. Daha sonra yatağıma girip kutuyu açmaya başladım. Kurdeleyi hemen çıkarıp kutuyu açtım.

Kutuyu açtığımda şaşkın bir şekilde kutuya bakıyordum.

Kutunun içinde en sevdiğim gazlı içecek, sevdiğim tatlılar minik iki tane ayıcık, bir beyaz gül ve bir kaç tane mektupa benzer kağıt vardı.

İçeceği ve tatlıları çıkarıp kutudaki beyaz gülü elime aldım. Dikenlerden korkuyordum. Nedensizce beni çok korkutuyordu. Bunu iyi bilen biriydi sanki kutuyu bırakan. Beyaz gül'ün dalında bir tane diken parçası bile yoktu.

Kim bırakmıştı ki? Okulda neredeyse kimse beni tanımıyordu.

Daha sonra kutudaki iki ayıcığı aldım. Biri benim en sevdiğim renk olan lacivert diğeri ise beyaz dı. Beyaz ise sevdiğim renkler arasındaydı.

Kimindi bu kutu? Belki yanlış kişidir diye düşünecektim ki kutudaki not gözüme çarptı.

Not el yazısı ile yazılmıştı.

" Buse'm. Beni ne zaman fark ediceksin be güzel'im?"

Yazıyordu. Yanında da minik bir yıldız vardı. Altta yazan ismi okudum.

"Ege denizi"

Bu notu Ege mi yazmıştı? Hayır, hayır bu olamaz.

Ege benim arkadaşımdı. WhatsApp a girip Ege'ye yazdım.

Buse: *bir fotoğraf gönderdiniz*

Buse: "Bu hediyeleri sen mi gönderdin Ege?"

Ege: "Buse."

Buse: "Evet?"

Ege: "Evet. Evet ben gönderdim. Çünkü sana deli gibi aşığım Buse. Hayvan gibi. Köpek gibi aşığım."

Buse: "Ege. Seni arkadaşım olarak görüyorum. Ama benim sevdiğim var."

*dejavu*

Bunların aynılarını bana Batuhan yazmıştı.

Yaşadığım kaderi şimdi başkasına yaşatıyordum.